“BAYBURT’UN ASIRLIK HAYALİ İPEK DEMİRYOLU” KONFERANSI
Bayburt Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi salonunda gerçekleşen konferans öncesinde açılış konuşmasını Bayburt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gökhan Budak gerçekleştirdi. Budak, “Üniversite özgün ortamların, bilimsel verilerin değerlendirildiği ve bu verilerin halka sunulduğu yerler olmalıdır. Halkı ve şehrimizi ilgilendiren konularda bu tür konferanslar vermeye biz devam edeceğiz. Bundan dolayı daha önce söylediğim gibi bilimsel konferanslarımız üniversitede, kültürel konferanslarımızı ise kültür merkezinde gerçekleştireceğiz. Ama yoğun katılım oldu. Daha büyük salonlar üniversitemize kazandıracağız. Ben yoğun mesaisi arasında Bayburt’un bu çok önemli konusu için Bayburt’a gelen Fazıl hocama teşekkür ediyorum” dedi.

Konferans öncesinde bir konuşma yapan Bayburt Valisi Hasan İpek, “Bayburt şükürler olsun ki Kop Dağı deliniyor. Tüm Ortadoğu ve İran’a Karadeniz’in açılışı Bayburt’tan oluyor. Yine Salmakaş tünelimiz yapılıyor. Araklı’ya 80 kilometrede ulaşacağız. İnşallah bir üçüncüsü de proje çalışması devam ediyor. Çaykara-Of ve Uzungöl’e ulaşacak bir diğer tünelin çalışmaları da karayolu olarak Ulaştırma Bakanlığımız tarafından yapılıyor. Bunun dışında sayın Ulaştırma Bakanımız Bayburt ziyaretlerinde Gümüşhane ile ortak bir havaalanının da yapılacağı sözünü verdi. Bayburt tarihte “şeher” olarak adlandırılan ve bölgenin çekim merkezi haline gelmiş bir il. Bugün gerçekten Karadeniz’e Doğu, Ortadoğu ve İran’a ulaşacaksa Bayburt’tan geçmek zorunda. Şimdi hocam anlatacak, bakalım demiryolu da Bayburt’tan geçmek mecburiyetinde mi, değil mi, hep beraber dinleyeceğiz. İlim adamları dik durmazsa, dünyanın ve insanlığın gelişmesi mümkün değil. Fazıl hocada bir ilim adamı, kendilerine hoş geldiniz diyorum” diye konuştu.

Belediye Başkanı Hacı Ali Polat ise, demiryolu konusunun Bayburt gündemini 2-3 senedir meşgul ettiğini belirterek, “Fazıl hocamla işin başından beri irtibattayız. Kendisine panel sözüm vardı. Ama ben bilimsel konuların bilimsel mekânlarda konuşulması ve bilim adamlarınca takip edilmesinin çok daha doğru olacağına inandım. Bugünü bekliyorduk ve o gün geldi. Üniversitemize teşekkür ediyorum. Fazıl hoca Karadeniz’de tek başına bunun mücadelesini veriyor. Bilim adamlığı budur. Doğru bildiği yoldan bir adım sonrasında başına geleceğini düşünmeden ülke menfaatlerini savunmaktır. Hocamda bunu yapıyor. Kendisinin her konuda destekçisiyiz.”

ÇELİK: “BAYBURT’UN LOKOMOTİF PROJESİDİR”

Konferansta konuşan Fazıl Çelik ise, “Bundan tam 40 yıl önce inşaat mühendisi olarak Erzurum’da Karayolları teşkilatında göreve başlamıştım. Trabzon’a her gidiş gelişte otobüs Bayburt’un Saat Kulesi meydanı yakınında mola verirdi. Güzel Bayburt insanını o zaman tanıdım. Dede Korkut, Bayburtlu Zihni, İrşadi Baba’yı o zaman tanıdım. Bayburt 1 milletvekili ile temsil edilen küçük bir kent ama tarihi bir kent. Kültürümüzün yoğrulduğu bir yer. Denizle arasında tek engel Karadeniz dağlarıdır. O da geçilirse gelişmeye en açık ilidir.”
“Bugün burada Bayburt’un asırlık hayali İpek demiryolunu konuşacağız. Bayburt’un demiryolu tarihçesine kısaca girdikten sonra demiryolunun hayati önemini vurgulamaya çalışıp, şimdiye kadar Erzincan Erzurum demiryollarını Karadeniz’e bağlayan tarih boyunca yapılmış projeleri konuşacağız. Asırlık hayal desekte aslında 140 yıllık bir beklenti. Bayburt Osmanlı’dan beri demiryolunu bekliyor. Osmanlı’nın projelerinde Bayburt var. Atatürk’ün projelerinde Bayburt var. Son 5-6 yıldan beri Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin araştırdığı bir çok alternatif arasında en doğru güzergah olarak Bayburt gözüküyor. Sadece DLH’nın projelerinde Bayburt yok. Bayburt’un 140 yıllık hayali eski tabirle sükut-u hayale uğratılamaz. Ve uğratılmayacakta buna inancım tam.

Yeter ki Bayburt projesine sahip çıksın. Projenin en ekonomik proje olduğunu ve ülke menfaatlerinin en iyi değerlendirildiği proje olduğuna inansın. DLH’da Bayburt’u devre dışı bırakmak yeni değil. 1980’li yıllara dayanıyor. 1980’li ve 1990’lı yıllarda yaptığı proje ihalelerinde Bayburt yok. Demiryolu bilimsel olarak Bayburt’tan geçmiyorsa buna sözümüz olmaz. Ama Bayburt’un projeleri devlete birkaç milyon lira kazandırıyorsa o zaman Bayburt bunun arkasında durmalıdır. DLH kimdir. DLH devlete projeler hazırlayan, alternatif projeler sunan, devletin menfaatlerini gözetmekle görevli teknik bir genel müdürlük. Devlet Demir Yolları genel müdürlüğü ile de karıştırılmaması gerekir. İkisi de Ulaştırma bakanlığına bağlı ama DLH proje yapmakla yükümlü. Yeni ismi Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü. En doğru projeyi hazırlamakla yükümlü. Devlet Demir Yolları ise projeyi hayata geçiriyor. Güzergah tartışmaları Türkiye’nin her yerinde devam ediyor. Tartışmalara Ulaştırma Bakanımız sayın Binali Yıldırım çok net ve nokta koyan bir cümle kullanmıştır. Sayın Bakan, “Güzergahı coğrafya belirler” diyor. Yani güzergahı bilim ve ekonomi belirler. DLH tarafından yaptırılan projeyle ilgili itirazlar yaptığımda bildiğiniz gibi büyük yankılar oldu. Ve mecliste sayın bakana soru önergeleri verildi. Sayın Bakan verdiği cevapta “Güzergaha henüz karar vermiş değiliz. Araştırmalar devam ediyor.” Evet siyaset kurumu buna karar verecek. Ama henüz kazma vurmaya da çok vakit var. Yani Karadeniz demiryolu bağlantısı 2023’te gelirse, 2014’de temel atılacak sözleri ediliyor. Devlet bu projeye ne öderse ödesin eğer yanlışsa vazgeçer. Bu bir avam projesidir. Harcanan 2 milyon lira 80 metrelik demiryolu maliyetidir. Eğer Bayburt projesi 2 milyar lira ilk yatırım değeri olarak devlete tasarruf ettiriyorsa, o takdirde bu avam projeden elbetteki vazgeçer. Ve siyaset kurumu kara vermemiştir. Vereceğine de inanmıyorum.”

“Bayındırlık hesabı ile 2 milyar TL 40 bin konuta tekamül ediyor. 40 bin konut demek 4 kişilik ailelerle 160 bin nüfuslu şehir demektir. 5 kişilik ailelerle 200 bin nüfuslu şehir demektir. 200 bin kişilik bir şehir inşa edecek bir tasarruf sağlanıyorsa, 20-30 dairelik bir proje maliyeti bunun yanında solda sıfırdır. Bildiğiniz gibi projenin ÇED süreci devam ediyor. Buna da itiraz edildi. Bayburt Ticaret ve Sanayi Odası ve kendim tarafından itiraz edildi. Yanlış güzergahın ÇED’i mi olur diye. Bu projeleri DLH’ya tekrar gönderdik. Daha önce gönderdiğimiz projeler DLH’ya ulaşmamış. 2009’da gönderdim projeleri, gerek yok dediler. Daha sonra Başbakan’a gönderildi bu projeler. Son olarak Başbakan’a bir mektup daha yazdık. Ve projelerin DLH’ya gittiğini ve incelenmeye alındığını öğrendik. Geçen Şehircilik Kurultayı vardı Trabzon’da. DLH’dan katılan isimler oldu. Doğrulattım, projeler gitmiş ve inceleniyormuş. Bir karara varılacaktır.”

“Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti devleti içerisinde yer alan demiryolu ağlarının yaklaşık yarısını Osmanlı inşa ettiriyor. Osmanlı’nın yani Abdulhamit Han’ın projelerinde Bayburt var. Cumhuriyete geldiğimizde Atatürk döneminde yapılan projelerde Bayburt var. 1924’de Bayburt’un içerisinde yer aldığı kanunda çıkıyor. Atatürk’ten sonra demiryolu yapılmıyor. Devlette 1950’den sonra demiryolu yapılmadı denir ama istatistikler öyle değil. 1940-1950 arasında 371 kilometre, 1950-1960 arasında 448 kilometre, 1960’la 2000 aralarında 416 kilometre. Ama 50’lili yıllarda karayolu yapımına çok büyük bir hız veriliyor. Bu defa taşımacılık karayoluna kayıyor. Tabi karayolunu her tarafa götürebilmek daha kolay. Özellikle kırsal kesimin yoğun olduğu dönemler ve dolayısıyla taşımacılık karayoluna kaymayı daha uygun buluyor. Türkiye’de o zaman için yapılan hata demiryolu ve denizyoluna sırt dönülüyor. Karayolu hata değil. Diğer tüm ulaşım ağlarını besleyen temel sistemdir. Ama bütün taşımacılığı karayoluna yüklemek doğru bir politika değildi. 1980’li yıllarda DLH tarafından İstanbul Teknik Üniversitesi bir proje yaptırıyor. Ve güzergahı da belirliyor. Trabzon,Tirebolu, Gümüşhane, Erzincan ve Diyarbakır. 1983’te proje tamamlanıyor ve ekonomik bulunmuyor. 1990’lı yıllarda aynı güzergah tanımlanıyor ve yine ekonomik bulunmuyor. Tarihte demiryolu yapma iradesi gösteren üç lider var. Abdulhamit Han, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve 2000’li yıllara gelindiğinde de Recep Tayyip Erdoğan’dır. Bugün Türkiye’de 250 kilometre hızlı demiryolu hatları yapılıyor.”

“Cumhuriyetin 100. Yılına 2023 yılına 10 bin kilometre hızlı tren yolu ağı hesap edilmişti. Bu 10 bin kilometre demiryolu programında Karadeniz yok. Neden çok dağınık bir bölge. Sadece Erzincan-Trabzon arası bağlantısı söz konusu. 2009 yılında DLH yeni bir proje başlattı. Enteresandır bu DLH nasıl bir lobiyse ihale yine aynı. Trabzon-Gümüşhane-Tirebolu- Erzincan güzergahını belirliyor. Halbuki fizibil çalışmalarında tüm anternatifler, araştırmalar göz önünde bulundurulması lazım. Bu yönde de DLH’ya talimat veriliyor. Ama en doğru güzergah diye bugün ÇED toplantıları yapılıyor. Bence bu araştırma tamamen yanlıştır. Maliyet 7 milyar liranın üzerinde. Bu ihale yapıldığında KTÜ olarak çalışmalara başlamış ve alternatifler geliştirmiştik. DLH’yı arayıp daha önce yapılanların fizibil çıkmadığını, ve kendi çalışmalarımızı verebileceğimizden bahsettik hiçbir karşılıksız. Bize ‘gerek yok’ dediler. DLH’nın fizibilite yaptırdığı güzergâha ve içindeki tünel uzunluklarına ise akıl ermiyor. 6 yaşındaki torunumun eline kalemi ve kağıdı koyuyorum. Şuradan şuraya demiryolu yap diyorum. Denizden tünele girip Torul’dan çıkıyor 60 kilometre. 12 yaşındaki ablasına veriyorum kalemi. Trabzon limanı şurası, sen Değirmendere’den Maçka’ya doğru, çiziyor çizgisini Maçka’ya kadar tünel yok. Maçka’da 30 kilometre tünelle Torul’a çıkıyor. Bunun üzerine Başbakan’a 3 mektup yazdım. DLH bizim projelere bakmayınca medya gücünü kullanmaya başladık. Tabi ortalık karıştı. İlk mektubu paylaştım ortalık karıştı. Özellikle Giresun medyası ‘Haddini bil hoca’ diye manşetler attılar. ‘Sen Maçkalı mısın senin oradan geçiyor, sesini niye çıkarıyorsun’ dediler. Projemize desinler ki yanlış. Haksızlık karşısında, devletin 2 milyar tasarruf edeceği bir yerde memleketim Maçka’dan geçiyor diye susacak değilim. Dilsiz şeytan olmayacağım. Ya derler ki projeler yanlış bunu ispatlarlar, ya da bu can bu bedenden çıkar. Sonuna kadar Bayburt sahip çıkmasa da, ki sahip çıkıyor biz bunu takip edeceğiz.”

Bizim yaptığımız çalışmalarda en uygunu Erbaş ve Bayburt’taki Uğrak istasyonuna bağlantı 70 kilometredir. Bayburt ovalarından geçmekte problem yok, problem Doğu Karadeniz dağlarını geçmek. Osmanlı ve Atatürk’te bu güzergahtan geçmemiş. 40-50’li kilometrelik tüneller çıkıyor. Yeni bir yöntemle vadiden vadiye geçmeyi önererek tünellerin uzunluğunu 12 kilometre olmak kaydıyla düşürdük. Sultan Abdulhamit’in projesi Erbaş’tan başlıyor, Bayburt, Gümüşhane ve sonrası Tirebolu, Trabzon diye devam ediyor. Şimdi bizim yaptığımız alternatiflerle karşılaştıralım. O proje 247 kilometre. Bizim geliştirdiğimiz proje 163 kilometre. DLH projesi 7 milyar lira. Sadece Trabzon’a bağlantı 5.2 milyar lira. Bizim şu Erbaş bağlantılarımız 3 milyar lira civarında. Eğer Abdulhamit’in projesini uygulayıp Erbaş’tan Bayburt’a, sonrasında Gümüşhane ve İkisu’ya gelirsek140 kilometre.

DLH’nın projesinde İkisu’ya kadar 140 kilometre. Hangisinde daha çok tünel ve köprü var. Bayburt Gümüşhane’yi çalışmadık. Bayburt Üniversitesi’nden arkadaşlarla yapacağız inşallah. Gelirken öylesine Etüt yaptım. Bir kere 30 kilometre Bayburt’a giriş ova, Kelkit’ten Gümüşhane’ye gelmek çok daha zor. Bir tarafa atılan Abdulhamit Han’ın projesinin çalışmasını da yapacağız inşallah. DLH projesinde 16 kilometre, bizim hatta 5 kilometre köprü var. Biz diyoruz ki, gerek Sultan Abdulhamit’in, gerek Atatürk’ün, gerekse KTÜ’nün projelerinde DLH’nın iki kez yaptığı bu projelerden çok daha kısadır. Yapım, bakım ve çevre zararı çok daha azdır. DLH birde diyor ki, tarım alanlarına zarar vermemek için Bayburt ‘tan geçmedik. Bizim Başbakan’a yazdığımız mektuplar üzerine 10 sayfalık rapor hazırlamışlar. Projeleri istemeden adeta fal açarak rapor hazırlamışlar. Peki sizin şimdiye kadar yaptığınız tüm yollar yüzde 90 ovalardan geçmiyor mu? Bayburt’a gelince mi tarım alanları söz konusu oldu. Peki ey DLH Adapazarı, İzmit, Eskişehir, Ankara, Sivas, Erzincan, Erzurum, Aşkale, Horasan, Kars ovalarından geçmiyor musun? Karadeniz’e dağlı diye demiryolu konulmamış. Başbakan ‘Karadeniz’e bağlantı yapacağız’ dedi. Devletin 2 milyar lirasını toprağa gömmeye ne gerek var. Ben bu projenin uygulanmayacağına inanıyorum. Ulaştırma Bakanı ‘Biz henüz kara vermiş değiliz’ diyor. DLH’nın 10 sayfalık raporuna karşılık bir rapor daha yazdım. O rapora tekrar bu projeyi ekledik. Gümüşhane sosyal içerikliymiş.

Bayburt vilayet değil mi? Gümüşhaneli hemşehrilerim bana kızıyorlar. Gümüşhane 2 dağ arasına sıkışmış bir kasaba niteliğinde şehir. 100 sene geçse yine kasaba kalmaya mahkumdur. Gelişmeye müsait olamayan bir yerden tren geçmiş geçmemiş ne fark eder. ‘Bizim madenlerimiz var’ diyorlar. Ne madeni var, ne kadar? Araştırdık 110 kilo. Bunu çantasında taşır insanlar. ‘Bizim başka madenlerimiz var’ dediler. Pekala Gümüşhane’ye demiryolu istiyorsak, Başbakan’a da mektupta belirttim. Bayburt Uğrak istasyonuna Gümüşhane’yi bağlarız, 60 kilometre. Tirebolu’ya istiyorsanız, Bayburt’tan Trabzon’a gider, ordan Tirebolu’ya bağlanır. Bunların maliyeti ise 6 milyar lira. Mevcut proje ise 7 milyar lira. 1 milyar lira yine devletin karı oluyor.

Bunu Başbakan’ yazdığımda DLH 10 sayfalık bir falname yazmış bana. Teknik insanlarla dolu bir genel müdürlük DLH. Diyor ki, ‘Fazıl hoca kuş uçuşu mesafe veriyor. Ben demişim ki Trabzon’u Trebolu’ya 80 kilometreyle bağlarız. Gümüşhane’yi de Bayburt’a 60 kilometreyle bağlarız.’ Açmışlar karayolu haritasını, toplamışlar karayolu kilometresini. Gümüşhane-Bayburt 60 değil fazla çıkıyor. Ve yorum yapıyorlar, ‘Demiryollarında eğim çok düşüktür. Ve karayolundan daha uzundur. Böyle bilim adamlarının koyamadığı genel-geçer bir kural koyuyorlar. Bizde tabiî ki bu gülünçlüğü onlara izah eden bir rapor verdik. Ulaşım mühendisliğinin ve bilim adamlarının yapamadığı genel-geçer bir kuralı getirmiştir sayın raportör. Ve bu kurala bilim ödülü vermek lazım. Sayın raportör bunu yazmadan elinin altındaki İTÜ tarafından yapılan projeye baksaydı görürdü ki Tirebolu istasyonu ile Trabzon arasındaki mesafe uzunluğu sadece 77 kilometredir. Ben 80 kilometre demişim. Son gönderdiğim rapora ise cevap gelmedi. Bizim mektuplar ortaya çıktıktan sonra Giresun Üniversitesi bir çalıştay düzenledi. Her yerden bilim adamı çağırdılar. KTÜ’den de çağırdılar. Çağırmadıkları tek adam ben. İçlerinde bir demiryolcu yok. Profösörler öyle bir bildiriye imza attılar ki akıl ermiyor. Teknik ve ekonomik gerekçe yok. bu güzergah ‘Tirebolu’dan Trabzon’a bağlanmalıdır.’ Sebep Kürtün ve Özkürtün Türkiye’nin en fakir ilçeleriymiş. Tirebolu’yla Trabzon arasında birbirine eklenmiş çok sayıda ilçeler ve kasabalar var, bunlarında gelişmeye ihtiyacı var. İmza tüm profösörler ve üniversite adına içler acısı bir açıklama.

Neden bahsediyoruz, adım başı duracak dolmuştan mı bahsediyoruz. Hızlı Tren bir şehirden kalkar, başka bir şehirde durur. En kısa mesafe 50-60 kilometredir. O hıza gelmek için 10 ilçe geçer. Senin Kürtün dediğin veya sahil boyunca saydığın kasabalar uçağa nasıl bakıyorsa hızlı trene de öyle bakar. Burada önemli olan istasyondur. Demirözü ve Aydıntepe’de istasyon yoksa bu hızlı tren sadece gürültü ve sıkıntıdır. Ama Bayburt’un önünü açacak en önemli projede budur. Bütün yatırımları üzerine çekecek olan budur. Gümüşhane’den geçse, istasyonda olsa çok fazla gelişmez orası. Çünkü 2 dağ arasına sıkışmış bir yer. Ama Bayburt öyle değil. Bayburt’un lokomotif projesidir.”

“Bizim projelerimiz gönüllü olarak yapılan projeler. DLH desteği yok. 1.7 milyon parası da yok. 5-6 yıldır yapılan araştırmalarda ortaya çıkan güzergahlar. Bu sürede sadece kırtasiye masrafı olarak bir iki maaşım gitmiştir. Bu çalışmalar menfaate dayalı yapılan çalışmalar değildir. Sayın Başbakan’a bu anlatılsın inanıyorum ki bu Bayburt’tan geçer.”

Konferans sonunda Belediye Başkanı Hacı Ali Polat, Bayburt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gökhan Budak ve Bayburt Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Yumak tarafından Prof. Dr. Fazıl Çelik’e çeşitli hediyeler takdim edildi.

Bayburt Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Yumak, projede emeği bulunan KTÜ Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Şeref Oruç’a teşekkür ettiğini kaydederek, ekonomik olarak başta olmak üzere her türlü konuda yardımcı olacaklarının sözünü verdi. Prof. Çelik ise çalışmaların hepsinde Şeref Oruç hoca ile birlikte yaptıklarını ve kendisinin süreçte var olduğunu söyledi.

Bayburt Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi salonunda gerçekleşen konferansa Bayburt Valisi Hasan İpek, Belediye Başkanı Hacı Ali Polat, Bayburt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gökhan Budak, İl Genel Meclisi Başkanı Raci Bayrak, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Yumak, Ak Parti İl Başkanı Yusuf Elçi, CHP İl Başkanı Hasan Türker, MHP İl Başkanı İdris Aydın, kurum amirleri, STK temsilcileri, öğretim üyeleri, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.
"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.