İHRACATÇI İHRAÇ EDİYORUZ!
Trabzon Ortak Akıl toplantısı geçtiğimiz hafta içerisinde yapıldı. Dünya Gazetesi, Garanti Bankası ve Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası işbirliğinde gerçekleştirilen toplantıda, TTSO Yönetim Kurulu Başkanı Suat Hacısalihoğlu ve Meclis Başkanı Ali Osman Ulusoy’un yaptığı konuşmaların ardından 9- A. Hamdi Gürdoğan (Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Başkan), Sabit Sabır (Sabırlar Fındık), Sebahattin Arslantürk (Arslantürk Gıda), Şeref Bektaşoğlu (Bektaşoğlu Gümrük), Mehmet Akif Özak (Politek-Yapısun), Mustafa Beyazlı (Beyazlı Otomotiv), Yalçın Orhan (Or-Na İnşaat), Mustafa Yaylalı (İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı), Celil Hekimoğlu (Hekimoğlu Döküm), Metin Kazancıoğlu (Kazancıoğlu Kömür), Semih Melek (Kiler Grubu) ve Recep Ergenç (Trabzon Sanayici Ve İşadamları Derneği) sektörleriyle ilgili konuşma yaparak değerlendirmelerde bulundular.


Ahmet Hamdi Gürdoğan  (DKİB) Yönetim Kurulu Başkanı

Doğu Karadeniz İhracatçıları Birliği (DKİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan ise Trabzon’un en büyük kazanımlarından birisinin ihracatçı kimliği olduğunu vurguladı.

“Biz ihracatçı ihraç eder hale geldik”

“Biz şu anda Trabzon’da ihracatçı ihraç eder duruma geldik” diyerek konuşmasına başlayan Gürdoğan, “Ama biz ihracatçılarımızı başka illere ihraç ettik. Şöyle ki; bugün bizim 25 tane gemimiz var. Trabzon’da ihracatçıların 450-500 milyon dolarlık bir ihracat rakamı var ama bu rakam kanun çerçevesinde burada ve Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği’nin de burada olması sebebiyle burada görülüyor. Gemilerimizin her biri şu anda Samsun’dan kalkıyor” dedi.

“Trabzon en çok ihracat yapan iller sıralamasında 15. sıraya yükseldi”

Trabzon’un 2010 yılında ihracatta ilk kez 1 milyar dolar seviyesinin üzerine çıktığını hatırlatan Gürdoğan, 2011 yılında da yüzde 12 artışıyla Trabzon’dan yapılan ihracatın 1 milyar 102 milyon dolar seviyesine çıkararak tarihi bir rekor kırıldığını ve Trabzon’un 81 il arasında 15. Sıraya yükseldiğini ifade etti.

Türkiye’den yapılan yaş sebze-meyve ihracatının yüzde 15’i, Rusya Federasyonu’na yapılan yaş sebze-meyve ihracatının ise yüzde 40’ının, Türkiye geneli fındık ihracatının ise yüzde 38’inin Trabzon ilinden gerçekleştiğini kaydeden Gürdoğan, “Ayrıca altını çizerek söylüyorum. Madencilik ürünleri ihracat sıralamasında Trabzon son yıllarda hızlı bir şekilde artış göstermektedir. Türkiye genelinde ihraç ürünler arasında maden ürünleri arasında bölgemiz Türkiye genelinde üçüncü sırada yer almaktadır” diye konuştu.

Gürdoğan, otomotiv sektöründe de 2011 yılında yüzde 88 oranında bir artış ile 40 milyon dolar tutarında yedek parça ithalatının gerçekleştiğine dikkat çekti.

“Trabzon Karadeniz Bölgesi’nin en çok ihracat yapan ilidir”

Trabzon’un 18 ilin yer aldığı Karadeniz Bölgesi’nde en çok ihracat gerçekleştiren il olduğunu belirten Gürdoğan, “Trabzon bu performans ile Karadeniz Bölgesi’nin ihracatının yüzde 32’sini tek başına gerçekleştirmektedir. Tekrar söylüyorum, bu firmalarımızın bir çoğu Trabzon’da değil, kanuni merkezi burada ama hala Trabzon ihracatçılığını gerçekleştirmek için uğraşıyorlar. Gidin Antalya’ya, gidin Alaşehir’e, gidin Manisa’ya orada fabrikaları var ama merkezleri burası” dedi.

“Sochi Limanı’nın kapanması ticareti derinden etkiledi”

2011 yılında Trabzon’dan 111 değişik ülkeye ihracat yapıldığını, en fazla ihracat yapılan ülkelerin ise Rusya Federasyonu, Almanya, Fransa ve İtalya olduğunu dile getiren Gürdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Ancak Trabzon, ihracatta görülen bu performansa rağmen, dış ticaret alt yapısı açısından her geçen gün kan kaybetmekte. İhracatı gerçekleştirilen ürünlerin büyük bölümünün bölge içinde üretilmemesi ihracat faaliyetlerinin diğer il ve limanlardan gerçekleştirilmesi nedeniyle ihracattan gelen katma değerin şehre katkı yapmasını engellemektedir. Geçmiş yıllarda, özellikle Sovyet Rusya’nın dağıldığı 90’lı yıllarda Trabzon ili ülkemizin Avrasya ve Asya coğrafyasına açılan kapısı işlevini görmekteydi. Bu durum 2010 yılına kadar aralıksız bir şekilde sürmüştür. Bu sayede ihracatçılarımıza ait 25 adet gemi, feribot ve ro-ro gemisinin Trabzon limanı üzerinden Rusya’nın Sochi Limanına tarifeli sefer yaparak ihraç yükü taşıması Trabzon iline büyük ekonomik katkı sağlamaktaydı.  Ancak, Sochi Limanının 2010 yılı Eylül ayından itibaren kapanması nedeniyle bu ihracatımız tamamen durmuş durumda. Sochi Limanının kapanması sadece ihracat değil, turist taşımacılığı da bitmiş durumda. Yani 100 bin ile 55 bin arasında turist gelen giden sayısı şu anda yok. Trabzon Limanından bugün itibariyle yolcu beraberi dediğimiz, yani yaş sebze ve meyve ihracatının dışında Sochi’ye giden hiçbir yük gemimiz yok. Yani mal gönderemiyoruz. Sochi Limanına alternatif olarak bizler Adler Limanı ile anlaşma yaptık ama bu anlaşma Rusya’da kapandı. Direkt Başbakanımıza bunu anlattık. Oradaki siyasi konulardan dolayı limanın açılması, anlaşmayı imzalamamıza rağmen gerçekleşmedi.” 

“Bölge limanlarının demiryoluna bağlı olmaması büyük dezavantaj”

Bölge limanlarının demiryoluna bağlı olmamasının dış ticarette yaptığı olumsuz etkilere dikkat çeken Ahmet Hamdi Gürdoğan, “Trabzon’un hinterlandındaki bölge illeri ile baktığımız zaman coğrafi olarak limanlarımızın sahilden demir yoluna bağlanması gerekmektedir. Türkiye’de demiryolunun kullanım oranı yüzde 1. Ama BDT ülkelerine baktığımız zaman demiryolunun kullanım alanı yüzde 65’leri buluyor” dedi.

“ İhracatçılar aileleriyle birlikte Trabzon’dan gidiyorlar bunu konuşmak lazım”

Trabzon’da en büyük girdinin ihracat olduğunu savunan Gürdoğan, “Ben iddia ediyorum, 1 milyar 148 milyon dolar bir girdi Trabzon’da başka hiçbir yerde yoktur. Kamu yatırımlarını da toplasanız bu kadar değil. Bu büyük girdiyi yapan ihracatın en önemli sorununun lojistik olduğunu görüyoruz. Lojistikteki bizim avantajlarımız, Sochi’nin kapanmasıyla Samsun’a kaydı, Novorossik’e, Yenice’ye kaydı. Ama bunlar gözden kaçıyor. 2023’de bitecek olan projeler tartışılıyor. Ama 450-500 milyon doları getiren ihracatçının Samsun’a gitmesi Trabzon’da gündem oldu. Bu ihracatçı, gemisi ile gitti, çalışanları ile gitti, evleriyle gitti, araçlarıyla gitti. Giden sayı 5 bin kişi. Ama bu hiç Trabzon’da tartışılmıyor. Bunları görmemiz her şeyden önce ilimizin ihracatla ilgili olan, lojistikle ilgili olan sıkıntıları dile getirmemiz lazım. Burada iktidarı ile muhalefeti ile bu bağlamda herkesi görevini yapmaya davet ediyoruz. Biz ihracatçılar olarak her şeyi söylüyoruz, 110 ülkeye ihracat yaptığımızı söylüyoruz, rakamları söylüyoruz, ama sıkıntıların giderilmesi noktasında bir fikir birliği Trabzon’da şu an için hala yok. Çünkü giden 500 milyon dolar gibi rakam gitmiş, kimsenin haberi yok. Samsun’a gittim iki hafta önce bütün gemiler arka arkaya sıralan girmiş, arkadaşların çoğunun evleri, sistemleri daha kurulmamış, iptidai yerlerde bürolarda kalıyorlar. Burada evine gidip gelenler de var. Artık Trabzon’u terk etmemek için herkes fedakârlık yapıyor. Ama bu fedakârlık nereye kadar. Onun için bizler, sivil toplum örgütleri ve bölge siyasetçileri olarak her türlü ve bu sorunlarda açılabilmesi için neler olduğunun altını çizmemiz gerektiğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.



Şeref Bektaşoğlu (Bektaşoğlu Gümrük)


İhracatçı Şeref Bektaş ise konuşmasında Trabzon Limanı’nının kapasitesini ve Sochi Limanının kapanması dolayısıyla yaşanan gelişmeleri ele aldı. 

“Trabzon Limanı’nda yer bulamıyoruz”

Serbest Bölgede 300 bin ton mal elleçlemesi yaptıklarını kaydeden Bektaş, “Trabzon Limanında bugün kapalı olarak serbest bölgesi dahil 100 metrekare yer bulamazsınız. Kiralık bulamazsınız bir defa bunu bilmelisiniz. Trabzon boş olan serbest bölgede şu anda 120 tane insan çalışıyor ve 300 bin ton mal elleçliyorlar. Bu nedir? Buğday, nohut, mısır, kepek Rusya’dan, Amerika’dan, Kanada’dan 15-20 bin tonluk gemilerle geliyor, burada 25 kiloluk poşetlerde poşetleniyor. Artı Avrupa’ya da konteynere dökme buğday dünyada ilk defa gerçekleştiriliyor. Avrupa ülkelerine dökme buğday, un, mısır gönderiliyor” dedi.

“İran ticaretinde nakliye problemleri var”

İran’a yapılan ticarette nakliye problemlerinin bulunduğunun altını çizen Bektaş,  şunları kaydetti:

“Bugün İran’a 110 dolar ton başına fiyat veriyorsunuz TIR gitmiyor, bulunamıyor. Başkanın dediği gibi mazottan kaynaklı, ÖTV ve KDV’nin mazotun pahalı 3-4 bin lira oluşundan kaynaklı. İran TIR’larını kullanmak istedik. İran TIR’ları geliyor ama onların derdi yani İran’ın derdi Türkiye’den trans ticareti yapmak değil, Türkiye’den, Trabzon’dan İran’a mal gitmesi değil, yaş sebze ve meyvesini Trabzon üzerinden Rusya ulaştırmak. İran’ın derdi bu, başka bir derdi yok. Yoksa Hazar Denizinden gemiyle birlikte indiriyor onunla ilgili bir sıkıntı yok.”

“Sochi Limanının kapanması faaliyetleri Samsun Limanına kaydırdı”

Sochi Limanının kapanması dolayısıyla işlerin Samsun Limanına kaydığını anlatan Bektaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Kuru yük ve Ro-Ro olarak 36 gemi Samsun’da çalışıyoruz. Yaklaşık 6 bin 500 TIR’la beraber bu hareketi sağlıyoruz. Bütün Samsun Limanında bugün arabanızı park edecek yer bulamazsınız. Ama bunun sebebi de Sochi’nin kapanması. Bir alternatif limanımız da Novorossiyk. Ancak Novorossiyk daha kuzeyde kaldığı için çok soğuk ve donuyor. Bunun yanında bir de Tuapse var, yani Trabzon’a en yakın liman. Trabzon’un karşısı Sochi ise, Giresun, Ordu’nun karşısı da Tuafse limanı. Tuafse limanına gittik heyet olarak, yol problemi var dediler, 11 metreden daha uzun TIR geçişi yasak olduğu için şehir dışından yükledik. Şehir dışına domatesi salatalığı biberi patlıcanı taşıyoruz. Orada TIR’larla beraber Sibirya’ya kadar, Moskova’ya kadar gönderiyoruz.”

“Antrepo olmadan lojistik olmaz”

“Trabzon’da lojistik merkez kurulması için ki özel antrepo olmalı, antrepo olmadan hiçbir lojistik yer çalışmaz. Neden çalışmaz? Deniz yoluyla bir mal yurt dışından geldiği zaman 45 gün, karayoluyla geldiği zaman 20 gün içerisinde ülkeyi terk etmezse devlet malı olur. Bu kimin malı olduğu önemli değil. İranlının da Türkün de fark etmez. Rejim beyanında bulunmadığı zaman devlet malı olur. Dolayısıyla özel antrepo olmadığı sürece hiç kimse buraya lojistik olarak bir malını getirip de bir başka ülkeye sevk etmeyi düşünmez. Buna da en az 50 bin metrekare kapalı olan, 50-60 bin metrekare açım alan gerekli.”

“Özel antrepoyu herhangi bir ticaret ve sanayi odamız da açabilir, herhangi bir sivil kuruluş da açabilir. Bir defa Trabzon’da en büyük problem arazi. O yeri teminata bağlıyorsunuz, tel örgü içerisine alıyorsunuz, bakanlığın vermiş olduğu bazı maddeler var. Teminata bağladıktan sonra özel antrepoyu açıyorsunuz. Ama ne yazık ki Trabzon da hiçbir özel antrepo yok. Özel antrepo olmadığından dolayı bugün serbest bölge kullanılıyor. Serbest bölgelerin hiçbir avantajı kalmadı şu anda. Sadece özel antrepo olmadığından dolayı serbest bölge kullanılıyor. 

“Bürokrasi işlerimizi olumsuz etkiliyor”

“Buradaki en büyük problemlerden birisi de bürokrasi. Bugün çok örnek vereyim size bir gemi geliyor 5 bin ton buğday gemisi, mısır gemisi bu analiz yapmak için zirai karantinaya tarım il müdürlüğüne gittiğimiz zaman gemiden numune alınıyor, Ankara’ya, İstanbul’a, Antalya’ya, Mersin’e numune gidiyor ve bunun sonucunun gelmesi 4 gün. Bu 4 gün demek geminin açıkta alargada bekletilmesi demek. 4-5 bin tonluk bir geminin günlüğü nerden baksan 5 bin dolardır. Bu da 20-25 bin dolar maliyet demektir. Yani akredite edilmiş olduğu halde tarım il müdürlüğümüzün laboratuarları analizleri yapmıyor ya Samsun’a gönderecek, ya İstanbul’a gönderecek, ya Mersin’e, ya Antalya’ya gönderecek. Yani burada bürokrasi inanılmaz kötü. Bürokrasiyi aşmak lazım.”

“Rusya ile ticaretimizi, siyaset etkiliyor”

“Rusya’da 20 yıldır ihracat yapıyoruz. Toplantılarda kimse bunu açıkça söyleyemiyor ama bugün bizim aramızda Rusya ile küçük bir problem olduğu zaman Rusya diyor ki ‘Dur kardeşim geçemezsin’ Domatesini gümrükten 5 günde çıkarttın. Tamamen siyasi bir şey. Bugün biz 45 cent beyan ettiğimiz domatesi ihracatçılar birliğimizle beraber onaylatıp gümrük çıkış beyannamesiyle -ki dünyada aynı tip beyannameyi kullanıyoruz- Rusya’ya gittiğimiz de Ruslar diyor ki, ‘30 cent beyan edeceksin.’ Halbuki 45 sentten vergiyi daha fazla vereceğiz. Hayır diyor 25 cent beyan edeceksin, 30 cent beyan edeceksin. Sebebi ne biliyor musunuz? Bizim beyan ettiğimiz rakamdan paramızı geri getirememek orda kalması. Adam diyor ki yüzde 30’u en az burada kalacak, burada yatırım yapacaksın. Parayı Türkiye’ye getirme şansınız bankadan transfer etme şansınız sıfır. Biz bunu defalarca Ankara’ya bildirdik ama buradaki düzenlediğimiz ne Euro 1 belgesini, ne gümrük çıkış beyannamesini kaale almıyorlar”



Trabzon Sanayici ve İşadamları Derneği (TSİAD) Genel Sekreteri Recep Ergenç


Trabzon Sanayici ve İşadamları Derneği (TSİAD) Genel Sekreteri Recep Ergenç ise konuşmasında kalkınma ve gelişmenin kamu, özel ve sivil sektörün ortak hareket etmesine bağlı olduğunu dile getirdi.

“Bugün Türkiye artık yeni bir rota belirledi ve kalkınmasını kalkınma ajanları üzerinden yürütmeye karar verdi” diyen Ergenç, “26 kalkınma ajansı kuruldu. Bunlardan bir tanesi de DOKA. DOKA erken çağrıya çıkabilmek ve para dağıtabilmek için hemen kendi içinde bir vizyon ve revizyon belirledi, öncelikleri belirledi. Bu çalışmaların hiçbirinde bulunamadık. Ben bulunamadım, derneğim bulunamadı, başkanım bulunamadı ya da bizi davet bile etmediler” dedi.

“Kamu, özel ve sivil sektör uzlaşması sağlanmalı”

Kamu, özel ve sivil sektörlerin uzlaşması olmadığı zaman farklı yönlere giden güçlerin ortak bir strateji belirleyemediğini savunan Ergenç, şunları ifade etti:

“Dolayısıyla bizim asıl sorunumuz amiral birliğimizin rotasının nereye doğru gittiğini iyi saptamaya bağlıdır. Ya ortak bir strateji etrafında bir güç oluşturacak ya da biz farklı yönlere giderek güçlerimizi dağıtacağız ve bu dağılan güçlerle de zaman zaman çok ses çıkarmamıza rağmen, yol alamayacağız. Herkesin ortak şikayeti de budur sanırım. Dolayısıyla kamu, özel ve sivil sektörlerin bu diyalog yetersizliği ya da diyalogdaki problemler nedeniyle hiç kimse gardını indirmeden yukarıda tutarak bu ülkenin ya da bu ülkenin bir bölgesinin nasıl gelecek hayali kurduğunu oturup düşünmesi lazım. Şimdi bizim ilk düzeltmemiz gereken şey bu vizyondur. Maalesef organize olamadık henüz. Organize olamadığımızdan kastım şudur: Bu kentin ya da bölgenin stratejisini kamu personeli oturdu belirledi. Biz böyle gidiyoruz, diyor. Bizde itirazımız var işin doğrusu, böyle gitmemeli. Çünkü sorunlar var.”



Celil Hekimoğlu (Hekimoğlu Döküm)


Hekimoğlu Şirketler Grubu Başkan Yardımcısı Celil Hekimoğlu konuşmasında ‘Trabzon’da sanayi olmaz’ iddiasına karşı çıkarak gerekli şartların oluşturulması durumunda Trabzon’da sanayinin olacağını savundu.

“Trabzon’da sanayi bal gibi olur”

Hekimoğlu, ‘Trabzon’da sanayi olmaz’ şeklinde bir argüman üretildiğine dikkat çekerek şöyle konuştu:

“Ben buna şiddetle karşıyım. Şu masanın etrafına şöyle bir baktığımız zaman bu arkadaşlarımızın büyük bir çoğunluğu sanayici zaten. Ama nasıl bunlar tarım sanayisinde var, gıda sanayisinden insanlar var. Sabırlar, Oltanlar, Arslantürk’ler sanayici değil mi? Aslantürk de sanayici, Mehmet Akif Özak da sanayici, öyle değil mi arkadaşlar? Demek ki hepimizin hamurunda sanayi var.”

“Sanayi sektörünün önünde arazi ve enerji problemleri var”

“Trabzon’un genlerinde bir ticaret özelliği var. Ticareti çok seviyoruz biz. Sanayi için kendimizi çok fazla hazırlamadık ama Trabzon’da ben şöyle söylemek istiyorum: Trabzon’da sanayi bal gibi olur, olmalıdır da ve zaten var. Sanayi için sıkıntılarımız vardır, nedir onlar? Öncelikle sanayide araziye ihtiyacımız var. Trabzon’da bu bir sıkıntıdır. Ama aşılamaz mı, işte biz aştık. Nasıl yaptık? 50 dönümlük bir kayalığı kırdık, orada bir yer yaptık. Yaptığımız doğru muydu, doğru değildi. Ama yaptık. Öyle bir enteresan mücadeleye girdik ve bunu yaptık.”

“OSB’leri amacına uygun kullanmalıyız”

“Trabzon’da 3 tane OSB’de 179 tane sanayi parseli var. Demek ki 179 tane sanayi parseli içinde 179 tane sanayi sitesi çıkar. Ama biz bu tesislerin büyük bir çoğunluğunu maalesef sanayinin dışında, depo, antrepo vs. şeylerle işgal ediyoruz. Ayrıca buradaki yapılanmalar bence çok doğru değil. Çünkü bir sanayi kuruluşunun yatırım yapılabilmesi için daha büyük arazilere ihtiyaç var. Biliyorum yapılan yeni Vakfıkebir ve Şinik’teki araziler küçük. Yani 20 bin metrekare, 25 bin, 30 bin metrekare, bunlar yetmiyor. 50 binlik, 100 binlik parsellere ihtiyaç var. Planlamaların çok daha doğru yapılması halinde ve yeni araziler yaratılarak Trabzon’da sanayi çok iyi bir şekilde yapılabilir. Önce bu yanlışı kırmak istiyorum. Sayın Başkanımdan da rica ediyorum, her ikisinden de. Kendileri gerçekten de bize her platformda destek oluyorlar. Ama şu Trabzon’da sanayi olur, bunu bilin. Ama büyük sanayi olmaz. Bu ayrımı yapalım. Trabzon’da büyük sanayi olamaz, doğrudur. Çünkü çok eksiklerimiz var bu anlamda. Ama Trabzon’da orta ve küçük ölçekli sanayi çok iyi bir şekilde geliştirilebilir.”

“Enerji sorunu yüzünden büyük bir yatırımı gerçekleştiremedik”

“Geçen yıl çok ciddi bir yatırım yapmak istedik. Bu amaçla da Kastaş diye bilinen araziyi satın aldık. Niye? Yatırımcıyız, yatırım yapmak istiyoruz. Şehrimizde istihdamı artırmak istiyoruz. İhracatı artırmak istiyoruz. Yapalım bir yatırım daha dedik. İşimiz de iyi çok şükür. Pazarımız var. Şu anki tesisimiz çok şükür üç vardiya tam kapasite çalışıyor, önü de açık. Dedik yeni bir yatırım daha yapalım. Enteresan bir şekilde bu yatırım yerini aldık, 125 dönümlük bir arazi bu. Trabzon’da böyle yerler çok az var. Fakat karşımıza enerji problemi çıktı. TEDAŞ’a gittik, başvurduk, ‘Bu bölgede enerji yok, veremeyiz’ dediler. Bizim orada kurmak istediğimiz bir döküm fabrikası, yaklaşık 25-30 megawatt enerjiye ihtiyacımız var. Trabzon’da TEDAŞ’ın merkez enerji santrallerinde yaklaşık 150-200 megawatt fazla enerji var. Öyle de bir sıkıntı yok. Fakat bizim hatlarımızda, yani Maçka hattında hat yetersiz olduğu için elektrik yok. Biz de bu yatırımımızı dondurmak zorunda kaldık. Halbuki biz bu yatırımı yaparken, bir Alman firması ile işbirliği yapmıştık. Çok büyük firma idi. Yaklaşık yılda 2 milyar dolar cirosu olan, bu petrol tesislerine, doğalgaz tesislerine vana yapan, bu bizim Bakü-Ceyhan boru hattına, bütün büyük projelere parça yapan, şu an Avrupa’da 9 tane döküm fabrikası olan bir firma ile işbirliği yapacaktık. Bütün anlaşmaları yapmıştık, çok güzel bir yatırım olacaktı Trabzon için. Sadece ve sadece enerji sorunu dolayısıyla biz bunu yapamadık. Maalesef ben TEDAŞ’a üç-beş defa gittim. 3-4 yıl içerisinde de bu bölgede bir enerji alma ihtimalimizin olmadığını öğrendim. Orada bir trafo merkezi projesinin olmadığını öğrendim. Belki ilerde gelecekte Galyan projesi bittiği zaman inşallah Galyan’dan doğan enerji orayı destekleyecektir diye düşünüyorum.”

“Yetişmiş, lisan bilen mühendis bulamıyoruz”

“Üniversite ile işbirliği yapamıyoruz. Maalesef üniversitedeki teknik bölümlerimiz bir türlü bizimle işbirliğine yanaşmıyor. Biz derken geneli kastediyorum. Yani mesela bir Makine Mühendisliği bölümü var, inşaat mühendisliği bölümü var, fakat buralarla bir türlü işbirliği yapamıyoruz. Çok uğraştık. Mesela makine mühendisliği bölümü ile beraber ortak bir işbirliği yapmaya kalktığımız zaman yapamıyoruz. Kapıları bir türlü aşamıyoruz. Yetişen talebelerle ilgili sıkıntılarımız var. Çocuklarımız özellikle bu çağda İngilizce bilmiyor. Artık bizim yaptığımız şey ihracata dayalı, yurtdışına iş yapmamız lazım. Bütün mezunlar lisan bilmeyen arkadaşlarda sıkıntılarımız var. Fakat ben kesinlikle ümitliyim. Yine de bütün bunları söylerken. Trabzon’da sanayi alanında yapacak çok işimiz var ve hiçbir engelimiz yok diye düşünüyorum.”



Akif Özak (Politek-Yapısun)


İşadamı Akif Özak da konuşmasında yatırımlara verilen devlet desteklerinin yetersiz olduğunu ifade etti.

“Trabzon’da yatırım yapmak çok zor”

Bir sanayicinin yatırım yaparken bazı kriterleri dikkate aldığını ve buna göre karar verdiğini söyleyen Özak, “Yatırımcı yetişmiş eleman, enerji, pazara ve hammaddeye uzaklık kriterlerini dikkate alarak yatırımını yapar. Bunların hangisi var Trabzon’da. Arazi yok, enerji yok, yetişmiş eleman yok. Hammadde uzağız. Pazara uzağız. O açıdan diyorum ki Trabzon sanayici açısından çok zor bir şehir.”

“Her sektörde kalkınma olmaz, kilit bir sektör belirlemeliyiz”

“Hem sanayide, hem turizmde, hem eğitimde, hem sağlıkta yani her sektörde bir numara olunmaz. Bu nedenle biz birkaç sektöre odaklanmalıyız. Birkaç tane kilit sektörü seçip de buna hem siyasiler hem işadamları hem sivil toplum örgütleri gündeme getirir.”

“Teşvikler yetersiz”

“DOKA’nın su ürünleriyle ilgili bir toplantısına katıldım, teşvik verdiler. Su ürünleri Trabzon’da çok önemseniyor. Desteği anlattılar 200 bin TL civarındaydı. Bugün bir tane soğuk hava tesisi kurmaya kalktığınızda ki büyük ölçekli olmasına gerek yok yaklaşık 2 - 2,5 milyon dolarında. Verilen destek 200 bin TL.  Zaten bu kesimin sermaye ihtiyacı var. Birkaç kişi bir araya gelip bir şey yapamıyoruz bu da bizim dezavantajımız. Dolayısıyla sermaye eksiğimiz var verilen destekler yetersiz.”

“Ürünleri işleyerek ihraç etmeliyiz”

“Yaklaşık 4,5 seneden beri biz su ürünleri sektöründe faaliyet gösteriyoruz.  Yaptığımız iş Karadeniz balığını işleyerek yurt dışına ihraç etmek. Biz 2007’de tesisi kurduğumuzda burada 3-4 tane daha tesis vardı. Onlar hala soğuk hava deposu olarak kullanıyor. Hamsi balığı donduruluyor ve başka bir işlem yapılmadan iç pazarlara gönderiliyor. Veya yine bir işlem yapmadan Avrupa’ya gönderiliyor oradaki müşterimiz de bizim gurbetçimiz. Avrupalıya ürün yediremiyoruz niye çünkü katma değeri yok. Sektöre girince bu boşluğu hissettik. Bazen öyle zaman oluyor ki biz iç pazarda daha pahalı hamsi yiyebiliyoruz yurt dışındaki müşterilerimiz bizden çok daha ucuza hamsi yiyebiliyor. Türkiye’de ilk defa hamsiyi el değmeden işleyebilecek makinelere sahibiz. Bunun çok daha ileri seviyelere götürülmesi gerekir.” 



İnşaat Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Mustafa Yaylalı


İnşaat Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Mustafa Yaylalı, sanayi için ihtiyaç duyulan arazinin üretimi ve limanın konumuyla ilgili konuştu, Trabzon gibi geçmişi olan bir şehre sınırlayıcı kimlik verilmesini eleştirdi. 

“Trabzon’daki sanayicileri tebrik etmek lazım”

Trabzon’da sanayicilerin oldukça zor şartlarda çalıştıklarını dile getiren Yaylalı, “Trabzon’da sanayiciler yapılmaması gereken bir işi yapıyorlar. O yüzden tebrik ediyorum. Bizim arazimiz çok kıymetli. Sanayicinin lojistik açıdan sıkıntısı var. Ürettiği malı satmak bir maliyet. Ham maddeyi temin etmek bir maliyet. Araziyi temin bir maliyet. Ama bu kentin de bir şansı var. Bu kentin çok hevesli sanayicileri var.  Sanayi heveslisi insanları var. Biz bunu fırsata nasıl çeviririz diye düşünmek lazım” dedi.

“Trabzon kentine bir kimlik konulması doğru değil”

“Önce şeye katılmadığımı söyleyeyim. Kentin vizyonunda, kente bir kimlik konmasını doğru bulmuyorum. Başka kentler için olabilir. Ama Trabzon tarihinden beri bu vizyonu her şekilde şekillendirmiş bir kent. Yani Trabzon ne eğitim kenti, ne sağlık kenti, ne turizm kenti, ne ihracat kenti Trabzon bunların hepsi. Tarihten beri böyle gelmiş. Şimdi bunu çok yerde de söylemiyorum. Yola çıkan herkes aynı şeyleri düşünerek yola çıkıyor.  Aynı şeyleri söyleyerek kente bir kimlik koyalım diyorlar ama biz yeni kurulan bir kent değiliz. Biz çok uzun bir tarihi olan ticaret kentiyiz. Ama bugün bölgenin sağlık merkeziyiz, bölgenin eğitim merkeziyiz, hala canlılığını koruyan bir limanımız var. Ki dünyada demiryolu bağlantısı olmayan tarihi limanlar ayakta duramazken bizi limanımız ayakta durmaya çalışıyor. Bu yüzden çok zor bir kentte fikir üretmeye çalışıyoruz.”
“Organize Sanayi Bölgeleri çok önemli burada da şöyle bir sıkıntımız var. Çevre düzeni planlarımız var bizim. Bakanlıkların oluşturmaya çalıştığı, sürekli mahkemelik olan 1/5000, 1/2500’lik planlar buralarda sanayi bölgelerinin ilan edilmesi lazım. Turizm bölgelerinin işaretlenmesi lazım. Bizim böyle alanlarımız sanayi için zor. Yani çevre düzeni planı yaparken bile böyle alanları bulmak zor. Çünkü bulduğunuz yerlerde hem hammaddenin temini hem üretilenin satışı açısından ciddi bir nakliye maliyetine geliyor. Sanayi bölgesini yapmak bir şey değil. Beşikdüzü OSB’nin altyapısını oraya getirmek çok zor, ciddi bir külfet.  Sanayiciye sorsanız sahilde yer ister.  Haklıdır ama bizim sahilde sanayiye ayıracak kadar ucuz arazimiz yok. Ne devletin var. Ne de özel sektörün böyle bir arazisi yok. Arazisi olan da sanayicilik yapmaz orada zaten. Çünkü Trabzon aynı zamanda bir ticaret kenti. Başka amaçlarla kullanabilir bunu. Bu yüzden sanayicinin işi zor ama bizim görevimiz kentli olarak sanayicinin bu tür maliyetlerini aşağı çekmek olacaktır.”

“Limanın konumu ve demiryolu”

“Trabzon’da ciddi bir nakliye maliyetimiz var. Bakın bugün Çin’in en doğusundan İngiltere’ye kadar bütün dünya demiryolu ile örülmüş vaziyette ve bu hat bizim 180 derece güneyimizden geçiyor.  Ve tarihi liman kenti Trabzon Limanı, bu hatta henüz bağlanamamıştır. Hatta bağlanmak yetmiyor. Belki de limanın konumunu da sorgulamak gerekiyor.  Yeni bir liman yerine ihtiyacımız olacaktır. Bu liman yerini konuşlandırdığımız bölgede de lojistik merkezi oluşturmamız gerekecektir. Bu çerçevede belki belediyemize iş düşüyor. Bütün bu yatırımları ortak bir çalışmayla planlamamız gerekiyor.  Neden çünkü Trabzon inşallah tüm mülki sınırları ile büyük şehir olacak bu büyük şehir içerisinde de neyin nerede olacağına şimdiden karar vermek gerekiyor. Limanı nereye koyacaksak oraya şimdiden planlayıp demiryolu da oraya gelmeli, lojistik merkezde onun liman gerisinde planlamalıyız, diye düşünüyoruz.”

“Trabzon’u hinterlandı ile birlikte ele almalıyız”

“Trabzon bölgesi ile büyük bir şehirdir. Bakın bugün Gümüşhane’de altın işlenmeye başlanacak.  Erzincan’dan altın madeni çıkarılacak, getirilecek Gümüşhane’de işlenecek, Gümüşhane’nin altını ile beraber. Altının nakliyesi bir şey değil ama altın işlenmesinden artan malzemenin nakliyesi çok önemli. Bir ton hammaddeden 17 gram altın çıkarıyorlar. Bir tonda 17 gramı koyun bir kenara kalan malzemeyi bir yere yollayacaksınız.  Depolamıyorsunuz çünkü. Şimdi o madenin kalan malzemesinden neler çıkarabiliriz tartışılıyor. Bu da Trabzon’da olacak. Bu dünyanın neresine gidecekse Trabzon’dan gidecek. Bunlar hep fırsat Trabzon için. Bu bölgede ne yapılıyorsa Trabzon bunu fırsata çevirebilmiş, diye görüyoruz tarihte.” 

“HES’lerin ürettiği enerjiyi sanayicinin kullanacağı şekle çevirmeliyiz”

“Biliyorsunuz bölgemizde ciddi sayıda hidro-elektrik santral yapılıyor. HES’leri sanayicinin kullanacağı şekle çevirmemiz lazım. Kanunlar müsait. Yani bizim yasal mevzuatımız o konuda açık. Bir şekilde bizim sanayicimizin HES’lere belki yönlendirilmesi lazım. Kendi bulundukları alanlarda HES yapmaları teşvik edilmelidir”


Trabzon Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu


Trabzon Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, belediye olarak yapılan çalışmaları anlattı, bu çalışmaların Trabzon’un önünü nasıl açacağını ifade etti.
“Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim dönemi vaadinde 11 ilin büyük şehir yapılması söz konusu. Bunun çalışması sürüyor. 750 bin nüfus sınırı değiştirilmeyeceği için o zaman Trabzon zorunlu olarak tüm il sınırları ile belediye olabilecektir.” 

“Belediye olarak teşebbüslerimiz sonucunda şu anda İller Bankası ile şehrin yeniden hava fotoğraflarının düzenlenmesinin çalışmaya başlamış bulunuyoruz. Yani büyükşehir olmasak da bu düzenleme yapıldıktan sonra malumunuz organize sanayi bölgeleri ve imar düzenlemelerinde bunlara yer vermek ve bunların ulaşım yollarını sağlamak açısından istediklerimizi, büyük şehir belediyesi olmasa da önerebiliriz. Bu münasebetle diyebiliriz ki, büyükşehir olursak çok daha yetkili ve kısa sürede ve daha pratik olarak bunu sağlayabileceğimiz gibi, olmasak da diğer kamu kurum, kuruluşlarıyla beraber mülki idarenin desteğiyle gerçekleştiririz.” 

“Kanuni Bulvarı ve Erdoğdu Yolu çok büyük birer adım”

“Bu engebeli şehir 800 milyon TL’ye mal olacağı hesap edilen bir Kanuni Bulvarı’nı yapıyor. Erdoğdu yolu yapılıyor, 100 milyon TL. Uğurlu-Karşıyaka yolu yapılıyor, kuzey güney istikametinde 100 milyon TL. Yani diyebilirim ki, Belediye yapması gerekenleri alt yapı hizmeti olarak şehrin günlük yaşam standartı için yapabileceklerini gerçekten merkezi Hükümetin de desteğini alarak büyük adımlarla yürütmektedir. Bunlar ticaret için de, sanayi için de, şehrin günlük yaşayışı için de, ulaşım için de çok büyük bir adımdır”

“Kentsel dönüşümlerle şehri daha yaşanılabilir hale getiriyoruz”

“Kentsel dönüşümler de şehri daha yaşanabilir bir hale getiriyoruz. Doğalgaz da devam ediyor, 2014’ün sonunda bitmesi planlanıyor. Bu çerçevede şehrin tümüne baktığımız zaman alt yapılar gelişirken, ulaşım rahatlatılmaya çalışılırken, imar planında gerekli düzenlemeler yapılırken, sanayiye en optimum yararlanacağı şekilde bizim çalışmalarımızda gerçekleştirilecek. Bunu buradakilerin huzurunda, onların da düşüncesini alarak, onların öngörülerini de alarak çalışırken, devam ettirirken sağlamış olacağız.”

“Sağlık merkezi hedefi gerçekçi değil”

“Peki Trabzon ne yapmalı? Ben aynı zamanda tıp doktoruyum. Önceki yıllarda 100 senedir, 200 senedir, 300 senedir bir sağlık merkezidir Trabzon. Bayburt’ta, Gümüşhane’de, Rize’de, Artvin’de, Ordu’da, Giresun’da sağlık problemini halledemeyen Trabzon’a gelirdi. Bilinsin ki bu ileri süreçte kalkacak. Şu anda burada hakikaten Türkiye’deki diğer illere nazaran İstanbul’da dahil hasta ve nüfus başına düşen yatak sayısı ile en üsteki il olmayı 2-3 ay sonra Kaşüstü’ndeki hastanenin açılımı ile gerçekleştirmiş olacağız. Peki, niye o zaman sağlığı dağıtan, hatta Gürcistan’a, Azerbaycan’a dağıtan bir il olmasın. Nedeni şu; 130 km. ötede Giresun, Ordu tıp fakültesi var, ister istemez gelişecektir 3 sene, 5 sene, 10 sene içinde. 85 km. ötede Rize’de tıp fakültesi  var, ister istemez gelişecektir. 200 km. ötede Erzincan’da tıp fakültesi var ki, Erzincan’ın il ve köyleriyle nüfusu 100 bindir. Yanında Erzurum Tıp Fakültesi var, diğer tarafında Sivas Tıp Fakültesi var, Erzincan’a tıp fakültesi açmak ayrı bir iştir. Yani Trabzon, sağlık merkezi ve dağıtan olmaktan zaman içinde ister istemez uzaklaşmış olacaktır.”

“Eğitim merkezi hedef olmalı”

“Trabzon eğitim yönünden önemli bir merkez. Karadeniz Teknik Üniversitesi 52 bin öğrenci bulunduruyor. Bir vakıf üniversitesi açıldı, işte 500-700 öğrenci ile başladı, yarın bin-2 bin olur. İkinci bir kamu üniversitesi kazanılmalı. Eğitim merkezi olmak için çok çabalamalı. Eğitim merkezi iyi tanıtıldığı takdirde Orta Asya ülkeleri dahil, körfez ülkeleri dahil, öğrenci alabilen bir kent olur. Karadeniz Teknik Üniversitesi olmazsa bu şehir çok büyük bir irtifa kaybeder. Onu hedeflemeliyiz”

“Lojistik merkez ve demiryolu hedefine odaklanılmalı”

“Trabzon’un lojistik merkez olması da çok önemli. Tarihten beri lojistik bir merkez burası. İpekyolu’nun bir kolu burada. Limanı var, geliştirilebilir, büyüyebilir. Karayolu iyi, havayolu iyi, aslında 3 bin metrelik bir pist lazım oraya o ayrı bir sorun. Demiryolu yok, mutlaka olması gerekir. Özellikle yük taşımacılığı için. Lojistik merkez bu çerçevede çok önem arz eder.” 

“Turizm birinci işimiz olmalıdır”

“Turizm sektörü açısından bakarsak, emek yoğun çalışılan iş turizmdir. Bildiğiniz gibi diğer dallar teknoloji yoğun çalışmalar yaparlar. Daha az insan istihdam ederler. Ama turizm emek yoğun çalışılan hizmet sektörünün esas olduğu bir iştir. Aslında onun duayenlerinden biri yine sayın Ali Osman Ulusoy’dur. Uzungöl’ü Türkiye’ye tanıtan odur. Onun için diyorum ki turizm birinci işimiz olmalıdır. Konaklama merkezi Trabzon yapılabilmelidir, oteller için büyük gayret gösteriyoruz. Turizm Trabzon’un yıldız kent olmasının birinci ve en önemli adımıdır”



Mustafa Beyazlı (Beyazlı Otomotiv)


Trabzon Belediye Meclisi üyesi ve işadamı Mustafa Beyazlı, yeni ticaret anlayışında hizmet kalitesi ve kurumsallaşmanın önemine dikkat çekti. Beyazlı, Trabzon’un spor turizminden de daha fazla pay alması gerektiğini dile getirdi.

“Trabzon otomotivde başarılı bir yıl geçirdi”

“Otomotiv sektörü olarak iyi bir yıl geçirdik. Tesis açısından bakıldığında da Trabzon şehri dünya standartlarında tesislere sahip. Bölgenin lideri durumunda bulunuyor. Doğu Karadeniz’deki otomotiv yatırımları da Trabzon’da toplanmış durumda. Yaklaşık 2 bin civarında kalifiye, yetişmiş personel istihdam ediyor. Küçük de olsa bir sanayisi var. Bakım onarım açısından baktığınız zaman Trabzon’da otomotiv sektörü görevini yapıyor diyebiliriz.”

“Türkiye dünyadaki ekonomik krizden olumlu bir şekilde çıktı. Önümüzdeki yıllarda da bir sıkıntı olacağını sanmıyorum çünkü Türkiye’nin bu konuda yetişmiş, heyecanlı insan alt yapısı var. Türkiye’nin önü açık diye düşünüyorum.”

“Dünyada ticaret yeniden şekilleniyor. Artık eski alışkanlıklardan uzaklaşmak lazım. Yani Mevlana’nın dediği gibi yeni bir şeyler söylemek zamanı geldi. Dolayısıyla rekabet had safhaya çıktı. Hizmet kalitenizi ön plana çıkarmak durumundasınız, kurumsallaşmak durumundasınız.”

“Sporu çok iyi kullanmalıyız”

“Trabzon tarihe bakıldığında bilinen, tanınan, turizm açısından önemli bir kent. Fakat insanların buraya gelmesi için cazip bir takım alanların olması lazım. Son kentsel dönüşümlerle Trabzon bir şans yakaladı. Bu konuda toplumun katılımı olmalı. Bu konuya çok ciddi bakmamız lazım. Ayrıca sporu Trabzon kenti olarak çok iyi kullanmalıyız. Çünkü böyle bir avantajımız var.  Bizim son Avrupa Gençlik Oyunları dolayısıyla tesislerimizi tamamladık, en son stadımızla bunu taçlandıracağız. Spor turizmini göz ardı etmemek lazım. Uluslararası çapta bu konuda gayret göstermek lazım diye düşünüyorum.”



Semih Melek (Kiler Grubu)


İşadamı Semih Melek, HES ve turizm konulu bir konuşma yaptı. HES’lerin en rantabl yatırım olduğuna dikkat çeken Melek, turizmin de ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.
“Ekonomik faaliyetlerde öncelikli olan o bölgeye dışarıdan bir kaynak girmesidir. Sonra da o kaynağın o bölge içinde döndürülmesidir. Zenginlik bu şekilde oluşacak. Ülkemizde bir Antalya örneği var.  Antalya hem turizmi olarak hem de meyve sebze olarak çok ciddi bir pay almakta ve zenginliğin sebebi de buradan kaynaklanıyor. Bilahare de o bölgedeki gayrimenkul fiyatlarının yukarıya doğru gitmesiyle halkın bütünü de zenginleşmiş oluyor.”

“HES konusuna gelince, bizim 27 tane mağazamız var ve ciddi bir elektrik tüketimimiz oluyor. Elektrik tüketimini karşılayabilmek amacıyla, daha doğrusu tükettiğimiz elektriği üretebilmek amacıyla bu konunun içine girdik. Çok ciddi bürokrasisi olan bir konu. Hakikaten lisansı alana üretime başlayana kadar çok ciddi sıkıntılarla karşılaştık. Fakat bunları geride bıraktık, aşağı yukarı bir buçuk senedir üretim yapan bir tesisimiz var. Birinci etap tamamlandı, tahmin ediyorum 6 ay içinde ikinci etabın projesine başlayacağız.”

“HES’ler en rantabl, en akılcı projelerden birisidir”

“Neticede HES’ler bu bölge içinde en rantablı en akılcı projelerden birisidir. Son dönemde HES projeleriyle ilgili çok ciddi tartışmalar yaşandı. Bu tartışmaların tarafı bence yatırımcılar olmamalı. Çünkü bütün bu düzenlemeleri yapan lisansı veren devlettir. Devlet bu lisansı vatandaşına verdikten sonra yatırımcının yapacağı başka bir şey yoktur. Bölge halkının bir takım protestolarına gerçekten hak vermiyor değiliz. Çünkü bu lisanslar o kadar birbiri ardı sıra verilmiş ki hakikaten tabiatta bir şeyler kayboluyor. Buna hak veriyorum ama bu konunu muhatabı kesinlikle yatırımcı değildir.”

“Turizmin gelişmesi için kesinlikle planlama yapılmalı”

“HES’ler kesinlikle tavsiye edilebilecek bir yatırımdır, çünkü bölgede pek fazla bir yatırım alternatifi yok. Ancak şunu da söyleyeyim, turizm konusunda da bizim bir çalışmamız var. Uzungöl’de  100 yataklı bir tesisin temelini attık, o da bir buçuk sene içinde faaliyete geçmiş olacak. Ama yine aynı şeyden bahsedeceğim, inanılmaz bir bürokrasi var. Kaç defa olay kopma noktasına geldi, bırakıyorduk ama yine yatırımcı ruh egemen oldu. Ama hakikaten çok zor. Uzungöl konusunda çok ciddi bir tesis noksanlığı var. Trabzon’un Sümela’yla birlikte dünya çapındaki yegane markasıdır. Burada planlamanın çok ciddi yapılması gerekir. Mesela Erzurum’da Palandöken dediğiniz zaman o bölge planlanmıştır ama hala bu Uzungöl’de yoktur. Nerede günübirlik tesis olacaktır, nerede otel olacaktır, yapılaşma nasıl olacaktır, bunların hiçbirisi şu anda yapılmış değildir Bir otorite yok. her kafadan bir ses çıkar.”
“HES yatırımları son derece doğru ve rantabldır. Turizm de Trabzon’un geleceğinde çok önde bir sektör olacaktır ve olmalıdır. O konudaki yatırımları da ben aynı şekilde tavsiye ediyorum, teşvik edilmedir diyorum.” 



Metin Kazancıoğlu (Kazancıoğlu Kömür)


İşadamı Metin Kazancıoğlu, katı yakıtların yönetimi ve hava kirliliğinin önlenmesi için yapılması gerekenleri ifade eden bir konuşma yaptı.

“Enerji sektörü denilince akla yenilenebilir ve katı fosil yakıtlar gelmektedir. Bu açıdan dünyanın en büyük sorunu aslında enerji sorunudur. Türkiye’nin de en büyük sorunu enerji sorunudur. Hepimizin bildiği gibi Türkiye yüzde 70 dışa bağımlı olarak enerji ihtiyacını temin etmektedir. Bu çok büyüktür yarın bu dışa bağımlı bu enerjiyi elde edebilecek miyiz bu konu bile garanti altında değildir.”

“Kalitesiz kömür hava kirliliğine yol açıyor”

“Son yıllarda ülkemizin büyük şehirlerinde ve Trabzon’da meydana gelen hava kirlilikleri konusunda dikkati çekmek isterim. Bunun sebebi kömür kalitesinin her yıl aşağıya doğru düşmesidir. Bunun da çeşitli sebepleri vardır. Hatta bu sektörün içinde faaliyet gösteren bir firma olarak enerji sektörünün, kömür sektörünün özel sektörün sadece eline bırakılmaması yönünde düşüncelerim vardır. Bunu samimiyetle söylemek istiyorum. Çünkü dünyada bu katı yakıtı üreten ülkelerin biz ithalatını yaptığımızda ancak onlardan esir müşteri pozisyonunda mal temin edebiliyoruz. Bu da ülkemizin ekonomik çıktılarını olumsuz yönde etkilemektedir.” 

“Doğalgaz sorununu her evin bacasından karbondioksit çıkartarak çözmemeliyiz”
“Son dönemlerde doğalgaza geçmeyi doğru buluyorum ancak bu sektörde de bazı yanlışlıklar yapıldığını söylemek isterim. En basiti Rusya’da doğalgazla ısınan bir ülkedir, oraya gittik, gördük.  Isınma amaçlı doğalgazı her evin içine getirerek, her evin bacasından karbondioksit çıkartarak çözmemişler. Bölgesel olarak veya semt semt belli yerlerde ısınma amaçlı su buharı elde ederek çözmüşler ve şehirlerinin kirlilik sorunlarını en aza indirmişlerdir. Ama biz ne yapıyoruz? Her evin bacasından karbondioksit ve kükürt çıkartıyoruz. Bu da bizim gibi çok iyi hava temizliğine sahip olmayan şehirlerde kirliliğe yol açmaktadır. O nedenle bunun bölgesel bir planla ele alınması gerektiğine inanıyorum.”




Yalçın Orhan (Or-Na İnşaat)


Trabzon Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Yalçın Orhan Trabzon insanında önemli bir potansiyel olduğunu vurgulayarak kentin geleceğinin parlak olduğunu kaydetti.

“Trabzon insanında önemli potansiyel var”

“Ben inşaat sektörüyle ilgili konuşmak istiyorum. Bölgemiz bu açıdan çok şanslı bir bölge. 2003-2007 yılları arasında Karadeniz Sahil Yolu 5 milyar dolarlık ciddi bir yatırım ve bizim bölge insanımızın genetiğinde olan yetenek sayesinde Samsun’dan Sarp’a kadar çalışanların yüzde 70’i Trabzon insanlarından oluşan bir potansiyel içerdi.”
“Sanayi yok diyoruz bu nereden geliyor? Üreticiden 5 liraya bir malı alıp 15 liraya satabilen bir ticari zeka bence çok ender insanda var. Trabzon insanı ticareti çok iyi biliyor. Yalnız Trabzon’da yaşayanların değil dışarıda yaşayan Trabzonluların da çok güzel başardığı bir şey. Ben önümüzdeki dönemin Trabzon için çok daha olumlu olacağını düşünüyorum. Bu alt yapı tamamlanınca Trabzon bölgede bir başkent pozisyonuna bürünecektir.” 



Sabit Sabır (Sabırlar Fındık)


İşadamı Sabit Sabır, fındık sektörünün genel bir değerlendirmesini yaptı, ihracatın artması için yapılması gerekenleri vurguladı. 

“Fındıkta bu yıl farklı bir piyasa yaşadık. Rekolte düşük çıktı. Rakamlar yükseldi. Görünürde bir sorun yok. Görünmeyen de bir sorun var mı ? Özellikle altını çizeyim. Türkiye kazara 900-950 bin ton rekolte yaparsa böyle bir sorun yaşar mı? Malum üç yıllık bir strateji uygulamada fazla bir alan sökülmedi. Yeni bir strateji gerekiyor mu ? Fiskobirlik artık bir destek kuruluşu olmadığına göre ne kuruluşu olarak anılmalı bu ve bunun gibi olaylarla iç piyasada sektöre nasıl yaklaşmamız gerekmektedir? Özellikle finansmancılara nasıl perspektifler sunulmalı ki onlar biraz daha heyecanlansınlar.”
“Fındık işinde olanlarla fındık dışında olanların görüşlerinde, düşüncelerinde çok büyük bir ayrılık vardır. Üretici fındığını 7 liraya satarken bu bağlamda en az 1 lirada kazanır der. Hatta öyle gazetelerde, yerli basında 3 liraya alıp 5 liraya satma diye lafları çok görürsünüz.  Halbuki fındık günübirlik kumar oynamadan alınıp satıldığı zaman aracı tüccara yüzde 1’den daha az kazandıran, ihracatçıya da yüzde 1-2 arasında başarılı olursa kazandıran bir üründür.”

“Fındık keşke daha çok yerde yetişseydi, o zaman daha çok tanınırdı”

“Fındığın büyük bir dezavantajı var Türkiye’de. Fındık dünyada çok az sayılı ülkede yetiştiriliyor. Türkiye, Amerika, İtalya, İspanya, Gürcistan ve Azerbaycan. Türkiye bunun yüzde 75’ini üretiyor. Bu her zaman bir avantaj olarak söylenir Türkiye’de.  Halbuki bu bir dezavantajdır.  Eğer fındık Türkiye’de şu saydığımız beş ülkede değil de Asya’da Amerika’da, Güney Amerika’da, Afrika’da 15, 20, 30 ülkede üretilmiş olsaydı ve tanınsaydı şu anda sizin o dediğiniz 950 bin ton değil 1 milyon 850 bin ton fındık olsa Türkiye’de bunu karlı olarak ihracat etme imkanı olurdu. Niye söylüyorum bunu fındığı tanımayan bir Güney Amerikalı bir Çinli bir Hintli senin fındığın fiyatı ne olursa olsun onun o alışkanlığı olmadığı için yok.”

“Fındığı Tanıtma Gurubu olarak milyonlar harcıyoruz.  Hala yine fındık ihracatımızın yüzde 87.5’i zannediyorum Avrupa’ya gidiyor. Yüzde 12,5’i da işte bütün geri kalan işte Avrupa’da 600-700 milyon nüfus var. Sadece Çin’de iki misli var. Hindistan’da 1 milyar var. Şu anda 1 milyardan azına yüzde 90’ını satıyoruz 5 milyarına da yüzde 10’unu satıyoruz.  Ve bu maalesef değiştirilemez kısa zamanda.  Fiyat yüksek olduğu içinde değildir bu.”

“Devlet desteği olmadığı müddetçe Fiskobirlik’in iş yapması mümkün değildir”

“Devlet desteklemesi olmadığı müddetçe Fiskobirlik’in iş yapması mümkün değildir. Mümkündür!  Ama akıllanırsa. Nedir o öyle, 50 tane kooperatif olur mu? Üçe düşürürsün onu, karlı çalışabildiğin kadar memur sayını işçi sayını azaltırsın başarabilirsen yaşarsın, başaramazsan yaşamazsın.”

“Trabzonlu özel bir karaktere sahip olması hakikaten çok önemli bir konudur. Biz sırf Trabzonlu futbolcuyla şampiyon olduk. Şimdi bir tane Trabzonlu olmadan da şampiyon olmasını biliyoruz. Bu futbolu biliyor ve seviyoruz.  Trabzonlu da Trabzon’u seviyor.  Her geçen gün göç buradan daha az olacak. Göç alıyor Trabzon dışarıdan.  Fındıkta biliyorsunuz Trabzon’da 40-50 bin ton fındık hâlbuki Trabzon ihracatçıları 100 bin tona veyahut ta 70-80 bin tona yakın ihracat yapıyor. Bu da bir marifeti gösteriyor.” 

“Ülke ekonomisi iyi giderse Trabzon ekonomisi de iyiye gider”

“Bir şehrin ekonomisi ülkenin ekonomisi ile sınırlıdır. Yani ülke ekonomisi iyiye gitmiyorsa Trabzon ekonomisi iyiye gitmez.  Ha ben de burada ülke ekonomisinin iyiye gittiğinin ispatı var, rakamlar var ama şu anda geçiş noktasında geç kaldık uyanmakta. Bu memlekette haksız rekabet önlenmeli. Kayıtlı ekonomi olmalı. Fındık işi de düzelir iyi gider, sanayi de ileri gider, turizm de ileri gider.”



Sebahattin Arslantürk (Arslantürk Gıda)


İşadamı Sebahattin Arslantürk, fındığın bugününü değerlendirdi ve geleceğiyle ilgili tahminlerde bulundu.

“2011 yılında fındıkta 1 milyar 760 bin dolar bir ihracat gerçekleşmesi oldu. 2011 mahsulü rekolte 430 -450 bin ton arasında bir beklentimiz var. Genel itibarıyla düşük bir rekolte. Fakat rekolteyi destekleyen TMO stokları oldu. Sezona girmeden yaklaşık 85 bin tonluk bir TMO 2008 yılı mahsullerinin satışları gerçekleşti. Hâlihazırda TMO stoklarında 90 bin tonluk 2008 mahsulü stok söz konusudur. Yani 2011 yılı mahsulü her ne kadar küçük olsa bile diğer dönem stokları sayesinde sezon çokta olumsuz bir yapıda gitmeyecekmiş gibi görünüyor.”

“Fındık fiyatının serbest piyasa koşullarında oluşması gerekir”

“Son üç yıllık yeni tarım fındık stratejisi de maalesef sonlanmış oldu bu sezonla birlikte. Biz sektör olarak her zaman piyasa koşullarında oluşacak yapı üzerinden hareket bir sektör arzuladık, bekledik, istedik. Nihayetinde o oldu ama ciddi soru işaretleri var kafamızda. Çünkü bol bir ürün geleceği yıllarda sektördeki diğer üretici temsilcileri geçmişte Ordu, Giresun karayollarını kapattığı gibi bir şeyler yapıp belki de devleti bu işin içerisine bulaştırma ihtimali her zaman var. Yani kafamızda o soru işareti her zaman var.”

“Gelelim fındıkla ilgili geleceğe yönelik yapılan çalışmalara. Fındıkla ilgili sistematik bir düzenin sağlanabilmesi için modern ticari uygulamaların da devreye sokulması gerektiği fikrindeyim. Biz yıllardan beri bunun bir ayağı lisanslı depoculuk dedik. Lisanslı depoculuk aşamalarından sonra olan borsacılık vadeli işlemler borsası.” 

“Tarım arazilerinin bölünmesinin önüne geçilmeli”

“Şimdi arazi bölünmesinin önüne geçilmeli. Ve toplulaştırma yapmalı yani direk bununla geçinecek aile yapıları oluşturmalı. Tarım Bakanlığı son verisine göre 470 bin tane fındık üreticisi var.  Amerika’da örneğin badem de toplam üretici sayısı 22 bin ve fındığın iki misli üretimi söz konusu. Bizim bu yapıyı acil 50 bin-100 binlere çekmemiz lazım. Arazide üretim modelini değiştirip modern tarım uygulamalarına sulanabilir, otomatik teknolojilerin kullanılabileceği bir yapıya kavuşması gerekir. “
"
Anahtar Kelimeler:
ihracatçı ihraç ediyoruz
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.