'Trabzon'da görev yapan sanıklar gizli FETÖ'cüdür'

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin 2'si tutuklu 35 sanığın yargılandığı davada konuşan tutuklu sanıklardan Ali Fuat Yılmazer, "Yapılan savunmalara göre bu cinayette kusurları olduğu iddia edilen merkezdeki insanların FETÖ ile ilişkisi yoktur. Fetullah Gülen ve grubu ile ilgisi olmadığı ortadadır. Bu durumda bu cinayeti ya FETÖ işlememiştir, olaya dahli yoktur ya da bunlar (Trabzon'da görev yapan sanıklar) gizli FETÖ'cüdür." dedi.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde duruşmada, tutuksuz sanık, dönemin Trabzon İstihbarat Şube Müdürlüğü görevlisi polis memuru Onur Karakaya'nın savunması alındı.

Trabzon'a 2005 yılının ekim ayında atandığını, 2011 yılına kadar burada görev yaptığını ve Batman İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde görevine devam ettiğini aktaran Karakaya, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve diğer örgütlerle herhangi bir ilgisinin olmadığını ileri sürdü. Karakaya, "Amirlerimle yasalar çerçevesinde çalıştım. Mesleğimde çalışacağım yerle ilgili kimseden yardım almadım. Emniyetin hiyerarşik yapısı dışına çıkmadım. İlk görev yerim olan Trabzon'a da kura çekerek atandım. Trabzon İstihbarat C Şubesinde meslek hayatımın ilk yılında göreve başladım." diye konuştu.

- "Erhan Tuncel'in yalan söylemesine şahit oldum"

Davanın sanıklarından Mehmet Ayhan ile yardımcı istihbarat elemanı olarak çalıştırılan Erhan Tuncel'le görüşmelere gittiğini, ancak sadece araç kullandığını söyleyen Karakaya, "Benim buluşmalarda başka bir fonksiyonum yoktu. Benim eleman Tuncel'e soru sormam işin doğasına aykırıdır. Erhan Tuncel'in yalan söylemesi, görüşmelere gelmemesi, yorum yapması benim de şahit olduğum durumlardır. Bu kişinin cinayetle ve Yasin Hayal ile ilgili bilgi verdiğine şahit olmadım." ifadesini kullandı.

Karakaya, Erhan Tuncel'in, Yasin Hayal'in sakin hayat sürdüğünü söylediğine şahit olduğunu ve Tuncel'in ifadesinin kendi sorumluluğunu gizlemeye yönelik olduğunu öne sürerek, "Erhan Tuncel, Yargıtay'ın bozma kararının ardından şahsıma yönelik iftiralarda bulunmuştur. İfadesinde, Ogün Samast'ı tanımadığını söylemiş, Ogün ismini beyan etmediğini emniyette de itiraf etmiştir." şeklinde konuştu.

Yasin Hayal'i takip çalışmasında yer almadığını ve tanımadığı kişileri takip ettiği iddiasının doğru olmadığını savunan Karakaya, "Yasin Hayal'in çevresinde tanıdığım, bildiğim kimse yoktur." dedi.

- "Değerlendirme yapacak tecrübeye sahip değildim"

Cinayetin ardından sanıklardan Ercan Demir'in Erhan Tuncel'e ulaşılmasını istediğini belirten Onur Karakaya, "Erhan Tuncel'i aradım. Telefonda hiç konuşmadığımız için beni tanımadı. Emniyetten aradığımı söyledim. Erhan Tuncel, olaydan haberinin olmadığını söyledi. Telefonunun şarjı bitti, görüşme de kesildi." şeklinde beyanda bulundu.

Kendisine verilen görevleri yerine getirdiğini ve bir yıllık memur olarak değerlendirme yapacak tecrübeye de sahip olmadığını dile getiren Karakaya, "İstihbarat ile ilgili kurs ve eğitim de almadım. Erhan Tuncel cinayetle ilgili bilgi vermedi. F3-F4 raporu hazırlamak gibi görevim de yoktur. Milletime hizmet ve devletimin bekası için zor şartlarda görevimi yapmaya devam ediyorum. FETÖ ile bağlantım yok." ifadesini kullandı.

Onur Karakaya, hakkındaki tüm iddiaların Erhan Tuncel'in ifadelerine dayandığını ve Dink soruşturmasına 2015 yılında dahil edildiğini belirterek, "Tuncel'in ifadeleri iftira ve yalandır. Cinayeti önce Ergenekon'a ardından da FETÖ'ye bağladı. Zamanın ruhuna göre hareket etmektedir. Kimseye yardım etmedim. Aslı olmayan iddiaları reddediyorum. Beraatimi istiyorum." şeklinde konuştu.

Duruşmada, sanık Karakaya'nın çapraz sorgusuna geçildi. Karakaya, mahkeme heyeti, savcı, sanık, sanık ve müdahil avukatlarının sorularını yanıtladı.

- Yılmazer: "Sözde cemaat adına işlenmiş cinayet"

Soru sormak için kürsüye geçen tutuklu sanıklardan dönemin İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, sanık Karakaya'ya, şu soruyu yöneltti:

"Siz savunmalarınızda Ali Fuat Yılmazer ve Ramazan Akyürek ile herhangi bir ilişkinizin olmadığını söylediniz. Zımnen yargılanan bu insanların iddianamenin muhatabı olduğunu söyleyip savunma yaptınız. Savcı özetle şunu diyor; Dink cinayeti Fetullah Gülen cemaati tarafından işlenmiştir. Çünkü emniyette örgütlenen teşkilatın İstanbul'da kadrolaştırılması için, Ergenekon ve Balyoz soruşturmalarını hayata geçirmesi ve teşkilatlanması için bu cinayeti işlemesi gerekiyordu. Cinayetin merkez üssü de Trabzon. Cinayetin örgütlendiği yer Trabzon ve sözde cemaat adına işlenmiş bir cinayet ve kasıtlı olarak öldürmekle suçlanıyoruz. Ancak bunun merkez üssü Trabzon olmasına rağmen bunların (sanıkların) hiçbiri bizi tanımıyor. Madem bu kadar örgütlenmiş, sen Trabzon'da işe başlamışsın, 4 ay sonra istihbarat gibi önemli bir birime geçmişsin, o zaman nasıl geçtin? Cemaatin söz sahibi olduğu bu dönemde, Engin Dinç şube müdürü olduğu dönemde, bu cemaat seni niye seçti?"

Karakaya'nın, "Ben bu örgüte 17-25 Aralık sürecinde vakıf oldum, daha önce bilgim yoktu. Mülakatıma bugün Samsun Emniyet Müdürü olan Vedat Yavuz girdi." demesi üzerine yeniden konuşan Yılmazer, "Vedat Yavuz o dönemde C Şubeden Sorumlu Daire Başkan Yardımcısıydı. Bunu söylememin sebebi şu; iddianamenin odağında Trabzon'da görev alan tüm kişiler, bizimle ilişkileri olmadığını söylüyor. Bununla ilgili somut bir done, bir telefon görüşmesi yok. Hiç görüşmediğimiz, müdahil olmadığımız kişiler üzerinden cinayeti örgütlemekle, kasıt yüklenerek suçlanıyoruz." ifadesini kullandı.

Sanık Karakaya'nın, "Örgütle böyle bir irtibatımız olsa şu an halen çalışıyor olamazdım" dediği Yılmazer, "Gönderilenler de hepsi FETÖ'cü olduğundan gönderilmiyor. Yapılan savunmalara göre bu cinayette kusurları olduğu iddia edilen merkezdeki insanların FETÖ ile ilişkisi yoktur. Fetullah Gülen ve grubu ile ilgisi olmadığı ortadadır. Bu durumda bu cinayeti ya FETÖ işlememiştir, olaya dahli yoktur, ya da bunlar (Trabzon'da görev yapan sanıklar) gizli FETÖ'cüdür." şeklinde konuştu.

- Cerrah: "Yılmazer, İstihbarat Daire Başkanı gibi konuşuyor, Akyürek susuyor"

Yılmazer'in soru sormasının ardından kürsüye çıkan sanıklardan dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, sanık Karakaya'ya, "Sabah ve öğleden sonra Ali Fuat'ın beyanı vardı. Cinayetin ardından İstanbul'un hiçbir iş yapmadığı şeklinde. Aksine, kendisi İstihbarat Daire Başkanı gibi konuşuyor, yanında Ramazan bey (Akyürek) sessiz vaziyette. Ali Fuat onun yerine konuşuyor. Cinayet işlendiği gün Ramazan neredeymiş, sayın bakanlarla toplantıda. İstihbarat Daire Başkanı bakanlarla toplantı yapıp eldeki bilgileri değerlendiriyor. Arkasından büyük ihtimalle hem Trabzon'u hem İstihbarat Daire Başkanlığını arıyor, 'ne var ne yok' diye sorması lazım. Bu bilgilerden haberi var mı? Ramazan Bey bu toplantıya katıldıktan sonra çıkıp İstihbarat Daire Başkanlığı'nı arayıp, Ali Fuat'la görüşüp bu bilgileri vermiş mi veya Trabzon'dan bu bilgileri istemiş mi? Bunu öğrenmek istiyorum." diye sordu.

Onur Karakaya da, "Ne görüştükleri hakkında bir malumatım yok. Kimlerin arandığını, nasıl bir telefon trafiği yaşandığını bilmem mümkün değil. Üst düzeyle görüşmelerle ilgili bilgim yok." yanıtını verdi.

Çapraz sorgusunun ardından sanık Onur Karakaya, görevli olduğu Batman'dan duruşmalara gelmesinin külfetli olduğunu belirterek, duruşmalara gelme zorunluluğunun kaldırılmasını istedi.

Mahkeme heyeti, tutuksuz sanıkların savunmasının alınmaya devam edeceğini belirterek, duruşmayı 29 Eylül'e erteledi.

"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.