Doların freni faiz değil

KTÜ Öğretim Görevlisi Ahmet Ulusoy, doların artışı ile ilgili bir yazı kaleme aldı.

Doların freni faiz değil

Yeni Şafak Gazetesi'nde çıkan yazıda Ulusoy şu ifadelere yer verdi;

Piyasalar, Merkez Bankası'nın 24 Ocaktaki PPK toplantısına kilitlenmiş durumda (28 Şubat sürecindeki MGK toplantılarını hatırlatıyor).

Merak edilen bu toplantıda nasıl bir faiz kararı alınacağı?

Bütün finans çevreleri Merkez Bankası'nın faizleri artırıp dövize olan talebi azaltmasını ve bu sayede kurların düşeceğini öngörüyor.

Yatırımcılar (özellikle yabancılar) faizlerdeki 25-50 baz puanlık artışı bile yetersiz bulmakta, 350-400 puanlık bir artışın ancak kurları dizginleyeceğini dile getirmekteler.

FED faiz kararı alırken ABD piyasa verilerine bakıyor, TCMB faiz kararı alırken reel sektördeki gelişmeleri bir kenara itmiş, dolara bakıyor.

Öncelikle kurumları bu bağımlılık zihniyetinden kurtarmak gerekir diye düşünüyorum.

**

İçerden ve dışardan hiçbir dönemde olmadık şekilde baskılanmaya çalışılan (operasyona maruz bırakılan) Türkiye siyaseti ve ekonomisinin yön belletme beklentilerinde Merkez'in atacağı faiz adımı bir başlangıç olacaktır.

Aslında merkez bankası da (özellikle başkan) bu süreçte önemli ve zor bir sınav vermektedir.

**

Ekonomi bilimi bir takım varsayımlar, sınırlamalar (ceteris paribus) altında yasalar-teoriler üretir.

Bazı çevreler (özellikle ekonomist geçinenler) de bu yasa ve teorileri dogma kabul edip beklentiler oluşturur.

Varsayımların geçerliliği pek sorgulamaz.

O varsayımlar farklı ülkelerde farklı şekilde gelişebilir. Aynı ülkede bile farklı zamanlarda ekonomik değişkenler arasındaki ilişkiler farklılaşabilir.

Yani ekonominin hipotezleri, yasaları her yerde her zaman geçerli kurallar değildir (varsayımlar gerçekleşmeyebilir).

**

Gelelim konumuza tekrar.

Ekonomi üzerinden Türkiye'ye bir operasyonun çekildiği/çekilmeye çalışıldığı bugünkü oynak zeminde Merkez Bankası'nın faiz artışı kurları frenlemeyecektir.

Çünkü, 'üst akıl' durmayacaktır ve daha büyük bedeller ödetmek için uğraşacaktır.

Bu yüzden ekonomiyi kırılgan ve güvenilmez göstermeye çalışacaktır.

**

“Merkez Bankası'nın birinci önceliği fiyat istikrarını sağlamaktır”, deniliyor.

ABD Merkez Bankası'nın faiz artırımı ekonomi ısındığında, enflasyon yükseldiğinde gündeme gelmektedir.

Geçen yıl üç kez düşünülen faiz artırımı, veriler olumsuz geldiği-durgunluğa işaret ettiği için bir kez yapılmıştır.

Faizlerin sıfıra yaklaşmasının nedeni ekonomik faaliyetleri teşvik etmektir. Dünyanın her tarafında bu böyledir.

Peki, iç piyasada yaşanılan durgunluğa rağmen Türkiye'ye üzerinde neden bir faiz artırımı baskısı oluşturuluyor.

Yoksa faiz, uluslararası operasyonun yeni silahı mı?

Bize sıra geldiğinde kurlar yükseldi, kurları kontrol için faizleri artıralım algısı niçin besleniyor?

**

Türkiye Cumhuriyeti borçlanma tarihine baktığımızda, yaşanılan onca krize rağmen bütün borç yükümlülüklerini yerine getirdiğini görmekteyiz.

Oysa krize giren çok sayıda ülkenin zaman zaman pazarlıklarla borçlarının bir kısmı silinmiştir.

Yani Türkiye çok güvenilir ve yüksek faiz geliri elde edilebilir bir ülkedir.

Faizlerin yükseltilmesi baskısı, yerli ve yabancı sermaye sahiplerinin sıcak para getirip Türkiye'nin ürettiğini alıp gitmek için fırsat arayışıdır.

Yükselen kurlardan döviz bozup yüksek faize yatırmak için merkez bankasının faiz artırımı baskılanmaktadır.

Merkez Bankası yeni yönetimin akli selim davranacağı ve faizlerle oynamayacağı, kurları stabil kılmak için başka silahlar kullanabileceğini düşünmekteyim.

Daha dün piyasaya 1.5 milyar lira likidite sağlama anlamına gelen karşılık oranlarındaki indirimi piyasalar görmedi bile.

**

Reel sektör ciddi bir durgunluktan geçiyor.

Faiz artışı kredi maliyetlerini artıracak ve reel sektörü daha da zora sokacaktır. Kredi kullanan reel sektör ürettiği ürünlere bu artışı yansıtacak ve maliyet enflasyonu kaçınılmaz olacaktır.

Hazine iç borç servisi için borçlanmak zorunda. Merkezin faiz artışı hazinenin borçlanma maliyetini artıracak. Bütçe açıkları ve faize ödenen para artacak, mali disiplin bozulacaktır.

**

Özetle, Merkez Bankası'nın dolar üzerinde yapacağı etkinin de bilinmediği bir süreç için, birileri istiyor diye, faiz artırımına gitmesi doğru olmayacaktır.

Dolardaki sıçrama sadece merkez bankasının altından kalkacağı bir sorun değildir.

Ekonomi yönetimi devreye girmeli, spekülatif ataklara yerinde müdahale etmelidir.

Yine, Hazinenin başta körfez ülkeleri olmak üzere yurtdışına yapacağı kapsamlı dış borçlanmada (sukuk aracı kullanılabilir) kurlardaki istikrar ve piyasalara güven için önemli bir adım olacaktır.

Anahtar Kelimeler:
doların freni faiz değil
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner479