M.ALİ YILMAZ'IN RADYOSPOR'DA YAPTIĞI AÇIKLAMANIN TAM METNİ
DERİN TRABZONSPOR

Trabzonspor iyi gitmiyor meselesi tartışılabilir ama demek ki her şey iyi gidiyor ki görevdekiler 'biz gidiyoruz' demiyorlar. Kulübe 'borçlu, çok topçu alındı' gibi çeşitli şaibeler yakıştırılmaya çalışılıyor filan ama kimsenin 'ben görevi bırakıyorum, artık dönemiyoruz' dediğini görmedim. Yanıltıcı bir şeyler var. Kulübün gelirleriyle Trabzonspor yaşayışını hangi şekilde olursa olsun bedava topçu da satsa, 32 tane yabancı da alsa sürdürebiliyor ki kimse 'biz tıkandık, artık başkaları gelsin' demiyor. Derin Trabzonspor yeni çıktı ama bu eskiden beri vardır. Trabzon’da derin bir Trabzonspor vardır. Bunlar deşifre edilecektir belki zamanla ama onlar olduğu müddetçe onların istemediği kimsenin uzun süre yaşaması mümkün değildir. Onların işi gücü bu kulübü gıdıklamaktır. Ve onun nimetlerinden maddi ve manevi olarak istifade etmektir ve kulübü elinden kaçırmamaktır.

SUSTURMA POLİTİKASI

Nitekim kulübün bugün elindeki kadrosuna bakıldığında daha önce Trabzonspor’da çok ünlü olmuş isimlerin maaşla çalıştıkları, hatta başkanlık yapanın bile maaşla çalıştığı görülür. Bunların hepsinin sebebi derin Trabzonspor’un susturma politikasıdır. Bu kadar ağlandı, sızlandı, edildi ama görünen o ki patladı gidiyor. Bir borsa spekülatif çalışması yapıldı. Trabzonspor AŞ yapıldı. Trabzonspor AŞ’nin daha önceki şirketi Sportif AŞ yapıldı, borçları ödeyemediği temettüleri birleştirilerek tek şirket haline getirildi. Ne oldu, onu zaman içerisinde herkes anlayacak. Benim söylemem doğru olmaz. Görülüyor ki hem başkan hem derin Trabzonspor görevlileri çok mutlu bir şekilde yaşayışlarına devam ediyorlar, hatta 'birkaç maç kaybettik de ne oldu, biz toparlarız düzelir'… En başta bunu hocası söylüyor. Şenol Güneş doğruları mı söylüyor? Zaman zaman yönetimden de şikayet ediyor ama sırası gelince 'beni yönetimle karşı karşıya getirmeyin' diyor. Parayı aldığı müddetçe Şenol’un orada kalacağından kimsenin şüphesi olmasın.

SUSTURULMUŞLAR

Trabzonspor’u şampiyonluğa taşımış hocaların hepsi, futbolcularının büyük çoğunluğu yani konuşabilenlerin hepsi kulüpte maaşla çalışıyor. Susturulmuşlar. Bu kadar zengin bir kurmay kulüpte var. Bunların elde ettiği kadro bu. Bu kadro onların tedbirinden geçtiğine göre iyi kadro lazım. Orada Ahmet Suat, Özkan Sümer, Ali Kemal, bir sürü futbolcumuz ve antrenörümüz var. Bunların gözlemleriyle tespit edilen transfer listesinde alınan yabancı ve yerli oyuncular kaliteli olmak zorunda. Kulübün parası var ki bunları ödeyebiliyor. Hatta çıkan şaibelerde bonservis bedellerindeki menajerle olan anlaşmalar da vs konuşuluyor. Birileri cebinden para vermediğine göre cebine herhalde bir şey giriyor ki bu sıkıntılara, bu sövgülere, bu bağrışmalara, bu 'istifa etsene ulan' laflarına tahammül gösteriliyor. Aksi halde Trabzonspor sevgisi olanlar zaten Trabzonspor’dan para almaz. O zaman sever, kenarında oturur, sorulduğu zaman konuşur. Çünkü burda ısrarla 'bu işi yapacağız' diyenlerden kuşku duymamak mümkün olmaz.

ŞİKE SÜRECİNDE MADARA OLDUK

Bu kadar stres, bu kadar bağrışma… Bir şike süreci yaşandı. Şike sürecinde madara olduk. Kimseden yardım da istemediler. Bazı cılız sesler çıkıyor: "Onursal Başkan ne oldu?" Onursal Başkan'dan gelip de 'bize yardım et, önümüze geç ve şöyle yapalım' diyen olmadı ki. Şu anki derin Trabzonspor’un aklı herhalde Onursal Başkan'dan çok yüksek ki böyle bir gereksinim duymamışlardır. Yaptırımları da çok yüksek demek ki. Sen bağlandığın için bunları konuşuyorum. Konuşacak değildim. 12 sene bizzat kendi paramızla taşıdık. O zaman derin Trabzon çok şampiyon olmamızı engelledi ama gitmemizi istemedi çünkü artık çare yoktu. Şimdi çare var. Kulübün gelirleri İddaa'dan, reklamlar Digi Türk’ten bir hayli sponsorluktan fazla olduğu için herhalde orada bir keyif var. Öyle ekonomik darlık, sıkıntı baş gösterse şu anki derin Trabzonspor’dan kimse orada kalmaz, bu stresi de yaşamaz. Hele Sadri hiç kalmaz. Keyfini şu an sürüyorlar. Kendileri para vermeden kulübün olanaklarından yararlanarak kulübü yönetmeye çalışıyorlar ve bu arada taraftarların baskısına, tepkisine maruz kalıyorlar.

G.SARAY'IN ALTYAPISI GİBİ

Daha benim kadar yapan olmadı ama hepsi iyi bilir bu işi. Trabzonspor’un tarihi doğru yazıldığı zaman her şey ortaya çıkar. Ne zaman kulüp olmuştur, ne zaman tesisleşmiştir, ne zaman büyümüştür ortaya çıkar. Bunu göz ardı etmek isteyen derin Trabzonspor vardır. Küçümseyen, küçük göstermeye çalışan maalesef böyle derin bir Trabzonspor vardır, suyun bitmesini istemeyen son derece kıskanç derin Trabzonspor var. Trabzonspor taraftarlarının tepkisi yok. Trabzonspor Galatasaray’ın altyapısı gibi çalışıyor, ücretsiz, para da alamıyor. Tepki de az. Bir şike sürecinden hep böyle istikrarlı istikamet tayin edip Trabzonspor’un ağırlığına, vakuruna yakışır bir yol izlemediği kimseyi artık ilgilendirmiyor. Artık her şey normal gibi karşılanıyor. Hiç kimse Trabzonspor’u sahiplenmiyor. Cılız sesler çıkıyor. Biletle tribün tahsis edilen amigolar zaman zaman cırlıyorlar. O da yönetimin lehinde zaten.

BU KANUNU YAZAN BENİM

Federasyona yazılan dilekçeye bize sekreter cevap veriyor. Bu bilerek yazılan dilekçe. Kamuoyunu tekrar oyalamak ve umutlarndırmak içindir. Bakın biz vazifemizi bir dilekçe olsa da yapıyoruz diye göstermektir. Netice bellidir. Kararlar alınmış. UEFA, FIFA diyeceğini demiş. Şike sürece TFF’den çıkmış. Her şey onaylanmış, mahkeme artık TFF’yi ilgilendirmez hale gelmiş. Tahkim Kurulu'nun kararları mahkemeye gitmez. Bu kanunu yazan, çıkaran benim. Tahkim zaten bu yüzden vardır. Sürüncemede kalmasın, sportif olaylarda kararlar hemen verilsin ve artık onun Yargıtayı'dır Tahkim Kurulu. Tekrarı yoktur. Onun için boşuna uğraşmanın alemi yoktur. Bu çok açıktır. Tahkim Kurulu karar vermiş, 'şike yoktur' demiş, UEFA’ya bildirmiş. Öte yandan çete kurmuş, şike yapmış… TFF’nin aldığı bu kararları, FIFA ve UEFA’nın aldığı bu kararları etkilemeyeceğini onlar da bal gibi biliyordur. Ama kamuoyunda 'bak biz uğraşıyoruz, hakkımızı yediler haberiniz olsun, çocuklar bize yardım edin' demek… Bu da taraftarları tatmin ediyorsa yapacak bir şey yok. Kulübü büyük bir gelir haline gelmiş. İddaa'dan, Lig TV’den, sponsorluktan vs anla ki hep böyle büyük paralar geliyor ki sattığımız hiçbir yabancı oyuncudan para almıyoruz. Yıldız oyuncularımızı G.Saray’a bedava veriyoruz. Bu yanlışlar nedense ekonomiyi etkilemiyor!

MENFAAT ÇETESİ

Şenol efendi, 'bu kadro iyidir, ben kefilim' dedi. Önceleri cart curt etti. Ama Şenol, belli olmaz, birkaç kötü sonuç alırsa gene 'ben kefil değilim' diyebilir. 'Bunları alırken bana sormadılar' tekrar diyebilir. Ama derin Trabzonspor’un bir elemanı olduğu için fark etmez. İstediği kadar kalır. Herkes kendi işinde gücünde. Kimsenin Trabzonspor’a ayıracak vakti yok. 1991 seçimlerinde Trabzonspor’un sevgisinin siyaset üzerindeki etkisini ölçtüm, hiç etkisi yok. Ben o zaman tek başkan, büyük başkan, sokaklarda yürüyemeyen başkan, omuzlarda yürüyen başkan… Seçimlerde o günkü Doğru Yol Partisi'nin reylerini aldım. Trabzonspor’un başkanlığından dolayı ilave hiç oy gelmedi. Mevcut partinin oylarını aldık. Seçim seçimde yayınlanmıştır. Bakıldığı zaman görülüyor. Mehmet Ali Yılmaz’ın DYP’ye geçmesinden dolayı DYP’nin oylarında artış olmamıştır. Yani Trabzonspor başkanı iken. Ordaki hadise başkadır. Yani Trabzonspor, Trabzonluyu ne kadar ilgilendiriyor bir sorsanız 'hiç ilgilendirmiyor' cevabı çıkar. Yarın seçim olduğu zaman partiler daha çok ilgilendiriyor. O yüzden kimsenin yapacağı bir şey yok. Belli bir zümrenin menfaat grubu çetesi etrafında gider.

UMUDUMU YİTİRMEDİM

Milli takımın sistemine karışamayız. Abdullah Avcı’nın ciddi ve düzgün bir hoca olduğunu biliyoruz. Selçuk'un oynatılmaması, 'Hamit formda değil'… Bu takım çok iyi bir takım. Bu takım iyi idare edildiği zaman iyi oyuncularımız var, çok güzel futbol oynuyor. Hollanda maçında da iyiydik. Ben umudumu yitirmiş değilim. Derin Trabzonspor’un ne yapacağına bağlı. Gayet güzel getiriyorlar işi. Hiç kimsenin dediklerini, bağırışlarını, tepkilerini, çağrışmalarını hiç duymadan, hiç dikkate almadan her şeyin çok düzgün gittiğini göstermek şekliyle gidiyorlar. Şimdilik yapacak bir şey yok. Her şeyi yönlendiren kamuoyudur. Siyasi partileri de yönlendiren kamuoyudur. Siyasi tepki artarsa ya istifa eder ya da seçimi bir daha kazanamazsın. Şu anda Trabzonspor’da aynı şeyler var. Paylaşım sürdüğü müddetçe, gönül veren taraftarın tepkileri azaldıkça herhangi bir şey olmayacağı açık, kendileri 'bıktık biz' diyene kadar devam. Taraftarlarımız bizden daha iyi biliyorlar, mevcut şartlarda da biz Trabzonsporlu olduğumuz için takımı desteklemesini istiyor. Her şeyi görerek, bilerek, anlayarak yapmasını istiyor.


"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.