ŞENOL GÜNEŞ'TEN SORU İŞARETLERİNİ GİDERDİ Mİ?
Basın toplantısı düzenleyen Şenol Güneş, Kurban Bayramı'nı kutlarken şöyle konuştu:

"Tüm dünyanın barış ve huzur içinde yaşamasını istiyoruz. Dostluk ve sevginin daha fazla olduğu bir dünya istiyoruz. İstiyoruz ama bu doğruyu gerçeğe dönüştüremiyoruz. Kendi işimize geldiği gibi yaşıyoruz."

Beşiktaş maçıyla ilgili değerlendirmelerde de bulunan Şenol Güneş, şunları söyledi:

"Rakibin taraftar baskısı ve final maçı niteliğindeki oyun anlayışının bizi zorlayacağını işlemiştik. Oyunun kontrolü tamamen lehimizeydi. İkinci yarıda gol yiyinceye kadar böyle devam etti. Sonrasında rakip pozisyon buldu. Son 5 dakikada panikledik. Kendi oyun formatımızın dışına çıkarak kontrolü kaybettiğimiz bir müsabaka oldu. Çok rahatlıkla 3 puan alacağımız maçın son bölümünde 3 puan kaybedebilirdik."

"BEKLEDİĞİMİZ 20 PUAN VE YUKARISIYDI"

Konuşmasına 8 maçta 13 puan aldıklarını hatırlatarak devam eden Şenol Güneş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Beklenen 20 puan ve yukarısıydı. En azından maçı kazansaydık 8'inciyken 2'inci olacaktık. Böyle bir dönem yaşıyoruz. Beklentilerimizin altında olduğumuz bir gerçek. Sezon başında kaybettiğimiz puanları daha da çok arıyoruz. Çok kolay puanlar kaybettik. Fenerbahçe ve Beşiktaş maçındaki beraberlikler normal kabul edilebilir. Ama Gaziantepspor, Mersin İdmanyurdu ve Karabükspor kayıp puanları kaybedilmesi beklenmeyenlerdi."

"TÜM OYUNCULAR BİZİM"

Oynamayan oyuncular üzerinden daha fazla spekülasyonlar yapıldığını da vurgulayan Güneş, bu konuda şöyle dedi:

"Bütün oyuncularımıza önem ve değer veriyoruz. Maalesef bu ayrımı yapmak isteyenler oluyor. Beklentileri ortaya koymak adına hatalar yapabiliyoruz. Bu yönde eleştirileri kabul ediyorum. Övgüler ve yergileri yaparken oyuncular hakkında hakarete ve ayrımcılığa varan anlayışı kabul etmiyorum. Tüm oyuncular bizim. Bu kadronun dışında kalanlar da daha sonra oynayabilir. Son dakikada da ilk dakikada da görev alabilir. Ancak oyunda bulunduğu sürede ne verdiğine bakmak gerek. Mühim olan sahaya çıkan 11 oyuncunun yüzde yüzünü vermesi. Sonradan girenlerin de aynı anlayışla sahaya girmesi. Oyuncular hakkında bilgi eksikliği varmış gibi gösteriliyor. Hiçbir şeyi gizli yapmıyoruz. Antrenmanları bu kadar açan takım belki de yoktur. Takım şehrin ve taraftarın takımı. Ama iş yaparken bazen yönetici, seyirci, medya gibi ortamlardan uzaklaşmak istiyoruz. Yanlış bilgiler verenler, kendi eksikliğidir. Colman'ın sakatlığını göremiyorsanız, bu sizin kötü niyetinizdendir. Fanatik Trabzonspor düşmanı olabilirsiniz, fanatik Trabzonspor taraftarı da olabilirsiniz. Ama bu size kötü niyetle yazı yazma hakkını vermez. Herkesin gördüğü bir tabloyu farklı sunmaya çalışmak art niyettir. Spekülasyonlar çok çiğ, şark kurnazlığı, geçmişte kalan oyunların bir türü olarak görüyorum."

SAKATLAR KONUSU

Şenol Güneş, sakat oyuncuların durumlarıyla ilgili bilgi verirken de şöyle konuştu:

"Colman henüz bugün idmana başladı, topla idmana başlamadı. Tolga zaten idmanda yok. Giray'ın kırığı vardı ama idmanlara katılmaya başladı. Sapara belinden kalçaya vuran ağrısı var. Durumuna bakacağız. Halil'in de arka adalesinde ağrı vardı."

BURSASPOR MAÇI ZOR

Bu hafta oynayacakları Bursaspor'un iyi oynayan bir takım olduğunu vurgulayan Şenol Güneş, maçın zor geçeceğini anlatırken şunları söyledi:

"Ligin flaş takımı görünen Orduspor kendi sahasında mağlupken 2–2'yi yakaladı. Önemli olan hem takım, hem de oyuncu için o günü yaşamaktır. Bu zor maçı taraftarı oyuncusu ve yönetimiyle aşacağımızı düşünüyoruz. Üç puan için çalışacağız."

"OYNADIĞIMIZ OYUN DAHA GURUR VERİCİ DÜZEYDE OLMALI!"

Şenol Güneş, Trabzonspor'un liderin sadece 2 puan arkasında olmasına rağmen çok eleştirilmesiyle ilgili bir soruyu yanıtlarken de şöyle konuştu:

"Diğer takımların aldığı eksik puanlar bizim eksiklerimizi görmemizi engellememeli. Her maçı kazanacak durumda olmalıyız. Galatasaray ve Fenerbahçe'den beklentiler çoktu. Ama ligdeki sıralamadaki yerleri nedeniyle onlar da eleştiri alıyor. Trabzonspor'un oynadığı oyunla daha gurur verici düzeyde olmamasını eleştirenlere hak veriyorum. Ama sonuçsal değerde bir süreçten geçiyoruz. 12 yabancımız var. Oyuncunun sahada verimi düşük olduğu zaman oynamayan üzerinden eleştiri yapılıyor. Bu her iki oyuncuyu da etkiliyor. Bunu kırmak kolay değil."

GİDENLER ZATEN EN İYİSİYDİ

En büyük hatalarının gösterdikleri hızlı büyümeyi devam ettirememeleri olduğunu da vurgulayan Şenol Güneş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Belki hatamız şu oldu, hızlı bir büyüme gösterdik. Hem takım hem de kulüp olarak. Ama hızlı büyümenin arkasından bunun hep daha yukarı çıkacağı beklendi. Bunu yapamadık. En çok eleştiri yapılan konu, gidenin yerine daha iyisini alamamak. Zaten giden en iyisiydi. İyi adama biz git demedik ki yerine yeni birisini alalım. Bu da çok tartışma konusu. Herkes bunu işine geldiği gibi kullanıyor. Sıkıntımız golcü değil tek başına. Defansımız eleştiriliyordu. Bu sezon bu yöndeki eksikliği kapattık. Bütün bunların mükemmel olması hep bir anda mümkün değil. Geçen seneden daha iyi olmalıyız. Buna ben de katılıyorum. Ama bu konuda bocalıyoruz. Kendi oyunumuzdan memnun değiliz. Daha iyi olması için çalışıyoruz. Bugün 20 puan alabilirdik. Ama yine de eksiklerimiz olacaktı. Gerçeklerimizi görüyoruz. Daha iyi oynayabilmek için oyuncularımıza nasıl bir zemin hazırlamak gerek, bunun peşindeyiz. Medyayı eleştirirken kendim için destek istemiyorum. Oyuncuya destek olmak gerek."

"JANKO'NUN YERİNE EMRE'Yİ ALABİRDİM"

Şenol Güneş, "Oyuncuların sorumluluktan kaçtığı eleştirilerine katılıyor musunuz? Emre ve Janko'yu oyuna almadınız, Halil'i sahada tuttunuz?" sorusuna da şu cevabı verdi:

"Sorumluluk almayla ilgili Beşiktaş maçında oyundan düşmeler oldu. Bu rakip coşkusu ve seyirci baskısıyla olabilir. Janko'nun yerine Emre'yi de oyuna alabilirdik. Ama daha önceki maçlardaki performanslar karar vermede etkili oluyor. Hatta Adrian'ı bile kadroya almadığımız için pişmanlık yaşadığımız da oluyor. Halil bizim için tipik santraforun özelliklerinde değil. Attığımız golde de etkiliydi bana göre. Orta saha ile bütünleşebiliyor. Janko'ya da haksızlık yapmak istemiyorum. İyi niyetli çalışıyor. Hücumda etkinliğimiz yeterli olmadığı için belki bize yeterli katkıyı veremiyor. Emre önde oynatılabilir ancak Halil ortada panik yapan takım için faydalı hamlelerde bulunuyor. Janko'yu oyuna alırken Halil'i geriye çekerek panik ortamından uzaklaşmak istesek de diğer oyuncular buna katkı sağlayamadı. Verdiğimiz pozisyonlara baktığımızda rastgele vurulan toplar vardı. Golden sonraki paniği üzerimizden atamadık."

"FEDERASYONUN YERİNDE OLSAM SAHA SORUNUNA EL ATARIM"

Şenol Güneş, "Galatasaray Stadı'nın zemini çok kötüydü. Kış yaklaşıyor. Bu durum futbolu etkiliyor mu?" sorusunu yanıtlarken de şunları söyledi:

"Beşiktaş maçında da saha çim görünmesine rağmen pas yapmaya müsait değildi. Maalesef Türkiye'de saha sorunu var. Federasyon ve Digitürk'ün yerinde olsam buna müdahale ederim. Kesinlikle sahayı ben yaptırır ve kulüplerin alacaklarından bu parayı keserim. Yoksa bu iş düzelmez. Futbol sahada oynanır. Halı gibi saha olmalı. Biz de en iyisini yaptırdığımızı düşünüyoruz ancak yeni yeni toparlayacak. Her maça aslında rahat rahat çıkmamız gerekiyor. Aynı şey Galatasaray için de geçerli. Yağmur yağmış olabilir ama Avrupa'da da yağıyor."

"BEN KALECİ ANTRENÖRÜYLE ÇALIŞMADIM"

"Şenol Güneş, Fatih Terim ve Mustafa Denizli, milli takıma zirve yaptırdılar ancak seçtikleri yardımcılarla yeni antrenörlerin yetişmesine katkı sağlamadılar, deniyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz" sorusuna da cevap veren Şenol Güneş, şöyle konuştu:

"Bu, yumurta mı tavuktan çıkar, tavuk mu yumurtadan, benzetmesi gibi. Beni hangi antrenör hazırladı? Ben kaleciyken kaleci antrenörü yoktu. Ben tek başıma hazırlanıyordum. Geldim A milli takıma, yediğim her gol sonrası çok ağır eleştiriler yaptılar. Sanki ben oraya zorla gidiyorum? Yok başka kaleci de beni alıyorsunuz. Olsa zaten beni çağırmıyorsunuz. Hoca olarak da aynı şekilde. FIFA'da 30'uncuyduk ben göreve geldiğimde. Bıraktığımda 7'inciydik. (Ben bıraktım kötü oldu) demek de doğru değil. Bu bir süreçti ve yaşanabilir. Dünya futbol ülkesi olarak gelişimleri yapmıyoruz. Ben bunu tek başıma yapamam. Herkesin katkı yapması gerekir. Türkiye'de son yıllarda sadece futbolda ekonomik büyüme var. Bütün kulüpler ve oyuncular, (Paramı alayım başka bir şey yapmayayım) diyor. Geçmişte amatör yönetici para verip keyif alıyordu. Antrenör ve futbolcu soğuk suyla duş alıp mutlu oluyordu. Bugün sonuç tam tersi ama kimse mutlu değil. Sadece sonuçlara endeksli hareket ederseniz herkes kendini kurtarmanın peşine gider. Üç antrenörden bahsediyorlar ama kötü bir şey varsa beni bu üçlüye dahil ediyorlar. Alt yapıdan düşünceye kadar değişim olması gerekiyor. Bir antrenörün aldığı başarısız sonuçlar bile bazen bir katkıdır. Antrenörler ve oyuncular geçici, düşünce ebedidir. Bu sıkıntıları aşamazsak durum değişmez. Ben konuşacağım kadar konuştum. Her antrenöre katkı yapmaya hazırız. Ama bizi dinlemeyecek kişiye ne katabilirsiniz?"

KUPA DEĞİL ADALET

Şenol Güneş, açıklamasının son bölümünde, "Türk futbolunun bugüne gelmesinde şike sürecinin etkisi var mı?" sorusunu yanıtlarken de şöyle dedi:

"Az önce saymaya çalıştığım nedenler futbolu olumsuz etkiler. Ama şike süreci başlı başına bir olay. Sadece futbolu değil Türkiye'nin hukuk ve adalet sistemini de etkilediğini düşünüyorum. Bunu da hiç kimse kapatamaz. Hangi karar verilirse verilsin. Şike vardır ya da yoktur diye karar da verilse adalet zedelenmiştir Türkiye'de. Bunun uzun vadeli süreceğini düşünüyorum. Insanların güvensizlikleri artmıştır. Çünkü adaletin sağlanmadığı yerde barış ve huzuru bulmanız mümkün değildir. Açlık ve sağlık da önemlidir ancak adaletin olmadığı yerde, haksızlığın ve gücün hakim olduğu yerde güçler dengesi farklı işler. Sadece futbolu değil her alanı etkilemiştir. Ama şimdi süreçle ilgili bir kısır döngü yapılıyor. Trabzonspor'a kupası verilsin, verilmesin. Bu çok basit kalıyor. Kupayı alırsın. Diyelim kupayı aldık da sonra (Haksız aldınız) dediler. Biz de vicdanen rahatsız oluruz. Böyle bir şey talep etmiyoruz. Adaletsizlik ortadan kaldırılmalı. Şike süreci sonucunda ne kadar yakın olursanız olsun diğer taraftarlara, hep şüpheyle bakılıyor, sevgiyle bakılmıyor. Rekabet o hale geldi ki kavgayı daha fazla artırdı. Federasyon bir kaç defa geldi, bakanlıktan da geldiler. Türk futboluyla ilgili görüşlerimi açıklamıyorum. Hiçbir toplantıya da katılmıyorum. Boşa konuşmam. Federasyonda yaptığım konuşmayı herkes duydu ama uygulamada hiç bir şey değişmiyor. O zaman konuşmanın da bir anlamı yok diyorum. Federasyon aklanmadığı müddetçe kendi içinde bu işler düzelmez."
"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.