ŞİKE DAVASINDA GEREKÇELİ KARAR AÇIKLANDI
SAYFA SÜREKLİ GÜNCELLENMEKTEDİR

2 Temmuz günü davayla ilgili kararı veren İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi, kararı vermesinin ardından geçen süre içerisinde yazılan gerekçeli karar bugün açıklandı. Yaklaşık 682 sayfayı bulan gerekçeli karar avukatlara verilmesi ile bareber yapılacak değerlendirmenin ardından da Yargıtay’a itirazlarda yapılacak. Yargıtay sürecinin başlayacağı şike davasında eğer Yargıtay mahkeme tarafından verilen cezaları onarsa, Aziz Yıldırım’a yeniden hapis yolu görünecek.

Davanın iddianamesi 401 sayfadan oluşuyor. Dellerin tüm sanıklar açısından tek tek değerlendirilmesi ve telefon tapelerinin de gerekçeye eklenmesi nedeniyle gerekçeli kararın iddianameden uzun olduğu belirtildi.
682 sayfalık gerekçeli kararda, şikenin sahaya yansımasına değil, şike suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığına ve şike anlaşması yapılıp yapılmadığına ilişkin deliller değerlendirildi.


Futbolda şike davasının gerekçeli kararı açıklandı. 'Örgüt, şike ve teşvik' suçlarından 6 yıl 3 ay hapis cezası alan Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın aralarında bulunduğu 48 sanık ile beraat eden 44 sanık hakkındaki gerekçeler İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hazırlandı. 682 sayfalık gerekçeli kararda Mahkeme BaşkanıMehmet Ekinci ile üye hakimler Hikmet Şen ve Bülent Kınay'ın imzası bulunuyor.

SORUŞTURMANIN NASIL BAŞLADIĞI ANLATILDI
Sanıkların isimlerinin ve kimlik bilgilerinin yazılı olduğu ilk 30 sayfanın ardından başlayan gerekçeli kararda ilk olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nda şike operasyonun nasıl başlatıldığı anlatıldı. Gerekçeli kararda, iddianamedeki bazı delillerin, sanık savunmalarının ve duruşma savcısının verdiği mütalanın ardından “Delillerin değerlendirilmesi ve Gerekçe“ bölümü 231. sayfadan itibaren yer aldı.

“İLGİ ARTINCA SPORDAKI SORUNLAR ORTAYA ÇIKTI"
21. Yüzyıldı hem ulusal alanda hem de uluslararası alanda insanların sosyal yaşamlarında spora daha çok zaman ayırmaya başlamışladığının ve günlük yaşamda sporun daha çok alan kapsaması ile birlimte sporda ortaya çıkan sorunları daha çok arttığının belirtildiği kararda,“ Sporun profesyonel olarak icra edilmesine başlanmasıyla birlikte, spor sadece zevk için yapılan bir faaliyet olmaktan çıkıp meslek olarak değerlendirilen ve kazanç elde etme amacı güdülen bir uğraş haline de dönüşmüştür“ denildi.

“OYNANAN OYUNUN ARTIK FUTBOL“
Kararda, futbolun içinde bulunduğumuz dönemin en etkili iktidar nesnelerinden bir tanesine dönüşdüğü belirtilerek, “Bir oyun olmanın ötesinde futbol, toplumsal yaşam içerisinde bir 'minyatür' model olarak işlev görmekte ve onun üzerinden toplumsal yaşama bir takım rol ve değer transferleri gerçekleştirilmektedir. İşte bu yüzden futbolun 'endüstriyel futbol' olarak adlandırılması sonrasında oynanan oyunun artık futbol olmadığının net bir biçimde dile getirilmesi büyük önem arz etmektedir. Futbol, günümüzde sadece var olan statükonun korunmasına katkı sağlamamakta fakat aynı zamanda yeni dönemin ekonomik değerlerinin geniş kitlelere ulaştırılması ve benimsetilmesinde de etkili bir ajan konumunda bulunmaktadır.“ ifadeleri kullandı.

“FUTBOLA SUÇ ÖRGÜTLERİNİN İLGİSİ"
Futbol kulüplerinin tüm Dünya'da yarattığı gelirin yıllık 24 milyar dolara ulaştığı, ülkemizdeki futbol pastasının büyüklüğünün 820 milyon dolara yükseldiğinin belirtildiği gerekçeli kararda, “Alan hakimiyeti bakımından dünyada olduğu gibi Türkiye'de de büyük bir yaygınlık kazanan futbolda söz sahibi olma yarışı özellikle çıkar amaçlı suç örgütleri açısından dikkate değer bir boyut kazanmıştır. Nitekim soruşturma ve kovuşturma aşamasında elde edilen deliller ve yine soruşturma ve kovuşturmaya tabi olmamakla birlikte bağlantı sebebiyle bir şekilde dosyaya intikal eden bilgi ve belgelerden çıkar amaçlı suç örgütü yönetici ve üyelerinin bu sahayada el atmaya çalıştıklarını gözlemlenmiştir" denildi.

MAFYA FUTBOLUN İÇİNDE YER ALIYOR"
Olgun Peker ve Sedat Şahin gibi kamu oyunda mafya olarak tabir edilen çıkar amaçlı suç örgütlerinin futbol camiası içerisinde yer aldıklarının vurgulandığı kararda, şöyle denildi; “Çıkar amaçlı suç örgütleri özellikle futboldaki transferlerden kolay ve yüksek miktarda para kazanma avantajı yanında futbol camiasında menajer olarak yada yönetici olarak yer almak suretiyle kamu oyunda tanınmış medyatik futbolcu-spor adamlarıyla ilişki kurmak suretiyle kamu oyuna kendilerini kabul ettirme ve legal alanda faliyet gösteriyor görüntüsü verme, bu vesileyle kamu oyunda iş adamı kimliğine bürünme şansına sahip olmakla kamu görevlileri nazarında da saygınlık kazanmayı amaçlamaktadırlar. Nitekim daha sonra bu saygınlık olası problemleri aşmada bir bağlantı kurma yolu olarak değerlendirilebilecektir. Burada asıl önemli olan boyut çıkar amaçlı suç örgütlerinin çok para kazanmasından ziyade özellikle hitap ettiği taban itibariyle yönlendirilmeye açık futbol seyircileri, özellikle taraftar gruplarının bu çıkar amaçlı suç örgütlerinin kontrolüne girmesidir."

“FUTBOL ASLA SADECE FUTBOL DEĞILDIR"
Kararda, "Işte tam bu noktada idari ve adli tedbirlerle spor camiasında faaliyet yürüten menajer, futbolcu ve yöneticilerin bu faaliyetleri sonucu kazandıkları gelirleri ciddi bir kontrolden geçirilmesi sağlanmalı, yine çıkar amaçlı suç örgütlerinin bir şekilde taraftar gruplarını içerisine sızarak yada yönetimini elegeçirerek geniş bir tabanı olan taraftar gruplarını kontrolleri altında tutmaları engellenmelidir. Işte bu takdirde şiddetten, küfürden, kara paradan uzak, çıkar amaçlı suç örgütü üyelerinin boy gösteremediği temiz futboldan söz edilebilir. Özetle, Simon Kuper'in dediği gibi, “Futbol Asla Sadece Futbol Değildir'"ifadeleri kullanıldı.

“FENERBANÇE YÖNETİMİ ÖRGÜT OLARAK KABUL EDİLDİ İDDİALARI GERÇEK DIŞI"
Fenerbahçe Spor Kulübü yönetiminin bir örgüt olarak gösterilip kabul edildiği iddialarının gerçek dışı olduğunun ifade edildiği kararda; “Bir kısım sanıkların spor kulübünün temsil ettiği büyük toplumsal kitlenin desteğini almaya ve tümüyle kendilerini suçtan kurtarmaya dönük çaba olarak değerlendirilmiştir.“denildi.

“20 YÖNETICIDEN SADECE 4'Ü YARGILANDI“
Kararda, Fenerbahçe Spor Kulübü'nde 15 asil ve 5 yedek olmak üzere toplam 20 yönetici bulunduğunun ancak bu yöneticilerden yalnızca suçla ilişkili oldukları belirlenen sanıklar Aziz Yıldırım, İlhan Yüksel Ekşioğlu, Mehmet Şekip Mosturoğlu ile Alaeddin Yıldırım hakkında kamu davası açılıp, ceza verildiği ifade edildi.

devamı 2.sayfada...

“YILDIRIM SUÇLARINI PERDELEMEK ISTIYOR“
Gerek soruşturma aşamasında ve gerekse kovuşturma aşamasında anılan sanıklar dışında Fenerbahçe Spor Kulubü Yönetim Kurulu Üyesi olan kişilerin suç örgütü kurma ve üye olma ile şike ve teşvik suçlarını işlediklerine dair herhangi bir delil ve emare elde edilemediğinin belirtildiği kararda, “Bu durum dahi sanıkların, Fenerbahçe Yönetim Kurulu'nun yargılandığı yönündeki savunmalarını çürüttüğü gibi suç işleyen bir kısım sanıkların, özellikle sanık Aziz Yıldırım'ın suçlarını perdelemek amacıyla diğer savunmalar yanında bu yöndeki savunmaları da dile getirdiklerini göstermektedir. Demokratik bir hukuk devletinde suç isnadı altında bulunan bir kişinin, işgal ettiği makamlar ile temsilcisi olduğunu iddia ettiği toplumsal yapıların büyüklüğünün, adeta suçsuzluğuna karine olması gerektiğini savunması kabul edilebilir bir durum değildir “ ifadeleri yer aldı.

“YARGILAMA SPOR KULÜPLERINE YÖNELIK DEĞIL“
Yapılan yargılama ve verilen hükümün spor kulüpleri ve yönetimlerine yönelik olmadığını dikkat çeken mahkeme kararında,“ Yargılama ve hüküm, centilmenlik ve sportmenlik çerçevesinde sürmesi gereken rekabet ortamını, sözde kulüpleri lehine avantaj sağlama çabası içerisine girerek, başta kendi kulüp taraftarları, alınlarının teriyle sahada mücadele eden sporcular, teknik heyet olmak üzere tüm spor camiasına yönelik suç işleyen sanıklar ve onlara yüklenen teşvik ve şike suçlarına yöneliktir“ dedi.

“ŞİKENIN SAHAYA YANSIMAMIŞ OLMASI" TESPİTİ GÖRECELİ
Sanık savunmalarında dile getirilen, “sahanın içinde şike yoksa dışında da yoktur", “şikenin sahaya yansımamış olması" gibi tespitlerin göreceli olduğunun belirtildiği gerekçeli kararda, “Ceza yargılaması yönüyle bir anlam ifade etmediğinin öncelikle bilinmesi gerekmektedir. Yasa koyucu; 6222 SY'nın 11. Maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde, belirli bir spor müsabakasının sonucunu etkilemek amacıyla bir başkasına kazanç veya sair menfaat temin eden ya da kendisine menfaat temin edilen kişi için suçun, kazanç veya menfaatin temin edildiği anda oluşacağını kabul etmiştir. Suçun oluşması için faillerin bu amaçla hareket etmeleri yeterli olup, müsabakanın sonucunun anlaşma doğrultusunda gerçekleşmesi şart değildir. Bir başka ifadeyle, şike suçunun oluşması için, faillerin amacına ulaşmaları gerekmez. Önemli olan müsabakanın sonucunu etkilemek amacıyla menfaatin sağlanması veya bu hususta anlaşmaya varılmış olmasıdır.“ denildi.

“TELEFON KAYITLARI TEK BAŞINA DELIL OLAMAZ ITIRAZI“
Soruşturma safhasında sanıkların dinlenilmesi ile elde edilen iletişim tespitine ilişkin tutanaklara mahkemece itibar edildiğinin ifade edildiği gerekçeli kararda, telefon görüşmelerinin tek başına delil olamayacağı hususundaki savunmalar dikkate alındığı belirtildi.

“SADECE TELEFON GÖRÜŞMELERI YOK, PARA TRANSFERI VE BULUŞMALAR VAR“
Mahkeme telefon kayıtlarının delil olamayacağı yönündeki itirazlara ilişkin ise şu değerlendirmeyi yaptı;“Evet Yüksek Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatlarından da anlaşılacağı üzere telefon görüşmeleri tek başına delil olamaz, telefon görüşmelerinin delil olarak değerlendirilmesi için görüşmelerin yanında bu görüşmelere ilişkin bir suç olgusunun bulunması gerekir. Bu bağlamda davaya konu olay ve olaylara değinmek gerektiğinde dosyada sadece telefon görüşmeleri bulunmamaktadır. Şike ve teşvik girişimlerine ilişkin telefon görüşmeleri, buluşmalar ve para nakli sözkonusu olup, sözkonusu görüşmelerin (şike ve teşvik anlaşmalarının ya da teşebbüslerinin) maç öncesinde vuku bulduğu, bu görüşmelere konu maçların yapıldığı, dolayısıyla telefon görüşmelerine konu olguların dosyada bulunduğu açık ve nettir. Dolayısıyla burada yalnızca telefon görüşmesi yapılmamıştır. Örneğin iki şahıs arasında şike ve teşvik konusunda görüşme yapmalarına rağmen bu telefon görüşmelerine konu herhangi bir spor karşılaşması bulunmamakta ise doğal olarak bu taktirde tek başına telefon görüşmelerinin şike ve teşvik eylemlerinin suç olarak vasıflandırılıp mahkumiyetle neticelendirilmesi mümkün olmayacaktır. Burada mahkememizce cezalandırılma yoluna gidilirken telefon görüşmelerine konu şike veya teşvik anlaşması ya da teşebbüsü anlamında yapılacak bir spor karşılaşmasının varlığı mahkememizce zorunlu bulunmuştur. Yine örgüt üyeliği suçu bakımından da yalnızca telefon görüşmeleri baz alınmayıp örgütsel faaliyetin vuku bulduğu hususundaki eylemler gözönüne alınmıştır.“

“YASA DEĞIŞIKLIĞI SANIKLARIN LEHINE“
Soruşturma devam ederken 6222 sayılı kanunda değişiklik yapıldığının ve cezalarda indirime gidildiğinin yer aldığı kararda, “Yasa ile yaılan değişikliğin lehe olduğu izahtan varestedir. Aziz Yıldırım'ın tek maç için cezası 11 yıl 3 ay hapis olacaktı. Sanığa bu suçtan hükmolunan ceza, 3 yıl 9 ay hapis olduğuna göre 6259 sayılı yasa ile yapılan değişikliğin, sanığın lehine olduğu açıktır.“denildi. Mahkeme diğer sanıkların da eski yasaya göre alacakları cezayı hesaplayarak karara yazdı.

“BAŞKANLIĞI BIRAKMAK İSTEMEYEN YILDIRIM, ŞİKE VE TEŞVİK FAALİYETLERİNE BAŞLADI"
Soruşturmanın yürütüldüğü sezondaki ligin ilk yarısında oynanan müsabakalar sonunda lider Trabzonspor'la oluşan puan farkının şampiyonluk ihtimalini azalttığının ifade edildiği kararda, “Bu da Fenerbahçe camiası içerisinde sezon sonu yönetimin değişebileceği söylentilerine yol açmaktadır. Ülkemizdeki futbol pastasının büyüklüğünün 820 milyonDolar'a yükseldiği ve büyükçe bir diliminin Fenerbahçe'ye ait olduğu bir ortamda, Fenerbahçe Spor Kulübünün yönetimini bırakmak istemeyen ve bu gücü elinde tutmak isteyen Aziz Yıldırım, 2010-2011 sezonunun ikinci yarasında şike ve teşvik faaliyetlerine başlamıştır. Sanık Aziz Yıldırım bu amacı gerçekleştirmek için Fenerbahçe Spor Kulübünün resmi yönetiminde görev yapan diğer üyelerin (İlhan Yüksel Ekşioğlu, Alaeddin Yıldırım ve Şekip Mosturoğlu hariç) bilgi ve rızaları dışında illegal bir yapı/örgüt kurmuştur.“diye belirtildi.

“ETKINLIKLERINI KAYBETMEK ISTEMEDILER“
Kararda, Fenerbahçe Spor Kulübünün büyük bir ekonomik değere sahip olduğu belirtilerek, “Bu değerle birlikte Fenerbahçe Spor Kulübünün yöneticilerinin de sosyal ve ticari hayat içerisinde etkin bir konum kazandıkları, bu nedenle Fenerbahçe kulübünün yönetimini uzun yıllardır elinde bulunduran Aziz Yıldırım ve talimatıyla hareket eden örgüt üyelerinin kulüp yönetimini bırakmak ve elde ettikleri etkinliği kaybetmek istemedikleri izahtan varestedir.“denildi.

devamı 3.sayfada...

“TARLA- INŞAAT IŞÇISI GIZLILIĞI SAĞLAMAK IÇIN“
Kararda, suç örgütünün süreklilik gössteren faaliyetlerinde gizliliği sağlama ve güvenlik güçlerinin takibine takılmamak amacıyla “bir numara, şirket ceosu, rüzgar, şekerli, inşaat işçisi, mağdur, müvekkil, hakim, gram, kahve içme, dava, inşaat, mahkeme, proje, tarla, taş ocaği, mühendis, kuma" gibi ifadeleri içeren jargon geliştirdikleri belirtildi. Kararda söz konusu kelimelerin geçtiği telefon tapelerinin de hepsine yer verildi.

“AMAÇLARI EKONOMIK ÇIKAR ELDE ETMEK“
Liderliğini sanık Aziz Yıldırım'ın yaptığı bu yapılanmanın, bir suç işlemek amacıyla oluşturulmuş basit bir birleşmeden ibaret olmadığının yürütülen faaliyetlerin kapsamından anlaşılacağını belirten mahkeme, “Amaç Fenerbahçe Spor Kulübünün şampiyon yapılması suretiyle haksız ekonomik çıkar elde etmektir. Bu amaca yönelik olarak yapılması gereken, gerek kendi müsabakalarının ve gerekse şampiyonluğa ortak olabilecek rakip takımların müsabakalarının sonucunu etkilemektir. Nitekim Spor Toto Süper Ligin ilk yarısının sonunda Trabzonspor'un 9 puan, Bursaspor'un ise 4 puan gerisinde olan Fenerbahçe, şike ve teşvik eylemlerinden haberdar dahi olmayan teknik adamının ve çoğu futbolcusunun emek ve çabaları yanında, sanıkların üstün (!) gayretleri sonucu Trabzonspor ile aynı puanda olmasına rağmen ikili averaj üstünlüğü ile ligi şampiyon olarak tamamlamıştır. Şüphesiz böyle bir süreç ve sonuç öngörülemeyeceğinden, sanıkların belli bir suç işlemek amacından söz etmek mümkün olmayıp, belirsiz sayıda suçun işlenmesi amacıyla iştirak boyutunu aşan bir yapıda bir araya geldiklerinin kabulü gerekmektedir“dedi.

“ÖDEMELER ŞİKE VE TEŞVİK EYLEMLERİ İLE EŞ ZAMANLI YAPILMIŞ"
Kulüpten yapılan ödemelerde imza veya yönetim kurulunun onayının aranmadığının belirtildiği kararda, “ Sanık Tamer Yelkovan'ın, sanık Aziz Yıldırım'ın talimatı ile hareket ettiği anlaşılmaktadır. Şu hale göre, yönetim kurulunun bilgisi ve onayı dışında sadece Aziz Yıldırım'ın talimatı ile İlhan Ekşioğlu'na yapılan ödemelerin neredeyse tamamının şike ve teşvik eylemleri ile eş zamanlı olarak yapılması, müsabakaların değerlendirildiği bahiste ayrıntıları ile belirtilen fiziki ve teknik takiplere ve bir kısım savunmalara göre, sanık İlhan tarafından bu paraların şike ve teşvik anlaşmasının tarafı ya da aracısı olan futbolcu (İbrahim Akın), menajer (Yusuf Turanlı, Fatih Akbaba), yönetim dışı kişilere (Ali Kıratlı) verildiği sabit olduğuna göre, yürütülen faaliyetlerin yönetsel işler almadığı, Aziz Yıldırım konumu itibariyle söz konusu suç örgütünün lideri, sanık İlhan'ın eylemleri organize eden ve lidere en yakın örgüt üyesi sanık olduğu anlaşılmaktadır" denildi.

“SANIKLAR ARASINDA EYLEM PAYLAŞIMI VAR"
Aziz Yıldırım 01 Mayıs 2011 tarihinde yapılacak İBB Spor - Fenerbahçe müsabakası ile ilgili olarak “O kendi kalesine gol atanö sözü ile kastettiği Can Arat ile şike konusunda konuşulup konuşulmadığını sorduğunun belirtildiği kararda, “Bu dönemde, Sami Dinç aracılığı ile Karabük-Fenerbahçe müsabakasına ilişkin şike faaliyetini yürüten Şekip, bunun ile ilgili bilgi verdiği sırada Aziz Yıldırım'ın İBB Spor müsabakasına ilişkin bu sorusuna “Onu bilmiyorum başkanım o benle ilgili değilö diyerek örgüt üyesi olan sanıklar arasındaki eylemli paylaşıma işaret etmektedir. Zira sanık Şekip, görev dağılımı gereği İBB Spor müsabakasına ilişkin şike faaliyetinin içerisinde yer almamaktadır" bilgileri yer aldı.

“TFF BAŞKANI VE ÜYELER KORKUDAN TELEFONLARINI KAPATIYOR"
Kararda Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı ve yöneticilerinin suç örgütü lideri Aziz Yıldırım'dan çekindikleri hususunda dosyada çokça telefon görüşmesinin bulunduğu, bu görüşmelerde, TFF yöneticilerinin Fenerbahçe'nin yenildiği maçlarda Aziz Yıldırım'ın kendilerine ulaşıp küfür ve tehdit etmesinden korktukları ve maç sonrasında telefonlarını kapattıkları belirtildi. Kararda, Yıldırım'ın TFF üyeleri ile yaptığı küfürlü telefon konuşmalarına da yer verildi.

“YILDIRIM, KURULLAR ÜZERİNDE BASKI KURMAYI DENEDİ"
Kararda şöyle denildi; "Ellbette ki sanık Aziz Yıldırım temsilcisi olduğu kulübün ya da kendisinin bir haksızlığa maruz kalması durumunda bu durumu yetkili organlar önünde dile getirmesi, gerekli yasal girişimlerde bulunması doğaldır ancak sanık bununla yetinmeyip kurullar üzerinde baskı kurmayı denemiştir."

“GÜMÜŞDAĞ HAKKINDA KESİN VE İNANDIRICI DELİL YOK"

Kararda, sanık Göksel Gümüşdağ hakkında da Aziz Yıldırım liderliğindeki suç örgütüne yardım suçundan kamu davası açıldığı, ancak yüklenen suçtan cezalandırılmasına yeter nitelikte kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatine karar verildiği belirtildi.

BEŞİKTAŞ- İBB MAÇI
Kararda, 11 Mayıs 2011 tarihinde Beşiktaş- İBB arasında oynanan Türkiye KupasıFinaline de yer verildi. Spor kulüpleri açısından, kendi ülkelerinde şampiyon olmalarının yanı sıra gerek maddi gelir, gerekse prestij yönünden Avrupa liglerine katılmalarının da önem arz ettiğinin belirtildiği kararda, ligin son 2 hafta maçlarında Beşiktaş'ın puan kaybetmesi halinde Avrupa Kupalarına katılamama durumunun ortaya çıktığı, bu sebepleZiraat Türkiye Kupası'nı alarak UEFA Ligi'ne gitmeyi garantilemek istediği, karşılaşmadan hemen önce mayıs ayının başlarında, sanıklar Serdal Adalı ve Tayfur Havutçu'nun, Yusuf Turanlı ile irtibata geçtikleri ve İBB Spor futbolcuları İbrahim Akın ve İskender Alın'a Beşiktaş yönetiminin transfer teklifini iletmesini istediklerinin tespit edildiği belirtildi.

“AMAÇ TRANSFER BAHANESİYLE ŞİKE YAPMAK"
Sanık Tayfur Havutçu'nun savunmasında İbrahim Akın'ın transferini bizzat kendisinin istediğini söylerken, İskender Alın'ı ise kulübün istediğini söylediğinin belirtildiği kararda, “ Serdal Adalı ise savunmasında, her iki futbolcunun da teknik direktör Tayfur tarafından verilen transfer listesinden seçildiğini beyan etmektedir. Bu durum dahi başlı başına göstermektedir ki, esas amaç her iki futbolcunun transferi değil, kupa finali öncesinde transferler edilecekleri bahanesiyle şike yapmaktır. Serdal Adalı savunmasında bu isimlerin belirlendiği dönemde henüz kupada karşılaşacaklarının bile belli olmadığını söylemektedir. Ancak bu savunmanın bir an için gerçek olduğu varsayılsa dahi ilginç olan iki ay bekleyip tam da kupa finali öncesinde bu isimlerin transfer edilmeye çalışılmasıdır. Bir başka ilginç olan yön de, final sonrasında her nedense bu transfer etme arzusu birden yok olmuş adı geçen futbolcular aranıp sorulmamıştır. Nitekim suç tarihinde Beşiktaş Kulübü Başkanı olan Yıldırım Demirören gerek Cumhuriyet Savcılığıifadesinde ve gerekse Mahkememiz'de tanık olarak alınan beyanında; kupa maçıöncesinde İbrahim Akın ve İskender Alın'a transfer teklifinden haberdar olmadığını, İbrahim Akın'ın kulüpten at yarışları ve kumar merakı nedeniyle kendi döneminde gönderildiğini, eğer transfer komitesi ile görüşüp anlaşsa bile kesinlikle almayacağını, kendi gönderdiği futbolcuyu aynı şartlarda geri almasının hiçbir anlamının olmayacağını beyan etmiştir. Ne Serdar Adayı'nın ne de Tayfur Havutçu'nun bu düşüncelerinden kendisine bahsetmediklerini beyan etmiştir. Kulüp başkanın bu ifadesi de, sanıkların gerçek arzularının transfer olmadığının en açık delilidir. İBB Spor futbolcuları sanıklar İbrahim Akın ve İskender alın ile kurulan irtibatın transfer amaçlı olmadığı, transfer vaadiyle şikeye yönelik olduğu izahtan varestedir.“ denildi.

“ŞİKE İLE KUPAYI ALIP BASKIYI AZALTMAK İSTEDİLER"
Türkiye Kupası final maçı öncesinde Beşiktaş futbol takımının Süper Lig'de iddiasız kaldığı ve kulübün Avrupa kupalarına da katılamama riskinin bulunduğunun belirtildiği kararda, "Bu durumun taraftar, kulüp yönetimi ve tüm camia üzerinde baskı oluşturduğu, sanık Tayfur Havutçu'nun; sezon ortasında Beşiktaş Spor Kulübüne teknik direktör olması ve başarılı olamaması halinde sezon sonu kendisiyle yapılan anlaşmanın yenilenmeyeceği düşüncesinin camia içerisinde konuşulduğu, Avrupa Kupaları'na katılabilmek ve takım üzerindeki baskının hafiflemesi için kupanın mutlak surette kazanılması gerektiği düşüncesiyle, sanıklar Serdal Adalı, Tayfur Havutçu ve Yusuf Turanlı tarafından; İBB Sporlu futbolcular İbrahim Akın ve İskender Alın ile, sezon sonunda yüksek transfer ücretleri ile Beşiktaş'a transfer edilecekleri vaat edilerek oynanacak kupa maçında Beşiktaş'a karşı iyi oynamamaları yönünde şike anlaşmasına vardıkları anlaşılmıştır" denildi.

devamı 4.sayfada...

MELİH GÖKÇEK'IN SÖZLERI
Telefon görüşmesinde Melih Gökçek tarafından “Aziz'den de alacağım var Aziz'den inşallah bu maçtan alacağım size yarayacak o inşallah " sözünün söylenildiğinin belirtildiği kararda, “Bu sözün Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'a karşı,Trabzon'a duyulan sempati ya da yakınlık bağlamında söylenilen bir söz ve temenni olmasının ötesinde, teşvik anlaşmasının
varlığını kabule götüren bir durum olamayacağı izahtan varestedir. Nitekim varsayılan böyle bir anlaşmanın karşı tarafındaki şahıs hakkında dava dahi açılmamıştır“ denildi.

“KESİN VE İNANDIRICI KANIT YOK“
Kararda, 15 Mayıs 2011 günü oynanan Fenerbahçe- Ankaragücü ile Sivasspor-Fenerbahçe maçında Sadri Şener ve Nevzat Şakar tarafından teşvik primi verildiği iddiasına da yer verildi. Bu maçlara ilişkin elde edilen delillerde sanıkların yüklenen suçtan cezalandırılmalarına yeter her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı kanıtlar elde edilemediğinden beraatlerine karar verildiği belirtildi.

CEZA VERİLEN MAÇLARIN GEREKÇELERİ ANLATILDI

'17 Nisan 2011 günü Trabzon'da oynanan Trabzonspor - Bursaspor müsabakasinda teşvik pirimi vaadi' başlığının altında, “Aziz Yıldırım liderliğindeki suç örgütünün, 29. haftada oynanacak Trabzonspor - Bursaspor müsabakanın sonucunu etkilemeye yönelik olarak örgüt üyesi sanıklar İlhan Yüksel Ekşioğlu ve Alaeddin Yıldırım eliyle ve birbirleriyle irtibatlı şekilde iki farklı koldan teşvik primi vererek Trabzonspor karşısında iyi bir oyun sergilemeleri için faaliyete geçmişlerdir.“ Ifadeleri yer aldı.

“ALACAĞI TAM BIR YIL SONRA AKILLARA GELMESI...“
Söz konusu maç öncesi sanıkların telefon görüşmelerinin yer verildiği kararda, sanık Gökçek Vederson'un bu konuya ilişkin aşamalardaki çelişkili savunmalarının da değerlendirildiğinde teşvik teklifini kabul ettiğinin sabit olduğu belirtildi. Aziz Yıldırım, Vederson ile görüşülmesinin nedeninin, kulüpten olan alacağı ile ilgili olduğunu yönünde ifade verdiğinin hatırlatıldığı kararda,“Gökçek Vederson'un, kulüpten olan alacağına karşılık sözü edilen temiz kâğıdının alınması gerektiğinin bir yıl sonra akıllara gelmesi, Fenerbahçe gibi hisseleri İMKB'de işlem gören şirketleşmiş ve tutulan muhasebe kayıtlarının emsali olmadığından sözü edilen büyük bir kulübün, bir başka kulübe transferi gerçekleşen futbolcusunun alacağını tam da bitime birkaç hafta kala, şampiyonluk yolunda tek rakibi olan Trabzonspor'un adı geçen futbolcunun oynadığı takım ile yapacağı müsabakanın öncesinde ödeme gayreti savunmanın gerçek durum ile ilgisiz olduğunu göstermektedir.“

ESKIŞEHIR-TS MAÇINDA TEŞVIK
22 Nisan 2011 günü Eskişehir'de oynanan Eskişehirspor - Trabzonspor müsabakasinda teşvik primi verilmesine ilişkin ise gerekçeli kararda şöyle değerlendirme yapıldı. Söz konusu karşılaşmadan bir hafta önce oynanan Antalyaspor maçı için Eskişehirspor'unAntalya'da bulunduğu sırada Ali Kıratlı'nın, İlhan Ekşioğlu'nun talimatıyla Antalya'ya giderek bir hafta sonraki Eskişehirspor- Trabzonspor karşılaşmasında verilecek teşvik priminin altyapısını oluşturmaya çalıştıkları belirtildi. Sanıkların bu maç öncesi de birbirleri ile yaptıkları konuşmaların yer aldığı kararda, Eskişehir'li futbolcu Sezer Öztürk'e açık ve net olarak, Fenerbahçe'ye transfer olabilmesi için Trabzonspor müsabakasında iyi mücadele etmesi gerektiğinin vurgulandığı anlatıldı.Kararda, “İlhan Ekşioğlu'nun talimatı ile Ali Kıratlı tarafından Şükrü Ongan'ın da yardımıyla Eskişehirsporlu futbolcu Ümit Karan ve Fenerbahçeli yöneticiler tarafından kendisine 'bizimki' denilen teknik direktörBülent Uygun'a teşvik teklif edildiği ve anlaşmanın sağlandığı ve müsabaka sonrasında da vaat edilen paraların alındığı tespit edilmiştir.“

MINI COOPER MARKALI ARAÇ ŞIKE IÇIN ALINDI
'Abdullah Başak ve Yusuf Turanli araciliğiyla yürütülen şike faaliyetleri' başlığı altında karar ile birlikte el konulan mini cooper markalı aracada yer verilen kararda, sanık Başak'ın Sivasspor'lu futbolcu Korcan Çelikay'ın şike yapması için Yıldırım'ın örgütüne çalıştığı belirtildi. El konulan Mini Cooper markalı araca ilişkin yapılan telefon görüşmelerinin sıralandığı kararda şöyle denildi;“Sanık Abdullah, müsabakanın kazanılacağından o kadar emindir ki, lig boyunca hizmetlerinin karşılığı olarak alacağı aracın, Mini Cooper mı yoksa Peugeot 508 mi olacağını değerlendirmektedir. Söz konusu Mini Cooper marka aracın suçun işlenmesi ile elde edilen maddî menfaat ürünü olması nedeniyle TCK'nın 55. maddesi uyarınca müsaderesine karar vermek gerekmiştir“

Şike davasının gerekçeli kararından 1: Mahkememizce yapılan yargılama ve verilen hüküm; spor kulüpleri ve yönetimleri değil, tüm spor camiasına yönelik suç işleyen sanıklar ve onlara yüklenen teşvik ve şike suçlarına yöneliktir.

Şike davasının gerekçeli kararından 2: Şike suçunun oluşması için, faillerin amacına ulaşmaları gerekmez. Önemli olan müsabakanın sonucunu etkilemek amacıyla menfaatin sağlanması veya bu hususta anlaşmaya varılmış olmasıdır.

Şike davasının gerekçeli kararından 3 ;

Telefon görüşmeleri tek başına delil olamaz ancak dosyada sadece telefon görüşmeleri bulunmamaktadır. Şike ve teşvik girişimlerine ilişkin telefon görüşmeleri, buluşmalar ve para nakli sözkonusudur

Şike davasının gerekçeli kararından 4 ;
Fenerbahçe Spor Kulübü yönetiminin bir örgüt olarak gösterilip kabul edildiği iddiaları, tamamen gerçek dışıdır.

Şike davasının gerekçeli kararından 5 ;

Bir kısım sanığın savunmaları, spor kulübünün temsil ettiği büyük toplumsal kitlenin desteğini almaya ve tümüyle kendilerini suçtan kurtarmaya dönük çaba olarak değerlendirilmiştir

Şike davasının gerekçeli kararından 6 ;
Suç işleyen bir kısım sanıkların, özellikle sanık Aziz Yıldırım'ın suçlarını perdelemek amacıyla diğer savunmalar yanında bu yöndeki savunmaları da dile getirdiklerini göstermektedir.

Şike davasının gerekçeli kararından 7;

Fenerbahçe, şike ve teşvik eylemlerinden haberdar dahi olmayan teknik adamının ve çoğu futbolcusunun emek ve çabaları yanında, sanıkların üstün (!) gayretleri sonucu Trabzonspor ile aynı puanda olmasına rağmen ikili averaj üstünlüğü ile ligi şampiyon olarak tamamlamıştır.

Şike davasının gerekçeli kararından 8;
Liderliğini sanık Aziz Yıldırım'ın yaptığı suç örgütü, gevşek de olsa hiyerarşik ilişkiye dayalı bir yapı

Şike davasının gerekçeli kararından 9;

Yönetim kurulunun bilgisi ve onayı dışında sadece Aziz Yıldırım'ın talimatı ile İlhan Ekşioğlu'na yapılan ödemelerin neredeyse tamamının şike ve teşvik eylemleri ile eş zamanlı olarak yapıldı

Şike davasının gerekçeli kararından 10 ;
Spor camiasında faaliyet yürüten menajer, futbolcu ve yöneticilerin kazandıkları gelirleri ciddi bir kontrolden geçirilmesi sağlanmalı

Şike davasının gerekçeli kararından 11 ;

İBB Spor futbolcuları sanıklar İbrahim Akın ve İskender alın ile kurulan irtibatın transfer amaçlı olmadığı, transfer vaadiyle şikeye yönelik olduğu izahtan varestedir. Esas amaç her iki futbolcunun transferi değil, kupa finali öncesinde transferler edilecekleri bahanesiyle şike yapmaktır.


"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.