BOLU (AA) - Türk Yargısının İfade Özgürlüğü Konusunda Kapasitesinin Güçlendirilmesi Projesi kapsamında Bolu'da düzenlenen "2. Türk Yüksek Mahkemelerine Yönelik Uluslararası Çalıştay" başladı.

Abant Tabiat Parkı'nda bulunan bir otelde, başlayan çalıştayda, "İfade Özgürlüğü ve İtibarının Korunması Hakkı Arasında Adil Denge Kurulması:Uluslararası ve Karşılaştırmalı Yaklaşımlar" konusu ele alınıyor.

Çalıştaya, Türkiye Adalet Akademisi Başkanı Yılmaz Akçil, Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi Başkanı Michael Ingledow, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hukukçularından Tuğçe Duygu Köksal ve Artem Lazarev ile Almanya Federal Anayasa Mahkemesi eski raportör hakimi Erol Pohlreich, Bosna Hersek Anayasa Mahkemesi Başkanlığı Kıdemli Danışmanı Sevima Sali-Terzic, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Üyesi Kadir Özkaya, Yargıtay 15. Ceza Dairesi Üyesi Ertan Yüzer, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Üyesi Sadık Demircioğlu ve Danıştay 13. Daire Üyesi Mürteza Güler konuşmacı olarak katıldı.

Akçil, burada yaptığı konuşmada, zor dönemlerden geçildiğini belirterek, "Malumunuz 15 Temmuz tarihinde sıkıntılı bir süreç yaşadık. Belki tarihte görülmemiş sıkıntılar, olaylar tezahür etti. Bundan da en çok etkilenen yargı oldu, yargımız oldu. İlk defa da bir darbe sürecinde Türk yargısı iyi bir sınav vermiş oldu. Akşam 22.00 itibarıyla başlayan darbe girişiminde saat 23.00 itibarıyla Türkiye'nin neredeyse tamamındaki Cumhuriyet başsavcılarımız müzekkere yazarak, darbe girişiminin yasal olmadığını, bu girişimde bulunanların suç işlediğini ve tutuklanması konusundaki müzakereleri de yazdılar ve bunu da paylaştılar." şeklinde konuştu.

Akçil, "Buradan Türk yargısına teşekkür etmek istiyorum. Artık Türkiye'de demokrasi oturmuştur. Bu tür girişimler yer bulamayacaktır ve dünyaya da iyi bir örnek verdiğimizi buradan söylemek isterim." dedi.

Akçil, Türkiye'de, insan hakları ve temel özgürlüklerin içinde yer alan ifade özgürlüğünün daha iyi korunmasına katkı verilmesi, Tür yargı mevzuatının AİHM kararlarına uygun şekilde yorumlanması ve uygulanması ile yargı mensuplarının AİHM içtihatlarını uygulamalarının teşvik edilmesi amacıyla Türkiye Adalet Akademisinin Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi ile işbirliği içerisinde yürüttüğü toplantıların Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, HSYK ve Adalet Bakanlığının da katkılarıyla 11 Aralık 2014 tarihinde başladığını ve 1 Aralık 2016 tarihinde sona ereceğini belirtti.

Projenin hedef kitlesinin, hakimler, cumhuriyet savcıları, hakim ve cumhuriyet savcısı adayları, avukatlar, gazeteciler, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile akademisyenler olduğunu ifade eden Akçil, proje kapsamında bugüne kadar çeşitli şehirlerde birçok çalıştay ve seminer düzenlendiğini, Avrupa Birliği ülkeleri ve kurumlarına birçok ziyaret gerçekleştirildiğini kaydetti.

Akçil, yüksek yargı üyelerine yönelik düzenledikleri bu uluslararası çalıştayda, Türkiye'de insan hakları ve temel haklar, özellikle de ifade özgürlüğünün daha iyi korunmasına katkı verilmesi, ifade özgürlüğü alanındaki AİHS ve AİHM içtihatlarının uygulaması, mevzuatın Avrupa standartları doğrultusunda yorumlanması ve uygulanması yoluyla Türk yargısının kapasitesini güçlendirmeyi amaçladıklarını anlattı.

"İfade özgürlüğü ve itibarının korunması hakkı arasında adil denge kurulması, uluslararası karşılaştırmalı yaklaşımlar" temasıyla düzenlenen çalıştay boyunca, ifade özgürlüğünün önemi, ifade özgürlüğü kullanıcılarının yükümlülükleri, medya ve ifade özgürlüğü, ifade özgürlüğünün kısıtlanma gerekçeleri olarak kanunen öngörülme, meşru amaç ve orantılılık, çatışan hakların eşit korunması, ulusal makamların takdir yetkisi ve sınırları gibi konuların tartışılacağını da aktaran Akçil, toplantıdan önemli faydalar sağlamayı hedeflediklerini söyledi.

- "Türkiye'de ifade hürriyeti vardır diyebilmeliyiz"

Akçil, şunları kaydetti:

"Hakikaten ülkemizde, 'Türkiye'de ifade hürriyeti vardır 'diyebilmeliyiz. İfade özgürlüğü noktasında yaptığımız araştırmalarda birçok Avrupa ülkesinin de daha üstünde olduğumuzun farkına vardık. 1915 olaylarını suç kabul eden, Ermeni soykırımı iddialarının inkarını suç kabul eden bir kısım Avrupa ülkeleri halen sözde düşünce özgürlüğünü savunuyor. Biz onlardan daha ileri olduğumuzu, tarihi bir olayın sadece varlığı veya yokluğu konusundaki düşünce beyanının suç kabul edilmesi hukuki değildir. Böyle Avrupa ülkelerinin yanında bizim tanıdığımız ifade ve basın hürriyeti noktasında çok iyi noktada olduğumuzu söylemek isterim."

Konuşmacılar, 2 gün sürecek çalıştay boyunca yapacakları serbest konulu oturumların yanı sıra, "İfade özgürlüğünün önemi", "Kilit prensip: Özgürlük kuraldır, kısıtlamalar istisna", "İfade özgürlüğünün kullanıcılarının yükümlülükleri: Medya ve ifade özgürlüğü", "Kanunen öngörülme, meşru amaç ve orantılılık konularında 3 aşamalı test", "Çatışan hakların eşit korunması prensibi", "Adil denge kurarken kullanılan kriterler", "Ulusal makamların takdir yetkisi ve sınırları" ve "Mahkemenin takdirinin ön koşulu olarak 'Kamusal tartışmaya katkı sağlama' kavramı" konuları üzerinde tartışacak.

"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.