Pilot olma hayallerini FETÖ mensubu subayların zulmü bitirdi

AMASYA (AA) - CİHAN OKUR - Maltepe Askeri Lisesini bitirdikten sonra Hava Harp Okulunun askeri pilotluk öğrenci seçme uçuş kampı eğitimi sürecinde Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensubu subayların fiziksel ve psikolojik baskıları nedeniyle okuldan ayrılmak zorunda kalan Recep A, "Sürekli eziyete maruz bırakıldık. Öyle ki tuvalete kadar merdivenler de dahil olmak üzere sürünerek giderdik Eğitim alanına sekizerli sırada uygun adımda giderken bizleri süründürerek götürürlerdi." dedi.

Maltepe Askeri Lisesinden 2006'da mezun olan Recep A, Hava Harp Okuluna başladı. Okulda intibak eğitiminde FETÖ üyesi subaylarca aşırı fiziksel ve psikolojik baskı uygulanan Recep A, hırsızlık ve uyuşturucu bağımlılığı gibi iftira ve suçlamalara, hakarete uğramaya dayanamayınca okuldan ayrılma kararı aldı.

Daha sonra memleketinde dönen ve üniversite sınavına hazırlanan Recep A, Gazi Üniversitesi Mimarlık Bölümünü kazanarak, buradan mezun oldu.

- Pilot olma hayalinden kabusa

Şimdi mesleğini yapan Recep A, yaşadıklarını AA muhabirine anlattı.

Maltepe Askeri Lisesinden 10 üzerinden 8,38 not ortalaması ve 100 üzerinden 98 disiplin puanıyla mezun olduğunu bildiren Recep A, lise eğitimi boyunca çeşitli branş sınavlarında defalarca birinci geldiğini, dönemin kuvvet komutanlarınca pek çok kez takdir edildiğini, askeri eğitimlerdeki başarısı sayesinde "askeri eğitim başarı brövesi" kazandığını ifade etti.

Hava Harp Okulunda mutluluk içinde askeri pilotluk öğrenci seçme uçuş kampına katıldığını belirten Recep A, şöyle devam etti:

"Yalova'da bulunan öğrenci seçme uçuş eğitimi başlangıcından itibaren FETÖ'cü subaylar tarafından fiziksel ve psikolojik baskıya maruz kaldık. Ben ve arkadaşlarıma anlamlandıramadığımız bir şekilde baskı uygulanmaya başladı. Kampın filo ve kol komutanı, o dönem yarbay olan Tuğgeneral Bekir Ercan Van'ın, Üsteğmen İsmail Börekçi ve Yüzbaşı Hüseyin Yılmaz ile görüşmesinden sonra hayatımız kabusa dönüşmeye başladı. Eğitim adı altında insani şartlar zorlandı. 'A takımı' adında özel bir grup oluşturulup sürekli eziyete maruz bırakıldık. Öyle ki tuvalete kadar merdivenler de dahil olmak üzere sürünerek giderdik. Eğitim alanına sekizerli sırada uygun adımda giderken bizleri süründürerek götürürlerdi. Filonun ön kısmına ulaştığımızda ön sıradakilere 'Durmayın, gerekirse çiğneyin' diye emir verirlerdi."

- "En büyük baskıyı Bekir Ercan Van yapıyordu"

Kendilerine en büyük baskıyı Bekir Ercan Van'ın yaptığını söyleyen Recep A, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizlere eğitim yaptıran 4. sınıf öğrencileri bile, halimize acıdıklarından mıdır, bilmem, 'Siz ne yaptınız bu adamlara da isimlerinizi liste halinde getirdiler, sizleri barındırmayacaklar' şeklinde itirafta bulundu. Baskılara dayanamayıp ayrılma kararı verdiğim gün Bekir Ercan Van'ın odasının önünde bekliyordum. Orada olduğumuzdan habersizdi. Diğer subaylara 'Neden daha çok bastırmıyorsunuz, bunların hepsi gidecek' şeklinde bağırmasına devre arkadaşımla şahit olduk. İntibak eğitiminde başımızda o dönem yarbay olan darbeci Tuğgeneral Sami Özatak vardı. Yemekhanede yemek duasını beklediğimiz süre de dahil olmak üzere kesinlikle istirahat ettirmezler, gece yarılarında yataklarımıza kadar süründürüp 30 saniye tuvalet izni, 2 dakika duş izni verip, '2,5 dakikada yatmazsanız sabaha kadar eğitim yaparız' şeklinde tehdit ederlerdi. Elbiselerimiz ve botlarımız yırtık, dirseklerimiz, diz kapaklarımız kanar halde sadece yüzümüzü yıkayıp yatardık mecburen. Sivil kaynaklı FETÖ'cü öğrencilere bir baba şefkatiyle yaklaşırlardı. Bize ise onların önünde sanki düşman askeri, esir muamelesi yaparlardı. Alay eder, gülerlerdi. 18 yaşında ülkemin harp okulunda, üstelik 4 yılımı subay olmak için milletimin imkanlarıyla tamamlamışken esir hayatı yaşadım."

- "Yıllar boyu süren psikolojik buhranlara sürüklendim"

Recep A, FETÖ'cülerin iftira ve suçlamalarına maruz kaldıklarına işaret ederek, imzaların atılıp ilişikleri kesildiğinde kendilerine "Farz edin ki aileniz sizi 4 yıl özel okulda okuttu" deyip salıverdiklerini söyledi.

"Şu an bile gözlerim doldu. Ağlayarak bütün umutlarımı, hayalimi, hayatımı terk edip kaçarcasına çıktım nizamiyeden." diyen Recep A, şunları kaydetti:

"Bu yapılanların onda birini bile yaşasa anında bırakacak adamlar subay oldular, yetmedi kurmay oldular, oldular da oldular. Okulu hak etmediğimiz, subay olamayacağımız, kampları tamamlasak bile okulda disiplin puan kayıplarıyla zaten atılacağımız lafları... Türlü hakaretler, hırsızlık ve uyuşturucu bağımlılığı suçlamaları, sivil kaynaklı öğrencilerden ayırma, onların önlerinde hakarete uğrama ve dalga geçilme gibi insan onur ve haysiyetini ayaklar altına alan, açıkça sindirmeye, sistem dışına çıkarmaya yönelik baskılardan sonra askerlik hayatıma son verdirdiler. Yıllar boyu süren büyük sıkıntılar neticesinde psikolojik buhranlara sürüklendim. 18 yaşında 41 bin lira ödemeye mahkum edildim. İntihar etmek, ailemden kaçmak dahil her ihtimali düşündüm. Hayal edebiliyor musunuz, içi vatan aşkıyla, askerlik aşkıyla dolu bir insanı neleri düşünmeye sevk ettiler. Şükürler olsun ki içimdeki Allah korkusu, sevgili ailemin desteği, ilahi adaletin tecelli edeceği inancı hatalardan uzak tuttu beni."

Anlattıklarının kampta yapılanların sadece küçük bir bölümü olduğunun altını çizen Recep A, "Okula devam etmeyi başarabilen arkadaşlarımdan kalan bölümleri dinleyin bir de. Nasıl bir ihanetin ve planın parçaları olduğunu iyice öğrenin. Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızdan ricamız, bu milletin gerçek çocuklarına iadeiitibarlarını vermeleridir." ifadesini kullandı.

"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.