BABA MİRASI 6 TON ALTIN
Sait Ali Bayrak, Elazığlı bir işadamı. Fakat ünü, İsviçre Credit Suisse bankasındaki, değeri 2 milyar doları aşan, baba mirası altı ton altınla sınırları aştı.

Hürriyet'ten Ali Dağlar'ın haberine göre, 31 yıl önce Türkiye'den kasalarla çıkarılan altınları geri alabilmek için dört buçuk yıl boyunca bankayla gizlice görüşen Bayrak, Varlık Barışı Yasası'nın çıkmasının ardından resmen Maliye'ye de başvurdu. İsviçre devleti Bayrak'la temasa geçti,Başbakan Erdoğan İsviçre Büyükelçisi ile görüşünce olay politik gündeme taşındı. Bayrak; 66 avukatıyla, altı yıldır Türkiye'ye getirmeye çalıştığı altı ton altının hikayesini anlatıyor.

Elazığ'da madencilikle uğraşıyoruz. Elazığ bölgesinin en köklü ailelerinden biriyiz. Rahmetli babam Hasan Bayrak elektronikle uğraşan ticaret erbabıydı. Uluslararası bağlantıları güçlüydü, dostlukları vardı. 1999'da vefat edince, sorumluluklarını ben devraldım. 2005'te annem ağır rahatsızlandı. Kardeşimle birlikte onu hastaneye götürdük. Orada bana ilk kez bir aile sırrını açıkladı: "Evladım, bunu sağlığımda sana söylemek istedim. İsviçre'de bir kasa var. İçinde de varlıklarımız var" dedi.

MALATYA ZİRVE YAYINEVİ'NDE ÖLDÜRÜLDÜ

Meğer babam ölmeden önce anneme 40 yaşıma geldiğimde konuyu bana açmasını tembihlemiş. Bana Almanca bir belge verdi. Firmamızın Alman danışmanı, aile dostum Tilmann Geske'yi çağırdım. Kendisi daha sonra Malatya'da Zirve Yayınevi'nde öldürüldü. Başına o olay gelmeseydi, Elazığ'a yerleşecekti. 2005'in temmuz ayında İsviçre'nin Ankara Büyükelçiliği'ni aradık. Büyükelçilik bizi ıstanbul konsolosuna yönlendirdi. ıstanbul'a gittim, "şahsen Zürih'e gitmeniz lazım" dediler.

Gününü iyi hatırlıyorum. 11 Ağustos 2005'te Zürih'e gittim ve ertesi sabah bankaya hesap numaramı verdim. Bunun üzerine beni bir odaya aldılar. ıçeride bankanın üst düzey yetkilileri oturuyordu. Bu görüşme görüntülü kayda alındı. Ellerinde dosyalar vardı. Bir yetkili, "Bu varlıklarınızı ne yapmayı düşünüyorsunuz?" diye sordu. "Türkiye'ye götüreceğiz. Zaten bu varlıklar oradan geldi" dedim. "Bankamızın politikası, bu varlıkların ülke dışına çıkmasına karşı" yanıtını verdiler. Saat 14.00'te yeniden toplanacağımız söylendi. Yine bankaya geldim, bir baktım toplantı iptal edilmiş. Aradaki çevirmeni aradık, "Banka yönetimi karar aldı, resmi başvuruda bulunmanız lazım" dedi.

GEL İSVİÇRE'YE YERLEŞ

Çaresiz Türkiye'ye döndüm. Tilmann bankayı aradı. Kendisinden birtakım evraklar istendi. Aradan üç ay geçti, bankadan bir mektup geldi: "10 yıllık zamanaşımı dolduğundan sorumlu değiliz" diyorlar. Tamam, zaman aşımı 10 yıl ama sonraki iki yıl içinde sahipsiz hesapların varislerine ulaşmaları şart. Ama bizi aramamışlardı.

Avukatım banka yönetimiyle konuştu. "Varlıkları Türkiye'ye götürürse bankanın başı belaya girer. Üstelik, bu varlığın 30 yıl önceki kaynağı belli değil, bu yüzden kaçakçı durumuna düşecek. Gelsin ailesiyle buraya yerleşsin. Bu sorunu çözelim" yanıtını aldı. Çözüm için garanti istedim, verilmedi.

BÜTÜN BELGELERİ BDDK'YA VERDİM

Geri atım atmadık, Zürih'te bir hukuk bürosundan tam 64 avukata vekalet verdik. Halen orada 66 avukatım var. Ofisin başı avukat Oliver Arter bankaya 64 sayfalık bir mektup yazdı, aynı yanıtları aldı. Son mektup da dört ay önce geldi: Bu kez de varlığın kaynağını ispatlamamızı istiyorlar. Halbuki 2009'da Türkiye'de Varlık Barışı Yasası çıktı, servetimizin kaynağını belirtmek zorunda değiliz.
Bu mücadelemi dört buçuk yıl gizli yürüttüm. Varlık Barışı Yasası'ndan sonra, bütün belgeleri Maliye'ye, BDDK'ya verdim. Yasa çıktı. Artık niye korkayım ki? Mirasıma sahip çıkıyorum. Bunu devletimle, milletimle, insanımla paylaşacağım. Bundan sonra ısviçre Büyükelçiliği'nden aradılar. O güne kadar ısviçre devletiyle hiç temasım yoktu. "Büyükelçi bir hafta sonra, ıstanbul Konsolosluğu'nda akşam yemeğine bekliyor" dediler. 6 Kasım 2009 günü yemek yedik. Büyükelçi, konsolos ve bir de kurucularımdan olduğum ısviçre Kalkınma ve ışbirliği Dairesi'nden birkaç kişi davet edilmiş. Büyükelçi, "Konunun basında işlenmesini istemiyoruz, size yardımcı olmak istiyoruz. Banka özel bir kuruluş, devlet olarak onlara talimat veremeyiz ama çözüm için elimizden geleni yapacağız" dedi.

BÜYÜKELÇİ ELAZIĞ'A GELDİ

Temaslar bu yemekle kısıtlı kalmadı. Büyükelçi daha sonra Elazığ'daki evimize geldi. Hatta bir gece kaldı, annemle, kardeşlerimle konuştu. Anneme olayla ilgili ne hatırladığını sordu, konuyu çözmek istediklerini, gözlemlerini ilgili makama bildireceğini söyledi. Bu görüşmenin ardından Başbakan Erdoğan'ın iki danışmanıyla görüştüm. Sanırım Büyükelçi, Başbakan ile de temasa geçmiş. Danışman, Büyükelçi'yi Başbakanlık'a çağırdıklarını, onun Credit Suisse'in CEO'suyla görüşüp bilgi vereceğini söyledi bana. şimdi Başbakan'la görüşmeyi bekliyorum.

TEHCİR GANİMETİ Mİ

İsviçre kara paraların, kayıt dışı servetlerin aktarıldığı bir ülke. Mesela soykırıma uğrayan Yahudilerden gasp edilen altınların bu ülkeye aktarıldığı ortaya çıktığında, Yahudilere tazminat ödenmesi gündeme gelmişti. ısviçre Credit Suisse yetkilileri size hiç "Bu topraklarda 1915'te bir Ermeni tehciri yaşandı, altınlar oradan kalmış olabilir mi" sorusu yöneltti mi? Hazinenin 1915'ten kalma olabileceği yönünde imalar oldu mu?
SAİT ALİ BAYRAK: Hayır, böyle bir şey olmadı. "Tamam bu varlık sizin. Ama nedir bu altınların kaynağı? Babanız bunları nereden getirdi? Size ait olduğunu nasıl fark ettiniz?" gibi sorular soruyorlardı. Oysa ben 2005'te haberdar oldum altınlardan.

BABAM DARBE OLACAK DEYİP HAZİNEYİ İSVİÇRE'YE KAÇIRMIŞ

Annem varlıkları bizzat görmüş. Sandıkların boyutlarını da onun şahitliğiyle çıkardık. Altı adet, 140 x 80 x 75 santimetre ebatlarında, üzerleri sac kuşaklı sandıklar... İçlerinde eski beşibiryerdeler, Osmanlı altınları, ziynet eşyaları, altın kuşaklar, kamalar, gerdanlıklar varmış. Bu hazinenin akıbetine gelince... Babam altınları yıllarca yerin altında saklamış. 1980 Haziran'ında iki arkadaşıyla altınları bir kamyona yükleyip İstanbul'a götürmüşler. 12 Eylül'den üç ay önce darbe olacağından korkup ülke dışına çıkarmışlar. Babam ve bir arkadaşı sanırım gemiyle önce ıtalya'ya, oradan karayoluyla Zürih'e geçiyor. Avukatlarımızın elinde liste var, kasada ne olduğunu biliyorlar. Uluslararası borsalara danıştık, altınların bugünkü toplam değeri 2 milyar doların üstünde.

Kuşku yok, lehimize sonuçlanacak
SAİT ALİ BAYRAK'IN TÜRKİYE'DEKİ AVUKATI CÜNEYT ÖZEN

Bugüne kadar konuyu muhatap bankayla görüşmeler yoluyla çözmeye çalıştık, şu aşamada görüşmelerin sonuna varıldı. Her iki tarafı da memnun edecek bir anlaşma sonucu çıkmaması durumunda artık dava süreci başlayacak. Bu davada muhatap bankanın defter ve kayıtlarında inceleme talep edeceğiz, inceleme sonunda müvekkillerimin haklılığı ortaya çıkacak. İsviçre bankaları genel bir tutum olarak para yatırıldığında sormadıkları pek çok soruyu, paranın çekilirken ödeme yapmamak için bahane olarak kullanıyor. Bu olayda da müvekkillerim benzer yaklaşıma maruz bırakıldı. Konu lehimize çözümlenecek, bundan kuşkumuz yok.

İLGiNÇ BiR PORTRE

Elazığlı işadamı Sait Ali Bayrak, barışa katkılarından dolayı Papa II. Jean Paul ve Papa 16. Benedikt'ten İsrail Hahambaşı'na, Belçika Kraliyet Ailesi'nden ADD ve TBMM'ye pek çok ödülün sahibi. Adı ayrıca Oslo'daki MıT-PKK görüşmesinde de geçiyor. PKK adına arabuluculuk yaptığı iddiasını sorduk: "Barışa inanmış biri olarak ülkemde huzur ve kardeşlik için çalışıyorum. Bu ülkenin bir evladı olarak üstüme ne düşüyorsa halkımın, devletimin hizmetindeyim" yanıtını veriyor.

"
Anahtar Kelimeler:
baba mirası ton altın
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.