Cumhurbaşkanı Erdoğan muhtarlar toplantısında
Cumhurbaşkanı Erdoğan Muhtarlara seslendiği konuşmasında, terörle mücadele ile ilgili güvenlik anlayışının değişeceğini belirterek "Terör örgütlerinin bize saldırmasını beklemeyeceğiz, nerede yuvalanıyorsa tepelerine bineceğiz." dedi.

"BIÇAK KEMİĞE DAYANANA KADAR SABRETMEYECEĞİZ"
"Siyasette büyük bedeller ödedik. Darbelerle, muhtıralarla büyük zaman kaybettik. Aynı zaman yarışa başladığımız ülkelerin fersah fersah gerisinde kaldık. Terörle mücadelede, kardeş kavgalarında binlerce neslimizi kaybettik. Artık bedel ödemek istemiyoruz. Türkiye artık bu yanlış güvenlik anlayışını terk etmiştir, bitirmiştir.

"40 BİN PKK'LI ÖLDÜRDÜK"
40 bin PKK'lı öldürdük eylemleri durduramadık çünkü biz sadece saldırılara karşılık veriyorduk. Bundan sonra sorunların kapımızı çalmasını beklemeyeceğiz, bıçak kemiğe dayanana kadar sabretmeyeceğiz, artık sorunların üzerine biz gideceğiz. Terör örgütlerinin bize saldırmasını beklemeyeceğiz, nerede yuvalanıyorsa tepelerine bineceğiz.

"YA TESLİM OLACAKLAR YA DA DEFOLUP GİDECEKLER"
Bundan sonra ülke içinde ve dışında saklanan PKK'lıları inlerinde bulup bertaraf ediyoruz. Ülke içinde bunların yıllardır gizlendiği, eylem hazırlığı yaptığı yerleri birer birer tespit edip yok edeceğiz. Şimdiden söylüyorum: Biz kendilerini bulup yok etmeden nereye gideceklerse gitsinler. Ya imha olacaklar, ya teslim olacaklar ya da defolup gidecekler."

28. Muhtarlar Toplantısı'nda açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

"MUHTARLAR GÜNÜNÜ KUTLARIM"
"Sözlerimin hemen başında 19 Ekim Muhtarlar Gününüzü tebrik ediyorum. Bugün en genç muhtarımızın, en uzun süre görev yapan muhtarımızın, aynı anda görev yapan karı-koca, anne-oğul muhtarlarımız da bizlerle birlikte.

"MUHTARLAR DEMOKRASİNİN TEMEL TAŞIDIR"
Muhtarlarımız demokrasinin temel taşlarıdır. Milletin gönlünü kazanmanın, oyunu almanın ne demek olduğunu bilmeyenlere bu işi anlatmak çok zor. Seçilmiş gibi görünenlerin bir kısmı da atanmış hükmündedir. Kendi bileklerinin haklarıyla değil, alavere dalavere ile gelmişlerdir. O yüzden milletin tercihlerini küçümserler.

Millete hizmet etmek üzere atanmışların da benzer yanlışlara kapıldıklarını görüyoruz. Müsteşardan memuruna kadar atanan kamu görevlileri millete hizmet etmekle mükelleftir. İster seçilmiş, ister atanmış olsun, kendilerine tahsis edilen imkanlar birer emanettir. Asıl olan bu emaneti namus bilip korumak, görevini yerine getirmektir.

MİLLETİNE HİZMETKAR OLAN ANLAYIŞ
Biz de ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendiğimiz günden beri insanı yaşat ki devlet yaşasın ilkesini tüm kamu kurumlarında etkin kılma gayretindeyiz. Milletine hizmetkar olan bir anlayışın yerleşmesi konusunda önemli mesafe kat ettiğimize inanıyorum.

15 TEMMUZ'A 2. KURTULUŞ SAVAŞI DİYORUZ
15 Temmuz gecesi yolları ve meydanları dolduran milletimiz, bu anlayışla devletinin yanında yer almıştır. Darbecilerin karşısına dikilen kahraman vatandaşlarımız istiklaline sahip çıkarsa güvenli geleceğini olacağını biliyordu. Biz bu yüzden 15 Temmuz'a 2. Kurtuluş Savaşı diyoruz.

BİZİ YALAN SÖYLEYEN TARİHLE ALDATTILAR
Kurtuluş Savaşı'nı çok iyi anlamak mecburiyetindeyiz. YÖK'ün dün yaptığı toplantıda, tarihimizi yavrularımıza iyi öğretelim. Çünkü bizi yalan söyleyen tarihle aldattılar. Öğrencilerimize de kendi tarihlerini iyi öğrenmelerini tavsiye ettim. Son zamanlarda gündemde olan Lozan'ı ifade ederek gündeme düşürdüğümüz konu, ardından Misakı Milli konusu bu sürecin nasıl yönetildiğini, bizlere nasıl bazı gerçekleri yanlış öğrettiklerinin en açık ifadesidir.

GENÇLERİN LOZAN'I İNCELEMESİNDEN RAHATSIZ OLANLAR VAR
Gençlerimizin Lozan'ı incelemesi, araştırması; birileri rahatsız oluyor, varsın rahatsız olsun. Tartışılsın, incelensin görülsün. Doğru-yanlış bilelim. Partimin kurucusu Lozan'da imza atmış diye 'bu doğrudur' böyle bir mantık olamaz. 'Acaba doğru mudur' bu soruyu soralım.

Tek tipçi bir insan, biz böyle bir gençlik istemiyoruz; sorgulayan, araştıran bir gençlik istiyoruz.  Sorguladığı, araştırdığı zaman gerçeğe ulaşacaktır. Ben gençliğimizi bal arısı gibi görmek istiyorum, eşek arısı gibi değil.

MİSAKİ MİLLİ NEDEN RAHATSIZ EDİYOR?
Ardından Misakı Milli dedik. Misakı Milli niye rahatsız ediyor. Misakı Milliyi gündeme getiren kim; Gazi Mustafa Kemal. Niye rahatsız oluyorsun, biz rahatsız olmuyoruz. Burada bir tarih, milletin geçmişi yok mu?

Rahatsız olmayın. Onun için de bunu da öğrenelim, bilelim; dün neydi, bugün ne. Bunu birileri anlamak istemiyor, derdi başka. Bu noktada, Sayın Bahçeli'nin dünkü konuşmasında ifade ettiği gibi, kendisine teşekkür ediyorum; siyasi hareketler de doğruda bütünleşmeyi ortaya koyduğu sürece bu millet başaracaktır.

LOZAN'I İMZALADIĞIMIZDA..
Geriye dönüp baktığımızda manzara nedir? Osmanlı öyle köklü bir devletti ki, bu devin yıkılışı milletimizin üzerinde maddi ve manevi yaralara yol açmıştır. 1914 yılında, 2,5 milyon kilometrekare olan topraklarımızın büyüklüğü 9 yılda Lozan'ı imzaladığımızda 780 bin kilometrekareye düşmüştü.

1923'TEN BERİ SÜREN KISIR DÖNGÜ
Kurtuluş Savaşı'na girerken hedefimiz Misakı Milli sınırlarımıza sahip çıkmaktı. Ne yazık ki koruyamadık. Bu durumu mazur göstermeye çalışanlar olabilir. Bir yere kadar mazur görmek mümkündür. Türkiye'yi 1923'ten beri böyle bir kısır döngüye hapsedenlerin amacı, coğrafyamızdaki bin yıllık hafızayı bize unutturmaktır. 780 bin kilometrekareye nerelerden geldik, 20 milyon kilometrekarelerden geldik. 2016 yılında 1923'ün psikolojisiyle hareket edemeyiz.

KONUMUMUZU KORUMAKLA ÖVÜNEMEYİZ
Cumhuriyetimizi kurduğumuzdan beri dünyada her şey değişirken, 1923'teki konumumuzu korumakla övünemeyiz. İstiklalimizi bu anlayışla kaznadığımız halde, Cumhuriyetimizi hattı müdafaa anlayışıyla savunmaktan vazgeçmeliyiz. Sorun kapıyı çalmadan, bıçak kemiğe dayanmadan harekete geçemediğimizi görüyoruz. Kapımız hiç boş kalmadı. Her dönem bu tür bedeller ödedik.

Siyasette büyük bedeller ödedik. Darbelerle, muhtıralarla büyük zaman kaybettik. Aynı zaman yarışa başladığımız ülkelerin fersah fersah gerisinde kaldık. Terörle mücadelede, kardeş kavgalarında binlerce neslimizi kaybettik. Artık bedel ödemek istemiyoruz. Türkiye artık bu yanlış güvenlik anlayışını terk etmiştir, bitirmiştir. Bundan sonra sorunların kapımızı çalmasını beklemeyeceğiz, bıçak kemiğe dayanana kadar sabretmeyeceğiz, artık sorunların üzerine biz gideceğiz. Terör örgütlerinin bize saldırmasını beklemeyeceğiz, nerede yuvalanıyorsa tepelerine bineceğiz.

EL BAB'A DA GİDECEĞİZ
Suriye'de çözüm bulunacak diye bekledik ama baktık ki bekledikçe sorunlar üzerimize geliyor. Anladık ki endi göbeğimizi kendimiz gerekiyor. İşte, Cerablus DEAŞ'tan temizlendi. Aynı şekilde Rai. Orası da DEAŞ'tan temizlendi. Bunların meşhur, kutsalları olarak ifade ettikleri Dabık, yani bizim tarihimizde de Mercidabık olarak geçen Dabık DEAŞ'tan temizlendi. Bize akıl veriyorlar: Dabık'a girdiniz, iyi. Ama daha aşağı inmeyin. Daha aşağıda ne var? El Bab var.

Kusura bakmayın, biz oraya da gideceğiz. Niye gideceğiz? Çünkü bizim tehdidi altında olduğumuz yer Dabık'la bitiyor. El Bab'ın da güneyine doğru iniyor"
"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.