Şehit savcının eşinden Hüseyin Aygün çağrısı
İlk kez İHA kamerasına konuşan Şehit Cumhuriyet Başsavcısı Murat Uzun'un eşi Cihan Uzun, önemli açıklamalarda bulundu. Gündemi takip ettiğini belirten Cihan Uzun, "Sinirlendim. Bu geç kalınmış yapılması gereken bir şey ama benim bu konuda kesinlikle bir talebim olacak. Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan ile sürekli görüşme halindeyiz. Hüseyin Aygün adlı CHP milletvekilinin de dokunulmazlığının kaldırılmasını kesinlikle istiyorum. Çünkü onun eşimin uğradığı o silahlı saldırıdaki faillerle ciddi anlamda ilişkili olduğunu düşünüyorum. Gerek bu konuda aldığım duyumlar olsun, gerekse de medyayı takip ediyorum. İlişkili olduğunu düşünüyorum. Onun da dokunulmazlığının kaldırılmasını istiyorum ki suç duyurusunda bulunacağım. Eşimin bu uğradığı saldırıyla alakalı kesinlikle ve kesinlikle ihmal olduğunu düşündüğüm için farklı yerlere farklı davalarım da olacak. Zamanla bunların hepsinin üstesinden geleceğim. Bununla ilgili gerekli hazırlıklarımı yaptım. Gerekli medyadan bilgilerimi topladım. Bunlarla alakalı şu andaki talebin Hüseyin Aygün'ün de fezlekeye dahil edilmesidir, dokunulmazlığının kaldırılmasıdır. Benim en azından adaleti görebilmem için yolumun açılmasıdır. Şu anda bunu istiyorum" dedi.

"AYGÜN'ÜN KAÇIRILMA KONUSUNDA ŞÜPHELERİM VAR"

Aygün'ün kaçırılma olayında şüphelerinin olduğunu ifade eden Uzun, "Hüseyin Aygün'ün kaçırılması yani kaçırılması oda kesin değil, onun hakkında da şüphelerim var ama bununla alakalı o olayın yaşandığında ben Tunceli'de eşimle beraber çalışıyorduk. Bizzat kendisini de Ovacık'ta gördüm. Kahvede halkla çay içtiğini, halkla çok rahat gezdiğin gördüm. Yakalanması konusunda yani kaçırıldı, yakalandı konusunda herkes de olduğu gibi şüphelerim var. Çünkü hiç kimse uymuyor. Hiç kimse de hani söylenen her şey 'tamam bu doğru, bu şekildedir' diyerek yatmıyor. Kesinlikle bundan eminim. Aklıma her şey geliyor. Eşimin uğradığı silahlı saldırıdan 1.5 ay önce Hüseyin Aygün adlı kişi kaçırılıyor. Ne hikmetse dağda birkaç gün çok güzel vakit geçiriyor. Kendi ifadeleri böyle. Sonra serbest bırakılıyor. Burada eşimle alakalı bir planda yapılmış olabilir. Onu bilemeyiz, hiç kimse bunu bilemez. İşte bunların hesabını verecek, tek cevabını verecek kişidir. Onun için suç duyurusunda bulunacağım. Zaten dün onun çiçek çocuklarının mağaradan çıkarılışlarını gördüm. Gerçekten çiçek gibi çocuklardı. Mağaradan üstleri başları çamur içersinde, yüzleri gözleri dağınık bir şekilde çıkmışlardı. Keşke o şekilde olmasalardı da okul sıralarında silahşör değil, kalemşör olsalardı. Hüseyin Aygün'e o noktada katıldım. O çocuklar çiçek gibi çocuklarmış. Mağaradan çıkarılışlarını gördüm. Eminim tüm Türkiye'de böyle düşünüyordur. O çocukların nasıl olduğu konusunda. Ama ciddi anlamda şüphelerim var. Bunun bir komplo olduğunu, bunun daha önceden hazırlanmış bir plan olduğunu düşünüyorum. Hüseyin Aygün'ün de bunun içinde olduğunu düşüyorum. Medyadan aldığım haberler olsun, duyumlarım olsun halen Ovacık ilçesinde görüştüğüm çok insan var. Onlardan aldığım bilgiler olsun, beni hep bu şekilde düşünmeye sevk ediyor. Bunların hesabı sorulacak. Böyle karanlık noktalarda kalmayacak. Şimdi 12 Eylül dosyaları nasıl çıkarılıp, yeniden gündeme gelip, bazı kişilere bazı şeylerin hesabı sorulduysa, mutlaka bununda bugün, bu yıl, 10 yıl sonra mutlaka bu olayın da hesabı sorulacak. Gerekirse kapalı dosyalar açılıp, tekrar işleme konulacaktır. Ben adalete güveniyorum. Bu böyle olmak zorunda. Çünkü şehit edilen bir asker veya polis değil, bir Cumhuriyet Başsavcısı. Şimdi bu olaydan sonra benimde şaşırdığım bir nokta da o oldu. Türkiye'nin yerin yerden oynaması gerekirdi. Cumhuriyet başsavcısı şehit edildi. Alakalı kişilere herhangi bir şey sorulmadı. Herkes işine devam ediyor. Dokunulmazlık adı altında artık onamı sığınıyorlar, bilmiyorum herkes kendi rolünü çok güzel oynadı ve çekildi. Onlara göre, şimdi ortada acılı ve sıkıntılı bir aile kaldı. Ama öyle değiliz. 'Mahvolduk, dağıldık, çok acı sıkıntı içindeyiz, başka bir şey görmeyeceğiz' noktasına gelmedik. Hiçbir zaman bükülmedim. Bu konuda çok üzgünüm. 'Giden gitti, bundan sonrasına bakalım' demedim, demeyeceğim de asla. Şimdi bugün buradan başlıyorum. Başbakanımızın da bilgisi var. Onunla da görüştüm. Sürekli telefonla görüşüyoruz. Artık bazı şeyler için beklemeyeceğim. Çünkü 2 ay bekledim" diye konuştu.

"EŞİM 'NE ZAMAN ALEX'TEN FARKLI TUTULACAK' DİYE BEKLEDİM"

Eşinin Başbakan'ın gündemine hiç gelmediğini kaydeden Uzun, "Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüğüm zaman kendisine 'muhatap arıyorum, sorumlu kim, kimlerin parmağı var' dedim. Sadece tetik çeken değil, onlar beyinleri yıkanmış zavallı insanlar. Gerçekten hallerine acınacak insanlardır. Sadece onlar değil, onlara bunu yaptıranlar da sorumludur. 'Bunlarla alakalı muhatap kimi alacağım' diye sordum. Kendisi de 'geleceğim, görüşeceğiz' dedi. Başbakanımızı bu ay içersinde bekliyordum. Kasım bitene kadar da bekledim. Artık gündem tam yeri ve zamanıdır. Benim eşim cumhuriyet başsavcısı. Benim eşim ne zaman gündeme oturacak. Bir Alex'ten veya bir Kürt sempatizanından farklı tutulacak onu bekledim. Bekledim gündemde hiçbir zaman eşim olmadı. Yani bir Cumhuriyet Başsavcısı şehit edildi. Bu gündemde 'araştırılıyor, soruşturuluyor' denilip geçildi. Daha farklı bekliyordum. Çünkü bu o kadar kolay bir konu değil. Şehit ailesi olarak 'vatan millet sağ olsun' deyip kapacak değilim" şeklinde konuştu.

"SİYASİ MALZEME YAPILMASIN"

Adaletin mutlaka yerini bulacağını söyleyen Uzun, "Şu anda 20-25 kişi yakalanmış. Hüseyin Aygün'ün ifadesine göre Dersim dağlarında yakalanmış. Bunların eşimin failleriyle alakalı olmadığı duydum. Keşke yakalanmasalar da oralarda hak ettikleri şekilde, layıkıyla leşlerini görebilsek. Yakalanıp cezaevlerinde bakılmasalar. Bunu isterim çünkü onlara yakışanı budur. Başbakanımız ile görüşüyoruz. Başbakanım böyle düşündüğümü de biliyor. Adaleti savunuyorum. Adalet mutlaka yerini bulacaktır. Adalet ve Kalkınma Partisi mutlaka adaleti sağlayıp, bazı konularda halkı kalkındıracaktır. Temennim budur. Ben 'A' veya 'B' partisi şeklinde konuşmuyorum. Partici değilim. Eşimin uğradığı silahlı saldırıyı siyasi malzeme olarak kimsenin kullanmasına da izin vermem. Başbakanımızdan özellikle bir beklentim ve isteğim yok" ifadelerini kullandı.

"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.