Serkan Türk’ün yeni şiir kitabı “Uzun Ruhlu Bir Cüce” yayımlandı

Şair, yazar Serkan Türk uzun bir aradan sonra yeni şiirlerini bir araya getirdiği “Uzun Ruhlu Bir Cüce” kitabıyla şiir okurlarını selamladı. Serkan Türk yazar kimliğinin yanında radyo programcılığını da sürdüren üretken bir sanatçı. “Uzun Ruhlu Bir Cüce”, Türk’ün yeni dönem şiirlerini kapsayan nitelikli bir çalışma. Eser, Yitik Ülke Yayınları’nca yayımlanandı. 

“Uzun Ruhlu Bir Cüce” adlı şiir kitabı ile insanın duygu dünyasından içeri sızmasını sağlayan bir dil kuruyor.  Türk yazdığı şiirle ilgili şöyle diyor:
Bana şiir yazdıran şeyin ne olduğunu eskiden beri hep düşünmüşümdür. Kelimelerin dünyasına girdiğimden beri… Bana açılan bir pencere şiir. Kimi anın, olayların, yaşanmışlıkların, yaşanacak olanın, mümkün olmayanın hep kıyısında sözcükleri dilimde evirip çevirdim.

Bir ses, müzik duyar gibi başımı her çevirdiğimde bir mısra düşürdüm ruhumdan ömrümden.
Şüphesiz duymak, duyarken yaşamın ahengine yakışır şekilde-melodisi içimde- gördüğümü anlamlandırma çabasıyla ördüm şiir’imi.
biz çok geçtik kalpsizlerin yolundan yurdundan
o yüzden her taşın altından alınganlığımız çıkar
Ben’den başladığım her şiirle uzun çarşılar, sokaklar, dağlar, tepeler, denizler, su kuşları, fesleğenler, kum zambakları, bir ağacın hışırtısını, bir ölümün sessizliğini, açılmış mektuplardaki saklanmış hisleri, geçit vermez yollardan geçmeyi denedim gönlümdeki kervanla.
küskünlük, suskunluk gibi bir şey değil
ne yapsak nafile. alınamayan bir gönül,
gidilemeyen bir kent gibi uzak.
Bir gövdeye dayadım kulağımı. Her iniltide yaşlanan dünya, ağrısıyla göründü gözüme hayat. Yanağını okşadığım bir çocuk, otobüsün camına yanağını dayayan yolcu, orağını ekinlere savuran çiftçinin kalbinden geçen o büyük rüya rüzgârı.
sakallarımın altına sakladım gençliğimi
hangi gökyüzü bakıyor geçmiş diye yüzüme
insanın bulup yitirdiği kendisi
yaşam dediğimiz biraz incinmişliktir belki
Peşinden gittiğim mevsimler, içinden geçmekten yorulduğum yaşam söz ışıldağı gibi aydınlanabilirdi şiirle ancak. Bunu hikâye ile zaman zamanda şiirle sağlayabildiğimi düşündüm. Karıncanın günlerce yürüdüğü bir ağaç gövdesi, insanın incinmişliğine benzer hayat karşısında.
merhamet ne ince bir kelime 
alı al bir yanak gibi sızlamakta içimde
Ne söylersem şiir, ne söylersem hikâyenin kapısında bulundum.
Tenin ve ruhun çıplaklığını birleştirdim dizelerde.  Gözümün gördüğü, aklımın erdiğiyle yansıdım.
sanki insan kökünden sökülmüş yeşil ot
kara lekeler gibi kuruyoruz gri gökyüzünün altında
karıncaların, böceklerin adımladığı bir evrende
bu yalnızlıklar, savaşlar hepimize fazla
Bir dosta söyler gibi hep şiir.
İnsanın kendine omuz vermesi, yeniden ayağa kalkmaya çabalaması, kendi sesiyle şiiriyle mümkündü.
Nasıl hızla yaşlanıyorsun bedenim
Eğilip kalktığımda geçiyor bir mevsim
Başımda azad edilmiş kuşlar, uzayıp giden sema
İnsanın benzediği ağaçtır, kuruyan dallar geçmiş gün
Sürün gövdem sürün, aşk bir geçiştir alemlerden alemlere
Saçlara düşense ödünç bir beyaz leke
"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.