Bakan: İmam demeyin, hain diyin
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, FETÖ’nün üst düzey mensupları için kullanılan ’imam’ ifadesine ilişkin, “Bunlar imam falan değil, bunlara ‘FETÖ haini’ diyelim” dedi.
TGRT Haber televizyonunda TGRT Haber ve İhlas Haber Ajansı Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’ın konuğu olan Orman ve Su İşleri Bakanı Eroğlu, 15 Temmuz FETÖ darbe kalkışmasına ilişkin açıklamalarda bulundu. 15 Temmuz akşamı Ankara’dan İstanbul’a gittiğini dile getiren Bakan Eroğlu, “16 Temmuz’da Başbakan Binali Yıldırım’ın başkanlığında Çengelköy’de Vahdettin Köşkü’nde büyük bir ekonomik organizasyon kurulu toplantısı vardı. Ona katılacaktım ve 7 bölgeyi kapsayan büyük bir gelişim projesi hazırlamıştık. Hedef de 2019 yılının sonuna kadar bitirmekti. Bunu sunmak için kitaplar falan hazırladım ve hazırlık yapmak için bir gün öncesinde gittim. İstanbul’a geldiğimde Anadolu Yakası’na geçmek için hareket ettim. Korumam falan yoktu, sadece ben ve şoförüm vardı. Şoförüm ‘Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden geçelim orası sakindir’ dedi. Bende tamam dedim. Köprüye tam yaklaşırken Anadolu’dan Avrupa Yakası’na geçişler tanklarla durdurulmuş. Allah Allah bu ne? Sakin bir şekilde geç, çakarlar yanmasın dedim. Bunun darbe olduğunu anladım. 9 gibiydi bu dediklerim. Hemen kendim eve değil de başka bir yere geçtim. Oradan ilk önce Cumhurbaşkanımı düşündüm. Acaba nedir, emniyette mi diye. Hemen özel koruma amirini aradım. ‘Durum nedir biliyor musunuz?’ diye sordum. Herkes ‘darbe girişimi var’ dedi. Burada hedef Cumhurbaşkanımız. Bu hainlerin hedefi Cumhurbaşkanımızdı. 17-25 Aralık’ta tek başına kendini siper ederek bu hainlere karşı mücadelesini sürdürdü” diye konuştu.

“8-10-12 YAŞINDAKİ ÇOCUKLAR TAMAMEN BÜYÜK BİR PSİKOLOJİK SIKINTIYA DÜŞTÜLER”
FETÖ’cü hainlerin kendisinin evine gittiğini daha sonra izlediği kamera kayıtlarından anladığını ifade eden Eroğlu, “Ben oğluma evi falan boşaltın dedim. Evde kimse kalmadı ve boşaltıldı. Hemen ertesi gün baktığımız zaman kameraya önce arkada bir askeri araç var ve ikisi iniyor etrafa bakıp zile basıyor. Kimsenin olmadığını anlayınca aşağıya doğru giderek askeri araçla terk ediyorlar. Daha sonra benim gitmem muhtemel olan damadımın ve kızımın evine gitmişler. Komşular bunun üzerine ‘Burada kimse yok, buradan ayrıldılar. Ne yapıyorsunuz’ diye bağırmışlar. Ben özellikle 17-25 Aralık’ta ben bunların büyük bir hainlik içinde olduklarını söylemiştim. Bana karşı hınçları vardı ve çok uğraştılar bir şey bulabilir miyiz diye. Allah’a çok şükür bizim her şeyimiz son derece açık ve şeffaf. Benim odamda kilitli dolap bile yoktur. Dolayısıyla ben ne yapabiliriz diye düşündüm ve Cumhurbaşkanımız İstanbul’a gelebilir, bir takım kışlaların önüne bunların tanklarının çıkışını engelleyecek ne yapabiliriz diye düşünmeye başladım. Bu sırada alçak uçuşlar yapılıyor ve alt taraftaki camlar tamamen kırıldı. Koca 4-5 mm’lik camlar kırıldı. Çocuklar, herkes korkuyor. Bir de çocuklar üzerinde travma etkisi yaptı. Bu ne kadar büyük bir hainlik. Şimdi 8-10-12 yaşındaki çocuklar tamamen büyük bir psikolojik sıkıntıya düştüler. ‘Ne oluyor, ölüyor muyuz?’ diye söylemeye başladılar. İki gün önce tanıdığım biri geldi yanıma ve ‘Çocuğumuzu psikologa götürüyoruz’ dedi” şeklinde konuştu.

“BU, 79 MİLYONUYLA BU MİLLETİN DARBEYE KARŞI BİR DESTANIDIR”
Tankların çıkışını engellemek için kışlaların önünü kamyonlarla kapattıklarını söyleyen Eroğlu şunları kaydetti:
“Ne yapabiliriz diye düşününce Avrupa Yakası’ndaki hafriyatçılar aklıma geldi ve arkadaşlarımız hemen onları aradı. ‘Kışlaların önüne araçları yerleştirin ve Cumhurbaşkanımız muhtemelen havaalanına gelebilir ve bütün büyük kamyonları sevk edin’ dedik. Daha sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi de devreye girdi ve kamyonları yolladı. Ardından Milli Savunma Bakanımızla konuştuk. Sayın Fikri Işık ‘Acele sizin DSİ orman araçlarının gerekli kışlaları ve kritik yolları tutması lazım’ dedi. Ardından ben DSİ Genel Müdürünü, Orman Genel Müdürünü aradım ve ‘Bu bir seferberliktir, kesin talimat veriyorum, ne olursa olsun kışlaları ve kritik yolları kapatın’ dedim. Hemen biz Eşref Akıncı 4. Kolordu önünde dev iş makineleri ile barikat kurduk. Tamamını kapattık. Ayrıca sadece burada değil orman teşkilatı Mamak’taki bütün yolları kesti tanklar çıkamasın diye. Süleyman Demirel Havalimanı’na da kimse giremesin diye DSİ’nin araçları, kamyonları burayı da kapattı. Türkiye’nin hemen hemen her yerinde bizim araçlarımız iş gördü. Ayrıca Ankara’da Melih Bey bütün kamyonları seferber etti. Şuanda bile Külliye’nin civarında hafriyat kamyonları var. Balıkesir’deydim geçtiğimiz pazar günü. Oradaki vali tanklar çıkmasın diye çok güzel çalışma yapmış. Askeri araçlar çıktığı zaman yolu enine dev bir kanal açmak suretiyle orada da ‘kanal harekatı’ diye bir harekat planlamış. Bütün kazıcılar hazır, ‘uzaktan kışladan askeri araç çıktığı zaman yolu tamamen kazıp oraya muazzam bir kanal açacağız’ diye planlamışlar. Bir sivil plan yapmışlar. Millet aracıyla, her şeyiyle bu ihanet şebekesine karşı koydu. Kazan’da da vatandaşlar Akıncı Üssü’nden uçaklar kalkmasın diye tarladaki bütün hasadını yakıyor, duman olsun da uçaklar kalkmasın diye. Bütün lastikleri toplamışlar yakmışlar. Bu, 79 milyonuyla bu milletin darbeye karşı bir destanıdır. Sabah oldu ne yapayım diye düşündüm. Uçaklar kalkmıyor ve sivil bir araçla sessiz sedasız Düzce’ye kadar geldim. Oradan da Ankara’ya geçtim. İlk yaptığım şey Bakanlığımı ziyaret etmek oldu. Daha sonra hemen Külliye’nin orada vatandaşlar birikmiş ve orada vatandaşlara hitap ettim. Vatandaşın yazdığı destan muhteşemdi. Hangi siyasi görüşe sahip olursa olsun herkes darbeye ‘dur’ dedi. Özel Harekatçıları ve Özel Kuvvetler Komutanlığı’nı tebrik etmek lazım kahramanlıklarından dolayı. Orada Ömer Halis Demir kahramanımız şehit düştü. Komutanının ‘Bu gelen haindir, darbecidir, bunu vur. Şahadet şerbetini içeceğini biliyorum, hakkını helal et’ diyor. Kahramanımız da ‘Hakkım helal olsun, siz de helal edin’ diyor ve geldiği anda hain generali alnından vuruyor. Bu gerçekten çok kahramanca bir hareketti. Bu olayı duyunca ben çok duygulandım. Orman Genel Müdürüme talimat verdim ve şehidin memleketi olan Niğde’nin Bor köyünde Şehit Ömer Halis Demir Ormanı kurduk ve babası da ağaç dikti. Vatan uğruna çok önemli bir görev yaptı. Özel Kuvvetler çok kritik bir noktaydı ve orayı ele geçiremediler.”

“BUNLAR İMAM FALAN DEĞİL BUNLAR ALÇAK, İMANSIZ, VATAN HAİNİ”
FETÖ’nün ihanetini önceden anladığını belirten Eroğlu, “2011 yılı Eylül ayında amirinden değil ‘abisi’nden talimat alan bir kişiyi atınca bunlar bana karşı tavır aldılar. Bölgeden sorumlu bir FETÖ haini, ‘bazıları bölge imamı’ diyor yanıma geldi. Sizlerden rica edeceğim bunlar imam falan değil, bunlar alçak, imansız, vatan haini. Dolayısıyla bunlara lütfen imam demeyin. Şöyle diyelim, ‘FETÖ’nün bölge haini.’ Bu şekilde bütün vatandaşlara söyleyelim. Bunların imamlıkla alakası yok. Bu FETÖ hareketi aslında İslamın değerlerini çökertmek için intikam duygusuyla 30-40 yıl önce dini kullanarak hazırlanmış bir harekettir. Bu adam kendisini mehdi ilan etmiş. Haşa, rüyasında Peygamber efendimizle görüşüyormuş, hatta işi daha da ileriye götürmüşler Allah’la görüşüyormuş. Böyle tamamen sapık bir ideoloji. Sapık bir din falan değil. Bu ideoloji ve sapık bir inanış. Herkesten rica ediyorum, bunlar imam falan değil, bunlara ‘FETÖ haini’ diyelim” dedi.

“ASKERLERİ ‘IŞİD’LE, PKK’YLA SAVAŞACAĞIZ’ DİYEREK KANDIRMIŞLAR”
“Semih Terzi bir hain olarak tarihe geçti ama Ömer Halis Demir de vatanını savunan bir kahraman olarak tarihe geçti” diyen Eroğlu, “Burada Ömer Halis gibi çok askerde var. Ordumuzun çok cüzi bir kısmı bu ihanetin içinde, gerisi Mehmetçik. Bunlar ise özellikle asker kılığına bürünmüş olan çeteler ve teröristlerdir. Onları Mehmetçik’le karıştırmayalım. Bir televizyon programında gördüm; askere ‘IŞİD’le veya PKK’yla çatışacağız, baskın var’ demişler. Televizyonda bir asker bakınca hayret ediyor, çoğu askerde darbe olduğunu orada anlıyor ve hemen silahı bırakıyor, teslim oluyor. Onlarda anlaşıldı ve bu askerlerimiz önce tutuklanmıştı ama sonra da serbest bırakıldı. TSK’nın içindeki yüzde bir buçuk olan hainlere bakarak, ordumuzun kahramanlığına gölge düşmesin. Askeriye bir peygamber ocağıdır, bizim askerlerimiz de Mehmetçik’tir. Ama öbürleri haindir, satılmıştır. Bunlar öyle bir inanmışlar ki Amerika’dan 1 dolarlar gelmiş, okunmuş 1 dolarlar güya. 1 dolar için bütün aklınızı, fikrinizi ona mı sattınız? Pensilvanya’daki çete başına mı sattınız? İstanbul’da gözaltına alınan bir albayın sorgulaması sırasında ‘Nasıl kandırıldınız?’ diye soruyorlar. Zamanında nasıl sahte peygamberler çıkmış. Böyle sahte mehdiler de var. Albay ifadesinde ‘Peygamber Efendimizi sürekli rüyasında görüyor ve konuşuyor dediler. Bize söylediler, biz de inandık. Ben maaşımın belli bir kısmını yıllarca bunlara verdim. 1 dolar verdiler ve ne zaman onun ismini anarsanız himmeti size yetişir’ demiş. ’Bu hain Pensilvanya’da yatıyor şu anda. Ben ise burada hayatımın en acı günlerini yaşıyorum. Çağırıyorum gelmiyor’ demiş. Daha yeni anlamış ne olduğunu” şeklinde konuştu.

“İHANET İÇİNDE OLANLAR MUTLAKA CEZALANDIRILMALIDIR”
Devlet ve Su İşleri Bakanlığı’nda 240 personelin açığa alındığını kaydeden Eroğlu, “17-25 Aralık’tan sonra bunun bir komplo olduğunu söyledim. Hukuki bir darbe girişimiydi bu. Türkiye’nin önünü kesmek için istihbarat terör örgütleri tarafından kullanılan maşalar. Onda başarılı olamayınca seçimlerde zarar vermek için harekete geçtiler ama Cenab-ı Allah onlara fırsat vermedi. En son bu darbe girişimiyle en büyük ihaneti, tarihimizde ki en alçak, en kanlı bir darbe teşebbüsü olarak tarihe geçmiştir. Millet açısından da dünyanın en kahraman milleti olarak tarihe geçti. Ben gurur duyuyorum. Silahsız güçler tankın karşısına çıktı. 17-25 Aralık’ta çok büyük bir temizlik yaptım. Şimdi de gizli olanlar tespit edildi. Bank Asya’ya gitmiş FETÖ’nun emriyle para yatırmış. Bunların hepsi tespit edildi. Sosyal medya ve diğer bir takım görüşmelerle tespit ettik. Kurunun yanında yaşta yanmasın diye bir liste yaptık. 5 tane parametre tespit ettik ve bir ekip oluşturarak bunlar teker teker tespit ediliyor. Şuan da açığa alınanların sayısı 240’a kadar yükseldi. Daha da devam ediyor. Bunlar derhal açığa alındı. Şuan da bazı incelemelerde devam ediyor. Kurunun yanında yaşta yanmaması için hassas davranıyoruz. Önceden 17-25 Aralık’tan önce varsa olabilir. 17-25 Aralık’ı biz başlangıç olarak aldık. Ondan önce olanları pek dikkate almıyoruz. Ama bir takım telefon görüşmeleri yapmış ve toplantıya katılmış kişileri tespit ediyoruz. Ayrıca benim DSÖ sistemi diye bir sistemim var. Adamın nerede ne yaptığının kaydı geliyor. Kim nerede ve kiminle görüştü hemen tespit ediliyor. Diğer yandan GPS sistemi ile araç takibi yapıyorum. Büyük ölçüde bir takip var. Vatandaşlar ile de çok büyük bir temasımız var. Dolayısıyla biz de hassas bir şekilde takip ediyoruz. Bu konuda ihanet içinde olanlar mutlaka cezalandırılmalıdır. Devleti hançerleyeceksin, devletten maaş alacaksın, millet seni besleyecek gibi dünyada bir şey yok” diye konuştu.
Afyon’da demokrasi nöbetine katılan Bakan Eroğlu, Kuvayi Milliye’nin de taktığı ‘Kalpak’ın hikâyesini ise şöyle anlattı:
"İstiklal Harbi’nde büyük taarruz orada başladı. Dolayısıyla biz 10 yıl önce kadar bir zafer yürüyüşü başlattık. Büyük taarruz karargahı Atatürk evi olarak kullanılan bir ev var. Biz orayı restore ettik ve müze haline getirdik. Her 25 Ağustos’ta biz orada hareket ediyoruz. Büyük bir yürüyüş düzenliyoruz. Kalpak hazırlayalım ve vatandaşlara dağıtalım dedim. Bu kalpağı biz 25 Ağustos’u 26 Ağustos’a bağlayan gece giyiyoruz. Hatta bir ara Sayın Kılıçdaroğlu’da gelmişti. Bu sene de bir yürüyüş yapmayı planlıyoruz.”

"İSTANBULLULAR SADECE YENİKAPI’YA GELECEK, DİĞER İLLERDEKİ VATANDAŞLAR DA MEYDANLARDA OLACAK"
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İstanbul’da düzenlenecek olan “Demokrasi ve Şehitler Mitingi”ne katılacak olması ile ilgili Eroğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Teşekkür ediyoruz Devlet Bahçeli’ye. Çok önemli bir karar verdi. Bu bütün milletin darbeye karşı yazdığı destandır. Burada herkesin payı var. Ondan dolayı buyursun gelsin. MHP lideri katılacak ve bir konuşma yapacak. İstanbullular sadece Yenikapı’ya gelecek. Diğer illerde ki vatandaşlar da meydanlarda olacak.”
TSK’nın yeniden yapılandırılması hususunda bazı çalışmaların önceden başladığını ve planlandığını kaydeden Eroğlu, “Bazı çalışmalar daha önceki Genelkurmay Başkanı Necdet Özel zamanında başladı. Jandarmanın yeniden yapılanması ve tamamen İçişleri Bakanlığına bağlanması o dönemde başladı. Necdet Paşa, jandarmanın kıyafetleri bile değişmesi lazım dedi. Bazı şeyler daha önceden çalışıldı ama bazı şeyler de yeni ortaya çıktı. Bu konuda daha önceki çalışmalar dikkate alınarak yapılıyor. Ben 5 Eylül 2012’de Afyonkarahisar’da el bombalarının depolandığı cephanelikte meydana gelen patlamanın ardından eski Genelkurmay Başkanı Özel ile görüştüm ve asker içir ormanlık alanda yer verelim, bunlar şehir içinde olmasın dedim ve buna karşılık Özel, bir çalışma yaptıklarını söylemişti. Yani bu çalışmalar daha önceden planlandı ama şuan da hızlı bir şekilde yapılacak” açıklamasını yaptı.
TBMM’ye yakın kuvvet komutanlıklarının taşınması hususunda Eroğlu, “Onlar karar verecek. Ona karar verecek ben değilim. Askeri kışlaların daha uygun yere taşınması konusu ve özellikle jandarma ile ilgili yeniden yapılanma konusu daha önceden görüşülüyordu. Yeni düzenleme ile taşınması çok isabetlidir. Herhangi bir mahsur yoktur. Daha güçlü, daha teknolojik ordu hepimizin arzusudur. Ordunun bir takım fabrikaları var. Artık ordumuzun fabrika falan işletmesine gerek yok. Onu Milli Savunma Bakanlığı yapsın. Genelkurmay Başkanı sadece harbe hazırlık, daha ileri teknoloji, daha çevik ve hızlı harekat kabiliyetine sahip bir ordu ile ilgilenecek. Bunda da bir hayır var. Bildiğim kadarıyla bazı yerlerde dikim fabrikaları, buzdolabı fabrikaları varmış. Geçmişte bunlar olabilir ama bunlara gerek yok. Bu gibi hizmetler Genelkurmay’dan alınıyor” dedi.

"İSTİHBARAT BİRAZ ÇUVALLADI. YENİDEN YAPILANMASI GEREKİR DİYE DÜŞÜNÜYORUM"
Eroğlu, “İstihbarat biraz çuvalladı. Yeniden yapılanması gerekir diye düşünüyorum. Bu konuda çalışmalar yapılıyor. Dışarıda ki istihbaratımız çok zayıf. Bütün darbelerde en son Başbakanın ve Cumhurbaşkanının haberi olmuştur. Başbakanımız da ertesi gün toplantı olacağı için İstanbul’daydı. Tesadüfen Boğaziçi Köprüsü kapanmadan 15-20 dakika önce geçmiş. Biraz geç kalsa geçemeyecek. Tuzla’daki evine geçmek istiyor ama tanklar oraya hareket edince araçlar değişik yollardan gidiyor. Bunu önceden haber almışsın. Sen Başbakana bağlısın. Dolayısıyla Başbakana ve Cumhurbaşkanına haber edeceksin. Bakanlara da haber vereceksin. Diyelim ki birkaç bakanı teslim alsalardı o görüntü uygun muydu? Cumhurbaşkanımızı bir şekilde haberi hiç olmasaydı. Eniştesinden haber alıyor ya böyle bir şey olabilir mi? Bu darbe girişiminde milletimizin feraseti, kahramanlığı; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dirayeti, Başbakanımız, Bakanlar Kurulu ve bütün siyasi partilerin, medyanın, emniyet teşkilatının, bir takım kahraman Mehmetçiklerin gayreti ve cesareti sayesinde bu darbe girişimi akamete uğradı. Ekonomi için de ikinci bir darbe yapmak istediler. Şuan da her şey eskisinden daha iyi oluyor. Yatırımcılar gelsin. Bir yatırımcı darbe girişiminin ardından beni aradı ve yatırım için bir ülkeye gideceğini söyledi. Ben de ‘Türkiye’de her şey çok daha güzel. Daha büyük bir Türkiye var. Darbe ihtimali bundan sonra kalkmıştır. Bundan sonra hiç kimse darbe teşebbüsünü rüyasında bile göremeyecektir’ demesini istedim. Bundan sonra Türkiye çok daha güzel olacak” açıklamasında bulundu.
(İHA)
"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.