Cumhurbaşkanlığı Külliyesine tekrar gidecek mi ?
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanlığı’ndan davet gelirse Kğlliye’ye gidip gitmeyeceği sorusuna, “Olağanüstü bir durum olursa tabi giderim" yanıtını verdi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. FETÖ darbe girişimi kapsamında kapatılan ve devredilen kurumlarla ilgili olarak Kılıçdaroğlu, "Önce kendimize şunu sormamız lazım; Milli Eğitimi bir terör örgütüne teslim edenler kimlerdi? Bu kadar Türkiye’nin 81 ilinde FETÖ terör örgütü dediğimiz örgüt okullar açarken herhalde birileri izin veriyordu. Sonuçta hükümet bunu bir terör örgütü olarak tanımlıyor. Daha sonra görmeye başladılar, dolayısıyla bu öngörüsüz bir siyasetin Türkiye’nin önüne koyduğu acı bir tablodur. Bunun da oturulup adam gibi sorgulanması lazım. Üniversiteler kapatılıyor, öğrencilerin hiçbir günahı yok. Bu üniversiteler şu veya bir şekilde ya birleştirilmesi veya bulundukları bölgelerde ticaret ve sanayi odalarına devredilmesi, mesela TOBB’un çok güzel bir üniversitesi var ve benzer üniversite İzmir’de olabilir, Ankara’da olabilir, tabii bir çözüm modeli. Dolayısıyla öğrenciler yine burada kalırlar, okullarının ismi değişmiş olur. Her türlü yardımı bu ticaret ve sanayi odaları verirler. Ayrıca şöyle bir şey daha var, mesela ben Gaziantep’e gittiğimde ara eleman ihtiyacı hissettiklerini, katma değeri yüksek ürün üretmek için üniversitelerin daha teknik bazda sanayiye katkı vermesi gerektiğini söylediler. Gaziantep Sanayi Odası’na devredilirse oradaki üniversite, Gaziantep’in ihtiyacına göre alan gelişir, yeni bölümler açılır, çok daha güzel olur, bir finansörünü kalmamış olur diye düşünüyoruz yani" değerlendirmesinde bulundu.

"Yeni bir darbe kalkışmasının başarı şansı kocaman bir sıfırdır"
Kılıçdaroğlu, tekrar bir darbe girişimi olasılığına yönelik ise, "Ben bir kalkışma olacağı düşüncesinde değilim. Yanlış hareket eden bazı unsurlar olabilir ama bunların başarı şansının kocaman bir sıfır olduğunu hep birlikte düşünmeliyiz, görmeliyiz. Çünkü artık her darbeden sonra Türkiye’nin 10 yıl geriye gittiğini hepimiz biliyoruz ki darbelerden en çok zarar gören bir siyasi partinin genel başkanı olarak söylüyorum. Çok ciddi bir kalkışma oldu, en kanlı kalkışma aynı zamanda ve ilk defa bir parlamento bombalandı" ifadesini kullandı.
15 Temmuz darbe girişiminin Türkiye’yi kaç sene geriye götürdüğü ile ilgili Kılıçdaroğlu, ilerleyen süreçte bunun biraz daha net görüleceğini, şimdiden bir rakam vermek için erken olduğunu söyledi.

"Biz Fethullah Gülen örgütü ile yakından uzaktan ilgisi olmayan bir partiyiz"
"Türkiye’nin kurumları güçlü olarak demokrasiyi sahiplenirse bir sorun çıkmayacağını düşünüyorum" diyen Kılıçdaroğlu, FETÖ’nün siyasetteki uzantıları ile ilgili ise şunları kaydetti:
"Bu olayın siyasi ayağının kesinlikle ortaya çıkarılması lazım. Şimdi siyasi ayaktan iki temel olguyu kastediyoruz. Bunlardan birincisi şudur; doğrudan doğruya il başkanı, ilçe başkanı, milletvekili, bakan olan var mı yok mu? Fiilen şu an görev yapan var mı yok mu? Bize göre CHP’nin böyle bir il başkanı, ilçe başkanı, milletvekili yok. Biz Fethullah Gülen örgütü ile yakından uzaktan ilgisi olmayan bir partiyiz. Geçmişte cemaate sempati duyup da bizim partinin de üyesi olan var mı yok mu bilmiyoruz. Evet kesinlikle vardır veya hayır kesinlikle yoktur gibi bir söylem geliştiremiyoruz ama bizim gördüğümüz kadarıyla şu anda partimizin üyesi olup da FETÖ ile bağlantılı olan kimse yok. Diğer partilerde var mı onu da bilemiyoruz. Biz bu örgütle ilgili çok sayıda araştırma önergesi de verdik. Bunların büyüklüğü nedir, kapasitesi nedir diye araştırma önergelerinin tamamı iktidar partisi tarafından reddedildi. Bizim bir eksiğimiz varsa çok rahatlıkla özeleştiri yaparız, bundan kaçınmayız ama benim gördüğüm kadarıyla bu olay dolayısıyla özeleştiri yapacağımız hiçbir alan yok. HSYK’yı değiştirdiler, Yargıtay’a 160 hakim tayin ettiler, ’siz 160 militan atadınız’ diye eleştirdik ki o dönem üzerimize büyük saldırılar vardı iktidar tarafından. ’Siz nasıl hakimlere militan dersiniz?’ ama şimdi 160’ı da içeride. Buna benzer pek çok eleştiriyi biz gündeme getirdik. Biz parlamento kürsüsünde de dile getirdiğimizde Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri, grup başkanları, bakanları kürsüye çıktılar ve Fethullah Gülen ve cemaatine övgüler düzdüler. Biz bu konuda çok rahatız, biz zamanında olayları görüp iktidarı uyaran bir partiyiz ama bunların alnı secdeye değiyor diye bunlara her türlü imkan sağlandı."
Kılıçdaroğlu, "Bir bakan çıkıp diyor ki ’81 ilin 74 emniyet müdürü FETÖ terör örgütü mensubu’. Ne demektir bu? Emniyeti terör örgütüne teslim etmektir. Emniyeti terör örgütüne teslim eden bir siyasi anlayışın siyasi sorumlusu yok mudur, bunun siyasi ayağı yok mudur? Olması lazım, bu emniyet müdürlerini muhalefet atamadı. Milli Eğitim, siz eğitim sistemini tümüyle bir terör örgütüne teslim etmişsiniz. Bunun bir sorumlusu yok mu? Bir sorumlusunun olması lazım" dedi.

"Anadolu’nun yoksul ama zeki çocuklarını alıp kendi okullarında kendi düşünceleri paralelinde yetiştirdiler"
FETÖ’nün içinden sanatçı, siyasi insanların da çıkması ile ilgili Kılıçdaroğlu, uzun yıllar yapılan bir çalışmanın sonucu olduğunu vurgulayarak, "Fethullah Gülen örgütünün ciddi bir entellektüel kapasitesi olan ciddi bir birikimi var aslında. Çünkü Anadolu’nun yoksul ama zeki çocuklarını alıp kendi okullarında kendi düşünceleri paralelinde yetiştirdiklerini biliyoruz. Devlete sahip çıkması gereken insanlara cemaat daha önceden el atıyordu ve kendi ideolojisine ve dünya görüşüne uygun olarak yetiştiriyordu. Fethullah Gülen örgütünün binlerce yurdu vardı. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti isterse bir yılda öğrencilerin yurt sorununu çözer. Hepimiz bu çocukları gözlerimizin önünde kaybettik. Bunlardan vali olan çıktı, kaymakam olan çıktı, general olan çıktı. İşin özü eğitimden çıkıyor. Bu eğitim sistemi böyle devam ederse daha radikal unsurların çıkacağından hiç kimsenin endişesi olmasın. Eğitim sorgulayıcı olmadığı sürece Türkiye büyüyemez, gelişemez. Çocuklar akıllarını kullanmadıkları sürece, aklın özgürleşmesi sağlanmadığı sürece Türkiye büyüyemez. ’Aklınızı kullanmıyor musunuz?’ diye soruyor yüce Yaradan. Biz eğitim sistemi ile çocuğun aklını kullanmasına engel oluyoruz. Şu anda eğitim sistemi felç olmuş durumda. Hepimizin bu 15 Temmuz’dan ders çıkarmamız lazım. Özeleştiri yaparken biz eğitim sisteminde çağdaş bir eğitim sisteminin olmasını isteriz" diye konuştu.
Darbe girişiminin arkasında ABD’nin olup olmadığı ile ilgili elde bir veri olması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Bizim elimizde bir veri yok ama Amerika’nın Türkiye üzerindeki etkisini ve gücünü biliyoruz. Bu sadece benim gözlemim değil, bütün dünyanın ortak gözlemi. Türkiye aynı zamanda bir NATO üyesidir. Dolayısıyla bizim stratejik anlamda bir ortaklığımız da var. Dış politikanın özelliği şudur; dış politikayı iç politika malzemesi olarak kullanırsanız çok büyük bir yanlış yapmış olursunuz. Dış politikadan konuşmak için çok dikkatli bilgi kullanmak gerekir" ifadelerini kullandı.

“Türkiye’nin Cerablus’a girmesi Şam’a, Rusya’ya, Amerika’ya bu konuda bilgi verilmesi, dolayısıyla oraya müdahalenin yapılmasını olağan, normal karşılıyoruz, destekliyoruz”
TSK’nın IŞİD terör örgütüne ilişkin Cerablus’ta başlattığı ‘Fırat Kalkanı’ harekatına ilişkin ise Kılıçdaroğlu, “Türkiye’nin Cerablus’a girmesi, Şam’a, Rusya’ya, Amerika’ya bu konuda bilgi verilmesi, dolayısıyla oraya müdahalenin yapılmasını olağan, normal karşılıyoruz, destekliyoruz. Biz bunu 9 Ekim 2014’te söyledik. Basın toplantısı yaptık açıkladık. Ama biz bunu gecikmiş bir operasyon olarak görüyoruz. IŞİD için girildi doğrudur. Türkiye bölgede kendi güvenliğini sağlamak zorundadır. Bunun iç siyaseti olmaz. IŞİD terör örgütü Türkiye için büyük bir risktir. En son Gaziantep’te gördük. Türkiye’nin oraya müdahale etme hakkı vardır. Son IŞİD teröründen sonra Türkiye’nin oraya müdahale etme hakkı vardır. Ama burada son IŞİD teröründen sonra Türkiye’nin oraya müdahale etmesi kaçınılmaz olarak gündeme geldi. Biz Suriye’yi işgal etmek için girmiyoruz. Barış çerçevesinde oraya giriyoruz. İnşallah barış olur, Türkiye’de bulunan 3,5 milyon Suriyeli o bölgeye yerleşir. Evi oluyorsa, yolu oluyorsa güvenliği sağlanıyorsa niye kendi ülkesine dönmesin” ifadelerini kullandı.

“Binali Bey dış politikayı 180 derece değiştirmek istiyor”
Dış politikayla ilgili Başbakan Binali Yıldırım’ın tutumuna ilişkin Kılıçdaroğlu, “Ben Türkiye’nin dış politikasının 180 derece değişmesini istemiştim. Bugün Türkiye o sürecin içinde, Binali Bey dış politikayı 180 derece değiştirmek istiyor. Bunu olumlu buluyoruz. Bu CHP’nin önerdiği, onların da kabul ettiği bir gerçek. Suriye konusunu çözeceğiz diyor. Çözülmeli. Esed takıntısı üzerinden Suriye politikasını çözemezsiniz” şeklinde konuştu.
“Biz Kürtleri asla düşman olarak görmemeliyiz. Arapları da düşman görmemeliyiz” diyen Kılıçdaroğlu, “Biz düşmanlık üzerinden değil, dostluk üzerinden siyaseti geliştirmeliyiz. Türkiye bütün olayları barış eksenli, dostluk eksenli görmeli, herkesi kucaklamalı. Bu Türkiye’nin ekonomisini, bölgede itibarını da çok arttırır. Türkiye özgüvenini yeniden kazanmak zorundadır” açıklamasında bulundu.

“Ne oldu Türkiye terör batağının içine sürüklendi”
Şiddet dalgasının durdurulmasında PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan’ın bir etkisinin olup olmayacağı sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
“Bu konunun muhatabı hükümettir. Daha dün 11 şehit çıktı ortaya. Emniyet müdürlüğündeki patlamada çok sayıda ağır yaralı da var. Dönüp sormanız gerekiyor. Ne oldu Türkiye terör batağının içine sürüklendi. İzlenen yanlış politikalar dolayısıyla. Devlet gayri meşru organla muhatap olmaz. Bu hatayı yaptılar. Muhatap oldukları o bölgeyi biz yönetiyoruz dediler. Her tarafa bomba koydular. Daha dün iktidar olmuş gibi şikayet ediyorlar. Terörü yaşayan ve sonlandıran dünya uygulamalarını yakından izleselerdi daha farklı sonuç ortaya çıkardı. Sorunun çözümüyle ilgili bizim çok güzel raporlarımız var. Hükümete de gönderdik. Kuşku üzerine bu sorun çözülmez. Samimiyetle çözülmesi lazım. Güvenlik güçlerine talimat verdiler dokunmayın. Patlamalardan önce söylenen bir şey, 200 ton patlayıcı olduğu söyleniyordu. Ortak aklı kullanmazsanız bu sorunu çözemezsiniz. Ortak akla gidilmekte olduğuna şuanda işaret görmüyoruz ama umarım işaret çıkar ortaya.”

“Olağanüstü bir durum olursa tabi giderim”
Bundan sonra Külliye’den Cumhurbaşkanlığı’ndan davet gelirse gidip gitmeyeceği sorusuna Kılıçdaroğlu, “Olağanüstü bir durum olursa tabi giderim. Biz düşüncelerimizi zamanında söyleriz ve o düşüncelerimizin arkasında dururuz. Aynı şeyi daha önce de söylemiştim, şimdi de söylüyorum. Türkiye bir 15 Temmuz darbe girişimi yaşadı. En kanlı darbe olayıydı. Dolayısıyla böyle bir çağrıya gitmemek doğru değildi. Ortaya çıkan sorun hepimizin ortak sorunuydu. Gidildi ve darbeye karşı ortak tavır takınıldı. Ama insan hakları ihlali varsa, işkence varsa, gazeteci hapse atılıyorsa, yazarlar hapse atılıyorsa, sanatçıların işine son veriliyorsa yeni mağdurlar yaratılıyorsa. Bir örnek vereyim, deniliyor ki falan kişi oğlunu neden cemaatin okuluna gönderdi. Görevine son verildi. Peki o okuldan mezun olan senin kabinende bakan var. Onun görevine son veriyor musun? Çocuğunu oraya gönderdiği için tek kriter o. Buna benzer çok olay var. Yeni bir mağdurlar sınıfı yaratmamalıyız. İki gün önce gazetelerde okudum. Çok sayıda memurun işine son verilmiş. Ömür boyu göreve dönmeyecek. 12 Eylül’de askerler böyle bir düzenleme hazırlamışlardı. Ömür boyu dönmeyeceği çıkardılar oradan hata yapabiliriz diye. Darbe dönemi değil, meşru bir hükümet bu olmamalı” değerlendirmesinde bulundu.
Adli yıl açılışının Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılacağının hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, “Doğru bulmuyoruz. Katılmıyorum. Yargıtay Genel Sekreteri geldi davetiyeyi getirdi. Davetiyede adres olarak bir otel var. Orada yapılıyor bizde olur dedik. Çünkü yargının şöyle bir özelliği var. Yargıya siyaseti sokmamalıyız dedim. Bu işin özü adil yargılamadır. Gelen davetiyede adres başka ama toplantı başka yerde yapılıyor. Bu da kendi içinde müthiş bir çelişki. Geleneksel olarak bunu Sayın Binali Yıldırım’a da aktardığım için söylüyorum, adli yılın açılışında bir Türkiye Barolar Birliği Başkanı konuşur, bir yargı konuşur, Yargıtay Başkanı ve tören biter. Cumhurbaşkanı gelir onları dinler ve hep beraber oradan ayrılırız” diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’nin oylarının yüzde 30’un üzerine çıkması konusunda ise hep beraber çalışıldığı takdirde bunun olacağını ifade ederek, "Türkiye’nin nereden nereye geldiğini hepimiz biliyoruz, hepimizin tanıklığında gerçekleşiyor. Biz daha iyi yönetilen bir Türkiye, barışçı yönetilen bir Türkiye arzu ediyoruz" dedi.

“Güzel ama biz iktidarda olsaydık bir tüp geçit yapardık, tüp geçit daha iyi olurdu”
Kılıçdaroğlu, yeni açılan üçüncü köprü ile ilgili de şu değerlendirmelerde bulundu:
"Güzel ama biz iktidarda olsaydık bir tüp geçit yapardık, tüp geçit daha iyi olurdu. Yerin altından üstelik çok daha iyi imkanları olan, raylı sistemleri olan, çevreyi koruyan, bir değil en az iki tüp geçide Türkiye’nin ihtiyacı var. Binali Bey son toplantıda ben köprünün adının Atatürk olmasıyla ilgili bir talep var dediğimde Sayın Bahçeli’yi de, beni de davet etti."
Kılıçdaroğlu, köprünün açılışına programı uygun olmadığı için katılamadığını da kaydetti.
(İHA)
"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.