HDP’den darbe girişimine tepki
Halkların Demokratik Partisi Grup Başkanvekili İdris Baluken, “Askeri, bürokratik veya sivil hiçbir darbenin, tek bir meşru gerekçesi olamayacağını bir kez daha belirmek istiyorum. Parlamentoya karşı yapılan her türlü saldırıya karşı tutumumuz her zaman net ve ilkeli olmuştur. Bu darbe girişiminin tamamen kontrol altına alınması en büyük temennimiz ve amacımızdır” dedi.
HDP Grup Başkenvekili Baluken, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, “15 Temmuz akşamı saat on sularında başlayan, ve hala bu saate kadar bir tehdit olarak devam eden, hedefi ve biçimi Türkiye demokrasisi ve kaos yaratmak olan bir darbe girişimi ile karşı karşıyayız. Öncelikle partim adına bu darbeci anlayışı en sert biçimde kınadığımı belirtmek isterim.
Askeri, bürokratik veya sivil hiçbir darbenin, tek bir meşru gerekçesi olamayacağını bir kez daha belirmek istiyorum. Parlamentoya karşı yapılan her türlü saldırıya karşı tutumumuz her zaman net ve ilkeli olmuştur. Bu darbe girişiminin tamamen kontrol altına alınması en büyük temennimiz ve amacımızdır” ifadesini kullandı.
Baluken şöyle devam etti:
“Bu darbe girişiminde ortaya konan pervasız saldırılarda 161 kişi yaşamını yitirmiş, 1440 kişi yaralanmış, halkın iradesini temsil eden parlamento bile savaş uçakları ile bombalanmış ve helikopterler tarafından taranmıştır. Bu tablonun kendisi bile ülkemizdeki demokrasinin nasıl büyük bir tehlike altında olduğunu ortaya koymaya yeterdir.
Bu kapsamda dünkü katliamcı saldırılarda yaşamını yitiren yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet, kederli yakınlarına ve halkımıza sabırlar, yaralılara acil şifalar diliyorum.
Böylesi saldırılar ne dün ne bugün ne de yarın asla başarıya ulaşamayacaktır. Bu tarz saldırıları yapanlar veya yapmaya niyeti olanlar, Türkiye’de halkın iradesine yönelik herhangi bir şekilde darbe yapmak isteyenler bilmelidir ki, Türkiye halkları darbeye asla prim vermedi, boyun eğmedi ve bundan sonra da asla boyun eğmeyecektir.
Türkiye demokrasi mücadelesi 1960, 1971, 1980 darbelerinde, 28 Şubat’ta ve e-muhtırada da görüldüğü üzere askeri veya başka yollarla gerçekleşen her darbeye karşı bugüne kadar dimdik durmuştur. Demokratik siyaseti kesintiye uğratmaya çalışan her girişime karşı HDP tarihi direnişin bugünkü temsili olarak kendi rolünü, misyonunu oynamaya devam edecektir.”
“Barış, demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti temelinde her türlü siyasi işbirliğini gerçekleştireceğimizi halkımızla açık ve net bir şekilde paylaşıyoruz” diyen Baluken şöyle devam etti:
“Demokratik siyaset dışında, siyaseti dizayn etmeye çalışan hiçbir yol ve yöntem partimiz tarafından kabul edilmeyecektir.
Dün akşam saat on sularında başlayan ve sabah saatlerine kadar da şiddetini arttırarak devam eden halka, resmi ve özel kurumlara, siyasetçilere, millet egemenliğinin temsil edildiği Meclise, havaalanlarına, basın yayın kuruluşlarına ve ülkenin birçok noktasına dönük olarak gerçekleştirilen saldırılar ülkemiz siyaset tarihi açısından önemli bir kırılma noktası olarak tarihe geçecektir.
1960 ve 1980 Askeri Darbeleri, 28 Şubat ve e-muhtıra örnekleri tipik birer askeri darbeydi. Ancak dün akşam ki darbe girişimi ise Meclisin bombalanması, yüzlerce sivilin sokak ortasında katledilmesi, kurum ve kuruluşlara yapılan baskınlar ve havadan yapılan bombalamalar ile tipik bir askeri darbeyi aşan vahşet, katliam ve kaos hedefleyen çok komplike bir planlamayla karşı karşıya olduğumuzu ortaya koymuştur.
Belli ki bu saate kadar süren saldırılar, Türkiye’de siyaset kurumunu ve kamu işleyişini ortadan kaldırıp, bir grup çıkar odağının Türkiye’de halka ve kurumlara tahakküm etmesini amaçlamaktadır. Bu yönüyle hedeflenenin yetmiş sekiz milyonun tamamının siyasi iradesi olduğunu bir kez daha belirtmek istiyorum.
Türkiye’de devleti ele geçirmeyi hedefleyen iktidar kavgaları ve bunun yarattığı toplumsal kutuplaşmalar, ülkeyi uçurumun kenarına doğru uzun bir süreden beri sürüklemekteydi. Bu siyasi ve toplumsal gerginliğe karşı tek çıkışın Kürt Meselesi başta olmak üzere Türkiye’nin köklü sorunlarının çözülmesi, hukuk devletinin güçlendirilmesi ve demokratik siyasetin tahkim edilmesi gerekliliğini halklarımıza ve tarihe karşı olan sorumluluğun gereği olarak bugüne kadar her platformda belirttik. Bu çözüm önerilerimizin dikkate alınmaması durumunda da işleyen darbe mekaniğinin Türkiye demokrasisini toptan ortadan kaldırmaya yöneleceği hususunda gerekli uyarıları HDP olarak yapmaya çalıştık.
Maalesef tüm uyarılarımıza rağmen iş başında olan tüm iktidarların, Türkiye’nin temel meselelerini çözmemesi, demokratikleşme hamlelerini gerçekleştirmemesi, ülkeyi hala bir darbe anayasasıyla yönetmekte ısrar etmesi, hiç kuşku yok ki, darbeye teşebbüs edenlerin temel dayanağı olmuştur.
Yine özellikle 2013 yılına kadar yanlış politikalarla paralel yapının güçlendirilmesi, 7 Haziran’da ortaya çıkan halk iradesinin tanınmaması, bu parlamento eliyle seçilmişlerden alınan dokunulmazlığın askere verilmesi, halk iradesini temsil eden seçilmiş siyasetçilerin tutuklama süreçleri ile cezaevlerinde gönderilmek istenmesi, yüzde doksan oylara varan iradeyi temsil eden belediye başkanları yerine kayyum atanacağı tartışmaları demokratik siyaset alanını alabildiğine daraltmış ve siyaset kurumunu bir bütün olarak darbecilerin açık hedefi haline getirmiştir.”
HDP olarak halkı hedef alan bu darbe girişimine zemin hazırlayan en önemli tarihsel gerçekliklerden birinin de, 7 Haziran’dan sonra ortaya konulan savaş ve çatışma politikaları olduğunu ifade etmekte oldukları vurgulayan Baluken sözlerini şöyle sürdürdü:
“ Çatışmalı ortam demokratik siyaseti zayıflatmış, tankların şehirlere inmesi toplum ile şiddet arasında kötülüğü sıradanlaştırmış ve demokrasi dışı güçlere yasal ve fiili güç katarak darbe mekaniğini canlı ve diri tutmuştur. Çatışmalı ortamın olduğu kentlerde inisiyatif sivil iradeden alınarak askeri iradeye geçmiş ve darbe mekaniğine can suyu veren AKP’nin anti demokratik uygulamaları halkımızın önüne gelmiştir.
Bir ülkede darbe mekaniği, demokratik siyasetin ve hukukun; adaletin, eşitliğin ve özgürlüğün sağlanmadığı ortamda işler. Bu açıdan darbe ihtimali üzerinden düşündüğümüzde, 15 Temmuz’da yaşanan bu darbe girişimi, darbelere yol veren zemin yok edilmeden, demokrasi ve özgürlükler geliştirilmeden, asla ve asla sonlanmayacaktır.
15 Temmuz saldırısı ve darbe girişimi umduğunu bulamamış ve bilakis halklarımızdan doğru, siyaset kurumunun doğru tavırlarıyla, güçlü demokrasi mesajlarıyla alt edilmiştir.
Bugün itibariyle siyasi iktidar başta olmak üzere tüm siyaset kurumları dün akşam gerçekleşen saldırıları ve karşı tutumları doğru okumalıdır. Bu doğru okuma ülkemizde demokrasi, eşitlik ve adaletin geliştirilmesi ve güçlendirilmesi hususunda bir milattır.
Dün olduğu gibi bugünde ve gelecekte darbenin panzehirinin barış ve demokrasi olduğunu belirtmek istiyoruz. Barışın ve demokrasinin tesis edilmediği bir yerde, darbe ihtimali her zaman vardır ve var olmaya devam edecektir. Dün Ankara’da tankları ve savaş uçaklarını ortaya çıkaran tehlikeyi bu bakış açısıyla değerlendirmeliyiz.
Demokratik siyaset esas hale getirilmedikçe Ağustos ayından beri bu meclis kürsüsünde de defalarca ifade ettiğimiz Cizre’de, Sur’da, Nusaybin’de, Şırnak’ta, Silopi’de, Silvan’da, Lice’de, Yüksekova’da yaşananların Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de, İç Anadolu’da, Karadeniz’de, Ege’de, Akdeniz’de yaşanma ihtimaline hep dikkat çektik. Ne yazık ki bunu anlamamız için dünkü darbe girişiminin gerçekleşmesi beklendi.”
“15 Temmuz’da Türkiye’de halklarımız kimsenin kimliğine bakmadan, kimsenin ırkını-dilini-dinini sormadan eşitlikçi bir tavır sergilemesi ve demokrasinin yanındaki eşitlikçi tutumu, siyaset kurumları ve temsilcileri olarak bizlerin esas alması gereken haysiyet tutumudur” ifadesini kullanan Baluken şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu kapsamda başta siyasi iktidar olmak üzere tüm siyaset kurumları, Türkiye’de demokratikleşmesine dair hayati aciliyeti gündemlerine almalıdır. Tüm siyaset kurumları ve sorumluluk makamları ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı dilden vazgeçmek, insan haklarına ve özgürlüğe dayanan bir hukukun oluşması, siyasi soykırımlara son verilmesi, anti demokratik arayışların sonlandırılması, ülkeye refah, barış, huzur getirilmesi için üzerine düşen sorumluluğu bir an önce yerine getirmelidir.
Biz HDP olarak bu vesileyle,
15 Temmuz’da gerçekleşen saldırıları ve demokrasi karşıtı darbeyi tüm boyutlarıyla büyük bir öfke ve şiddetle bir kez daha amasız, fakatsız, ancaksız bir şekilde kınıyoruz. Hükümetin bugünden tezi yok ülkede demokratik siyasetin güçlendirilmesi hususunda muhalefet partileri ile birlikte hareket etmesi, dünden bu yana yaşananları halkımıza ve kamuoyuna doğru bir şekilde bütün gerçeklikleriyle aktararak orya çıkarması önemlidir.
Ülkeyi darbeler sarmalından çıkarıp, demokrasi adasına dönüştürmek için önemli bir milat ile karşı karşıyayız. Bu milatın gerçekleşmesi ve dün yaşananlardan ötürü siyasi parti ve şahıs çıkarlarının arka planda tutulması hususunda tüm siyasetin, sivil toplumun, emek güçlerinin duyarlı tavrını olumlu buluyoruz, bu duyarlılığın sonuna kadar devam etmesi gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz.
Son olarak buradan halklarımıza çağrı yapıyoruz. Karşı karşıya olduğumuz demokrasiye saldırı girişiminin esas amaçlarından biri toplumdaki kutuplaşmayı arttırmak ve kaos yaratarak iç savaşın kapılarını aralamaktır. Bu kapsamda, kaos isteyenlerin amaçlarına hizmet etmemek için, kimse bir diğerine şiddet ve zor yöntemlerini kullanmamalıdır.
Demokrasi, halkın yönetimi demektir. Kaos ise demokrasi karşıtlarının amacıdır.
Tüm sorunlarımızın yegane çaresi, demokrasidedir.
Bu vesileyle, Parlamento bünyesinde bu darbe sürecini tüm ayrıntılarıyla ortaya çıkaracak ve geleceğe dair gerekli demokratik önlemleri alacak, her türlü bilgi ve belgeye ulaşmaya, araştırma yapmaya tam yetkili, her siyasi partiden eşit sayıda olmak kaydıyla geniş katılımlı bir komisyon kurulmasının önemini hatırlatır saygılarımız sunarım.
Bütün halkımıza da bir kez daha geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Yaşamını kaybedenlere Allah’tan rahmet, ailelerine sabır, yaralılara acil şifalar ve Irak halklarına başsağlığı diliyoruz.”
(İHA)
"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.