"İçlerinde yüzlerce Recep Tayyip Erdoğan var"
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, “Bunların içinde değil Melih Gökçek, yüzlerce Recep Tayyip Erdoğan var. Bu millet artık rayına girmiştir. Recep Tayyip Erdoğan’ı ortadan kaldırmak yeterli değildir” dedi.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, TGRT Haber ekranlarında yayınlanan “Neler Oluyor” programına konuk oldu. TGRT Haber ve İhlas Haber Ajansı Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’ın sorularını cevaplayan Gökçek, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. FETÖ mensuplarının 15 Temmuz’da gerçekleştirdiği darbe girişiminin püskürtülmesindeki en önemli faktörün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu söyleyen Gökçek, “Bu işin bir numaralı kahramanı hiç kuşkusuz ülkenin Başkomutanı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Cumhurbaşkanı’nın daveti meydanları doldurmuştur. Özellikle polisimiz cansiperane, hayatlarını ortaya koyup müthiş bir şekilde mücadele etmişlerdir. Ordunun içinde kahramanlar var. Komutan geliyor ‘teslim ol’ diyor. Çekiyor komutanı alnının ortasından vuruyor. Ama olayı esas kazandıran, durduran ana güç doğrudan doğruya meydanlardaki demokrasi kahramanlarıdır. Bunun yanında bütün belediyeler seferber oldu. Biz Ankara Belediyesi olarak bütün kepçelerimizi, dozerlerimiz, otobüslerimizi, kamyonlarımızı tanksavar olarak kullandık. Tank geliyor, araçların üzerinden ezerek geçiyor. Ama kamyonlar arka arkaya olunca gelip orada tıkanıyor” şeklinde konuştu.

“PERŞEMBE GÜNÜ EŞKIYALARIN HEPSİ TASFİYE OLACAK”
Ordunun içerisine sızmış olan tüm paralel yapı mensuplarının tasfiye edileceğinin altını çizen Gökçek, “Bu devletine, bu milletine, bayrağına yürekten bağlı şerefli bir ordumuz var. O eşkıyalar şimdi kaçıyor. Allah nasip ederse perşembe günü de o eşkıyaların tamamına yakını, hepsi tasfiye olacak. Bunların vasfının bu olduğunu bildiğimiz için söyledikleri hiçbir söz bizim için geçerli değil. Yok efendim ‘dün ben FETÖ’cüydüm ama bu darbeden sonra vazgeçtim’. Vazgeçtiysen otur kenarında ama inanmıyoruz. Çünkü bunlar askeriyenin içerisindeyken her türlü hareketi yapmak bunlar için meşru. İçki içmek meşru, fuhuş yapmak meşru, özellikle sağa karşı tavırlı bir tip olarak kendisini göstermesi meşru. Bu meşruiyet içinde olan bir insanın gelip bunu demesi normal” ifadelerini kullandı.
Ankara Büyükşehir Belediyesi içerisinde de çok sayıda paralel yapı mensubu bulunduğunu dile getiren Gökçek, “Ben bu son dönemde belediye başkanlığını kazandım. Geldiğimin birinci haftasında üst görevde bulunan genel sekreterim paralelciydi. Genel sekreterden şube müdürüne kadar üst görevde ne kadar isim varsa külliyen hepsini dağıttım” diye konuştu.

“YANIMDAKİ 5 ARKADAŞIMLA BİRLİKTE BİR GECEKONDUYA GİTTİM”
Gökçek, darbe girişiminin yaşandığı saatlerde yaşadıklarını ise şöyle anlattı:
“Tam uçakların havada olduğu saatte ben Konya Yolu’ndaydım. Eve gidiyordum. Arkası arkasına telefon almaya başladım. Bakanları aradım, Faruk Çelik’i aradım. ‘Faruk ne var ne yok, bir şey mi var’ dedim. ‘Galiba darbe oldu başkan’ dedi. Onun üzerine hemen eve gittim. Oğlumu çağırdım, orada arkadaşları teşkilatlandırdım. ‘Biz başka bir yerden bu işi yöneteceğiz’ dedim. Yanımdaki 5 arkadaşımla birlikte bir gecekonduya gittim. Nevin Hamın memleketindeydi. Orada başladım telefonla televizyonlara bağlanmaya. Kullanılan bir yer de değildi, terk edilmişti. Önce normal bir daireye gittik. Fakat dairenin üstünde FETÖ’cü vardı. Bundan sonra da tanıdığım emniyet müdürleriyle, polislerle devamlı irtibat kurdum. Kurduğum irtibatlar vasıtasıyla bizim tanksavarlarımızı, kamyonlarımızı, dozerlerimizi, belediye otobüslerimizi kışlaların çıkışlarına konuşlandırdım. Ankara Emniyet Müdürlüğü’nü sarmışlardı, orada tanklar vardı. Vatandaşları da Kızılay’a, havaalanına, Emniyet Sarayı’na ve köşke davet ettik. Bir kısmını da TRT’ye gönderdik. Daha sonra Türksat’a bağlı olan Beyaz TV’nin yayını kesildi. Bu sefer Türksat’a polis bir atak yapmak istedi. Hemen bizden yardım istediler. Dediler ki ‘Vatandaş desteği polise inanılmaz bir moral veriyor.’ Hemen Gölbaşı İlçe Başkanımızı arardım. ‘Orada hemen teşkilat topla. Sana otobüsleri gönderiyorum. Bunları doldur ve hemen Türksat’a gönder’ dedim.”
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Hakan Fidan ile arasında darbe gerçekleşmeden önce gerçekleşen diyalogları aktaran Gökçek, “Ben bizzat Hakan Bey’e sordum bunu. Bu tip ihbarlar Milli İstihbarat Teşkilatı’na çok sık geliyor. Aslı astarı olamayan ihbarlarla da Milli İstihbarat Teşkilatı uğraşıyor. Milli İstihbarat Teşkilatı komutanlarına güvendiği için başta Genelkurmay Başkanı olmak üzere saat 18.00 civarında Genelkurmay Başkanı’nın yanına gidiyor. Genelkurmay Başkanı onun üzerine bir takım komutanları görevlendirip Akıncılar’a gönderiyor. Bu arada bütün birliklere hiçbir uçağın havaya kalkmaması, herhangi bir birliğin hareket etmemesi için talimatlar verdiriliyor. Ama talimatları verenler Genelkurmay Başkanı’nın yanındaki o ihanet eden adamlar. Yani haberi verecek olan onlar, onlar haber vermiyor ve MİT Müsteşarı direkt olarak Cumhurbaşkanı’nın koruma müdürünü arıyor. Diyor ki MİT Başkanı ‘Gerekli önlemleri aldınız mı?’ Ama orada da Genelkurmay Başkanı’nın Özel Kalem Müdürü’nün telefonuyla konuşma oluyor. Dolayısıyla MİT Başkanı bu noktada direkt olarak oralarla konuşamıyor ve süre uzayınca ‘Ben çıkacağım’ diyor. Zannediyorum 20.15’te oradan ayrılıyor. Zaten MİT’e geliyor, haberleri vermeye başlıyor, aynı zamanda bombalamalar başlıyor. Hakan Fidan Genelkurmay Başkanlığı’ndan çıkmadan Mehmet Dişli kapıyı açıyor, Hakan Fidan’ı orada görüyor. Dışarıda da bilgi alıyor. ‘Darbeyi haber aldılar, engelleyecekler’ diye anında harekat emri veriyor. 03.00’te olması durumunda Hakan Fidan’ın da önünde bir vakit var. Çok açık ve net olarak bana göre saat 03.00’te olacak diye zamanında Hakan söylemedi Cumhurbaşkanına. İhmal midir, önceden söylese iyi mi olurdu? Hiç tartışmasız iyi olurdu” ifadelerini kaydetti.

“DARBE TEK KİŞİYLE DE YAPILABİLİRDİ, BASİRETLERİ BAĞLANDI”
Paralel yapı mensuplarının devletin kadrolarında kendilerini belli etmeden varlıklarını sürdürdüklerini söyleyen Gökçek, şunları kaydetti:
“Paralel yapının en büyük vasfı belli bir takım elemanlarının kendilerine ana emir verilinceye kadar uykuda kalmasıdır. Hangi gün uyanacakları ona zamanı geldiğinde söylenir. Mesele Cumhurbaşkanımızın yanındaki yaverlerin üçü de paralelci. Kimse paralel olduğunu bilmiyor. Bu uyuyanlar rahatlıkla her türlü işi yapabilecek durumda. Bunların basiretleri bağlanıyor. Bunlar bu devrimi yapacağına, Recep Tayyip Erdoğan’ı bir tanesi gidip Allah korusun şehit etse ne yapabilirdik? Darbe tek kişiyle de yapılabilirdi, basiretleri bağlandı. Artık Türkiye’de darbeler dönemi bitmiştir. Ben bunu mevcut siyasi tecrübemle söylüyorum. Bundan sonra bize yapacakları iş bir suikastlar olabilir. Bu saatten sonra Recep Tayyip Erdoğan’ı da öldürseler, Melih Gökçek’i de öldürseler bu millet uyandı. Bunların içinde değil Melih Gökçek, yüzlerce Recep Tayyip Erdoğan var. Bu millet artık rayına girmiştir. Recep Tayyip Erdoğan’ı ortadan kaldırmak yeterli değildir. Sayın Davutoğlu görevden gittiğinde, ‘Yeni bir başbakan geldi. Acaba Davutoğlu’nun yerini doldurur mu’ dediler. Şu anda Sayın Başbakanımız o kadar seviliyor ki ve halkın o kadar büyük güvenini aldı ki yapılan oylarda bizim rakamlarımız çok daha yukarı çıktı. Bizde adam çok, bu işin gerisi var. Ama şunu da bilsinler bizden lider konumunda bir bakanımızı vurdular. Biz de bunun peşine gideceğiz. Yakaladığımız adamlardan kimin olduğu arkasında tespit edildi. Bu devlet onun yanına bunu koymaz. Kim yaptıysa onlardan da 5, 10 tanesinin kellesi gider. Bu devletle oynanmaz. Karışmayın bize karışmayalım size, karışırsanız bize karışırız size. Bu kadar basit. Biz Türkiye Cumhuriyetiyiz, biz kabile devleti değiliz. İsrail birisine bir şey yapılınca ne oluyor? Yapanın sülalesini hallediyor. Türkiye Cumhuriyeti de bu saatten sonra bunu yapana müsamaha etmez. Yarın Türkiye’de liderlerden birinin kellesi giderse, yapanların, lider konumundakilerin de kellesi giderse kimse şaşmasın. Bu tehdit değil, bu diplomasi. İdamı da bu ülke mutlaka getirecek. Bizim Avrupa Birliği’ne ihtiyacımız yok. Avrupa Birliği’nin bize ihtiyacı var.”
Darbeci subaylardan Akın Öztürk’ün ihanetin en ön safında gelen isimlerden olduğunu söyleyen Gökçek, Öztürk’ün FETÖ’den başka bağlantılarının da olduğunu savundu.

“FUAT AVNİ’LER BİTMEZ”
Terörist Fuat Avni hesabına da değinen Gökçek, “Fuat Avni hesabı anonim bir hesaptır. En azından 8, 10 kişi kullanıyor. Şifreyi bilen her kişi Fuat Avni’dir. Fuat Avni’den bir tanesi Enver Uslu. Ama Türkiye’de de iki tane Fuat Avni yakaladılar. Fuat Avniler bitmez. Fuat Avni’nin şifresi kimdeyse Fuat Avni de odur” şeklinde konuştu.
(İHA)
"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.