Turan: "Kürtlerin en büyük sorunu HDP, PKK’dır"
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, “Bugün Selahattin Demirtaş’ın söylemlerinden Karayılan’ın ne farkı var. Ha o adam ha bu adam. Kürt seçmenin yaşadığı yerler HDP’nin oy aldığı yerler. Kürtler’in bugün en büyük sorunu ne devlettir, ne hükümettir, ne ulaşımdır, ne eğitim, ne sağlıktır. En büyük sorunu HDP’dir, PKK’dır" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, basın mensuplarıyla TBMM’deki makamında bir araya geldi. Torba yasada belediyelere kayyum atanmasıyla ilgili muhalefetin eleştirilerinin sorulması üzerine Turan, “Dün Valimiz kayyum atanması söz konusu değil demişti. Hukuken bakmaya çalışıyorum meseleye. İnsanlar belediyeye oy verdiği zaman hizmet almak için oy verirler. Demokrasinin, seçimlerin önemli kriterlerinden bir tanesi de yerel seçimler. Son dönemde adeta belediyelerin imkanlarını, araçlarını örgüte destek sağlamak için kullanan, finansal destek sağlamak için kullanan kişilerle karşı karşıyayız. Bombalama oluyor. Bakıyorsunuz belediyenin aracı çıkıyor. Kayyum meselesi hukuki zemin içerisinde tartışılması karara bağlanması gereken bir konu diye düşünüyorum. Türkiye’de terörle ilgili arasına mesafe koyamayan hangi partiden kim varsa mutlaka devletin bu konuda tedbir alması lazım diye düşünüyorum. Bununla ilgili yereldeki insanların talepleri var. Siz belediye başkanından hizmet beklerken, teröre destek olan bir kişi gibi davranırsanız buna devletin ya da vatandaşın sessiz kalması düşünülemez. Kayyum atamak bir haktır. Bunu da hakkını idare yeri geldiğinde gösterecek diye düşünüyorum” diye konuştu.

“HDP tarzı söylemiyle ‘kayyum atanmasın’ demekten önce ne yapmak lazımı söylemesi lazım”
Bu konuda CHP ve HDP’nin itirazları olduğunu söyleyen Turan, “HDP’nin itirazlarını anlayabiliyorum. Niçin olduğunu herkes biliyor. CHP’nin kayyumla ilgili meselede kriter söylemesi baş tacı, bununla ilgili yasal mevzuattaki açıkları kapatma talebi baş tacı ama HDP söylemiyle kayyum atanmasın demesini doğru bulmuyorum. HDP tarzı söylemiyle ‘kayyum atanmasın’ demekten önce ne yapmak lazımı söylemesi lazım. Türkiye’de ana muhalefet partisinin yapması gereken ‘hayır’ demek yerine nasıl sorusuna cevap vermesi lazım” ifadelerini kullandı.

“Bırakın yüzde 1’i, 1 kişi bile olsa hata yapılan daha dikkat etmek lazımdır”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “At izi it izine karıştı” sözleriyle ilgili soru üzerine Turan, “70 binden fazla insanın alınmasından bahsediyoruz. Bu örgütün en büyük özelliği sessiz sakin, kendini gizleyerek her konuda var olmaya çalışması. Şuan hiçbir tane FETÖ’cüyüm diyen insan yok. Ben Fethullah Gülen’i seviyorum, onun yanındayım diyen insan yok. PKK’da bile ‘ben teröristim’ diyor adam, savaşıyorsunuz. FETÖ dediğiniz örgüt yanınızda görev alıyor, iyi çocukmuş rolüne giriyor ve siz bunu ayıklamakla görevlisiniz. O yüzden hata yapılması doğaldır. 70 bin kişi içerisinde yüzde 1 diye ifade edilen hatadan bahsediliyor. Ben olağanüstü bir hata görmüyorum. 70 bin kişinin alındığı yerde bin kişinin, 500 kişinin yanlışlıkla alınmış olması olağanüstü bir sorun değildir. Kaldı ki bununla ilgili Cumhurbaşkanımız da, Başbakanımız da, bakanlarda defaten hata varsa revize edilir dediler. Ama bana gelen tespitlerin büyük çoğunluğunda hata olmadığını görüyorum. En büyük sorun örgütün gizli olması. Yüzde 1’den bahsediliyor, hata yapılmış olmasını anlayışla karşılamak lazım. Bırakın yüzde 1’i, 1 kişi bile olsa hata yapılan daha dikkat etmek lazımdır. Kul hakkı bizim medeniyetimizin en belirgin esaslarından bir tanesidir. Hata yapıldığı iddiasında olan herkes başvuru yapsa ama toplumdan da bu konuda anlayış bekliyoruz. Büyük bir savaştayız, kavgadayız” değerlendirmesinde bulundu.

“Selahattin Gülen Fethullah Demirtaş bunların farkı yok birbirlerinden” diyen Turan, şunları kaydetti:
“Baktığımızda bırakın bir siyasi partinin genel başkanı, PKK’nın eş başkanı gibi konuşan insan var. Bir karar vermek lazım. Sen siyasi partinin genel başkanı mısın, bir örgütün genel başkanı mısın? Partiler yaşatmak, sorun çözmek için vardır. En son açlık grevine başladılar. Bu ölümdür. Bir parti nasıl olur da sonunda ölüm olan bir eylemi referans gösterebilir. Selahattin Gülen Fethullah Demirtaş ikisi aynı şey. Bir parti nasıl sonunda ölüm olan eylemi savunabilir. Demirtaş günden güne eriyen gel PKK’yı bırak dediler. Demirtaş’ın söylemlerinden Karayılan’ın ne farkı var. En büyük sorun HDP, PKK’dır. Siz 7-8 Ekim tarihinde halkı sokağa çağırıp, 50’den fazla insanın ölümüne sebep olacaksınız, eylem yaparken adını açlık grevi diye koyacaksınız. Bunun bence izahı yok. O yüzden Selahattin Demirtaş bugün günden güne eriyen, kredisini kaybeden bir hale geldi. Oysa bu toplum HDP’ye şu beklenti içerisinde tolere göstermişti. ’Gel PKK’yı bırak siyaset zemininde hakkını dile getir’ dediler. Onlar Meclis’te siyasal parti gibi davranmak yerine PKK sözcüsü gibi davranmaya başladılar. HDP siyasal parti gibi davransaydı hem oyu artacaktı hem de devletin hataları varsa bunları düzeltmek için imkan sağlamış olacaktı. Bugün Selahattin Demirtaş’ın söylemlerinden Karayılan’ın ne farkı var. Ha o adam ha bu adam. Kürt seçmenin yaşadığı yerler HDP’nin oy aldığı yerler. Kürtler’in bugün en büyük sorunu ne devlettir, ne hükümettir, ne ulaşımdır, ne eğitim, ne sağlıktır. En büyük sorunu HDP’dir, PKK’dır. Eğer Kürt seçmen kendisine verilen hakları iyi kullanır, son dönem ortaya çıkan flu ortamın netleşmesinden yola çıkarak hakkını iyi kullanırsa çok daha huzurlu, kalkınmış Doğu’yu, Güneydoğu’yu inşa edebiliriz. Bu ama HDP ile bu PKK sözcülüğüyle olmaz. O yüzden Selahattin Demirtaş’ın acilen siyasal parti gibi davranması, söylemini reddetmesinde fayda var diye düşünüyorum.”

"Tek başına sendikalı olmak değil, terör örgütü üyeliği, yakınlığı ilişkisi kriterdir"
11 bin 285 öğretmenin açığa alınmasıyla ilgili ise Turan, “FETÖ de, PKK da birbirinden farklı olmayan, Türkiye’ye beraber zarar veren Selahattin Gülen Fethullah Demirtaş haline gelen birbirine karışmış bir yapıdan bahsediyoruz. İkisi de tehlikeli bu örgütlerin. FETÖ ile OHAL kararından sonra çok yoğun mücadele ediyorsak aynı şekilde ülkemize zarar veren, ölümlere sebebiyet veren, uluslararası arenada Türkiye’yi farklı şikayet eden bu örgütlerle de hesaplaşmamız lazım diye düşünüyoruz. Kim yanlış yapıyorsa, kimliğine, görevine bakmaksızın devletin mücadele etmek görevi var diye düşünüyorum. Zaman zaman şikayetler bize de geldi. Şu öğretmen dağa öğrenciler gönderiyor diye. Hangi devlet kendisini yıkmak isteyen bir teröriste maaş hakkı verebilir. Soruşturmaların sonucunda eğer bunların örgütle irtibatı sağlandığı tespit edilirse gereği yapılacak diye düşünüyorum. Tek başına sendika değil. Mutlaka araştırmalar yapılacaktır. Sendikaya ideolojik sebeplerle üye olursunuz ama tavrınızla, eyleminizle teröre destek olmazsınız. Sendikalı olursunuz tam aksine PKK’ya dur dersiniz. Tek başına sendikalı olmak değil, terör örgütü üyeliği, yakınlığı ilişkisi kriterdir” açıklamasında bulundu.

“Cadı avı başladı, durduralım bunu yaklaşımı ben teröre, FETÖ’ye destek anlamına gelebileceği kanaatindeyim"
Kılıçdaroğlu’nun ‘cadı avı başlatıldı’ eleştirisinin hatırlatılması üzerine Turan, “Kılıçdaroğlu’nun Yenikapı’ya biraz nazlanarak da olsa gitmiş olması çok kıymetliydi. Ancak şunu da biliyoruz ki özellikle son 3-4 yılda cemaatin şuan FETÖ diye ifade edilen örgütün tüm söylemlerini CHP dile getirdi. Örgütün ifade ettiği tüm iddiaları CHP dile getirdi. Tapeleri CHP yayınladı. FETÖ savundu. FETÖ dinledi, CHP Grup Toplantısı’nda ifade etti. Kılıçdaroğlu’nun her ne kadar demokrasiden yana yer alma niyeti olsa da bulunduğu pozisyonun buna çok izin vermeyeceği kanaatindeyim. Bence Kılıçdaroğlu ve partisinin yekvücut halinde darbeye hayır deme ihtimali yok. Cadı avı başladı, durduralım bunu yaklaşımı ben teröre, FETÖ’ye destek anlamına gelebileceği kanaatindeyim. O yüzden Kılıçdaroğlu’nun tekrar 15 Temmuz’daki duruşuna, bakışına davet ediyorum. Cadı avı başladı diye avı mı bırakacağız. Şuan darbeyle karşı karşıya kalmışız. Olağanüstü bir fotoğraf var. Biz adım atacağız. Atarken de yanlış yaptığımız varsa bunları revize ederiz. Ama durduğunuz yer, siyasal dil çok önemli. Eğer örgüt sizin siyasal dilinizden güç alacaksa bir yanlışınız var demektir. Şuan devletin yanında olmak, destek olmak görevimiz var. Hiçbirimiz melek değiliz. Olağanüstü halinde bir şey yapıyoruz iddiamızda değiliz. Hatamızı söyleyecektir revize edeceğiz destek olacak. Ama son dönemdeki söyleminin tehlikeli olduğunu, zaman zaman FETÖ’cülerin psikolojik desteğe katkı sağlayacağını düşünüyorum. Tekrar Kılıçdaroğlu’nu 15 Temmuz duruşuna davet ediyorum” dedi.

“Bence Amerika, Amerikan yargı sistemi bir sınavla karşı karşıya"
Fethullah Gülen’in, terör örgütleri liderlerinin iadesinin hukuki olmaktan ziyade siyasi olduğunu ifade eden AK Parti Grup Başkanvekili Turan, şöyle devam etti:
“Bence Amerika, Amerikan yargı sistemi bir sınavla karşı karşıya. Bu darbeyi FETÖ’nün yaptığıyla ilgili hiçbir endişe yok. Bununla ilgili özel iddialarda var. Amerika demokrasinin yanında yer alacaksa mutlaka Fethullah Gülen’i iadesi etmesi gerektiğini düşünüyorum. Bence bizden çok onun sınavı. Biz talep ettik. Hukuken yapılması gereken her şeyi, siyaseten yapılması gereken her şeyi yapmaya çalıştık. Belge eksik bilgi eksik değil verilmesinde fayda var veya yok diye bakacaktır. Fethullah Gülen’i kullanılmış ve miadı dolmuş bir örgüt lideri olarak görüyorum. İade etmezse tarihin notlarında kara leke olarak kalacaktır Amerika’nın üzerinde.”
Kılıçdaroğlu’nun darbenin sivil ayağıyla ilgili iddiası olduğunu kaydeden Turan, “Hangi konuda kimin desteği varsa çıkarılması lazım. Er veya geç çıkacaktır. Çünkü darbe bu ülkenin tarihinden silinmesi lazım” şeklinde konuştu.
(İHA)
"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.