Aygün: Kürt sorunu skor meselesine döndü
Seçim çalışmaları için CHP Parti Meclis Üyesi Hüseyin Yaşar ve Hüseyin Saygılı ile beraber Batman'a gelen CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, parti il binasında hükümetin Kürt sorunu ile ilgili tutumunu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçe'nin söylemlerini değerlendirdi.

Aygün, Başbakanın kendisiyle ilgili açıklamalarının büyük bir tahrifat olduğunu, bütün Türk halkının gördüğünü, hükümetin amacının Kürt sorununu çözmek yerine Kürt sorunundan nemalanmak olduğunu söyledi. Kürt sorununun amacını aştığını ve Kürt sorununun hükümet için bir skor meselesine dönüştüğünü kaydeden Hüseyin Aygün, "Benim söylediklerim çok net ve onlar üzerinden sinsi bir tezgah kurulmuş durumda bugün sağlık bakanının bile hiçbir alakası olmadığı Kürt sorunuyla ilgili demeç verdiğini görüyoruz. Ankara büyükşehir belediye başkanı bu konuda bir televizyon programı yapıp uzun uzun bu mesele üzerinde konuştuğunu geçen gün hepimiz izledik. Dolayısıyla Kürt sorununu çözmek değil, Kürt sorunundan nemalanmak, Kürt sorununun üzerinden milliyetçi oyları arttırmak, hükümetin milliyetçi oyları arkasına almış bir şekilde yeniden güçlendirmek gibi bir amaç izlenmekte, sadece bu konu üzerinden yapılan spekülasyonlar değil, başbakanın 500 PKK'lı öldürdük açıklaması da bence çok anlamlıdır. Artık Kürt sorunu bir skor meselesine dönüşmüştür. Biz şu kadar öldürdük, onlar bu kadar askerimizi öldürdü, şu kadar şehidimiz var ama biz birkaç misli PKK'lı öldürdük diyen bir ülkenin başbakanı çıkıp açıklamalar yapıyor" dedi.

"KÜRT SORUNUNDA ÖLÜM DIŞINDA BİR SEÇENEK BULMALIYIZ"

Kürt sorununun çözümü için savaşın değil başka bir seçeneğin bulunması gerektiğinin altını çizen Aygün, "30 yıldır Türkiye dağdaki PKK'lıyı öldürüyor. 30 yıldır Türkiye şehit veriyor. 50 bine yakın insan öldü. Ölmek ve öldürmekle bu mesele çözülebilir mi? Bunun şiddetle çözümünün olmadığını herkes görüyor. Dolayısıyla ölüm dışında bir seçenek bulmalıyız. Konuşmayı, bir birimizi anlamayı, dağlardaki gençleri de ülkemizin evlatları olarak kabul etmeliyiz. Kürt sorununu bu sorunu böyle çözmeyi düşünmeliyiz. Benim söyledim şey Türkiye'de herkesin düşündüğü, yeter artık bu çatışmalar bitsin, akan kan dursun, barış olsun özleminin bir ifadesiydi. Bunun üzerinden milliyetçi oyları toplamak bu kadar ucuz bir politika yürütülmesi, belediye başkanlarının, sağlık bakanının bu konuda ferman vermeleri kabul edile bilir mi? Dolayısıyla hiç içeriğine girmek sizin sadece barışa dair halkımızın özlemini söylüyorum ama onların yaptığı şey ne kadar kötü bir şey olduğunu şiddetle kanı teşvik etmekten başka hiç bir sonuca ulaşmayacağını da kamuoyunun takdirine bırakıyorum" şeklinde konuştu.

Sorunun bitmesi gerektiği ve barışın sağlanması için PKK tarafından kaçırıldığında dağdaki PKK'lılara da barış istediklerini söylediğini belirten Aygün, "Ben hiçbir yoruma cevap vermiyorum çünkü benim söylediklerim çok net CHP barış istiyor. Savaşmakla Kürt sorunu çözülmez. Barış isteğimizi PKK'ya söylüyoruz. Ölmekle öldürmekle, mayın döşemekle, habire asker öldürmekle, Kürt sorunu çözülmüyor. Bunu dağdayken PKK'lılara da söyledim. Onların barış istediğini geldiğimde söyledim. Benimle olan 7 PKK'lının barış istediğini kendilerinin de bu anlamsız savaşın bitmesini arzuladıklarını geldiğim gün hemen akşamı söyledim. Benim orada gördüğümde barış isteğiydi. Dolayısıyla barışı nasıl kurarız, hükümet, biz, dağdakiler, BDP ve basın birlikte düşünmeliyiz. Benim arzum bu. Ben savaşın çözüm olduğuna inanmıyorum. 90 lı yıllara dönmekle PKK'nın yenilebileceğine inanmıyorum. Çünkü 90'lı yıllarda denenmedik hiçbir yöntem kalmadı. Özel ordu kuruldu, faali meçhul cinayetler işlendi, köyler yakıldı, TBMM'nin resmi rakamlarına göre, bir buçuk milyon kişi batıya sürgün edildi, binlerce insan gözaltında kaybedildi, Kürt sorunu çözüldü mü? Denenmiş ve iflas etmiş bir yöntem tartışılıyor. Ve bu tartışmayı hükümet yürütüyor" dedi.

"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.