Başbakan yerini alacak ismi nasıl belirleyecek?
Ak Parti Genel Merkezi'nin giriş katında bulunan, zemini mavi renkli halıfleksle kaplı büyük salonda Başbakan Erdoğan'la yaklaşık 5 yıl sonra bir başka program için bir aradayız.

5 yıl önce, seçimlerden yeni çıkmış olmasına rağmen dönemin ‘devlet iktidarının' tehditleri nedeniyle iş yapmakta zorlanan, 2,5 ay sonra gelecek olan kapatma davasının öncü sarsıntılarının Ankara'da görev yapan gazeteciler tarafından bile hissedildiği, MGK, YAŞ toplantılarında büyük kavgaların yapıldığı gerilimli bir ortamda buluşmuştuk başbakanla.

Ki Abdurrahman bey (Dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı), Eylül ayında (2007)dönemin Başbakan Yardımcısı üzerinden “anayasaya dokunursanız kapatma davası açarım” haberini çoktan uçurmuştu bile.

Her durumda tevekkül etmesini bilmesine rağmen, ‘bir dünya yükü' üzerinde taşımanın getirdiği gerilim de yansımıştı Başbakan'ın yüzüne.

5 yıl sonra aynı salonda bu defa, girdiği mücadeleden büyük bir zaferle çıkmış, devleti dönüştürmüş, siyasette rakibi kalmamış, bunun getirdiği rahatlıkla keyfi yerinde, etrafa gülücükler dağıtan ama ciddiyet ve sorumluluk duygusu yine zirvede olan bir Erdoğan vardı karşımızda...

Fehmi Koru, Hasan Öztürk, Salih Tuna ve ben iki saat boyunca, merak ettiğimiz bütün soruları sorduk Başbakan'a.

Başbakan'la program yapmak, bazılarının uzaktan sandığı gibi gerilimli falan olmuyor.

Tavrınızı “işinizi yapmak,” yani ‘soru sormak' biçiminde belirlediğiniz zaman, aradaki mesafe kalkıyor, siz istediğinizi soruyorsunuz, O'da istediği cevapları veriyor.

Arada, konuyu tamamlamak, söylediklerinin tam anlaşılmasını sağlamak, eksik kalan kısmı bir başka soruyla takviye etmek gibi çabalarınız olduğunda, buna gönüllü olarak katkı sağlıyor Erdoğan.

Tabi, program öncesi ve sırasında kendisi de sahadan gelen Basın Müşaviri Lütfullah Göktaş'ın sınırlayıcı bir üslup takınmaması da işimiz kolaylaştırdı.

TEK ADAM MI GÜÇLÜ LİDER Mİ?

Siyasi muarızlarının, ya da Türkiye'nin son birkaç yılda yaşadığı büyük dönüşümden rahatsız olan çevrelerin Erdoğan'a karşı geliştirdikleri en güçlü enstrüman ‘tek adamlık' olmuştur.

Sözü kanun yerine geçen, etrafa korku salan, bildiğini okuyan, astığım astık-kestiğim kestik diyen Erdoğan profili.

10 yıldır her gününü insanların gözü önünde yaşayan, her gün uzun konuşmalar yapan birisi için, tavırlarından ve konuşmalarından böyle yakıştırmalar yapmanız mümkün elbet.

Ama Tayip Erdoğan için kullanılacak olan tabir ‘tek adamlık' değil, ‘güçlü liderliktir.'

Mesela Pazar günü yapılacak olan Kongre'de Parti Yönetimi'nde oluşacak değişiklik konusunda “kafasına göre istediğine görev verip, istediğini uzaklaştıran” bir tarzı olsaydı, “tek adam” yakıştırması yerli yerini bulabilirdi.

Halbuki Erdoğan, bu suçlamalar peşinen cevap vermek istercesine elindeki dosyaları bize gösterip “şuradan size göstersem, o kadar geniş bir çalışma yaptık ki” diye konuştu.

Parti teşkilatlarından milletvekillerine binlerce insana “parti yönetiminde kimler olsun” sorusu soruldu. Erdoğan, son birkaç gündür de genel merkeze kapandı ve bu öneriler üzerinden yeni kadrosunu belirlemeye çalışıyor.

Yani, pek çok önemli konuda olduğu gibi, Parti yönetimi konusunda da Erdoğan, en geniş istişare mekanizmasını harekete geçirerek çalışıyor.

ERDOĞAN'IN HALEFİ NASIL SEÇİLECEK?

Programda Başbakan'a “Cumhurbaşkanlığına aday olacak mısınız?” diye sordum.

Renk vermedi, “daha iki sene var” dedi.

Herkesin büyük bir merak içerisinde beklediği iki önemli soru var.

Birincisi, Erdoğan, Genel Başkanlık'tan ayrıldıktan sonra yerine kim gelecek?

İkincisi Erdoğan, Cumhurbaşkanlığına aday olur seçilirse, yeni Başbakan kim olacak?

İki sorunun da bir yanıtı yok şu anda.

Ama bu iki sorunun da nasıl yanıtlanacağı konusunda bir bilgi elde etmiş durumdayım.

Reklam arasında Başbakan'a sordum.

“2007'de Abdullah Bey'in adaylığı belirlenirken, özel bir çalışma yaptınız. Parti teşkilatlarına, parti grubunuza, halka, sözüne güvendiğiniz herkese Cumhurbaşkanı kim olsun? Diye sordunuz” bundan sonra da aynı yöntemi mi izleyeceksiniz?” diye sordum.

“Tabi, tabi yine öyle yapacağız” dedi Erdoğan.

Buradan şöyle bir sonuç çıkartabiliriz.

2007'de Gül ismi, bu tür bir mekanizma çalıştırıldıktan sonra kendiliğinden öne çıkmış ve 24 Nisan 2007'de Erdoğan, “adayımız Abdullah Gül kardeşimdir” açıklamasını yapmıştı.

Burada da benzer bir süreç izleyeceğimiz anlaşılıyor.

Erdoğan, 2007'de yaptığının aynısı yaparak, yani herkese sorarak nihai kararını verecek ve yukarıdaki iki kritik sorunun yanıtı bir yerde kendiliğinden ortaya çıkacak.

ERDOĞAN-GÜL İLİŞKİSİ BOZULUR MU?

Dünkü programda konularımızdan biri de Taraf Gazetesi'nde yayınlanan bir anketti.

Ankete göre cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda Gül, Erdoğan'a iki kat fark atmıştı.

İzlenimim Ak Parti Genel Merkezi, bu tür çalışmaların manipülatif ve maksatlı olduğunu düşünüyor ve ciddiye almıyor.

Üst üste sorduğum sorulara Erdoğan'ın verdiği yanıt, “kimse bizim Abdullah Bey'le aramızı açamaz, ne o gazeteyi ne de öyle anketleri ciddiye alıyorum” biçiminde oldu.

Ayrıca, anketi yapan şirket ve yöneticileriyle geçmişte bazı sorunlar yaşandığını ve o yöneticilerin objektif yöntemlerle değil, farklı niyetlerle bu tür çalışmalar yaptığına dair bir kanaat olduğunu da belirtmeliyim.

"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.