ÇELİK'TEN 'GENÇLİĞE HİTABE' AÇIKLAMASI
Çelik, AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, katıldığı bir televizyon programında Gençliğe Hitabe’ye ilişkin yaptığı değerlendirmelerin bazı gazeteler ve siyasiler tarafından son 1 hafta boyunca çarpıtıldığını belirtti.

Programda, Gençliğe Hitabe ve Andımız’ın kaldırılıp kaldırılmayacağı konusunun AK Parti’nin gündeminde olup olmadığının sorulduğunu, kendisinin de "Hayır, ben böyle bir şeyi Sayın Mustafa Akyol’un yazısında gördüm, böyle bir şey söz konusu değil" yanıtını verdiğini hatırlatan Çelik, Mustafa Akyol veya başka bir gazetecinin aykırı, ayrı düşünebileceğini, bu düşüncelerinden dolayı Akyol’un recm ya da linç edilmesinin gerekmeyeceğini söyledi.

Sözlerinin bazı gazetelerde "Gençliğe Hitabe, Andımız kaldırılıyor.

Çelik, teklifte bulundu" şeklinde çarpıtıldığını ifade eden Çelik, programın ve yaptığı konuşmanın kayıtlarının bulunduğunu dile getirdi.

"Ben meseleye sadece düşünce özgürlüğü bağlamında yaklaştım" diyen Çelik, şöyle konuştu: "Ergenekoncu gazeteciler söz konusu olduğunda, Ergenekon’a taraf gazeteciler söz konusu olduğunda, PKK’lı gazeteciler söz konusu olduğunda, CHP zihniyetindeki gazeteciler söz konusu olduğunda onlar için düşünce özgürlüğünden söz edeceksiniz, ama Sayın Mustafa Akyol ve benzeri statükoyu sorgulayan yazarlar bir şeyler yazdığında, Hüseyin Çelik bir şey söylediğinde onlara linç uygulayacaksınız. Sonra da ülkede düşünce özgürlüğünün olmadığından şikayet edeceksiniz, bu kelimenin tam anlamıyla tutarsızlıktır.

O gazetelerin çarpıtmalarından yola çıkan başta MHP ve CHP olmak üzere siyasi partiler bunun üzerinden bize saldırdılar. O programdaki bütün söylediklerimin tekrar arkasındayım. Orada benim Gençliğe Hitabe’nin içeriğiyle ilgili söylediğim tek bir cümle yoktur. Sadece, iktidarın gündeminde bunun kaldırılıp kaldırılmamasıyla ilgili bir şey olup olmadığı soruldu, ben de ’kesinlikle kaldırılması söz konusu değil’ yanıtını verdim." Gazeteci Oral Çalışlar’ın dünkü yazısında eski Başbakanlardan Bülent Ecevit’e dayandırarak, Gençliğe Hitabe’nin İsmet İnönü tarafından yazıldığını ortaya koyduğunu anımsatan Çelik, "Bundan dolayı Oral Çalışlar’a birilerinin saldırması mı gerekiyor. Düşünce özgürlüğü herkes için gereklidir" diye konuştu.

-"CHP ile MHP birbirine çok daha yakışıyor"-

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin dünkü grup toplantısında CHP ile ilgili olarak "AKP’nin ortakçısı ve siyasi serumu" ifadelerini kullandığını anımsatan Çelik, "Bu iddiaya deliler bile güler. Eğer bir ortakçı aranıyorsa CHP ile MHP birbirine çok daha yakışıyor" dedi.

Çelik, MHP’nin tek partili dönemin günahlarını savunmakta CHP’yi geçtiğini belirterek, şöyle devam etti: "Tek partili CHP döneminin bütün günahlarının savunucusu, onun yılmaz müdafii olan Sayın Bahçeli ve MHP’nin yöneticileri kimin CHP’nin ortakçısı ve serumu olduğunu kendileri çok iyi bilirler. MHP’nin milliyetçi muhafazakar tabanı bu durumdan hoşlanmamaktadır. MHP’nin pozisyonunu onlar da kaygıyla izlemektedir.

Sayın Bahçeli’nin grup toplantıları bir hakaretname, küfürname, hamasetnameden ibaret bir konuşmadır. Bir metin önüne sunuluyor, Sayın Bahçeli onu okuyor. Başta Sayın Bahçeli olmak üzere MHP’li bazı yöneticilerin Sayın Başbakanımıza, hükümetimize, partimize ve şahıslarımıza yönelttikleri kem sözler kendilerini küçültür, kendi ağızlarını kirletir. Ben o ifadelerini tekrar kendilerine yönelik kullanarak, ağzımı kirletme niyetinde değilim. Kem söz sahibine aittir, ama biz kimsenin şamar oğlanı değiliz." -"Diktatörün yüzüne karşı ’diktatörsün’ diyemezsiniz"- Çelik, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmayı da eleştirerek, Kılıçdaroğlu’nun Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı diktatör olmakla, AK Parti hükümetini de diktatörlükle itham ettiğini anımsattı.

"Siz diktatörün yüzüne karşı diktatör diyemezsiniz. Diktatörlerin arkasından konuşulur, yazılır, çizilir, ama onların yüzüne karşı bunu söyleyemezsiniz. Diktatörlük ve diktatörlüğün bütün ilkeleri ayaklarımızın altındadır. Bu memlekette kimseye dayatmada bulunmadık, tek tipçi olmadık, düşünce özgürlüğüne karşı olmadık, düşünce özgürlüğünü ortadan kaldıran bir iktidar içerisinde olmadık.

Bizim muhalefeti susturmaya çalıştığımızı Türkiye’de söylediği yetmiyormuş gibi, bir de Washington Post’ta makale yazan Kılıçdaroğlu, bizi dünyaya şikayet ediyor. Sayın Kılıçdaroğlu, Allah aşkına biz sizi niçin susturalım. Siz konuştukça batıyorsunuz, hem kendinizi batırıyorsunuz hem CHP’yi batırıyorsunuz hem size bel bağlayan, ümit bağlayan insanların ümitlerini yok ediyorsunuz. Biz muhalefetin susturulması bir tarafa daha aktif, adam akıllı muhalefet olmasını istiyoruz. Kesinlikle ’Sayın Kılıçdaroğlu aman konuş’ diyoruz.

Sizi susturmak gibi düşüncemiz, kastımız yok."

-"AK Parti ile CHP arasındaki fark yüzde 33’e çıktı"-

Hüseyin Çelik, Demokrat Parti döneminde CHP ile Demokrat Parti arasındaki en büyük puan farkının 24 olduğunu hatırlatarak, bu farkın AK Parti döneminde yüzde 26’ya kadar çıktığını, birkaç gün önce yapılan anketlerde ise bu farkın yüzde 33’e çıktığını söyledi.

Çelik, şöyle dedi: "Bu fark CHP’nin ne kadar kötü idare edildiğini, Sayın Kılıçdaroğlu’nun bırakın Türkiye’yi idare etmeye talip olmasını, kendi partisini bile idare edemediği gösterir. Günde 3 öğün yemek yer gibi CHP’liler kongre yapıyor. Kongre partisi oldunuz. Apartman toplantısıyla bunlar kongreyi birbirine karıştırıyor.

Bu haldeki bir Anamuhalefet partisi var, bu parti Türkiye’yi yönetmeye kalkıyor.

Demokrasilerin olmazsa olmaz koşullarından birisi anamuhalefet partileridir. Biz Türkiye’de bir muhalefet problemi olduğunu söyledik, söylemeye de devam edeceğiz." Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Hüseyin Çelik, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile bazı MİT mensuplarının KCK soruşturması kapsamında ifadeye çağrılmalarının hatırlatılması üzerine, "Çok yeni ve sıcak bir gelişme. Bu işin arka planına tam anlamıyla vakıf değilim. Mesele çok yeni ve sıcak olduğu için meselenin boyutları iyi bilinmediği için bu bilinmeyenler üzerine yorum yapmam doğru olmaz" diye konuştu.

Çelik, "devletin dolaylı yollardan terör örgütleriyle görüşmesini nasıl değerlendiriyorsunuz" sorusuna da şöyle yanıt verdi: "Daha önceki basın açıklamalarımda, ’eğer annelerin gözyaşı dinecekse, akan kan duracaksa, ülkenin kaynaklarının heba edilmesi önlenecekse birçok yol vardır, bu yolların hepsine başvurulabilir, ama tabii ki bu devletin, kurumların, siyasi iradenin iradesi dahilinde yapılabilir’ demiştim. Bu görüşümü sürdürüyorum.

Terörle, terör örgütleriyle sadece silaha mücadele edilmez. Dünyanın hiçbir yerinde tek başına silahlı mücadeleden sonuç alınamamıştır, etrafımızdaki örneklere baktığımız zaman bunu göreceksiniz. Bu silahlı mücadele olmayacak anlamına gelmiyor. Silaha karşı silahla mücadele edilir, ama mesele tek başına, tek yönlü bir mesele olmadığı için bu işin siyasi, kültürel, ekonomik yönü var, diğer ülkelerle ilgili yönü var. Türkiye’nin bu meseleyi bugüne kadar getirmesinde, meselenin çözümsüzlüğe götürülmesinde esas mesele budur. AK Parti iktidarına kadar mesele tamamen polisiye ve askeri boyutta görülmüştür. AK Parti döneminde ilk defa siyasi irade devreye girmiştir ve siyasi irade dümeni eline almıştır. Aradaki fark budur." Çelik, Anayasa Mahkemesi Üyesi Osman Paksüt’ün eşi Ferda Paksüt’ün "AK Parti dahil birçok partiden milletvekilliği teklifi aldım" dediğinin anımsatılması ve böyle bir teklif yapılıp yapılmadığının sorulması üzerine de "Benim şahsen böyle bir teklifim olmadı, bilgim de yoktur. Açıkçası kayda değer bir şey olarak da görmüyorum" dedi.

"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.