DEMİRTAŞ:
BDP Hakkari il Örgütü tarafından dün akşam Sibar Otel'de dayanışma yemeği verildi. BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, BDP'li Hakkari Milletvekilleri Esat Canan, Adil Kurt, BDP il Başkanı Mehmet Sıddık Yıldırım, il ve ilçe Belediye Başkanları, parti yöneticileri, STK temsilcileri ve 300'e yakın esnaf katıldı.Dayanışma gecesinde konuşan BDP Genel Başkanı Demirtaş, BDP'nin seçmenden oy almak için bin bir dalavere yapan bir parti değil, tam aksine bir halk partisi ve bir halk hareketi olduklarını belirtti.

BDP HALKIN KENDİSİDİR'

Demirtaş,"BDP, halkın emeğiyle, mücadalesiyle, dişiyle, tırnağıyla kendi kurduğu, kendi yarattığı bir halk hareketidir.BDP halkın kendisidir. Partimizin ulaşmak istediği hedef, daha demokratik , özgür bir toplum , barış içinde yaşayan halkların hizmetinde olabilmektir. Bizler bu mücadeleyi verirken, bin bir zorluk, baskı ve engellemeyle karşılaşıyoruz. Sanki demokratik bir yarış ortamında eşit koşullarda diğer partilerle aynı koşullarla siyaset yapıyormuş gibi bir hava yaratılmasını da doğru bulmuyoruz. İktidar ve hatta bazı muhalefet sözcülerine kalsa BDP'ye sunulan siyaset imkanını bir ödül şekilde düşünüyorlar. Bakın diyorlar işte size konuşma imkanı veriyoruz. Bakın diyorla istediğinizi söyleyebiliyorsunuz. Kusura bakmayın ama bugün konuşabiliyorsak bu sizin verdiğiniz haklar ve lütuflardan dolayı değildir. Bedelini ödeyerek, büyük acılar çekerek bugünlere gelebildik ki konuşabiliyoruz.Türkiyede demokrasi yok"

DEMİRTAŞ:BDP GRUBU HAKKINDA ŞU GÜNE KADAR 674 FEZLEKE HAZIRLANDI

Demirtaş,Sadece BDP grubu hakında 674 fezleke olduğunu, bunun tamamının ise yaptıkları konuşmalarla ilgili olduğunu belirtti.Demirtaş şöyle konuştu:

"Milletvekillerimize 3 bin yıla yakın hapis cezası isteniyor.Bir Milletvekili konuşamıyorsa, konuştuğunda dava açılıyorsa , soruşturma açılıyorsa ve bunun için mecliste hiç kimsenin sesi çıkmıyorsa, sokaktaki vatandaş nasıl konuşacak, STK'lar nasıl konuşacak.Sen Milletvekilleri üzerinde bu kadar büyük bir baskı yaratıyorsan o toplumu korkutma, sindirme politikasıdır. Bu nedenle demokratik bir siyasi ortam var ve BDP de bunu kullanıyor gibi algılamamak lazım. Türkiye'de eğer siyaset yapılıyorsa bunu sadece BDP yapıyor. Geri kalanlar devletin olanaklarını,imkanlarıyla ve medyanın gücüyle çalışmalarını yürütüyorlar. Bu ülkede siyaseti muhalefet adına sadece bizler yapıyoruz. Biz siyaseti AKP'nin ve Başbakanın sunduğu lütufla değil, her türlü engellemesine rağmen demokratik siyasette ısrar ediyoruz. Yoksa bizim özgürlüğe, demokrasiye ve onurlu bir barışa içten bir bağlılığımız olmasa , canı gönülden bunu yapmazsak bu çekilecek kahır da değil. 6 bin 200 arkadaşımız cezaevlerinde tutuklu. 200 bin den fazla dosya var mahkemelerde veya yargıtayda.200 binden fazla insan bu siyasetten dolayı yargılanıyor. Buna rağmen biz demokratik siyasette ısrar ediyoruz.Ortada demokratik bir ortam yok. Biz ortamı demokratikleştirmeye çalışıyoruz.Bedel ödemenin değeri bu ülkede yeterince anlaşılıyor mu? hayır.Bu kadar baskıya,hakarete, tutuklamaya , geçmiş dönemlerdeki faili meçhullere, köy yakmalarına rağmen biz demokratik siyaseti güçlendirmeye çalışıyoruz.Onlar ne yapıyor. Sürekli BDP'li karalamaya, ezmeye, tasfiye etmeye, yok etmeye çalışıyorlar. Oysa yok etmeye çalıştıkları şey bu parti değildir. Bir halkın özgürlük umududur.Bunu yok etmeye çalışıyorlar.Yok etmeye çalıştıkları şey Türkiye'nin en önemli demokrasi dinamiğidir"

Bütün Türkiyenin demokratikleşme ümidinin BDP'de saklı olduğunu anlatan Demirtaş,barışın yolu demokrasiden geçtiğini ve partisinin de bunun için mücadele ettiğini belirtti. Demirtaş,"Bu davaya gönül veren arkadaşlarımızla biz şuna inanıyoruz ki Türkiye'ye yakın zamanda demokrasi de gelecek, barış da gelecek. Onun teminatı da sadece sizlersiniz. İktidarın bu topluma verebileceği hiç bir şey yoktur. Sadece kendilerini güçlendirmeye çalışıyorlar. Yeni yarattıkları canavarları güçlendirmeye çalışıyorlar. Eğe derdimiz canavar olsaydı bunun mücadelesini hiç kimse vermezdi. Ortada 80-90 yıldır yaşayan bir canavar vardır.Bunun yerine yeni bir otoriter sistem getirmeye çalışıyorsanız bunu adı değişim dönüşüm değildir. Bizler açısından değişen hiç bir şey yoktur.AKP birileri için menfaat kapısı olabilir. Bizim için zulümdür. Bizim partimizi yok etmeye çalışıyorlar. Bir halkın kendi dilini ve kültürünü yaşaması kadar doğal bir şey olabilir mi? Kürt anadilinde kendisini yönetmek istiyor. Bunun adı da Demokratik özerkliktir' Bunlar Türkiye'nin aleyhine değil, Türkün aleyhine değil, Trabzonlunun aleyhine değil.Hakkari'deki Kürt çocuğu kendi ana dilinde eğitim görüyorsa bunda kim ne zarar görecek. Her Kürt, her Türk, her Arap bir dil değil, 10 dil öğrensin. Biz buna karşı değiliz. Ama anadilini unutturarak, anadiline hakaret ederek, anadilini yok sayarak bunu yaparsanız bunun adı asimilasyon olur. Şu anda bunu yapmaya çalışıyorlar."dedi.

Konuşmasında Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ı da eleştiren Demirtaş, "2 bin yıl önce bu halkın dilinde destanlar yazılmış, romanlar yazılmış. Birileri çıkıp diyorlar ki,efendim bu halkın dili medeniyet dili değil.Bu tartışma yetkisi bu halk size vermiş değil. Medeniyet dilimidir, değilmidir? Bunun tartışma yetkisi bile sizde yoktur. İsterse 3 sözçükten oluşan bir dil olsun, isterseniz kuş dili olsun sizi ilgilendirmez.Bir tane Bakan Kürtçe bakanlığın yayımı olarak Memo Zini kitabını basıyor. öbür Bakan çıkmış diyor ki,'Kürtçe medeniyet dili değildir.Eğitim yapılmaz'.Yapılır yapılmaz bırakın o halk karar versin. 87 yıldır Kürtce yasaklı dil. Bunu yapan kişiler tek dilli canavarlıktır. Anadilde eğikim hakkı ana sütü gibi helaldır. Ülke bölünmeden, parçalanmadan Kürtler kendi kendini yönetmek istiyor. Başında Vali kaymakam olmadan kendilerini yönetmek istiyor. "diye konuştu

Demirtaş, ayrıca BDP olarak Hakkari'ye çok amaçlı bir iş merkezi ve kentin alt yapı sorununun çözülmesiyle ilgili hazırladıkları projeyi, halkın da desteğini alarak yakın zamanda uygulamaya konuyacağını söyledi.

"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.