AK Parti, CHP, BDP ve MHP'den Recep Güven'e destek
1991 ve 1996 yılları arasında Diyarbakır'da emniyet görevlisi olarak görev yaptığı süredeki uygulamaları değerlendirirken ''Dağda ölen teröriste ağlayamıyorsanız insan değilsiniz, Boşaltılan her köyün aslında geleceğimize tehdit olduğunu biliyorduk. Meçhule giden insanların herhangi bir sisteme tabi olamayacağını da biliyorduk'' ifadelerini kullanan Diyarbakır Emniyet Müdürü Güven'in açıklamalarına destek veren milletvekillerinin ortak bir görüşü var: PKK sorununa operasyonel değil insani bakmak gerekiyor.

İşte milletvekillerinin konuyla ilgili görüşleri:

BÜLENT ARINÇ'TAN RECEP GÜVEN'E TAKDİR

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç: Konuşmanın içeriğine baktığımız zaman bunu takdirle karşılıyorum. Şahsi düşüncemi ifade ediyorum. Hem kişiliğine hem görev anlayışına hem 91-95 yılları arasında Diyarbakır'da görev yapmış bir insan. Yaşadığı acı olayların analizini yaparak bugüne ışık tutmasını takdirle karşılıyorum. Teröre yol açan 10 sebep sayabilirsiniz. Bunlardan birisi de o dönem yaşanan faili meçhul cinayetlerin, köy boşaltmaların, oradan oraya göçe zorlamanın çok büyük etkisi olduğudur. Herkes akşam saat 16.00'dan sonra sokağa çıkamıyordu, ölüm korkusu içindeydi. Bunlar bugün bilinen hususlar. Emniyet müdürünün bu düşüncelerini ve önümüzdeki çalışma dönemine ait yeni neler yapabileceğini söyleyen, bizim de paylaştığımız, gazetecilerle yaptığı toplantıdaki ifadelerini çok değerli buluyorum. Bunun ışığında, bölge halkıyla da kucaklaşarak, birlikte hareket ederek, teröre karşı yek vücut millet olarak da emniyet güçleri olarak da birlikte çalışacağımızı göstermiş olur. O bölgedeki emniyet mensuplarının da bu düşünceler içinde olmasını diliyorum.

'EDİ BESE' DİYORUZ

AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın: Destekliyorum, insani bir duruş sergileyerek, vicdani bir konuşma yaptı. Edi bese (Yeter artık) diyoruz. Her anlamda yeter diyoruz, bu iş bitsin diyoruz. Bu terörü de meşru göstermez.

'O DÖNEM KARANLIK BİR DÖNEMDİ'

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu: O dönem çok karanlık bir dönemdi. İnsan hakları ortamı açısından da bir zulüm dönemiydi. Emniyet müdürünün genç yaşlarda bulunduğu o dönemlere ilişkin kendisiyle de yüzleştiği, bu açıklamaları son derece önemli. Acıların ve sevinçlerin ortaklaşma eğilimine giremeyeceği dönemlerde bir arada yaşama arzusu zayıflar ve giderek yok olur. Emniyet müdürünün geçtiğimiz 20 yıla dikkat çekmiş olması ve bunu çarpıcı cümlelerde ifade etmesi önemlidir ve değerlidir. O zamanlar emniyet müdürünün içerisinde bulunduğu mekanizmaların ürettiği insan hakları ihlallerine karşı mücadele ediyorduk.

'HER ŞEY DİLLE BAŞLAR'

AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu: Hukuk ve insanlık dışı yöntemlerin kullanıldığını, Kürt Sorunu'nun bugüne kadar karmaşık bir halde büyüyerek gelmesinin bir sebebi de 90'lı yıllarda devletin uyguladığı yöntemdir. Diyarbakır Emniyet Müdürü'nün bu açıklamalarını insani açıdan ele almak gerekiyor. Her şey dille başlar, onun için Recep Güven'in söylediklerini devlet politikası haline getirmek gerekiyor.

PKK'YI SİYASALLAŞTIRAN SEBEPLER

AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner: İnsan olan, insan ölümlerinden büyük bir üzüntü duyar. Emniyet Müdürümüzün söyledikleri doğrultusunda PKK terör örgütüyle mücadele edilseydi, bugün Türkiye'nin PKK sorunu olmazdı. Recep Güven, Ak Parti Hükümeti'nin terörle mücadele yöntemine paralel olarak insanı, hukuku ve demokrasiyi imha ederek değil, kazanmayı amaçlayan en önemlisi de bölge halkını, dağdaki teröristin akrabalarını kazanmayı amaçlayan insani bir duyarlılık çizgisine vurgu yapmıştır. AK Parti'nin atmış olduğu demokratik adımlar, 30 yıl önce atılmış olsaydı şimdi başka olaylar konuşuyor olacaktık. Bölgeye giden emniyet müdürleri ya da valilik 'önce insan' söylemiyle hareket etseydi PKK bu kadar toplumsallaşamazdı, siyasallaşamazdı. Şehit olan güvenlik görevlisiyle, dağda ölen teröristi aynı kefeye koyacak değiliz ama insan ölümlerinden memnuniyet duyanlar asla vatansever olamazlar.

MECLİS'E MESAJ

BDP Muş Milleetvekili Sırrı Sakık: Türkiye'de çok alışık olmadığımız bir ses. Türkiye'nin aslında bu seslere ihtiyacı var. Zaten acıları ortaklaştırabilirsek, çözülemeyecek hiçbir sorunumuz da yoktur. Herkes bu vicdani muhasebeyi yaparsa, özellikle Diyarbakır'dan yükselen bu sesi Parlamento burada seslendirebilirse, acıları ortaklaştırabilirse, gözyaşlarının renginin farklı olmadığını, annelerin, babaların acılarının farklı olmadığını tespit edebilirsek, çözülemeyecek hiçbir sorunumuz yok.

'YENİ GAFFAR OKKANLAR LAZIM'

AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Abdulkerim Gök: Doğu ve Güneydoğu'da vatandaşa 'devlet kimdir?' diye sorduğunuzda şu cevabı alırsınız: Devlet validir, emniyet müdürüdür, kaymakamdır, savcıdır, belediye başkanıdır, rektördür... Diyarbakır'da şehit olan Emniyet Müdürü Gaffar Okkan Kürt değil, Türk'tür. Diyarbakırlıların Gaffar Okkan'ın heykelinin dikme düşüncesi iten şudur: Halkla iç içe olan bu emniyet müdürümüz, Diyarbakırspor'un maçı olduğunda stadın etrafında elinde bayrakla bir amigo gibi tur atmıştır. Gaffar Okkan, gece yarısı bir ciğerciye gidip kendi ciğerini kendisi yapmış, herhangi bir dükkana gidip ayakkabısını kendi boyamıştır, bir hamalın yükünü beraber taşımıştır. Dolayısıyla vatandaş kendisine yakın olanı, bir parçası gibi görür. Atanmış ve seçilmişlerin bölgenin psikolojisi ve yapısını iyi bilen insanlardan seçmelisiniz. Bölgedeki sorunların çözümü için Gaffar Okkan gibi yöneticilere ihtiyacımız var.

'İNSAN DEVLETE GÜVENMELİ'

MHP Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu: Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven'in açıklamalarını siyasi açıdan doğru olduğunu düşünüyorum. Devletin geçmişte uyguladığı bazı uygulamalar, insanların dağa çıkmasına sebep olmuşsa devletin öncelikle bu hatalarını kabul etmesi şarttır. Oradaki halk, devlete güven duymak zorunda yani devletin kendilerini koruyacağına inanması gerekiyor. Ancak bölgedeki insanlar buna inanmıyor, çünkü PKK köyleri basmaya geliyor, köylüleri öldürüyor. Devlet, devletse oradaki insanlara şefkatle yaklaşmalı, güven duygusu verebilmeli. İşte o zaman Kürt vatandaşlar PKK'ya destek vermezler. Sadece teröristi öldürmekle bu sorun çözülmez. Devlet olarak bölge halkını BDP ve PKK'nın baskısından kurtaramazsanız terör olayları devam eder.

'ÖLDÜREREK NEREYE KADAR'

AK Parti Şırnak Milletvekili Mehmet Emin Dindar: Dağdaki terörist ile güvenlik güçleri daha nereye kadar birbirini öldürecek. Bu ölümler bitmeyeceğini göre farklı bir çözüm yolu aramalıyız. Yıllardır doğru teşhis konulmadan reçeteler yazılmıştır. Ankara penceresinden baktığınızda, bölgeye biçtiğiniz gömlek ya dar ya da bol gelmiştir. AK Parti döneminin dışında bölge hep suistimal edildi, bölge halkı hor görüldüğü gibi oradaki halkın varlığı kabul görmedi. Senelerce 'bir avuç PKK'lıyı yok ederiz' mantığıyla hareket edildiğinden bugünlere kadar geldik. Devlet, bölgenin ekonomisine, sosyal hayattaki sorunlarına duyarsız kaldı, vatandaşlarının demokratik haklarını görmemezlikten geldi. Bölge halkı ne dinime karış diyor ne de dilime... Olaya böyle bakarsanız meseleler çözülüyor.

'CUMHURİYET TARİHİNİN EN ÖNEMLİ ÇIKIŞI'

Eski AK Parti Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt: Bu açıklamalar bu ülke için kardeşlik isteyenlerin ruhunu yansıtıyor. Recep Güven gibi düşünen insanların önü açılmış olsaydı, Türkiye kesinlikle bu durumlara gelmezdi. Diyarbakır Emniyet Müdürü'nün sözlerini yanlış yere çekmek isteyenlerin insanlığının sorgulamamız gerekiyor. Büyük devlet olma özelliğini yansıtan açıklamalar olması nedeniyle bu açıklamayı Cumhuriyet tarihinin en önemli çıkışı olarak görmek lazım. Çünkü açıklamada kullanılan dil insanlığı ve adaleti temsil ediyor. Recep Bey, insanlık dersi vermiştir. 'İkinci Gaffar Okkan' benzetmeleri Recep Güven için az bile gelebilir. Bölge insanı adına, bu savaşın nasıl çıktığını bilenler adına, bu kanın boşu boşuna aktığını düşünenler adına Recep Güven'e teşekkür ederim.

DEMİREL'DEN BAKANA MÜDAHALE

Eski Bakan Salim Ensarioğlu: İdama, JİTEM ve koruculuğa karşı çıktım. 1991'de milletvekili seçildiğimde bir gazete söylediklerimi manşet yaptı. Ancak sayın Demirel beni çağırarak 'tekzip et' dedi. Oysa demokrasi ve barışın gerektiğini söylüyordum. Ankara Tunalı'da alışveriş yaparken gazetedeki haberi gören tezgahtar bile 'niye böyle diyorsunuz' dedi. Ben de bu sorunu çözemezsek gün gelir şu Tunalı'da bile rahat edemeyiz dedim. 1990'lı yıllarda ismi konulmamış iç savaş yaşanıyordu. O dönem sivil siyaset bürokratlara söz geçiremiyordu.

"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.