19 MAYIS KUTLAMALARI VE RAUF DENKTA
Bayram coşkusundan ve halktan uzak, protokolün bayramı haline gelen 19 Mayıs programları stadyumlarda kutlanmayacak ya.
Artık kızlarımız, NBA’nın pompon kızlarını taklit etmekten kurtulduğu için;
Milli ve kültürel değerlerimizden uzak, ne mesaj verdiğini anlamadığımız figürler yapılmayacağı için;
Asker ve polis devletiymişiz gibi çocuklarımızın asker ve protokol önünde esas duruşta asker gibi yürümeyecekleri için;
19 Mayıs etkinliklerine katılıp da neden bu etkinliklere katıldığına anlam veremediği için öğrenciler derin düşüncelere dalamayacağı için;
Okullar asılıp derslerden öğrenciler yırtamayacağı için;
Törenlere katılmak istemeyenlerin rapor almak gibi bir zahmete girmeyeceği için;
Militarist törenlerden kurtulduğumuz için;
Yıllardır en büyük hayallerimden birisi olduğu için...
Sonuna kadar destekliyorum.
Rauf Denktaş
Her ne kadar siyaseten tavrını beğenmesem bile rahmetli Denktaş, kendi içinde tutarlı bir devlet adamıydı. Kurucu Cumhurbaşkanı, kendi bildiği doğrulardan asla taviz vermemiş ve bu doğruları da son nefesine kadar savunmuştur. Verdiği siyasi mücadeleyle beraber KKTC’de bağımsızlığın mı çözümsüzlüğün mü mimarı olduğu konusu sanırım asıl bundan sonra tartışılacaktır.
Rahmetli Denktaş; Türkiye’de halkından kopuk ve halka rağmen siyaset ve eylem üretmeye çalışan kişilerle birlikte hareket etmiş olması, bende hep soru işaretleriyle karşılanmış bir devlet adamı olarak yer edinmiştir. Ve Denktaş’ın Anavatan’daki dostları Ergenekon Davası’ndan dolayı yargılanmaya devam etmektedir.
Denktaş öldü diye, ölünün arkasından konuşulmaz deyip geçmişi irdelememek, Denktaş’ı ve onun siyaset metodunu görmemezlikten gelmek tarihten ders almamak anlamına gelir. Çünkü Denktaş, herhangi bir insan olmayıp bir döneme damgasını vurmuş bir siyaset adamıydı. Ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün bile eleştirildiği günümüzde Rauf Denktaş da hayli hayli eleştirilebilmelidir ki geçmişte yapılan hatalardan ders çıkarılabilsin.
Hrant Dink’i Şimdi Öldürdük
25. duruşmada İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi kararını verince, hak ve adalet demenin laftan ibaret olduğunu;
Adam öldürenlerin artık köşe-bucak kaçmamaları gerektiğini öğrenmiş olduk.
Halbu ki ta başında Ogün Samast’la hatıra fotoğrafı çekilme sahnesini gördüğümüz anda böyle bir sonuç çıkacağını anlamalıydık.
Avukatlarının da ifade ettiği gibi Hrant, Pelitli’deki 3-5 delikanlının basit bir organizasyonu sonucu öldürülmüş olamaz. 
Hrant Dink her ne kadar Ermeni olsa da mahkemenin verdiği karar Türk milleti adına verilmiş bir karar değildir ve bu millet bu kararı onaylamayacaktır.
Bu kararla birlikte, adalet mefhumunun sorgulanır olması, hak ve adalet duygusunun halkın nezdinde zarar görmesi, ülkemizin Dünya sahnesinde düştüğü konum sanırım birilerini mutlu edecektir.
Ne diyordu Abdurrahim Karakoç?

Kabahat sizde mi kanunlarda mı?
Şaşırdım billahi yolu yordamı…
Kızma sözlerime alam kadanı,
Sıkıntıdan içim doldu hâkim Beğ.

Mülkün temeliydi adalet hani?...
Bizim hak temelde saklı mı yani?..
Çıkarıp da versen kim olur mâni?..
Yoksa hırsızlar mı çaldı hâkim beğ?..

"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.