'Başkasını seviyorum, bırak beni artık!'
Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, sanık Musa Öztürk ve avukatı ile maktul Zülfiye Öztürk’ün yakınları ve avukatları katıldı. Duruşmada iddianamenin okunmasının ardından sanık Musa Öztürk savunmasını yaptı.

İnşaat işçisi olduğunu belirten Öztürk, çalışmak isteyen eşinin bir hastanede temizlik görevlisi olarak işe başladığını kaydetti. İşe başlamasıyla birlikte eşinde bazı değişmeler gördüğünü ileri süren Öztürk, "İşten 4.30’da çıkıyordu ve 5.30’da eve gelmesi gerekiyordu. Ancak geç gelmeye başladı. Cep telefonu ile gizli gizli görüşmeler yapıyordu. Hastalandım 2-3 ay kadar evde yattım, bu sırada eşim eve daha geç gelmeye başladı. Neler oluyor? dedim, ’yok bir şey’ diye geçiştirdi" dedi.

Hastalığının geçmesinin ardından iş için Çorum’a gittiğini ve orada kaldığını belirten Öztürk, şunları kaydetti: "Ben yokken, eşimin kardeşleri evimize gelmiş. Eşimin bir süredir eve geç geldiğinden kardeşlerini haberdar etmiştim. Eşim Zülfiye eve geç gelince kardeşleriyle tartışmış, kendisini yatak odasına kitlemiş. Sanırım odada telefon numaralarını sildi. Küçük kardeşi kapıyı kırıp elinden telefonu almış. Çorum’dan döndüğümde kapının kırık olduğunu görünce eşime ve oğluma sordum, ’bir şey olmadı" dediler. Daha sonra eşimin kardeşleriyle konuşarak, durumu anladım. Kardeşlerinden telefonu aldım, hattın iptal edilmiş olduğunu gördüm. Eşimle tartıştım. Ailelerimiz toplandı ve ’kendi aranızda konuşun, anlaşın’ dediler. Eşim, "söyleyeceğim ama aramızda kalsın" diyerek bana, hastanede biriyle tanıştığını ve bir kaç kez yemeğe gittiğini, aralarında başka  bir şey olmadığını’ anlattı. Eşimi sevdiğim için söylediklerine inandım ve bir daha olmayacağına dair söz aldım."

-"Başkasını seviyorum"-

Eşinin daha sonra temizlik işinde çalışmaya devam ettiğini anlatan Öztürk, barıştıktan sonra da tartışmalarının devam ettiğini ifade etti. Bir süre sonra eşinin evi terk ettiğini ve boşanmak için dilekçe verdiğini kaydeden Öztürk, şöyle devam etti: "Aile büyüklerinin araya girmesiyle tekrar barıştık. Bu arada psikologa gittik, doktor bize ilaç yazdı. Doktorun demesi üzerine 20 gün sonra kontrole gittik. Oradan da boşanma dilekçesini geri çekmek için otobüsle adliyeye gittik. Eşim otobüse binerken çantasından telefon düşürdü. Nereden aldığını sordum. Geçiştirdi, çantasına koydu. Otobüse bindiğimiz için bir şey demedim. Dilekçeyi aldık eve döndük. Oğlumu aradım eve gelmesini söyledim. Eşimle bir kaç saat süren konuşmamızın ardından elini yüzüne koyarak, ’Başkasını seviyorum, bırak beni artık. Bunu mu duymak istiyorsun geri zekalı?’ dedi. Bu sözleri duyduktan sonra kendimi kaybettim ve yatak odasına gittim. Babamdan kalan silahı aldım ve eşime ateş etmeye başladım. Oğlum odaya geldi. Annesinin yanında ağlamaya başladı. O sırada bayılmışım, gözümü açtığımda polis arabasındaydım. Eşimi çok seviyordum, pişmanım, asla böyle birşey yapmak istemezdim." Müşteki avukatlarından Hurşit Türkoğlu, sanığın savunmasını kabul etmediklerini belirterek, sanığın cezalandırılmasını istedi.

-"Yengem aldattığını söyledi"-

Sanığın oğlu Seçkin Öztürk, olay günü okulda olduğunu ve babasını arayarak eve çağırdığını belirterek, annesiyle babasının tartıştığını, annesinin eline bıçak aldığını anlattı. Annesiyle babası salona geçtikten sonra kendisinin balkona çaktığını belirten Seçkin Öztürk, "Daha sonra annemin çığlığını duydum. Salona doğru gittim. İçeri girdiğimde babam elindeki silahla anneme ateş etmeye başladı. Onu bir kenara ittim. Telefonla amcamı aradım. Babam bu arada anneme tekrar ateş etti. Daha sonra amcam ve sonra da polis geldi" dedi. Tanık Muammer Bakırcı ise eniştesiyle ablasının sürekli kavga ettiğini ve ablasının bazen evi terk ederek, kendilerine geldiğini ifade ederek, eniştesinin sık sık alkol aldığını ileri sürdü. Tanık Hasan Öztürk de yengesinin abisini aldattığını kendisine söylediğini iddia ederek, çifte boşanmaları yönünde tavsiyede bulunduğunu söyledi.

Cumhuriyet savcısı, dosyadaki eksikliklerin giderilmesini, sanığın tutukluluk halinin devamını talep etti. Sanığın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme, dinlenmeyen tanıkların gelecek celse hazır edilmesine, maktul ve sanığın psikolojik tedavi gördüğü hastaneden raporlarının istenmesine, maktulun son 3 aylık telefon görüşmelerinin kaydının Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndan istenmesine karar verdi.

Dosyadaki eksikliklerin giderilmesini kararlaştıran mahkeme, duruşmayı erteledi.

-Milletvekillerinden destek-

Duruşma öncesinde Ankara Adliyesi önünde toplanan Ankara Kadın Platformu üyeleri, "Zülfü’nün katili kocası, tahrik değil tasarlanmış cinayet" yazılı pankart açtı. Grup adına yapılan basın açıklamasında, Zülfiye’nin öldürülmesine ilişkin iddianameyi hazırlayan savcının, cezada "tahrik indirimi" istediği ifade edilerek, "Bu cinayet Zülfiye’nin kocası tarafından nasıl tasarlanmışsa savcı da duruşma yapılmadan verdiği kararla suça ortaklık etmektedir. Biz kadınlar bugün bu oyunu bozmak için buradayız. Kadına yönelik şiddet son bulsun diye buradayız" denildi.

Açıklamada, "namus cinayeti" savunmalarının tahrik indirimine gerekçe yapılmasının, kadına yönelik şiddeti teşvik ettiği savunuldu. Basın açıklamasına, CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur, CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, BDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ve BDP’li Yüksel Mutlu da destek verdi. Melda Onur, yaptığı kısa konuşmada, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın, kadına yönelik şiddetten sorumlu bakanlık olarak değiştirilmesi gerektiğini ifade ederek, "Bakan Fatma Şahin ve bütün milletvekilleri, adliye önüne gelmedikçe, sokağa inmedikçe kadın cinayetleri çözülmez" dedi.

Aylin Nazlıaka da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın yaptığı çalışmaların kadına yönelik şiddeti engellemediğini iddia ederek, yasalarla kadınların korunması gerektiğini söyledi. Mülkiye Birtane de öldürülen, şiddete uğrayan kadınların yanında olmaya devam edeceklerini kaydetti.

İddianamede, şüpheli Musa Öztürk’ün, "haksız tahrik altında eşini kasten öldürmek" suçundan 18 yıldan 24 yıla kadar hapsi ve ruhsatsız tabanca bulundurmak suçundan
"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.