CHP Genel Merkezi tarafından düzenlenen Doğu Karadeniz Yerel Medya Buluşması bugün Trabzon’da gerçekleştirildi.
Trazon dahil, Bayburt, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Rize, Samsun ve Tokat dahil 9 ilin katıldığı Medya Buluşması Ortahisar Belediyesi Orhan Karakullukçu Çok Amaçlı Salonunda yapıldı. Medya Buluşmasına CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, CHP İstanbul Milletvekili Yüksel Mansur Kılınç, CHP Samsun Milletvekili Murat Çan, CHP Trabzon İl Başkanı Mustafa Bak ve çevre illerin il başkanları, Ortahisar İlçe Başkanı Haluk Batmaz ile çok sayıda davetli ve bölge illerinden yerel medya mensupları katıldı.
Medya buluşması ilk olarak açılış konuşmaları ile başladı.
CHP Trabzon İl Başkanı Bak, CHP’nin Türkiye’nin 1. Partisi olduğunu ifade ederek, “iktidar olduğumuzun ilk gününde tüm sorunları masaya yatırarak sizden aldığımız çözüm önerinini halkımızla buluşturmuş olacağız” dedi.
BASIN EN ZORLU DÖNEMLERDEN BİRİNİ YAŞAMAKTADIR
Bak, “Hepimiz biliyoruz ki medya, demokrasinin vazgeçilmez ve en kıymetli unsurlarından biridir. Ancak yerel basın, bizim için ulusal medyanın çok ötesinde bir anlam taşımaktadır. Çünkü yerel basın; halkın yaşadığı sokağın sorununu gündeme taşır, yerel yöneticilerin şeffaf şekilde denetlenmesini sağlar ve en önemlisi toplumun sesini en saf haliyle duyurur. Ne yazık ki bugün yerel basınımız, tarihinin en zorlu dönemlerinden birini yaşamaktadır. Artan kâğıt baskısı, dağıtım ve personel maliyetleri karşısında reklam gelirlerinin azalması, birçok gazetemizi kapanma noktasına getirmiştir. Dijitalleşme her ne kadar bir çıkış yolu gibi görünse de, beraberinde getirdiği teknik maliyetler ve bilgi kirliliği, yerel medyayı yalnız bırakmıştır” dedi.
Gazeteciliğin özgür olmadığı sürece ruhunu yitirdiğini ifade eden Bak, “Aynı zamanda yerel basın emekçilerinin zor çalışma koşullarının da farkındayız. Düşük ücretler, güvencesiz çalışma ortamı ve ağır iş yükü, mesleğin geleceğini tehdit etmektedir. Gençlerimizin bu onurlu mesleği tercih etmekten uzaklaşması, demokrasimiz açısından ciddi bir risk oluşturmaktadır” diye konuştu.
YEREL BASININ DESTEKLENMESİ LÜTUF DEĞİLDİR
Yerel Basının desteklenmesinin bir lütuf olmadığına dikkat çeken Bak, demokrasinin sürdürülebilirliği için zorunluluk olduğuna dikkat çekti. Bak, “Kamu kurumları ve özel sektör tarafından sağlanan desteklerin şeffaf ve adil bir zeminde gerçekleşmesini savunuyoruz. Gazetecilerimizin mesleki haklarının güçlendirilmesi, yıpranma paylarının düzenlenmesi ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için her platformda yanınızda olacağız. Basın özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması ve yerel medyanın dijital dönüşümünün sağlıklı şekilde tamamlanması için gerekli eğitim ve teknolojik desteğin takipçisi olacağız” ifadelerini kullandı.
Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya ise, “Türk basın tarihinde köklü ve onurlu bir geleneği temsil eden Trabzon’umuzda, yerel medyanın sorunlarını ve çözüm önerilerini tartışacağımız bu anlamlı buluşmaya ev sahipliği yapmaktan büyük bir onur ve mutluluk duyuyorum” diyerek sözlerine başladı.
Kaya, “Bugün, yasama, yürütme ve yargıdan sonra demokrasinin dördüncü kuvveti olan basın kuruluşlarımız maalesef siyasi ve ekonomik baskılar altında bir varoluş mücadelesi vermektedir. Ülke olarak hukukun üstünlüğünün zedelendiği, yargının bir baskı aracına dönüştüğü zor bir süreçten geçiyoruz. Halkın oylarıyla göreve gelen belediye başkanları gibi, kamu adına görev yapan gazeteciler de bu baskıyı her an hissetmektedir” dedi.
180 ÜLKEDE, 159. SIRADA
Türkiye’nin basın özgürlüğü endeksinde 180 ülke arasında 159. Sırada olduğunu belirten Başkan Kaya, “Gazeteciliğin suç olmadığı gerçeği, ne yazık ki bugün bir slogana dönüşmek zorunda kalmıştır.
Basın özgürlüğü üzerindeki bu baskılar artık sadece gazetecilerin mesleki sorunu değil; halkın doğru bilgiye ulaşma, sorgulama ve demokratik katılım hakkının da ciddi biçimde zedelenmesi anlamına gelmektedir. Üstelik bu baskı yalnızca adliye koridorlarında değil, ekonomik zorluklar yoluyla da kendini göstermektedir.
BİZ SADECE YAPTIKLARIMIZI ALKIŞLAYAN BASIN İSTEMİYORUZ
Ben, geçmişte milletvekilliği yapmış ve bugün belediye başkanlığı görevini sürdüren bir kardeşiniz olarak, yerel basının bu zorlu şartlarda ne denli hayati bir görev üstlendiğinin farkındayım.
Biz, sadece yaptıklarımızı alkışlayan bir basın istemiyoruz. Eksiklerimizi gösteren, bizi doğruya yönlendiren, öz eleştiri yapmamıza katkı sağlayan ve halkın taleplerini aracısız şekilde bize ulaştıran özgür bir basının; şeffaf ve demokratik yerel yönetimlerin en güçlü teminatı olduğuna inanıyoruz” dedi.
CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez de yerel medya buluşmalarının çok önemli olduğuna dikkat çekerek, “Çünkü yerel medya yalnızca haber veren bir mecra değildir; bulunduğu kentin hafızasıdır, vicdanıdır ve sesidir” diye konuştu.
YEREL MEDYA HALKIN SESİ OLUR
Sözlerine, “Yerel basın, yurttaşın en yakınındaki haber kaynağıdır” şeklinde devam eden Suiçmez, “Bir mahallenin küçük bir sorunundan, bir kentin en büyük meselesine kadar geniş bir yelpazede haber toplar, sunar; halkın sesi olur, taleplerini duyurur ve en önemlisi de sorumlulara hesap sorar.
Dolayısıyla güçlü bir yerel basın, doğrudan halkın haber alma özgürlüğünü etkiler; onu geliştirir, güçlendirir. Ancak son dönemde yerel basının çok ciddi sorunlarla mücadele ettiğinin de farkındayız. Öncelikle ekonomik zorluklar yerel medyanın belini bükmektedir. Artan maliyetler, azalan reklam gelirleri ve kamu ilanlarının adil dağıtılmaması birçok yerel medya kuruluşunu zor durumda bırakmıştır. Bugün birçok yerel basın adeta bir varlık-yokluk mücadelesi vermektedir” dedi.
MESLEKİ GÜVENCESİZLİK
Ülkenin dört bir yanında D. Karadeniz’de olduğu gibi vicdanıyla, aklıyla ve doğruluğundan ödün vermeyen değerli yerel basın mensupları bulunduğuna dikkat eken Suiçmez, “Yerel medyanın bir diğer önemli sorunu da mesleki güvencesizliktir. Düşük ücretler ve sosyal güvenceden yoksun çalışma koşulları, gazetecileri zor durumda bırakmakta; bu da hem mesleğin niteliğini hem de haberin kalitesini olumsuz etkilemektedir. Bir başka önemli başlık ise dijital dönüşümdür. Gerekli destek ve eğitim sağlanmadığı takdirde yerel medyanın bu dönüşüme ayak uydurması zorlaşmakta, hatta bazı durumlarda imkânsız hale gelmektedir.
MEDYA TERCİH DEĞİL, ZORUNLULUKTUR…
Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak yerel medyanın gücüne inanıyoruz ve daha da güçlenmesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi. Demokrasi için medyanın tercih değil zorunluluk olduğunu belirten Suiçmez, “Demokrasi için medya bir tercih değil, zorunluluktur. Çünkü ifade özgürlüğünün ve halkın haber alma hakkının teminatı sizlersiniz. Unutulmamalıdır ki susturulan bir yerel medya; sesi kısılmış bir toplum demektir. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir” diye konuştu.
CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Adana Milletvekili Burhanettin Bulut “Yerel medyanın bir şehrin nefesi, vicdanı ve aynı zamanda bir denetim mekanizması olduğu gerçeği son derece kıymetlidir. Ancak bugün bu tablonun ötesinde çok daha ciddi bir sorunla karşı karşıyayız: özgürlük sorunu ve gazetecilerin mesleklerini icra edememe sorunu’ dedi.
Bulut, rahatlatıcı olması gereken kurumların bir çok ilde bizzat otosansürü besleyen bir yapı haline geldiğini ifade ederek, “Ne yazık ki, bu alanda rahatlatıcı olması gereken kurumların aksine, birçok ilde bizzat otosansürü besleyen bir yapı haline geldiğine şahit oluyoruz. Bu nedenle farklı bölgelerde yaşanan sorunları yerinde görmek ve değerlendirmek adına bölgesel toplantılar gerçekleştiriyoruz.
Bu toplantılardan çıkan sonuçlarla şu soruya cevap arıyoruz: Yerel medyayı nasıl daha güçlü hale getirebiliriz, basını nasıl daha özgür bir ortama kavuşturabiliriz?” Diye konuştu.
SAĞLIKLI BİR SİYASETTEN DE SÖZ ETMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR
Bulut, sözlerine şu şekilde devam etti: “Çünkü siyaset kurumu açısından mesele sadece gazeteciliğin durumu değildir; asıl mesele demokrasidir. Zira siyasetçinin varlık sebebi, demokrasinin, özgürlüklerin ve özellikle ifade özgürlüğünün güçlü olmasıdır. Eğer basın özgür değilse, sınırlandırılmışsa, görevini yapamaz hale getirilmişse; o zaman demokrasiden de, sağlıklı bir siyasetten de söz etmek mümkün değildir.
Bugün Türkiye’de gazetecilik neredeyse bir cesaret mesleği haline gelmiştir. Bu durumun sıkça dile getirilmesi ve tartışılması gerekiyor. Elbette siyasi partilerin basınla ilişkilerini güçlendirmesi önemlidir. Ancak mevcut tabloya baktığımızda, demokrasinin en büyük zaaflarından birinin basın üzerindeki baskı ve sansür olduğu açıkça görülmektedir”
BU TÜRKİYE’NİN MESELESİDİR
Bulut, “Peki tüm bu karmaşanın içinde bize düşen nedir?
Bize düşen, kendi yapılanmamızı doğru bir şekilde kurmaktır. Yani bundan sonraki süreçte, Türkiye’nin geleceğinde gazetecilerin herhangi bir iktidara ya da yerel yöneticiye ihtiyaç duymadan bir araya gelebileceği bir mekanizma oluşturmak zorundayız.
Bunun adı örgütlenmedir.
Elbette örgütlenmenin birçok şekli olabilir. Sendika olur, dernek olur ya da başka bir yapı olur. Önemli olan, gazeteciliğin ve basının nasıl daha güçlü hale geleceğine birlikte karar vermektir. Aslında bugün burada toplanmamızın özü de tam olarak budur” diye konuştu.
Bulut, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Bizlere düşen ise, Türkiye’nin farklı bölgelerinde yaptığımız bu toplantılardan elde ettiğimiz verileri bir araya getirerek, İstanbul’da gerçekleştireceğimiz büyük toplantıda somut bir çerçeve oluşturmaktır. Sizlerden gelen görüşler doğrultusunda, basının nasıl işlemesi gerektiğine dair bir hükümet programı maddesi hazırlayacağız. Çünkü bu artık bir tercih değil, bir zorunluluktur.
Bu mesele sadece gazetecilerin meselesi değildir. Bu, Türkiye’nin meselesidir. Özellikle yürütmenin güçlendiği, denetim mekanizmalarının zayıfladığı bir sistemde, basının yani “dördüncü kuvvetin” güçlü olması hayati önemdedir. Eğer bugün bu kadar zayıf bir noktadaysak, yarın daha büyük sorunlarla karşılaşmamak için bugünden harekete geçmek zorundayız.
Bu noktada sadece gazetecilere değil, topluma da büyük sorumluluk düşmektedir. Çünkü güçlü bir basın, güçlü bir toplum demektir.
Bulut, ardından konuşmasına örnekler vererek devam etti.