ABD elçisi Huckabee, ABD'li gazeteci Tucker Carlson'a verdiği röportajda, Gazze'de İsrail tarafından gerçekleştirilen soykırımda çocukların öldürülmesini ve "Tevrat'a dayalı Büyük İsrail" görüşünü savundu.
Röportajın başında Carlson, Huckabee'nin ABD'de İsrail adına casusluk yaptığı için tutuklanan ve daha sonra ülkesine iade edilen İsrailli Jonathan Pollard'la daha sonra Amerikan basınında sızdırılan gizli görüşmesini sorunca Huckabee, İsrail casusu Pollard ile Büyükelçilikte görüştüğünü ve güvenlik kameraları ve güvenlik görevlileri olduğu için bunun "gizli bir görüşme" olmadığını ileri sürdü.
Huckabee, "İsrail’in ABD askerlerini Irak’a göndermesi ve onların savaşı için Amerikan askerlerini kullanması ABD’nin çıkarlarına mı hizmet etti yoksa İsrail’in mi?” sorusuna ise "İsrail’in ABD’nin en yakın müttefiki" olduğunu ve 2003’teki Irak işgalinin "teröre karşı mücadele" için yapıldığı iddiasında bulundu.
"Nükleer programıyla İsrail’in kendini savunma hakkı var"
Carlson, İsrail’in nükleer programına ilişkin iddiaları da gündeme getirerek, "İsrail’in nükleer silah programını çalınmış ABD malzemeleriyle geliştirdiği iddiaları hakkında ne diyorsunuz?" diye sorunca, İsrail'in nükleer silah programını reddetmeyen Huckabee, "Nükleer programıyla İsrail’in kendini savunma hakkı var ve işbirliği içindeyiz." karşılığını verdi.
İsrail'in ABD'yi İran'a karşı savaşa sürüklemek mi istediğinin sorulması üzerine Huckabee, "İran gerçek tehdit, nükleer eğilimleri var ve 'Amerika'ya ölüm' sloganları atıyorlar. Savaş kışkırtması değil bu barış için caydırıcılık." ifadelerini kullandı.
Huckabee'nin görüşlerine karşı çıkan Carlson "Bu, Amerikan askerlerini İsrail'in savaşları için feda etmek değil mi? Nükleer malzemeler çalındı iddialarını nasıl görmezden geliyorsunuz? İran ile savaş, ABD için felaket olur? Neden İsrail'in gündemini takip ediyoruz?" sorusuna ise Huckabee, "Tucker, sen yanlış bilgilendirilmişsin. İran rejimi Amerikalıları öldürmek istiyor ve 47 yıldır 'Amerika'ya ölüm' diyorlar. İsrail, ABD'nin çıkarlarını koruyor. Nükleer konuda şeffafız ve bu ortak güvenlik için." diyerek yanıt verdi.
"İsrail isteseydi Gazze'deki tüm çocukları bir günden kısa sürede öldürebilirdi ama yapmıyor"
İsrail'in Gazze'deki binlerce çocuğu öldürmesine ilişkin ise Huckabee, Carlson'ın "14 yaşındaki Hamas militanlarının ölümleri hakkında ne hissediyorsun?" sorusuna "Eğer buna katılmışlarsa Tanrı yardım etsin" yanıtını verdi. Carlson'ın "14 yaşındaki çocuğun karar verme imkanı var mı, yetişkinler tarafından kullanıldığı için ölümü hak ediyor mu?" sorusuna da Huckabee, "Silah tutuyorsa, ayrıca İsrail isteseydi Gazze'deki tüm çocukları bir günden kısa sürede öldürebilirdi ama yapmıyor." dedi.
İsrail'in onların (Orta Doğu bölgesi) hepsini alması iyi olurdu çünkü Tanrı onu onlara verdi"
Amerikalı gazeteci Carlson’ın, İsrail’in “vadedilmiş topraklar” iddiasına ilişkin sorusu üzerine ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, İncil’e atıfta bulundu.
Carlson'un, "Bu Mısır'ın, Suriye'nin, Irak'ın, Ürdün'ün, Lübnan'ın ve Suudi Arabistan'ın bir kısmını kapsar. Yani tüm Orta Doğu'yu almak anlamına geliyor." diye çıkışması üzerine Huckabee, "İsrail'in onların hepsini alması iyi olurdu çünkü Tanrı onu onlara verdi." değerlendirmesinde bulundu.
Teolojik olarak bu toprakların İsrail'e ait olduğunu iddia eden Huckabee ayrıca, İsrail’in bu sınırlar üzerinde tam egemenlik kurmasının yakın zamanda gerçekleşmesini beklemediğini ancak "teolojik ve tarihsel" olarak bunun Tanrı’nın vaadi olduğunu iddia ederek, şunları kaydetti:
"Dolayısıyla İncil'e göre, evet, bu, Yahudi halkına sonsuza dek mülk olarak verilen vaat edilmiş topraklardır. Eğer bir gün İsrail bu toprakların tamamı üzerinde egemenlik veya kontrol kurarsa hepsini almaları sorun olmaz. Teolojik ve tarihsel olarak, Kutsal Yazılara göre, bu Tanrı'nın onlara vaat ettiği topraklardır."
Tucker Carlson, "Peki Amerika neden bunu desteklemeli?" diye sorunca Huckabee, "Çünkü İncil böyle diyor ve bu kutsal bir hak." değerlendirmesinde bulundu.
Suudi Arabistan ve Arap Birliği'nden tepki
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, ABD'ye, Huckabee'nin açıklamaları karşısında "net bir tutum" alması çağrısı yapılarak, Huckabee'nin açıklamaları "tehlikeli ve dünya barışına tehdit" olarak nitelendirildi.
Açıklamada, "uluslararası hukuku, Birleşmiş Milletler Antlaşmasını ve diplomatik teamülleri açıkça ihlal eden bir ABD'li yetkili tarafından yapılmasıyla tehlikeli bir emsal teşkil eden bu sorumsuz açıklamaları kesinlikle reddettikleri" belirtildi.
Bunu, "bölge ülkelerinin ABD ile olan seçkin ilişkilerine saygısızlık, bölge ülkelerine ve halklarına karşı düşmanlığı körükleyerek küresel güvenlik ve barışı tehdit eden, vahim sonuçlar doğuracak aşırıcı bir yaklaşım" olarak nitelendirilen açıklamada, ABD'den "dünyadaki barış yanlısı tüm ülkeler tarafından reddedilen bu yaklaşıma" ilişkin tutumunu netleştirmesi talep edildi.
Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, Huckabee tarafından dile getirilen "aşırıcı ifadeleri" kınadığını belirtti.
Söz konusu açıklamaların, "diplomasinin tüm temel kurallarına ve normlarına aykırı olmasının yanı sıra mantık ve sağduyuyla da bağdaşmadığını" kaydeden Ebu Gayt, Huckabee'nin sözlerinin, "ABD'nin politika ve tutumlarıyla çeliştiğini ve İsrail'deki sağcı kamuoyuna hoş görünmeyi amaçladığını" ifade etti.
Ebu Gayt, "Herhangi bir temele dayanmayan bu gibi aşırıcı açıklamaların" duyguları körüklediği, dini ve milli hassasiyetleri tahrik ettiği uyarısında bulundu.
Arzı mevud nedir? (vadedilmiş topraklar)
Yahudi inancına göre Allah’ın Hz. İbrâhim’e ve onun soyundan gelenlere vermeyi vaad ettiği yer için kullanılan terim.
Kur’an’da “arz-ı mukaddese”, “bereketli arz” gibi ifadelerle anılan ve İsrâiloğulları için yaratıldığı belirtilen bu yerin neresi olduğu açık olarak bildirilmemiştir. Nitekim bu âyetlerin tefsirinde çeşitli yerler üzerinde durulmuş, bazı âlimler bu yerin Şam ve Mısır, bazıları Mescid-i Aksâ’nın bulunduğu Kudüs ve Lübnan dağı çevresi olduğunu söylerken diğer bazı âlimler de kesin bir yer belirtmenin doğru olmayacağını, ancak Fırat ile Mısır arasında bir yer olması gerektiğini ifade etmişlerdir.
Yahudiler arz-ı mev‘ûddan uzaklaştırıldıktan sonra (m.s. 70) daima oranın hayaliyle yaşamışlar, zaman zaman ortaya çıkan sahte mesîhler de oraya kavuşma idealini körüklemişlerdir. Bu mesîhlerden bazıları “arz-ı mev‘ûd”u önce Filistin, sonra da bütün yeryüzü şeklinde yorumlamışlardır. Siyonizm hareketinin ortaya çıkış sebebi de arz-ı mev‘ûd idealinin gerçekleşmesi arzusudur.