Allah ne demek istedi?

Kur’an’ın sessiz ama keskin uyarıları üzerine bütüncül bir okuma

Kur’an Neden Rahatsız Eder?

Kur’an’ın bazı sûreleri vardır.
Okunur ama konuşulmaz.
Bilinir ama derinleştirilmez.

Çünkü bu sûreler insanı rahatlatmaz.
Bu sûreler insanı yerinden eder.

Bu makalede ele alınan sûreler;
ibadet öğretmez,
hikâye anlatmaz,
ritüel çoğaltmaz.

Bunun yerine şunu yapar:

İnancı karakterle,
ahlakı güçle,
vicdanı hesapla yüzleştirir.

Allah bu sûrelerde insanı korkutmak istemez.
İnsanı uyanık görmek ister.

xXx

I. HAKİKAT NASIL GELİR? – ÇARPMA VE SARSINTI

(Kâria – Tekvîr – İnfitâr)

Hakikat Kur’an’da çoğu zaman yumuşak gelmez.
Önce çarpar.

Kâria bu çarpmanın adıdır.
İnsanın zihninde “bir şeyler yanlış” hissini uyandıran ilk andır.

Ardından Tekvîr gelir:
Güneş dürülür, yıldızlar dökülür, düzen çözülür.

Sonra İnfitâr:
Gök yarılır, kabirler açılır, saklanan ortaya çıkar.

Ama Allah burada şunu anlatmaz:

“Evreni yıkacağım.”

Şunu anlatır:

“Senin mutlak sandığın hiçbir düzen mutlak değil.”

Bilim, sistem, güç, statü, teknoloji…
Hepsi emanet.

Evren bile çözülüyorsa,
insanın kurduğu hayat niye sorgulanmasın?

xXx

II. EN SERT SORU: “SENİ ALDATAN NE?”

(İnfitâr)

Kur’an’ın belki de en sarsıcı sorusu sorulur:

“Ey insan! Seni, kerim olan Rabbine karşı aldatan ne?”

Bu soru şunu gösterir:
Sorun inkâr değildir.
Sorun gevşekliktir.

İnsan çoğu zaman Allah’ı reddetmez.
Ama O’na karşı rahat davranır.

İnfitâr’ın teşhisi nettir:

“Sorun düşmanlık değil, umursamazlıktır.”

xXx

III. HAKİKAT KİME DEĞERLİ?

(Abese – Beyyine)

Hakikat geldiğinde herkes sevinmez.

Abese Sûresi şunu gösterir:
Toplum, hakikati kimin taşıdığına bakar.

Güçlü mü?
Zengin mi?
Saygın mı?

Değilse, yüz çevrilir.

Beyyine ise noktayı koyar:

“Delil geldi. Artık mazeret yok.”

İnsanlar hakikatten sonra ayrılır.
Çünkü hakikat,
konforu bozar,
menfaati sarsar,
statüyü tehdit eder.

Allah’ın mesajı nettir:

“Gerçek geldikten sonra tarafsızlık yoktur.”

xXx

IV. ÇOKLUK SARHOŞLUĞU VE PARILTI YANILGISI

(Tekâsür – Zuhruf)

Tekâsür, insanın “daha fazla” ile körleşmesini anlatır.
Sayılar, mallar, başarılar, takipçiler…

İnsan çokluğa dalar
ve mezara kadar fark etmez.

Zuhruf bu sarhoşluğu süs üzerinden açar:
Altın, ihtişam, gelenek, elitizm…

Allah şunu söyler:

“Hakikat süsle ölçülmez.”

Eğer ölçü parıltı olsaydı,
hakikat saraylarda doğardı.

Ama hakikat sade gelir.
Çünkü değer gösterişle değil, istikametle ölçülür.

xXx

V. KİBİR, DİL VE İÇTEN ÇÜRÜME

(Hümeze)

Hümeze Sûresi bir karakter röntgenidir.

  • Alay eden

  • Küçümseyen

  • İma eden

  • Üstten bakan

Allah burada şunu söyler:

“Başkalarını yakan dil, sahibinin kalbini yakar.”

Cehennem burada sadece ateş değildir.
Vicdanın kendi kendini yakmasıdır.

xXx

VI. EN TEHLİKELİ AHLAKSIZLIK: ÇİFTE STANDART

(Mutaffifîn – Mâûn)

Mutaffifîn tek cümlelik bir teşhistir:

“Kendine gelince tam, başkasına gelince eksik.”

Bu ticaret değil, ahlâk meselesidir.

Mâûn ise ibadet boyutunu ekler:
Namaz var
ama merhamet yok.

Allah burada şunu söyler:

“İbadet ahlâka dönüşmüyorsa, eksiktir.”

xXx

VII. GÜÇ SARHOŞLUĞU VE FİRAVUN ZİHNİYETİ

(Nâzi‘ât)

Firavun bir kişi değildir.
Bir zihniyettir.

  • “Ben bilirim.”

  • “Bana hesap sorulmaz.”

  • “Gücüm beni korur.”

Allah burada sorar:

“Arınmak ister misin?”

Yani mesele bilgi değil.
Tevazu ve niyet.

xXx

VIII. KAÇINILMAZ YÜZLEŞME: HÂKKA

(Hâkka)

Hâkka üç kez söylenir.
Çünkü bu gerçek ertelenemez.

Kalabalıklar dağılır.
Unvanlar düşer.
Bahaneler biter.

Geriye sadece şunlar kalır:

  • Sen

  • Ve yaptıkların

Bu sûrede asıl azap ateş değildir.
“Keşke”dir.

xXx

IX. SON YOL AYRIMI

(Leyl)

Leyl her şeyi sadeleştirir:

  • Veren ve tutan

  • Arınan ve kaçan

  • Kolaylaştırılan ve zorlaştırılan

Allah şunu söyler:

“Yol bellidir.
Yönü sen seçersin.”

xXx

ALLAH BU SÛRELERLE NE DEMEK İSTEDİ?

Bu sûrelerin tamamı tek bir hakikatte birleşir:

“İnanç, hayatta karşılık bulmuyorsa iddiadır.”

Allah bizden şunu istemedi:

  • Çok konuşmamızı

  • Çok görünmemizi

  • Çok süslememizi

Şunu istedi:

  • Adil olmamızı

  • Samimi olmamızı

  • Dürüst yaşamamızı

  • Kibre kapılmamamızı

  • Parıltıya aldanmamamızı

  • Hesabı unutmamamızı

Özetliyorum...

“Allah insanı korkutmak için konuşmadı.
İnsanı insanlaştırmak için konuştu.”

Ve geriye şu soru kalır:

“Ben Kur’an’ı hayatıma mı indiriyorum,
yoksa hayatımı Kur’an’a uyduruyormuş gibi mi yapıyorum?”

{ "vars": { "account": "UA-28164355-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-DQTZ4JSXP4" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }