ANTİDEPRESAN

Samsun deplasmanı, kâğıt üzerinde her zaman zor yazar. Sadece deplasman olduğu için değil; Samsunspor’un yıllardır kendi sahasında kurduğu oyun disiplini, dirençli yapısı ve dinamik mücadeleci karakteri bu zorluğu artırıyor. Ve tüm bunların yanında Samsunspor camiasının özelde Trabzonspor maçlarına olan motivasyonu... Böyle bir atmosferde alınan galibiyetler, skordan bağımsız olarak ciddiye alınmalıdır. Trabzonspor dün akşam Samsun’da kazandığı maç ile teknik ekibin üzerine çöken öfkeyi, umutsuzluğu ve sorgulamayı da bir nebze de olsa dağıttı.

Geçtiğimiz hafta “Kronik Hata” başlığıyla kaleme aldığımız yazıda, Trabzonspor’un temel problemine dikkat çekmiştik: Statik, temposuz, neredeyse langırt oyuncularını andıran bir donukluk… Topa sahipken bile rakibi tehdit edemeyen, ikili mücadelelerden kaçınan, riski unutan bir takım izledik. Bu görüntü, camiada kimlik sorgulaması yaratmıştı.

Dün akşam sahada bambaşka bir Trabzonspor vardı.

Öncelikle hareket vardı. Toplu ya da topsuz fark etmeksizin oyuncular oyunun içinde kalmayı başardı. Sabit duran, pas bekleyen değil; alan açan, alan dolduran, temas eden bir takım izledik. İkili mücadelelerdeki iştah belirgindi. Son haftalarda “oynuyormuş gibi yapan” oyuncu gurubu, gerçekten kavga eden bir görüntü sundu. Top kayıpları pahasına yaratıcıolunmaya çalışıldı. Buna bireysel performansların yüksek olması da eklenince takım çok olgun bir oyun görüntüsü verdi.

Bu değişimin arkasında elbette rakibin oyun anlayışının da payı var. Samsunspor, Antalyaspor gibi maçı kilitleyen, katı bir savunma anlayışı göstermedi. Kazanma arzusu ile sahaya yayıldı ve önde fırsat aradı. Bu durum Trabzonspor’un dinamizmini daha görünür kıldı. Ancak bu, galibiyeti küçültmez; aksine Trabzonspor’un doğru oyunu oynadığında neye benzediğini gösterir.

Skor tabelasında yazan 3-0 elbette önemlidir ama Trabzonspor camiasının son zamanlarda önem verdiği mesele oyunun verdiği histi. Trabzonspor taraftarı dün akşam ekranda izlediği takımı tanıdı. Mücadele eden, isteyen, sinirlenen, sevinen bir takım… Bu şehir için futbol, sadece sonuç değildir; tarz ve duruş da istiyor. Geçen haftaki oyun büyük tepki çekmişti çünkü sahada Trabzonspor’a yakışmayan bir ruh hali vardı. Dün ise saha içi, tribünün beklentisiyle örtüştü.

Bu galibiyetin camia sosyolojisi açısından bir diğer önemli tarafı da önümüzdeki hafta oynanacak Fenerbahçe maçıyla ilgilidir. Samsun’da ortaya konan oyun, Fenerbahçe maçı öncesi “acaba”yı farklı hesaplara evirebilir ve bu o maçın atmosferini net şekilde etkileyecektir.

Ve elbette alınan bu galibiyet yönetim için büyük bir lütuftu. Saha içi iyi sonuçlar, genelde yönetimsel hataların örtülmesine vesile olur. Fakat dün akşamki iyi oyun ve skor tek başına, transfer döneminde yapılan acemiliklerin örtülmesinde ne kadar yeterli olur bilemiyorum. Umudum o ki; şansımız yaver gider de sakatlık ve kart cezaları görmeden ligin kalanını götürebiliriz. Bundan sonraki süreçte takımın hedefine sarsılmadan gidebilmesi, teknik heyet ve oyuncuların hanesine ekstra artı olarak yazar ve yönetimsel hataların kabul edilmemesini sağlayamaz.

Allah'ın lütfu ve keremi üzerinize olsun...

{ "vars": { "account": "UA-28164355-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-DQTZ4JSXP4" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }