Hangi kapıyı çalsak başka bir örnek karşımıza çıkıyor, düşük kur, yüksek faiz, bankaların kredi musluklarını kapatması, devletin teşvikleri azaltması, esnafın ve iş dünyasının üzerindeki vergi yükü...

Şehrin en iyisine de gitsek aynı dert en küçük esnafına da gitsek aynı dert...

Zaten kazanamıyoruz ve artık vergilerimizi de ödeyemiyoruz.

Orta düzeyde bir restoran sahibiyle konuşuyoruz 40 milyona aşkın vergi borcu olduğunu ifade ediyor ve bu gidişle asla ödeyemeyeceğini de belirtiyor. Ödeyen de kesesinden sermayesinden malından satarak ya da borçlanarak ödemeye çalışıyor. Trabzon’da durumlar vahim...

Tabii ki büyükşehirlerde görüştüğümüz Trabzonlu iş insanları da durumun trabzon’dan çok daha beter olduğunu ifade ediyor.

Bir seçim ekonomisi almış başını gidiyor, nasıl olacak ne zaman olacak belli değil.

Çekler art arda yazılıyor, krediler art arda patlıyor hiç olmayacak isimlerin hesapları kilitleniyor, hiç olmayacak isimler çok cüzi sayılan borçlarını ödeyemiyor.

Allah aşkına bir şey yazın bu şehrin milletvekillerine bu ülkeyi yönetenlere bir şeyler siz söyleyin diyorlar ama nereye kadar kime kadar ne kadar söyleyebiliriz.

Aslında herkes her şeyi biliyor kimi sık dişinizi diyor kimi kazandıklarınızdan yiyin diyor kimi geçmişte daha büyük krizler yaşadık bu hiçbir şey diyor.

Çok tuhafımıza giden küçük bir anektot da aktaralım yine bir Trabzonlu iş insanı diyor ki, 7000 liradan vatandaş altın aldı, şu anda her tarafı altın kilitledi...

Kimse bir yatırım yapmıyor altının o rakamlara çıkmasını bekliyor, şu an altın 5000 TL seviyesinde ama kimse altına almıyor tam altın alınacak zamanda kimse altın almıyor piyasalar o kadar güvensiz.

Geçtiğimiz günlerde benzer bir yazı kaleme almıştık ve AK Parti’nin önemli isimlerinden Asım Aykan arayarak sahadaki durumun aynen yazdığımız gibi kötüye gittiğini ve bunu üst makamlara ilettiğini ifade etmişti.

Belli ki yukarıda bir sağırlık var veya bir mecburiyetlik.

Dedik ya Trabzon Trabzon olalı böylesini yaşamamıştı görmemişti.

Vergi yükü, SGK yükü, kredilerin daralması ve benzeri bir çok şey artık iç dünyasını da esnafı da nefessiz bırakma noktasına geldi.

Bir umut ışığı bir açıklama bir düzelme belirtisi olumlu bir söylem bekliyor tüm şehir.

Dileriz kısa sürede bir çare bir çözüm bir umut ışığı belirir, aralık ayına kadar dayanın deniyor ama görüştüklerimiz aralık ayına çıkar mıyız bilmeyiz diyorlar...

Muhabir: TAYFUN HAKİMER