Havası ve doğası göz önüne alındığında, son yılların en anlamlı kamp tercihlerinden birinin yapıldığını söyleyebiliriz. Kasabanın mimari yapısı ve deniz seviyesinden yaklaşık 750 metre yüksekte bulunması, takıma daha serin ve elverişli bir çalışma ortamı sunuyor. Ancak kamp bölgesinin merkeze oldukça yakın olması, takımın tam anlamıyla izole bir ortamda çalışmasını zorlaştırabilecek bir detay olarak öne çıkıyor.
Trabzonspor’un bu kamp için tüm imkânlarını seferber ettiği de dikkat çekti. Bordo-mavililer; özel aşçı, diyetisyen, doktor ve diğer tüm birimleriyle birlikte Avusturya’da yer aldı.
Dikkat çeken bir başka ayrıntı ise havalimanındaki karşılamaydı. Geçmişte Trabzonspor bir Avrupa şehrine gittiğinde taraftar grupları organize olur, geniş kalabalıklar toplanır, meşaleler yakılırdı. Avusturya’daki karşılama ise oldukça sönük geçti. Havalimanında yalnızca ailelerden oluşan ve sayıları 15’i geçmeyen bir taraftar grubu vardı. Bu görüntü bize biraz garip geldi. Çünkü Avusturya, Türk nüfusunun yoğun olduğu, özellikle de çok sayıda Trabzonlunun yaşadığı ülkelerden biri. Yoksa Avrupa’daki bu karşılama kültürü yavaş yavaş kayboluyor mu?






