Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık, "Ayrımcılık var mı? Var, ileri derecede ayrımcılık var. Evet, AK Parti’ye katılmış olsaydım bugün sahip olduğumuz imkânların 3 katı üstünde imkânlarımız olacaktı. Bunu basın toplantılarında da söyledim. Yomra’da İYİ Parti’den aday oldum, CHP aday çıkarmadı. Burada Zafer Partisi’nin genç kitlesi vardı, aday çıkarmadı. Yeniden Refah Partisi aday çıkarmadı. Bu kitlenin ortak özelliği muhalif olmalarıydı. Kemal Kılıçdaroğlu Yomra’da 9 bine yakın oy aldı. İlçede 9-10 bin bandında muhalif seçmen olduğu anlaşılıyor. 10 bin muhalif insanın oyunu almış bir belediye başkanı olarak iktidar partisine geçmeyi kendime uygun görmedim. Bu, AK Parti’ye karşıtlık ya da CHP meselesi değil. Mücadele etmeyi tercih ettim. Bu zorlukları çekeceğimizi, engellerle karşılaşacağımızı o gün de biliyorduk. Belediyede bacak bacak üstüne atıp kamu kuruluşlarının müdürlerini arayıp iş yaptırmayı biz de bilirdik. Ben kamu kurumlarını ziyarette fotoğraf çektirmiyorum, kimseye zarar gelmesin diye. Biz, belediye makam odasına giren hiçbir vatandaşa “hangi partiye oy verdin” diye sorarak hizmet etmiyoruz" dedi.

Serzenişler Murat Zorluoğlu ve Ahmet Metin Genç ile ilgili değil

Başkan Bıyık, " Burada bir hakkı teslim etmek lazım. 2019-2024 bandında Murat Zorluoğlu ile çalıştım. Bu 5 yıllık dönemde hiçbir ayrılık yaşamadım. Yomra’da işler yaptık. Yapmak istediklerimiz, yapamadıklarımız olabilir ama maksimum derecede bunu sahaya yansıtmaya çalıştık. Bir olumsuzluk yaşamadık. Bu şehre çok ciddi hizmetleri oldu. Sonrasında Ahmet Metin Genç seçildi. Bu 2 yıllık sürede zaman zaman toplantılar yaptık. Bir ayrımcılıkla karşılaşmadım. Yomra Belediyesi ile Trabzon Büyükşehir Belediyesi, Yomra’nın çözümü noktasında ortaklaşa iş ürettiğimiz çok sayıda çalışma yaptı. Bu sitemlerim, büyükşehir belediye başkanlığı yapan isimlerle ilgili değil" dedi.

İller Bankası genel müdüründen 5 kez randevu istedim

Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık açıklamalarına şu sözlerle son verdi:

Ama bürokrasi için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. İller Bankası Genel Müdürü’nden 5 sefer randevu istedim, vermedi. Yardımcılarından istedim, vermediler. Bir yardımcı randevu verdi, yanına gittim, bekledik ama yoktu. Sonrasında aradı, hakkını helal etmemi istedi. Etmedim. “Bir işiniz mi vardı?” dedi. “Yok” dedim. “Bir belediye başkanına randevu vermediniz” diye söyledim. O kadar görevden alınan var ki sokakta aylak aylak dolaşıyorlar. Şimdi kendi adamları bile onları adam yerine koymuyor. Koskoca genel müdür, “Yomra Belediye Başkanı ile görüşemem” diyor. Bu kadar da olmaz. Bir tanesine şöyle bir teklif ettim: “Söz, fotoğraf çekilmeyeceğiz.” 2019’dan 2024’e kadar 5 yıl Türkiye Belediyeler Birliği vardı. Bu birliğin bütçesi belediyelerin ortak bütçesinde toplanır. 5 yılda bize hiç sıra gelmedi. 2024’ten sonra ise 2 yılda 2 kez sıra geldi. 5 yılda hiç sıra gelmeyen belediye başkanına 2 yılda 2 kez nasıl sıra gelir? Benim hakkımı kim aldıysa haram olsun diyorum. Ben siyasette hiçbir projenin tek başına tutacağını düşünmüyorum. Asıl olan 2027-2028 yılında yapılması planlanan genel seçimdir. Eğer genel seçim kazanılırsa bu ülkenin yönetiminde bir noktada biz de görev alabiliriz. İlla belediye başkanı ya da milletvekili olacaksın diye bir şey yok. Yomra Belediye Başkanlığı standartlarında da görevler var. Herhangi bir görev alıp bu millete hizmet etme şansı olabilir. 10 yıl muhalefette belediye başkanlığı yapmış biri olarak yeniden bu görevlere talip olmayı arzu etmiyorum. Önümde net bir yol haritam yok. Önce kendi işimizi yapacağız. Sonrasında Allah nasip ederse, herhangi bir görev olursa onu değerlendiririz.

Kendisine operasyon yapılabileceğini düşünüyorlar mı?

Gelebilir, niye gelmesin? Bu operasyonu yapacak olan kişinin insafına kalmış. Yapmak istiyorsa yapar. Bunu benim engelleyecek gücüm yok. İnşallah bize sıra gelmez.

Bunun hukuki olup olmadığını değerlendirecek pozisyonda değilim. Suçu olan varsa cezasını çeksin.

Eğer bu memlekette tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyen, hırsızlık yapan kim varsa şerefsizdir. Allah belasını versin.

Mahkemenin vereceği karar varsa o karara başımız kıldan incedir. Ben belediyeciliği düzgün yapmaya çalışanlardanım. Hatalarımız olabilir, eksiklerimiz olabilir, usul hatalarımız olabilir. Belediyecilik dediğiniz şey; mimarlık, mühendislik ya da avukatlık gibi okuldan mezun olup doğrudan icra edilen bir meslek değil.

Bugüne kadar çok teftiş geçirdik, sorun yaşamadık. Ama bu, hiç sorun yaşamayacağımız anlamına gelmez.

Türkiye’de en düzgün belediyeciliğin Karadeniz’de yapıldığını düşünüyorum. Burada insanlar kıt kanaat imkânlarla kendilerini yaşatmaya çalışıyor.

Fakir fukara edebiyatı yapmak istemiyorum ama günün sonunda bu tür operasyonların, yapacak olan kişinin insafına kaldığını hepimiz biliyoruz.