Kamusal hizmetlerin finansmanı için Anayasa’nın 73. maddesini hatırlatan Kanber, verginin mali güce göre alınması gerektiğini vurguladı. Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından her yıl Şubat ayının son haftasında kutlanan Vergi Haftası’nın sembolik olmaktan çıkarılması gerektiğini belirten Kanber, “Vergi Haftası, maliye emekçilerinin yapısal sorunlarının tartışıldığı ve çözüm önerilerinin geliştirildiği bir sürece dönüştürülmelidir” ifadelerini kullandı.
Tek işverenden gelir elde eden kamu emekçilerinin maaşları daha ellerine geçmeden vergilendirildiğine dikkat çeken Kanber, eğitim ve sağlık harcamalarının dahi gider olarak gösterilemediğini söyledi. Buna karşılık birden fazla işverenden gelir elde edenler ile menkul, gayrimenkul, serbest meslek ve ticari kazanç sahiplerinin önemli harcamalarını vergiden düşebildiğini kaydetti.
Kurumlar vergisi mükelleflerinin de çeşitli istisna ve teşviklerden yararlandığını belirten Kanber, bağış ve benzeri kalemlerin büyük bölümünün gider olarak gösterilebildiğini dile getirdi.
Kanber, 2026 yılı bütçe kalemlerine işaret ederek şu değerlendirmede bulundu:
- Yaklaşık 16 trilyon liralık toplam harcamanın yaklaşık 3 trilyon lirasının faiz ödemelerine ayrıldığı, Ocak ayında ödenen faiz tutarının 458 milyar liraya ulaştığı,
- Araç, köprü ve yolcu garantili projelere 238 milyar lira kaynak ayrıldığı,
- 1 trilyon 741 milyar liralık kurumlar vergisinin 768 milyar liralık kısmından istisna ve teşvik adı altında vazgeçildiği.
Bu kalemlerin yıl sonunda daha da artabileceğini ifade eden Kanber, bütçe gelirlerinin büyük bölümünün ücretlilerden ve dolaylı vergilerden karşılandığını söyledi.
Dolaylı vergilerin dar gelirli vatandaş üzerindeki yükünü artırdığını kaydeden Kanber, beyaz eşya, mobilya, cep telefonu ve temel gıda maddeleri üzerindeki KDV ve ÖTV oranlarının sıfıra indirilmesini talep etti.
Kanber, açıklamasında maliye emekçilerinin taleplerini de sıraladı:
- Açlık sınırındaki ücretlerin vergi dışı bırakılması, yoksulluk sınırındaki gelirlerden alınan verginin yüzde 10’a düşürülmesi,
- Tüketim mal ve hizmetlerindeki KDV ve ÖTV oranlarının sıfırlanması,
- İş yerlerinde kreş ve bebek bakım odalarının açılması,
- Görevde yükselme ve unvan sınavlarında yazılı puanın esas alınması,
- Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Mali Hizmetler Sınıfı altında yeniden yapılandırılması,
- 5510 sayılı yasanın yol açtığı mağduriyetlerin giderilmesi ve kamusal emekliliğe daha fazla kaynak ayrılması.
Kanber, “Vergide adalet sağlanmadan toplumsal adalet sağlanamaz. Dar gelirlinin omzundaki yük hafifletilmeli, servet aktarımına dayalı politikalar terk edilmelidir” diyerek açıklamasını tamamladı.