Perakende yasasının bir an önce çıkarılması gerektiğini belirten Baş, “Mahalle kültürünü ve mahalle bakkalını yaşatmaya devam etmek zorundayız” dedi.
“Zincir marketlerin bir sınırı yok”
Üç harfli olarak nitelendirilen zincir marketlerin yalnızca Trabzon’da değil, Türkiye’nin her bölgesinde hızla büyüdüğünü belirten İsmail Baş, bu işletmelerin yazlık bölgelerde sezonluk şubeler dahi açtığını söyledi.
Ruhsatlandırma konusunda herhangi bir engelle karşılaşmadıkları için zincir marketlerin kontrolsüz biçimde çoğaldığını savunan Baş, bu durumun yalnızca mahalle bakkallarını değil, küçük esnafın tamamını etkilediğini ifade etti.
Baş, “Manavlarımızı, pazarcılarımızı, kırtasiyecilerimizi ve züccaciyecilerimizi etkileyen bir yapıdan söz ediyoruz. Çünkü sınırları yok. Marketçilikle sınırlı kalmıyorlar. Bir dönem yat, tekne, motosiklet, akülü araba ve kırtasiye malzemesi dahi sattılar. Bütün sektörlere el atmış durumdalar. Tekelleşme güzel bir şey değil” dedi.
Perakende yasası çağrısı
Esnafın haklarının korunması için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yasal bir düzenleme yapılması gerektiğini vurgulayan Baş, Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu ile federasyonlar düzeyinde bu konuda çalışmalar yürütüldüğünü söyledi.
Baş, yıllardır gündeme getirilen perakende yasasının bir türlü çıkarılamadığını belirterek şunları söyledi:
“Bir dönem Sayın Devlet Bahçeli’nin açıklamasıyla marketler yasasının çıkacağı söylendi. Ancak konu yeniden rafa kaldırıldı. Yıllardır insanlar bu konuda oyalanıyor. Birileri bu yasanın çıkmasını istemiyor olabilir. Ancak marketler yasası bir an önce çıkarılmalı, esnafın hakları savunulmalıdır.”
“Mahalle kültürü bakkaldan başlıyor”
Mahalle bakkallarının yalnızca alışveriş yapılan işletmeler olmadığını belirten Baş, bu işletmelerin mahalle kültürünün önemli bir parçası olduğunu ifade etti.
Baş, “Mahalle kültürünü ve mahalle bakkalını yaşatmaya devam etmek zorundayız. Çünkü her şey oradan başlıyor. Mahalle bakkalı mahallesindeki herkesi tanır, kimin neye ihtiyacı olduğunu bilir” ifadelerini kullandı.
“Her esnafın sattığı ürünü satıyorlar”
Trabzon’da yaklaşık 30 bin esnaf bulunduğunu söyleyen Baş, zincir marketlerin şehirde faaliyet gösteren hemen her esnaf grubunun ürününü sattığını dile getirdi.
Baş, “Trabzon’da bakırcı esnafımız var. Yöresel bakır tava satıyor. Zincir market de aynı ürünü satıyor. Oyuncakçımız var, onun sattığı oyuncağı da satıyor. Kırtasiyecinin, züccaciyecinin ve diğer esnaf gruplarının ürünlerini de raflarına koyuyorlar. Buna mutlaka yasal bir sınır getirilmelidir” dedi.
Yasal düzenlemeyle marketlerin hangi ürün gruplarında faaliyet göstereceğinin netleştirilmesi gerektiğini belirten Baş, bu mücadelenin bireysel girişimlerle değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılacak düzenlemeyle sonuçlandırılabileceğini söyledi.
Sebze ve meyve satışlarında rüsum tartışması
Zincir marketlerin sebze ve meyve satışlarında da denetlenmesi gerektiğini ifade eden Baş, hal yasası kapsamında esnafın bildirim yaptığını ve belediyelere rüsum ödediğini hatırlattı.
Hal esnafının ürün getirdiğinde bildirimde bulunduğunu, rüsumunu ve vergisini ödediğini belirten Baş, zincir marketlerin ise kendi tedarik ağları üzerinden ürün getirerek satış yaptığını savundu.
Baş, “Sebze ve meyve satmasınlar demiyoruz. Elbette satabilirler. Ancak herkes aynı düzenlemenin içerisinde olmalıdır. Trabzon’da bir hal ve hal yasası var. Siz dışarıdan istediğiniz yerden ürünü getirip kendi zincirinizle satışa sunarsanız küçük esnafın rekabet gücü azalır. Depoları, ürünleri nereden aldıkları ve rüsum ödeyip ödemedikleri incelenmelidir” diye konuştu.
“Maaşlar eridi, giderler arttı”
Türkiye’nin ekonomik bir darboğazdan geçtiğini belirten Baş, maaşların ve gelirlerin sabit kalmasına rağmen giderlerin her geçen gün arttığını söyledi.
Vatandaşın alım gücünün düştüğünü ifade eden Baş, mahalle bakkallarının zor durumda olan vatandaşlara destek vermeye devam ettiğini dile getirdi.
Baş, “Mahallesinde ihtiyaç sahibi olan vatandaşı en iyi bakkal bilir. Hiçbir esnaf arkadaşımız bugüne kadar ihtiyaç sahibi bir vatandaşı mağdur etmemiştir. Çocuğun sütünden sofradaki ekmeğe ve peynire kadar insanların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz. Bundan sonra da devam edeceğiz” dedi.
Zimem defteri geleneği devam ediyor
Trabzon’da zimem defteri geleneğinin sürdüğünü belirten Baş, özellikle Ramazan ayında çok sayıda hayırseverin bakkallardaki veresiye borçlarını ödediğini söyledi.
Bazı iş insanları ve derneklerin isimlerinin açıklanmasını istemeden ihtiyaç sahiplerinin borçlarını kapattığını anlatan Baş, “Bize gelip belirli sayıda defteri satın almak istediklerini söylediler. Biz de yalnızca adresleri verdik. Kendileri gidip borçları kapattılar. Reklamlarının yapılmasını istemediler. Allah hepsinden razı olsun. Zimem kültürünü yaşatmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Bakkal sayısında düşüş yaşandı
Trabzon’da son dönemde bakkal sayısında düşüş yaşandığını belirten Baş, bu azalmanın en önemli nedenlerinden birinin basit usulde vergilendirilen esnafın gerçek usule geçirilmesi olduğunu söyledi.
Baş, vergi ve muhasebe yüklerinin artması nedeniyle özellikle emekli olup küçük bir dükkân işleten bazı esnafların iş yerlerini kapatmak zorunda kaldığını belirtti.
“Emekli maaşı artık Trabzon’da bir kirayı bile karşılamıyor. Emekli vatandaşımız evine katkı sağlamak veya torununa harçlık verebilmek için küçük bir dükkân işletiyordu. Ancak gerçek usulde vergilendirmeye geçince mali yükleri arttı ve kapatmak zorunda kalanlar oldu” diyen Baş, esnaf sayısındaki düşüşün yüzde 10 ila 15 seviyelerinde olduğunu ifade etti.
Buna karşın yeni ve daha güçlü yerel zincirlerin açıldığını belirten Baş, Trabzon’daki yerel marketlerin de şehrin esnafı ve odanın üyeleri olduğunu hatırlattı.
Gençler bakkallık mesleğine yönelmiyor
Bakkallık mesleğinin babadan oğula devam ettiği örneklerin bulunduğunu söyleyen Baş, bazı küçük işletmelerin yeni nesil tarafından büyütülerek profesyonel marketlere dönüştürüldüğünü belirtti.
Ancak gençlerin genel olarak bakkallık mesleğine yönelmediğini ifade eden Baş, bunun en önemli nedeninin mesleğin zor çalışma şartları olduğunu söyledi.
Baş, “Bakkal sabah saat 06.00’da dükkânı açmak, gece 23.00’ten önce kapatmamak zorundadır. Bir cenazesi veya düğünü olsa bile dükkânını kolay kolay kapatamaz. Ya birine emanet eder ya da açık tutar. Zor bir meslektir. Gençlerin daha kolay para kazanma isteği olduğu için bu mesleğe çok fazla yönelmiyorlar” dedi.
“Bakkallık en son Trabzon’da biter”
Türkiye’nin birçok şehrinde mahalle bakkallarının küçük büfelere dönüştüğünü ve sayılarının önemli ölçüde azaldığını ifade eden Baş, Trabzon’un bakkallık mesleğinde güçlü yapısını koruduğunu söyledi.
Baş, Türkiye’nin farklı şehirlerinde yaptığı incelemelerde Trabzon’daki bakkallık kültürünün diğer şehirlere göre çok daha güçlü olduğunu gördüğünü belirterek, “Bu meslek Türkiye’de tamamen bitecek olsa en son Trabzon’da biter” ifadelerini kullandı.
Pazar günlerindeki indirimlerde uzlaşma sağlandı
Mahallelerde semt pazarı kurulduğu günlerde bazı yerel marketlerin sebze ve meyvede büyük indirimler yapmasının pazarcı esnafını zor durumda bıraktığını belirten Baş, konuyla ilgili Pazarcılar Odası Başkanı Gökmen Emzelioğlu ile görüşmeler gerçekleştirdiklerini söyledi.
Yapılan görüşmeler sonucunda sebze ve meyvedeki indirimlerin büyük ölçüde kaldırıldığını veya ayın belirli günleriyle sınırlandırıldığını kaydeden Baş, son iki aydır bu konuda ciddi bir sorun yaşanmadığını dile getirdi.
Baş, “Fiyatlar pazarda da indirim uygulayan marketlerde de hemen hemen aynı seviyeye geldi. Şu anda bir sorun yok. Ancak kış döneminde işler düştüğünde yeniden aynı sorunla karşılaşıp karşılaşmayacağımızı takip edeceğiz” dedi.
“Küçük esnafın ekmeğiyle oynanmasın”
Büyük sermayeli işletmelerin müşteri toplamak amacıyla ürünleri alış fiyatının altında satmasının küçük esnafı zor durumda bıraktığını belirten Baş, indirimlerin makul ölçülerde yapılması gerektiğini ifade etti.
Halden 10 liraya çıkan bir ürünün markette 7 liraya satılmasının pazarcı ve manav için sürdürülebilir olmadığını söyleyen Baş, “Büyük işletmenin sermayesi güçlü olabilir. Ancak pazarcı ve bakkal esnafımız küçük sermayeyle evini geçindirmeye, çoluk çocuğuna ekmek parası kazanmaya çalışıyor. İnsanların ekmeğiyle oynamaya gerek yok” dedi.
Baş, vatandaşın indirimlerden faydalanmasına karşı olmadıklarını, ancak alış ve satış fiyatları arasında dengeli bir sistem kurulması gerektiğini vurguladı.
Satış yapılan fuarlara tepki
Şehir dışından gelen firmaların “fuar” veya “yöresel ürün günleri” adı altında Trabzon’da doğrudan perakende satış yapmasına da tepki gösteren Baş, gerçek fuarların tanıtım amacı taşıması gerektiğini söyledi.
Fuarların ürünlerin tanıtıldığı, siparişlerin alındığı organizasyonlar olduğunu belirten Baş, çadır veya stantlarda doğrudan halka satış yapılmasının yerel esnafı mağdur ettiğini ifade etti.
Baş, “Fuar adı altında panayır düzenleniyor. Kontrolsüz şekilde satış yapılıyor. Fiş ve fatura yok. Bazı yöresel ürün günlerinde gıda kontrolü de yapılmıyor. Oysa lokantacı esnafımız hijyen, belge ve üretim şartları konusunda sürekli denetleniyor. Çadırda satış yapanların da aynı şekilde denetlenmesi gerekir” diye konuştu.
“Şehrin parası şehirde kalmalı”
Yerel esnaftan yapılan alışverişin şehir ekonomisine doğrudan katkı sağladığını belirten Baş, bir bakkal veya yerel işletmede harcanan paranın Trabzon’da birçok esnaf ve ailenin içerisinde dolaştığını söyledi.
Ulusal zincirlerden yapılan alışverişlerde ise paranın doğrudan şirketlerin İstanbul veya Ankara’daki genel merkezlerine aktarıldığını savunan Baş, sözlerini şöyle tamamladı:
“Yerel esnaftan yapılan alışverişin parası Trabzon’da en az 10-15 esnafın ve ailenin içerisinde dolaşır. Ulusal zincirlerden yapılan alışverişte ise para bu şehre uğramadan genel merkeze gider. Şehir ekonomisinin canlı olması için paranın şehir içerisinde dolaşması gerekir.”





