Bir çocuğun gölgesi

Bu hafta, bazı haberlerin önünden öylece geçip gidemedik. Durduk. Ama bu kez bir sanat eserinin karşısında değil, devasa bir acının önünde durduk.

Ülkemizde çocuklar, çocukları öğretmenlerini öldürdü. Bu cümleyi kurmak bile zor, kelimeler insanın boğazına diziliyor. Çünkü çocuk dediğimiz şey, masumiyetle anılır. Oysa bazen o masumiyetin içinde bile kırılmış, ihmal edilmiş, yalnız bırakılmış bir dünya saklıdır. Eğer bir çocuğun eline şiddet geçiyorsa, orada sadece bir anlık bir öfke değil, uzun bir suskunluk vardır. Görülmemiş bir hayat, duyulmamış bir ses, anlaşılmamış bir kalp…

Zihnim beni Cudibey İlkokulu'na, 1960’ların sonuna götürüyor. Mandolin çalardık... Masalar küme haline getirilir, hep birlikte oturur, büyük bir ciddiyet ve heyecanla tellere dokunurduk. Ne o notaları unuttum ne de o heyecanı:

Sol-fa-mi, sol-fa-mi…
Sol-la-si-do, la-do-si… do-si-do-re-do-si-laaa…

O sesler hâlâ içimde yankılanıyor. Şimdi bugüne bakıp düşünüyorum: Bir çocuğun eline bir enstrüman mı verildi, yoksa uçsuz bucaksız bir yalnızlık mı? Sanatla uğraşan biri olarak her zaman şuna inandım: İnsan, içindekini bir şekilde dışarı vurur. Bazen bir ezgiyle, bazen bir çizgiyle... Ama o duygu kendine estetik bir mecra bulamazsa, ne yazık ki başka, karanlık yollar arar. Ve işte en çok buradan korkarım: İfade edemeyen, duyulmayan ve görülmeyen o çocuklardan…

Üzgünüm çocuklar…
Üzgünüm ülkem…

Hepimizin başı sağ olsun.

Bir çocuğun sustuğu yerde, dünya eksilir.

Dipnot: Her çocuğun içinde duyulmayı bekleyen bir ses vardır. O ses bir enstrümanın teliyle değil de silah sesiyle duyuluyorsa, suç sadece çocuğun değil, o sesi vaktinde duymayan hepimizindir.

{ "vars": { "account": "UA-28164355-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-DQTZ4JSXP4" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }