BİR ZAMANLAR TRABZON SÜLÜKÇÜOĞLU...

1879 Tarihinde
Trabzon pazarkapı mahallesi mısırlı sokakta doğduğunda Osmanlı nüfusuna kayıt olan
Büyük dedem
Temel Reis(Kandaz) 1900 yılında,
Hüsniye kandaz'la evliliğinden...
3 Erkek
Hüseyin, Hasan, Celal..
kandaz

3 Kız
Hatice, Harbiye, Zehra Kandaz.
Olmak üzere altı tane çocukları olmuş,

1941 yılında takım halinde Türkiye şampiyonu olan idman ocağı güreş takımı, ayakta sağ baştaki takım kaptanı dedem Celal kandaz

1905 yılında şimdiki Moloz'daki protokol caminin olduğu yerde tahta iskelenin önündeki kumsalda
6 personeliyle samsun'dan Trabzon'a yük taşımacılığı yapan en büyük mavnaların birisine sahipti.

Kendine ait mavnasıyla Samsun, Terme, Bafra'dan aldıkları sebze ve meyveleri Trabzon molozdaki tahta iskeleye yanaşarak yükünü indirir esnaflara dağıtımını sağlardı.

Yine bir gün
Samsun, Terme, Bafra'ya malzeme almaya gittiği yıl
tekneyi sebze ve meyve ile doldurup dönüş yolculuğunda şiddetli bir fırtınaya yakalanınca, kızılırmak deltasına sığınmak zorunda kalmıştı.

Kızılırmağın o yıllar delta boyunca devasa sazlıkları meşhur du,

Sazlıklara takılıp alabora olan mavnasından yaralı olarak köylüler tarafından kurtarılan
Temel reisi köy halkından Recep ağa evine alıp bir ay boyunca tedavi edilmesine yardımcı olmuş,

1952 yılı Temel Kandaz İstanbul'da Kasımpaşa da bahriyeli askerken efsane güreşçimiz olimpiyat ve dünya şampiyonu Yaşar Doğu ile

Temel Reis
Bir ay süre zarfında kızılırmak deltasında ev halkının reisi recep ağa tarafından
çamur kuyularının içinden çıkarılan,
siyah ve çok ayaklı bir hayvanın yaralarının iyileştirme tedavisinde kullanıldığını görünce ilgisini çekmiş,

Bu nedir diye merakla ve hayret dolu gözlerle bu hayvanları tanımaya çalışırken,

Aklına, bu hayvanları ben de alıp Trabzon'a getirip hastalara şifa dağıtmak için kullanabilirmiyim diye,

Recep ağa dan bir çömlek içinde
dişili erkekli 30 çift Sülük almış,
Ev halkıyla vedalaşıp Trabzona dönmüş.

Böylece
Sülük efsanesi Pazarkapı'da Mısırlı sokakta ki evinde başlamış oldu.

Pazarkapıdaki evine gelir gelmez,
evin girişine bir çamur kuyusu yaptırıp sülükleri üremeleri için
Kızılırmak deltasından getirdiği kızıl çamurun içine yerleştirmişti.

(Sülükler özellikle Kızılırmak deltasından gelen kızılçamurda daha sağlıklı ürerler)

Çok çabuk üremeyi seven sülükler
3 ay içinde yüzlerce olunca,

Etrafda, yaralara iyi geldiğini duyan mahalledeki komşular Hüsniye babaanneye gidip gelmeye ve hastalıklarına çare bulmaya başladıkca yavaş yavaş bu işi konuya komşuya anlatılmaya başlayınca işler yavaş yavaş büyümeye başlarken,

1908 yılında Temel Reis rahmetli olunca çocukları küçük olan Hüsniye babaanne,

1928 yılına kadar sülük işine ara vermek zorunda kalmıştı.

Büyük oğlu Hüseyin kandaz kars'tan aldığı peynirlerin ticaretini Trabzon'daki mağazasında ( şimdiki pazarkapı camiinin arkasındaki sıra mağazalar da) yapıyordu.

Aldığı peynirleri Trabzon'a satmak için getirirken yolda kar fırtınasına yakalanarak çığ altında kalıp vefat edince,

Bütün yük dedem
Celal kandaz'a kalmıştı.

Annesinide peşi sıra kaybeden celal kandaz
1930 yılında Aslı kandaz'la evlenince akabinde aynı yıl askere (36 ay)
gidip geldikden sonra,

Evine dönünce ilk iş olarak babasından ve annesinden gördüğü sülükçülüğü yapmaya karar vermiş.

İlk işine evindeki babadan kalma sülük kuyusunu büyütmekle başlamıştı.

Aynı zamanda 1940'lı yıllarda açılan sebze ve meyve halininde (şimdiki kadınlar pazarının olduğu yerde ) esnaflık ta yapan dedem Celal kandaz....

Sülük işini büyüttükce sülükcünün Celal diye anılır olmuş,

Dedem Celal kandaz hem ticaret hemde sporculuğuyla da öne çıkan bir adamdı.

Zamanının en iyi güreşçilerindendi.

İdman ocağının güreş takımının ilk lisanslı güreşçisi ve aynı zamanda güreş takım kaptanı ve takım halinde 1941 yılında türkiye şampiyonu olan takımın madalyalı sporcusu ve aynı zamanda efsane Gülcemal vapurunun ikinci kaptanıydı.

Dedemde meşgale çok olunca,
sülük işini bireysel çabalarıyle devam ettirmeye çalışan Aslı kandaz
Babaannem,

Sülükçünün Aslı olarak bu işlerde şifa dağıttığı duyulunca daha çok mahalledeki komşu bayanlar için,
her türlü kronikleşmiş ağrılarda,

Ayaklardaki kollardaki şiş ve ödemlerde,
dil ve yanaklardaki yaralarda ve özellikle kadın hastalıklarıyla ilgili enfeksiyonlara da iyi gelen bu müthiş dr.sülükler,

Tabiri caizse, her derde deva olunca, sülük takma işi kadınlar arasında kulakdan kulağa Trabzon'a yayılmış, Pazarkapıdaki evine haftanın üç günü,

Pazartesi, Çarşamba, Cuma günleri sülük takmak için misafir kabul eden
Aslı kandaz babaannem

Sülüklerden şifa bulanlardan
ev işlerine yardımcı olma, genellikle Ramazan ayı öncesi hazırlığı olan yufka açma koşuluyla para almadan kendince şifa dağıtmaya çalışmıştı.
(O yıllar mahalle kültürü ve dayanışması çok önemliydi)

Aslı ve Celal kandaz'ın evliliklerinden

4 erkek çocuğu
Temel, Sami, Metin, Feti Kandaz
2 kız çocuğu,
Sabire Kandaz ve Melahat Akbaytürk Kandaz olmuş.

Erkeklerden büyük olanı Temel kandaz'da uzun yıllar Pazarkapı mahallesinde
20 yıl muhtarlık yapmış Sebze meyve, kuru gıda ticaretiyle ve Tuz imalatı işiyle iştigal etmiştir.

1954 yılında Akçaabat Merkez Hamam çimeninden
(eski sebat gençlik sahasının olduğu yer) Güngör Çilingir Kandaz'la evlenmiş,

3 Erkek.
Hüseyin avni Kandaz
Hasan Kamil Kandaz
Mümtaz nihat Kandaz

2 Kız.Neslihan kandaz (Akbaytürk)
Narinç kandaz (İlarslan)

5 çocukları olmuş.

Babası (Celal Kandaz) gibi grokemen güreş yapmış zamanının en ünlü güreşçilerinden,

Olimpiyat ve dünya şampiyonu Yaşar Doğu,
Dinarlı Mehmet pehlivan ve Gazanfer bilge'yle çalışmış,

İş hayatına atıldıkdan sonra da kurduğu şirkete geleneği yaşatmak için
Sülükçüoğlu koll.şti. adını vermiştir.

Yıllarca pazarkapı 'daki eski sebze hali girişindeki dükkanlarında sebze meyve işi ve kamu kurumlarına ihale usulüyle erzak temin etme işiyle iştigal etmiş, aynı zamanda yetmişli yılların sonlarında

Doğu Karadenizin en büyük Tuz fabrikasını KÖŞK TUZ adıyla soğuksudaki arazisine kurmuş, yemeklik ve tuzlamalık tuz imalatını yapmıştır.

Aile içinde silsile yoluyla 1985 yılına kadar devam eden Sülük geleneği
1990 yılında
Aslı Babaannem hayata veda edince tamamen sona ermiş,
Bir devir böylece kapanmış yaşanmış bir tarih son bulmuştu.

Veda etme zamanı,bütün sevdiklerime,

Veda size acılar,dolmaz çilelerime,

Elveda bu dünyanın elem kederlerine,

Veda etmek ne güzel,
hayatın dertlerine

Kalbi Baharım
Veda etme bana vedalar soğuk olur üşürüm,

Vedalar da çok yağmur yağar gözlerimden islanırim,

Veda etme git ben anlarım.

Kalın sağlıcakla...

{ "vars": { "account": "UA-28164355-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-DQTZ4JSXP4" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }