Trabzonspor

Bu maç Fatih Tekke'ye yazar

Sancılı bir transfer döneminden çıkan Trabzonspor, kâğıt üzerinde güç kaybetmiş görünüyordu. Ama futbol bazen kâğıdı yırtar.

Antalyaspor karşısında dağılan takım, Samsun gibi kritik ve zor bir deplasmanda üç gol atarak kazandıysa, bunun adı tesadüf değildir. Bu galibiyet direkt hocaya yazar. Neden mi?
 Çünkü sahada bir plan vardı. Müthiş bir saha dizilimi kuruldu. Hoca direkt, oyunun içindeydi; takımıyla birlikteydi. Doğru yerde, doğru zamanda müdahale etti. Ernest Muçi, Mustafa Eskihellaç ve Chibuike Nwaiwu üçlüsünden maksimum verim alındı. Özellikle Chibuike… Oyunun görünmeyen ama belirleyici kahramanıydı. Neredeyse bütün atakların başlangıcında o vardı. Geriden oyun kurma denildiğinde adres belliydi.

Muçi futbol dersi verdi. Buna uzun uzun girmeye gerek yok.
Paul Onuachu için ise zaten söylenecek söz kalmadı. Ne vurduysa gol oldu. Bir başka kritik başlık: Sikan’dan bir sezondur beklenen “oyuna gir, oyunu değiştir, maçı kopar” rolünü bu kez Umut Nayir oynadı. Yirmi dakikalık performans, ama dolu dolu. Girdi, presini yaptı, maçı çözen asisti yaptı. Net.

“Set oyunu oynuyor”, “geçiş oyunu oynamıyor” diye hocaya yüklenen eleştiriler de bu maçla birlikte anlamını yitirdi. Doğru oyun, eleştiriyi yerinden söküp attı. İşin belki de en çarpıcı tarafı şu:
Deplasmanda maç kazanamayan bir takım devralındı. Bugün gelinen noktada, deplasman Trabzonspor’un en güçlü silahı haline geldi. Ve son not…
Bir teknik adam için en büyük referans, oyuncusunu parlatabilmesidir. Hoca bunu da yapıyor. Oulai gibi bir yeteneği parlatıyor, özgüven kazandırıyor, oyunun içine çekiyor. Bu maç yalnızca üç puan değil. Bu maç, hocanın imzasıdır.

{ "vars": { "account": "UA-28164355-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-DQTZ4JSXP4" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }