İstanbul Grand Cevahir Otel’de gerçekleştirilen programa, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Bahattin Duran, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, bölge müdürleri ve çok sayıda basın kuruluşunun temsilcisi katıldı.

Saat 16.00’ya kadar sürmesi beklenen programda, medya dünyasının dönüşümünü ele alan iki ayrı panel düzenlenecek. Dijital dönüşüm ve gazeteciliğin geleceği masaya yatırılıyor. İlk panelde, “Dijital dönüşümün basın kurumlarına etkisi, gazetecinin değişen rolü ve sürdürülebilir basın ekonomisi” başlıkları ele alınacak.

İkinci panelde ise, “Yapay zekâ destekli habercilik, yeni dijital yetkinlikler ve doğrulama süreçleri” konuları tartışılacak. Programda ilk olarak Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Genel Müdürü Abdulkadir Çay, konuştu.

İnternet teknolojilerinin habercilik pratiğinde köklü değişikliklere neden olduğunu belirten Çay, “Bu değişiklik sadece haber üretim sürecini değil kullanılan donanımları ve platformları da farklılaştırmıştır. Zaman, para ve beraberinde insan kaynağında tasarruf anlamına gelen bu dönüşüm, yapay zeka ve dijital etkinliklerle ilgili boyutu değerlendirilmesi açısından bizleri üzerinde çalışalımsa gereken alana sevk etmiştir” dedi.

Çay, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Basın İlan Kurumu 1961 yılında, yani bundan tam 65 yıl önce kamuya ait resmi ilan ve reklamların süreli yayınlarda yayınlatılması aracılık etmek amacıyla kuruldu. Bu işlere 1 Nisan 2023 tarihinden itibaren İnternet Haber Siteleri de dahil edildi. İstanbul, Ankara, İzmir illerinde hizmet vererek başlayan yolculuğumuz günümüzde 16 bölge müdürlüğünün koordinesinde Türkiye’nin 81 ilini kapsayacak şekilde güçlü örgütlenme yapısı ile devam etmektedir. Basın İlan Kurumu, sadece süreli yayınları değil basın kuruluşları ve basın dernekleri ile sektörü ayakta tutan siz değerli basın çalışanlarını desteklemektedir. Kurumumuz, düzenleyici, destekleyici fonksiyonları ile ön plana çıkmakla birlikte rehberlik eden bulunduğu çağa ayak uyduran, bu yöndeki çalışmalarıyla dijital dönüşümü sürdüren bir kurumdur. Yıllık 95 milyon sayfa görüntülenmesiyle i̇lan.gov.tr portalimiz teknoloji ile uyumumuzun en belirgin göstergelerinden biridir. Diğer yandan resmi ilan ve reklam yayınlayan internet haber sitelerini ziyaretçi trafiklerini objektif şekilde ölçümleyen Bim Analitik Uygulamamızı geliştirmeye devam ediyoruz. Ayrıca Türkiye’nin en büyük dijital gazete arşivine sahip olduğumuzu huzurlarınızda vurgulamak isterim. Görev alanımızda 2 bin 173 gazete ve internet haber sitesi bulunmaktadır.
Resmi ilan ve reklamların yayınlanması yoluyla basına sağlanan özellikle yerel medya için hayati öneme sahip kamu desteği 2025 yılında 6 milyar TL’yi aşmıştır. Bugün 65. Yılımızı hep birlikte kutlama mutluluğuna erişmişken, ilk günümüzden bugüne kamu kaynaklarının basın sektörüne adil şekilde dağıtımını sağlamaktan duyduğumuz gururu sizlerle paylaşıyoruz” dedi.

Özellikle Gazze’de terör devleti İsrail’in uyguladığı sistematik soykırımı, uluslararası hukukun ihlal edilişini, mazlum Filistin halkının haklı mücadelesini dünyaya duyurmak için kendilerini bu yola feda etmiş şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Bu sayı bildiğim kadarıyla 250’nin üzerinde… Çoğu zaman güvenlik güçlerinin, sağlık ekiplerinin bile zor erişebildiği afet bölgelerine kendi hayatını hiçe sayarak koşan, insanları bilgilendirmek için alın terinden daha fazlasını ortaya koyan, mesaisi olmayan bir iş icra eden kıymetli gazetecilerimize de huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum. Zor zamanlarda, demokrasinin onurunu korumak için çalışan gazetecileri ve basın işletmelerini de anmadan geçemeyeceğim. Bundan tam 10 yıl önce hain terör örgütü FETÖ’nün Türkiye’yi işgale kalkıştığı 15 Temmuz gecesinde, gazetelerine manşet olarak ‘FETÖCÜ darbeye milli irade tokadı’ “Halkın gücünün üstünde güç yoktur”, “Demokrasiye millet sahip çıktı” manşetlerini atıp matbaa baskısına gönderen televizyon, radyo, sosyal medya yayınları ile gecenin akışının değişmesine katkı veren kişilikli, onurlu gazetecilerimizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Bahattin Duran, özetle şu ifadeleri kullandı:

“Uluslararası düzenin irtifa kaybettiği, devletlerin alenen hukuksuz eylemlere giriştiği katliam ve soykırımların normalleştirilmeye çalışıldığı belirsiz bir dönemi tecrübe ediyoruz. Aslında bu bildiğimiz dünyanın sonu diye tanımlanan şey yep yeni bir medya düzeni de oluşturuyor. Böyle baktığımızda medya sisteminde dijitalleşme de dahil olmak üzere keskin bir dönüşüm ve belirsizlik birlikte gerçekleşiyor.

BÜYÜK ÖLÇÜDE ETKİLEĞİNİN FARKINDAYIZ

Yapay zeka teknolojileriyle daha da hız kazanan bu süreç, insanın insanla, varlıkla ve tabiki bilgiyle olan ilişkisini kökünden değiştiriyor. Bütün bu süreçlerin gazeteciliği de büyük ölçüde etkinlediğinin farkındayız. Tam da bu nedenle dönüşümüne tanık olduğumuz gazeteciliğe ilişkin bazı soruları sormamız ve cevaplarını da ısrarla aramamız gerekmektedir. Mesela; Dijitalleşme ve yapa zeka gazetecilik mesleğini nasıl dönüştürüyor. Bu dönüşümün hangi stratejik yönetişim çerçevesinde ele alınması gerekir. Gazetecilerin ürettiği bilgiler, bugün ne anlama gelmektedir. Bu sorulara vereceğimiz cevaplar aslında dijital dönüşüm sonucu, hayatımıza gören anlam ve içeriklere, daha dikkatli ve yakından bakmamız gerektiğini bize anlatır. Bunlar üzerine daha fazla düşünmemiz gerekiyor. Bu panelin de buna hizmet edeceği düşüncesindeyim.

DİJİTALLEŞMENİN GÜNDEME GETİRDİĞİ KONULAR

Dijitalleşmenin gündemimize getirdiği en önemli konulardan bir tanesi elbette hızdır.
Bu hız, bir yandan işlerimizi kolaylaştırıyor, bilgiye ulaşmamızı kolaylaştırıyor ancak diğer taraftan başka riskleri ortaya çıkarıyor. Bunun en önemli yanı doğru ile yanlış arasındaki bulanıklaşmadır.
Yani çizgi daha bir belirsiz hale gelmektedir. Tek değer ölçüsünün bu olduğu durumlarda, teyit ve bağlam gibi temel ilkelerin geri plana atılma riski oluşmuştur. Elbette, bunun tek bir çözümü vardır. O da, nedir? Medya okur yazarlığının mükemmel hale getirilmesidir. Nerede, neyi, nasıl elde edeceğin ibilen okur yazarlığa en fazla ihtiyacın olduğu döneme girdik. Hepinizin bildiği üzere dijitalleşmenin gündemimize getirdiği diğer konu algoritmalar. Bu algoritmaların belirli şirketler ve eller tarafından yönetilmesi, çok ciddi bir risktir. Deepface teknolojilerin otomatik içerik üretimi, sahte hesap ağları ve iletişimin en değerli olan şeyi, yani doğru bilgiyi zehirleyecek riskler taşımaktadır. Bu aslında dezenformasyon ve manipülasyon dediğimiz iletişim arızaların hızla yayılmasına, bakın büyük devletleri, bir takım organize gruplar tarafından bile yapılabilmesine imkan vermektedir. Bunun sonucu güven bunalımının derinleşmesidir.

BİZİ YÖNLENDİREN YAPAY ZEKALAR OLMAMALI

Tam bu noktada gazeteciye yep yepi sorumluluklar düşüyor. Hakikatin korunması ve dolaşıma sokulması risklere karşı en önemli güvencelerimizden birisi ilkeli ve etik değerlere dayalı olarak gazetecilik yapan basın emekçileridir. Burada elbette, dijitalleşmenin ortaya çıkardığı imkanlara değinmeden geçemem. Çünkü söz konusu olan şey sadece olumsuzluk değil. Bu yenilikler bize veri analizi, otomatik haber yazımı, eğilim tespiti, içerik tavsiyesi gibi önemli imkanlar veriyor. Büyük kolaylıklar sağlıyor. Bu bir anlamda gazetecilerin iş yükünün azaltılması demek. Ancak gazeteci ve büyük veri arasındaki bu kolaylaşan imkanın yönetilmesi, gazetecinin elinde olması lazım.
Bizi yönlendiren şey yapa zekalar olmamalı. Hızla erişim, iyi bir imkan ama sağlıklı ve doğru bilgiyi, haberi ortaya koymak için gazetecinin aktörlüğü eskisinden daha da önemli hale geldi.
Bu şu demek: Gazetecilik ve kurumsal medya zannedildiği gibi etkisini yitirmeyecek, aksine yeni fonksiyonlar üstlenerek daha önemli hale gelecek. Çünkü doğrulama, şeffaflık ve kaynak güvenilirliği stratejik değer. Sosyal medyada dijital alanda gördüğümüz her şeyin artık gerçek olup olmadığına, güvenirliğini teyit etmeye ihtiyacımız var. O halde bunu gören ve bu ihtiyaca karşılık veren gazeteciliğin ne kadar değerli olacağın bilmek pekala mümkün”