Doğanın Dengesi Bozulursa Bedelini İnsan Öder

Son yıllarda toplum olarak çok garip bir noktaya geldik. Bir yandan sokaklarda saldırgan köpek korkusu yaşayan insanlar, diğer yandan artan fare popülasyonu ve beraberinde konuşulan hanta virüsü gibi sağlık riskleri… Aslında bütün bunlar birbirinden bağımsız meseleler değil. Hepsi, bozulan doğa düzeninin ve kontrolsüzlüğün bir sonucu.
Eskiden doğanın kendi içinde bir dengesi vardı. Kediler avlanarak beslenir, şehirlerde doğal kontrol sağlanırdı. İnsan müdahalesi bugünkü kadar yoğun değildi. Şimdi ise iyi niyet adı altında doğanın işleyişine sürekli müdahale edilen bir dönemdeyiz. Sürekli hazır mama ile beslenen birçok kedi artık fare avlamaktan uzaklaştı. Fareye yaklaşmayan kedilerin olduğu bir dönemi yaşamaya başladık.

Elbette yanlış anlaşılmak istemem. Ben hayvanları seviyorum. Kedileri de seviyorum, köpekleri de seviyorum. Aç bırakılmalarını ya da eziyet görmelerini savunmuyorum. Ama sevgi ile kontrolsüzlük arasındaki çizgiyi de kaybetmemek gerekiyor.
Çünkü doğa sadece duygularla değil, dengeyle ayakta kalır.

Bugün şehirlerde artan fare sorunu konuşuluyorsa, hanta virüsü gibi hastalıklar gündeme geliyorsa bunun altında yalnızca sağlık problemi değil, bozulan ekolojik düzen vardır. İnsan doğaya sürekli müdahale ettiğinde, doğa da bir süre sonra farklı şekillerde tepki vermeye başlar.

Aynı durum sokak köpekleri konusunda da yaşanıyor. Özellikle saldırgan hale gelmiş ve sürü psikolojisine girmiş köpekler artık ciddi bir güvenlik problemi oluşturuyor. Çocukların korkuyla okula gitmesi, insanların sokakta rahat yürüyememesi, yaşlıların tedirgin olması normal bir durum değildir.
Buna rağmen bazı insanlar konuyu sadece sloganlarla değerlendiriyor. Oysa gerçek hayat sosyal medya yorumlarından ibaret değil. İnsan güvenliği her şeyden önce gelir. Bir çocuğun canı, bir annenin huzuru, yaşlı bir insanın güvenliği görmezden gelinemez.

Burada mesele hayvan düşmanlığı değil; aklıselim düşünme meselesidir.

Saldırgan köpeklerin mutlaka toplanması, rehabilite edilmesi ve kontrol altına alınması gerekiyor. Aynı şekilde doğanın kendi düzenini tamamen bozacak müdahalelerden de uzak durulmalı. Çünkü kontrolsüz merhamet bazen hem insanı hem doğayı zarara uğratabiliyor.
Bugün ihtiyacımız olan şey bağırmak değil, dengeli düşünmek.

Hem hayvana merhamet eden hem insan hayatını önceleyen gerçekçi çözümler üretmek zorundayız.
Çünkü unutulmamalıdır ki;

Doğanın dengesi bozulduğunda bunun bedelini en sonunda insan öder.

{ "vars": { "account": "UA-28164355-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-DQTZ4JSXP4" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }