Normalde devre araları nefes alma, toparlanma ve ardından transfer yapma zamanıdır; Trabzonspor içinse bu devre arası doğrudan maçla başlıyor. Beşinde Galatasaray maçı var. Sol bek yok, sol ön yok, eksikler çok, kadro dar.
Bir yandan saha var, bir yandan masa var. Bir yandan maç hazırlanıyor, bir yandan transfer dönüyor. Savunma, kanat, forvet… Beklenenler var, gidecekler var, gelecekler var; soru işaretleri bol. Ve Fatih Tekke tam bu iki dünyanın ortasında duruyor. Sabah idman, öğleden sonra video, akşam oyuncu takibi. Gün gün isim izliyor, gelen her öneriyi bizzat kontrol ediyor, kolay karar vermiyor, hatta fazlasıyla oyuncu reddettiği biliniyor.
Bu bir “liste doldurma” süreci değil, bir “seçme” süreci. Tekke profili seviyor, rol seviyor, uyum seviyor. İsme değil, ihtiyaca bakıyor. Bu yüzden süreç yavaş gibi görünüyor ama aslında filtre çok sıkı.
Tesislerden çıkmadığı söyleniyor, abartı değil. Dün takım izinliyken bile bütün günü tesislerde geçirdiği, maç ve oyuncu izlediği konuşuluyor. Yani sahada kim oynayacak sorusu kadar, masada kim gelmeli sorusu da onun gündeminde. Kısacası Tekke şu an sadece teknik direktör değil; aynı anda planlamacı, izleyici, eleştirmen ve bekçi. Kadroyu korumaya, hatayı azaltmaya, aceleyi frenlemeye çalışıyor.
Ve bu devre arası, Trabzonspor için bir nefes değil; bir eşik. Tekke de o eşiğin tam ortasında duruyor.