AK Parti Amasya Milletvekili , Türkiye'nin önde gelen iletişimcilerinden biri olan Naci Bostancı, Türkiye'den Oğuzhan Şahin'e 17 Aralık operasyonu analiz etti. Bostancı "Bu öyle bir psikolojik harp ki Naziler'in propagandaları gibi." dedi.

İşte Bostancı'nın o çok önemli açıklamaları:

Hükümet'in "psikolojik harp" olarak nitelediği üç ayaklı operasyonun psikolojik şifreleri de çözülüyor. Gezi Parkı olaylarında halkın çevre hassasiyeti öne çıkarılırken; son operasyonda sembol haline getirilen "ayakkabı kutusu" ve "para sayma makinesi" medya dili açısından analiz edildi. Deneyimli bir iletişimci olan AK Parti Amasya Milletvekili Naci Bostancı, şu tespitlerde bulundu: "Yolsuzluk tartışmalarıyla ilgili merkeze oturan iki metafor dikkat çekiyor; para sayma makinesi ve ayakkabı kutularından çıkan paralar. Meclis'ten medyaya kadar her yerde odak nokta bu iki unsur. Gerçekten o kişilerin evlerinden bunlar çıktı mı, yoksa mesele başka bir surette mi bilemem. Ancak mevcut tartışmalar bana bu iki metaforla birlikte işi hakikatinden ve bağlamından uzaklaştıracak tarzda kışkırtıcı bir surette yürüyor gözüküyor. Kitle iletişim çağında iktidar mücadeleleri ve siyasal kavgalar artık iletişim diline çevriliyor. Böylelikle gerçekten ziyade iletişim üzerinden inşa edilen gerçeklik öne çıkıyor.

PARA SAYMA MAKİNESİ VE AYAKKABI KUTUSUNA DİKKAT

Dizi yapımcıları kadar seyircileri de bilir. İyi bir dizi, seyircisine 'ben olsaydım ne yapardım?' sorusunu sordurabilen ve bunun üzerinden diziye katabilendir. Para sayma makinesi ve ayakkabı kutularından çıkan para metaforları da, herkesi bu tartışmaya kesinlikle 'kışkırtıcı şekilde' dahil olmaya çağırıyor. İnsanların kendi hayatlarıyla karşılaştırma yapmalarının önü açılıyor. 'Benim evde niye para sayma makinesi yok? Çünkü onunla sayacak kadar param hiç olmadı..' Ya da 'Niçin benim evimdeki ayakkabı kutuları boş?..' Öfke ve nefret temsilleri için uygun metaforlar bunlar. Günlerdir bunu yaşıyoruz. Dünyanın her yerinde kitle iletişiminin nasıl benzeri tarzda kullanıldığını biliriz. Naziler'in propagandaları gibi. Çıplak gözle baktığınızda size olağan görünen bir manzara; uygun açı, kadraj ayarlaması ve ışıkta muhteşem bir manzaraya dönüşebilir. Aynı iş siyasette de yapılıyor. Ortaya çıkan sonuç; ahlak, vicdan, adalet arayışı içinde olanları medya okuryazarlığına çağırıyor. Ben de aman dikkat diyorum."