Havza plansızlıkları ve acı sonuçları

Havzalardaki su kaynaklarının ve canlı yapısının(Fauna, Flora Yani Ekosistem) korunması geliştirilmesi ve bozulmasını önleyerek sürdürülebilirliğini sağlayıp kullanma dengesini oluşturmak için havzanın bütününün esas alınarak yapılan bir planlamadır.Havza içerisinde su kaynakları, tarım alanları, meralar, SİT alanları, yollar, yerleşim alanları, turizm alanları ve tesisleri,ormanlar, yaban hayatı ve tek yıllık bitkiler ile maden yatakları gibi bir çok varlık bulunmaktadır.Onun için planlama yaparken kesinlikle alan çalışması önce bir MASTER plan dahilinde incelenip daha sonrada çevre düzeni planı hazırlanarak havzanın hangi amaçlarla kullanılması gerektiği ortaya konulmalıdır ki sağlıklı bir çalışma yapılabilsin.

Su yaşamın temel bir kaynağı olduğu gibi aynı zamanda ekonomik bir mal ve uygarlıktır.İlimizde ve ülkemizde milyarlarca metreküp su boşuna akıp giderken belediyelerimiz ay geçmiyorki su'ya zam yaparak insanları bunaltmaktadır.Ayrıca tarımda yeteri kadar sulama yapılamamakta ve önemli ölçüde ürün kayıpları ve daha bir çok sorun yaşanmaktadır.İşte tamda burada havza planlamalarının yapılmamış olması bir çok yönden milli kaynak israfını tetiklemektedir.Onun için havza bazlı su kaynaklarının planlanması o havzadaki toprakların uygun kullanımı, sosyal ve ekonomik açıdan ortak paylaşımın gerçekleşmesi ve bir bütünlük sağlama açısından önem arzetmektedir.

Ayrıca su havzalarında yaşayan insanların yaşam kalitesinin artırılması hem yerel ve hemde ulusal açıdan önem taşımaktadır.Bu bağlamda su kaynaklarının havza ölçeğinde ele alınması hayati olup, muhakkak bir veri tabanı ve bilgi bankası oluşturulmasıda ayrıca önem taşımaktadır.Zira hiç bir proje geriye yönelik veri olmadan ileriye yönelik karlı projeksiyonların üretilmesini imkanlı kılmaz.Planlamalarda muhakkak havza yerleşimlerindeki halkın katılımıda sağlanarak sivil inisiyatifle idari yapı ortak sorumluluk almalıdır.Gel görki bu anlamda imar planları hazırlanırken hiç bir yetkili havzaların durumunu dikkate almadan alelacele işi sonuçlandırmaktadırlar.Halbuki imar planı yapılmadan su havzaları planlanarak bu plan olduğu gibi imar planı içine yerleştirilerek koruma altına alınsın ve kaynak israfıda önlenmiş olsun.

Bu çalışmalar yapılırken ;


1- Derelerin ve göllerin kıyı kenar çizgilerinin olup olmadığına bakılmaksızın özellikle havza içi ywrleşim alanlarında rant yaratmak için yüzyıllar içinde oluşan dere mecrasının akış rejimine ve feyezanlı dönemlete bakılmaksızın dere alanlarının daraltılması,
2-Derelerin yağmurly mevsimlerdeki ve kar erime dönemlwrindeki debilerinin dikkate alınmaması,
3-Yol ve benzeri alt yapı faaliyetlerinde yiene derelerin doğal yapılarına müdahale edilmesi,
4-Derelerin su kapasitelerine çok ayrıntılı olarak bakılmadan nerede bir düşü yüksekliği yakalanırsa o alana hemen bir HES(Hidroelektrik santralı) yapılmasına izin verilmesi,
5-Havzaların yıllık yağış alma rejimlerinin geriye yönelik en az yirmi yıl ve daha fazla zaman dilimlerine göre veri tabanlarının olmaması sağlıklı planlama için engel teşkil etmesi,
6-Konut inşaatlarında dere kenarlarına ev veya/ evlerin yapılmasına izin ve,
rilmesi
7-Kırsalda veya kentlerde olsun maliyet gerekçesiyle çoğu zaman jeolojik etütlerinin yspılmamas,
8-Dere kenarlarına konut yapılmasına izin, ruhsat verenler ile bu projeyi imzalayanların bir zarar ortaya çıktığında sorumlu tutulmamaları,
9-Havza planlamasındaki sorunların ortadan kaldırılması için ozellikle orta ve üst havza kısımlarında yaşayanlar insanların planlama sürecine dahil edilmesi,
10-Sağlıklı bir planlama ve iyi sonuç elde etmek için uygun havzalarda toprak toplulaştırmalarının yapılması,
11-Yağış öncesinde kırsal kesimde yaşayan insanların oluşacak risklerden korunmaları için havza planlamalarında erken uyarı sistemininde muhakkak kurulması bu anlamda erişim ve iletişimin kullanılabilir halde olması,
12-Akarsulardan sorumlu kuruluşların sayıca fazla olmasının yarattığı karmaşanın önüne geçilmesi için sorumluluğun bir an önce tek elde sağlanması,
13-Su idaresi ve planlamasında çıkarılmış olan onlarca Kanun, Tüzük ve Yönetmeliklerin tek bir kanun altında toplanmamasının yarattığı çarpıklığın hala devam ediyor olması,
14-Bugüne kadar tedbirsizlikler sonucu başta insanlarımızın ölümü olmak üzere oluşan devasa milli zararlara karşın hala olayın önüne geçilmesi anlamında çalışmaların yspılmamasıda her iki anlamda anlaşılabilir değildir.

SONUÇ OLARAK;


Bu konu ulusal bir mesele olup her şeyin sil baştan ciddi bir planlama ile ele alınarak sel taşkınlarında can ve mal kaybı minimize edilmelidir.Bunca can ve mal kaybı yaşandıktan sonra önlem almak yara sararken başka bir bölgede felaketin dsha ağırı yaşamaktadır.İnsanımızın yaralarının sarılması ulusal bir görevdir ancak TC koruması altında olmak öldükten sonra devreye girmek şeklinde değil bu varlık ve güç feleketten önce gösterilmelidir.Bunun yoluda kesinlikle havza planlanmasından geçmektedir yoksa doğa bize ne zaman darbe vuracak belli değildir.Onun için radikal önlemler bir an önce devreye sokularak sağlıklı ve güvenli planlar hazırlayarak hayata geçirilmelidir.
ZİRA DOĞA KENDİSİNDEN ALINANI BİR GÜN MUTLAKA GERİ ALMAKTADIR.BÖLGEMİZDE YAŞANAN ACI OLAYLAR ALINMAYAN ÖNLEMLERİN BİR İSPATIDIR

{ "vars": { "account": "UA-28164355-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-DQTZ4JSXP4" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }