İran İslam Cumhuriyeti Trabzon Başkonsolosu Naser Mohebat, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti'nde gündemle alakalı açıklamalarda bulundu.
İran İslam Cumhuriyeti Trabzon Başkonsolosu Naser Mohebat, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nde yaptığı açıklamada, İsrail ve ABD’nin saldırılarında sivillerin ve çocukların hayatını kaybettiğini belirterek yaşananların insanlık adına unutulmayacak acılar bıraktığını söyledi. Türkiye’ye teşekkür eden Mohebat, İran’ın savaş istemediğini vurgulayarak, “Türkiye’yi kardeş ülke olarak görüyoruz” dedi.
İran İslam Cumhuriyeti Trabzon Başkonsolosu Naser Mohebat, "Bugün size misafir olduk, çok teşekkür ederiz. Biz Türklerde yaklaşık 3 yıla yakın Trabzon’da görev yapıyorum. Çok iyi ve güzel insanlar var. Komşumuz merhametli, bizlerle beraber oldu. Hiçbir zaman kendimi yabancı hissetmedim çünkü Türkiye ile çok ortak şeylerimiz var; kültürde, yemekte ve konuşmalarda bu açıkça görülüyor. Bu nedenle tüm Türkiye halkına ve hususen Muhammetli’ye teşekkür ediyorum. Bu savaş, ABD ve İsrail tarafından bizim ülkemize yapıldı. Maalesef çok sayıda insan kayboldu; siviller ve çocuklar büyük sıkıntılar yaşadı. Buna çok üzüldük. Bizim kültürümüzde askerlerimizin şehit olması farklı değerlendirilir; askerin şehit olması halinde “başınız sağ olsun” denir ve aile tebrik edilir. Bir ailenin oğlu ya da kızı savaş meydanında şehit olduğunda, hak yolunda canını verdiği düşünülür. Ancak savaş meydanında olmayan sivillerin, özellikle çocukların hayatını kaybetmesi çok zor bir durumdur; buna çok üzüldük. Bizim okulda 168 çocuk kayboldu ve şehit oldu. Günümüzde kullanılan füzeler eski füzeler gibi değil; kameraları var ve hedeflerini önceden belirliyorlar. Okulun duvarları pembe ve maviye boyanmıştı, kız çocukları kendi resimlerini çizmişti. Buna rağmen bu binalar hedef alınarak bombalandı. İlk saldırıda bazı çocuklar ve öğretmenler şehit oldu. Daha sonra öğretmenler ve aileler çocuklarını okuldan almaya geldiler. İlk füze ile ikinci füze arasında yaklaşık 15 dakika vardı. Son füze geldiğinde çocuklarını almaya gelen anne ve babalardan da şehit olanlar oldu. İkinci saldırı da aynı yeri hedef aldı ve kalan çocukların çoğu, özellikle kız çocukları, şehit oldu. 15 öğretmen ile anne ve babalar hayatını kaybetti. Çocuklarımızdan biri, 8 yaşında bir erkek çocuktu; geriye sadece ayakkabısının bir eşi kalmıştı. Çocuktan hiçbir iz kalmamıştı. Ne insanlık ne de savaş hukuku burada vardı; bunu unutmak mümkün değil" dedi.
İran İslam Cumhuriyeti Trabzon Başkonsolosu Naser Mohebat açıklamalarına şu sözlerle son verdi:
"Bizim rehberimiz de şehit oldu; kendisi de bunu istiyordu. Bizim kültürümüzde tarih boyunca hak yolunda çalışanlar için şehadet arzusu vardır. Ancak çocuklarımızın şehit olması bizi derinden üzdü. Dünyada İranlıların bu şekilde dimdik ayakta durması birçok insanı şaşırttı. Bir ülkenin binaları yıkılsa, rehberi şehit olsa bile o ülkenin yıkılmaması dikkat çekti. Bizim ülkemiz, Türkiye gibi köklü bir kültüre sahiptir; bu nedenle kolay kolay yıkılmaz, mümkün değildir. Ülke dimdik ayakta durur ve istikrarını korur. İran halkı da bu süreçte çok önemli bir rol oynadı. Ocak ayında yaşanan olayları hatırlarsanız, ekonomik nedenlerle protestolar olmuştu. Bu tür olaylar birçok ülkede yaşanabiliyor. Ancak bu protestolar sırasında ABD’nin silahlı kişileri araya sızdırdığı daha sonra ifade edildi. İran halkı bunu fark etti ve protesto edenler de durumu anladı. İran hiçbir zaman savaş istemedi ve önceden hiçbir ülkeye saldırmadı. Saldırıya uğradığında ise karşılık vererek direndi. 12 gün süren savaştan önce, geçen yılın son cuma günü müzakereler yapılıyordu ve pazartesi günü devam etmesi planlanıyordu. Ancak cumartesi günü saldırı gerçekleşti ve yeni bir savaş başladı. İran’ın şu anki tutumu ise nettir: Eğer ateşkes olacaksa, tüm savaşlar bitmeli ve sonrasında müzakere yapılmalıdır. Müzakerenin şartı budur. Bu da İran’dan önemli bir mesajdır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bu konuda iyi mesajlar gönderdiler. Biz de Türkiye’yi kendimize kardeş olarak görüyoruz. Türkiye’nin Amerika’ya destek olacağı gibi bir düşüncemiz hiç olmadı. Türkiye’nin amacı da bu savaşın bitmesini sağlamaktı."





