Gelelim maça… İlk 11’e baktığımızda Malouda yine yoktu… Bırakın 11’i, kendisine 18’de bile yer verilmemişti. Anlaşılan o ki, bu oyuncu bağlarını tamamen koparmıştı futboldan… En azından Trabzonspor’dan… Olabilir, yeter ki az hasarla bu badireyi atlatsın kulüp.
Maça gelince daha ilk dakikada Adrian’ın kaçırdığı gol, saç baş yolmamıza neden oldu. İlk yarı çok hareketliydi ve bunun sonucu olarak sadece Janko 3 mutlak golü neredeyse boş kaleye gönderemedi. Yusuf ve Olcan sağ ile sol kanatlarda iyi top taşıdılar ancak Olcan son vuruşlarla çok kötüydü, Janko’ya ayak uydurdu. Janko ülkesinde sürekli neden oynamadığını bilmediğini açıklayıp duruyordu. Dün akşam her halde neden oynamadığını kendisi de anlamıştır. Bir forvet ancak bu kadar beceriksiz olabilirdi!
Adrian oyuna iyi başladı, sonra silindi. Zokora sanki 3 Nisan’daki düğününe hazırlanmak amacıyla kart görmek, cezalı duruma düşmek için çırpındı. İlk yarıda bazen Zokora, bazen Bosingwa ve zaman zaman da Colman’ın hatalarıyla Kasımpaşa pozisyon buldu ama Trabzonspor’un kaçırdıkları yanında bunlar devede kulaktı.
İkinci yarının büyük bölümünde maç orta saha mücadelesi şeklindeydi. Hatta, Kasımpaşaspor’un daha atak olduğunu söyleyebiliriz ama pozisyon üretmekte zorlandılar. Bu bölümün önemli kısmında Colman, Adrian orta sahada yürüdü, Janko, forvette Leyla gibiydi ama baş rol Olcan’a aitti. Bu oyuncunun şımarıklığına artık birileri dur demeli… Hami Mandıralı nasıl ki Malouda’ya gerekli dersi verdi, sıranın Olcan’da olduğunu bilmeli… Çünkü böylesine tek başına, böylesine arkadaşlarına saygısızca işler yaparak takımının gol atmasını engelleyen bir futbolcu olsa olsa takımın ahengini bozar!
Dün olduğu gibi…
Sonuç olarak çok ihtiyaç duyulan 3 puan yerine 1 puanla yetindik dün akşam… Kaçan 2 puanı umarım aramayız. Ama bu maçta Özer, Henrique ve Bourceanu’yu çok aradık!
Yanlışım var mı?