Kelimeler, kavramlar ve iletişim

Yaşadığımız döneme bir isim vermem istenseydi buna hiç düşünmeden “iletişim çağı” derdim. Günümüzde güçlü bir iletişim birçok eksiği tamamlar hale geldi. İlerleyişlerin insan ilişkileri, ifade gücü ve anlatabilme becerisiyle bağlantılı oluşu bu kavramın önemini daha da artırdı. Değişen dünya düzeninde nitelikli insan tabiri güçlü iletişim becerisine sahip olan ve bunu asli yeteneğine entegre eden insanlar için kullanılıyor artık.

Tarih boyunca hatiplerin, insanları ve toplumları nasıl yönlendirdiği, ateşli ve etkileyici konuşmaların toplum üzerindeki etkisi tarihi olaylar ile sabittir. Etkileyici bir konuşmanın koskoca ordulardan daha güçlü olduğu zamanlar olmuştur. Kalemin kılıçtan keskin oluşu dil ve iletişim becerisine yapılan atıftır aslında. Kalemi söz,kelam; kılıcı ise çatışma, kaba güç olarak ele alırsak sözün bize işaret ettiği ve yönlendirdiği kavram: iletişimdir. Genelden özele inecek olursak iletişim aslında kelimelerin gücüne inanmaktır. Kelime dağarcığı geniş insan kendini ifade etme ve muhatabıyla bağ kurma konusunda her zaman diğerine göre daha başarılıdır. Fikir işçisi Cemil Meriç “Her kelime bir kavramın bayrağıdır” diyerek bize düşüncenin temelinde kelimelerin olduğunu işaret etmiştir. Böylece daha çok kelime daha farklı düşünmeyi, bu aynı zamanda üretkenliği ve üretkenlik ise insanın çevresini ve toplumu etkileyecek derecede güçlü bir bağa sahip sarmal bir beceridir. Düşünce derinliği ve ifade gücüne sahip insanlar gündelik hayatta kullandıkları kelime sayısı ve bu kelimelerin onları sevk ettiği derin düşüncelerle bu özelliklere sahip olmayanlardan bariz bir şekilde ayrışıyorlar. Bunun altında yatan sebep kelimelerle kurulan sıkı bağ ve onlar üzerine yapılan muhakemelerdir. Yüz yıl önce yazılan kitaplar sadeleşti, sadeleşen kitaplar düşünce dünyamızın tohumu olan kelimeleri unutturdu. Unutulan kelimeler yerine önümüzde konulan sade kelimelerle düşüncemiz de sadeleşti. Ve böylece kısır bir döngüye girmiş olduk. Görüldüğü üzere kelime ve güçlü iletişim birbirinden ayrılmayacak iki parça. Kitap okumak, olayları okumak, toplumu okumak bu üç sac ayağını kurabilen bir bireyin şu an olduğu yerden daha iyi bir yerde olacağı kesin.

Son yıllarda bu gerçeğin farkına varıldığı ve çalışmalar yapıldığı su götürmeyen bir gerçek. Uygulanan sınavlarda anlama becerisi bütünün büyük bir parçası haline geldi. Sınavlar yorumlama gücünü ölçmeye yönelik. Toplumu ve olayları okumanın önemi gittikçe artarken bu değişikliğin doğru bir hamle olduğunu söylemek gerekir. Bütün bu çalışmaların sonu bir yere çıkıyor. İrade sahipleri de biliyor ki güçlü toplum güçlü iletişim demektir.

{ "vars": { "account": "UA-28164355-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-DQTZ4JSXP4" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }