KRONİK HATA

Fatih Tekke’nin son haftalarda tercih ettiği oyun anlayışı, sokak tabiriyle söylemek gerekirse,
kendi bacağına sıkmak gibi.

Kontrollü oynama ısrarı; dar alanda temposu düşük, topsuz hareketi zayıf ve üçüncü bölgede
karar alma süresi ağırlaşmış bir oyuncu grubuyla birleşince Trabzonspor’u ligin savunulması
en kolay takımlarından biri hâline getiriyor.

Bu kadroyla set oyunu oynamaya çalışmak, sahadaki gerçeklerle inatlaşmak anlamına
geliyor. Birbirleriyle bağlantısı zayıf bir ileri hattın, yerleşmiş savunmaya karşı kenar ortaları
dışında nasıl gol üreteceğine dair sahada bir ezberi yok. Gol katkısı kağıt üzerinde fena
görünmese de, set oyununda üretkenliği artıramayan; ortadan rakibi delmeye yönelik
meziyetleri sınırlı kalan Muçi’nin de bir “on numaradan beklenen birçok özelliği sahaya
yansıtamadığı ortada.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Varmak istediğim şey şurası: Trabzonspor bu oyuncu
grubuyla daha üretken olabilir. Bunu daha önce gördük. Fakat bu oyun anlayışı ile değil.

Tempo yükseldiğinde, önde baskı yapıldığında, cesur oynandığında bu takım bambaşka bir
kimliğe bürünüyor. Topu rakibe bırakmadan, ikinci topları toplayarak, geçişi kollayarak
oynadığında Trabzonspor hem daha diri hem de daha tehditkâr bir takım oluyor.

Bugün gelinen noktada bu oyun anlayışı ile: Kenardan isabetli orta yok, ortadan delme yok,
topsuz oyunda hareket yok… Sonuç olarak rakipler için oynanması son derece kolay bir
Trabzonspor var.

Set oyununda ısrar etmek, eldeki malzemeye rağmen bambaşka bir elbise dikmeye çalışmak
gibi.

Ve evet, bu cümleyi kullanmayı her zaman sevmesem de söylemek gerekiyor: Bu oyun
Trabzonspor’un büyüklüğüyle bağdaşmıyor. Bazı maçlarda Trabzonspor dediğin takım,
tempo koyan, baskı yapan, top rakibe geçtiğinde huzur vermeyendir. Bazen rakibi boğan
takımdır. Bir süredir sahada bunların hiçbirini göremedik.

Taraftarın itirazı da zaten skordan çok oyuna. Trabzonspor’un ne olmadığını da, ne
olabileceğini de taraftar görüyor. Fatih Tekke, futbolculuk dönemindeki isyan eden,
mücadeleden kaçmayan karakteriyle bu camianın gönlünde taht kurmuş bir isim. Takımın
başına geldiğinde ön alan baskısı ve hızlı geçişlerle bu kadronun neler yapabileceğini de
gösterdi.

Bugün asıl hayal kırıklığı yaratan şey, o kimlikten uzaklaşıp bu oyunu kabullenmiş görüntü.
Akılcı oynamak, temposuz ve mücadelesiz oynamak anlamına gelmiyor. Trabzonspor’un
ruhuna yakışmayan bu teslimiyet hâli, sahadaki puan kaybından çok daha ağır bir yük
bırakıyor tribünlerin omzunda.

{ "vars": { "account": "UA-28164355-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-DQTZ4JSXP4" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }