DİKKATİ ELDEN BIRAKMADILAR…

Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın 2 yıllık icraatlarını anlattığı basın toplantısı, sadece içerikle değil, kurgusuyla da dikkat çekti. Yaklaşık 3 saate yaklaşan program boyunca ne katılımda bir düşüş yaşandı ne de içerikte bir dağınıklık hissedildi. Bu tablo tesadüf mü? Görünen o ki değil…

Toplantının perde arkasında Ortahisar Belediyesi Basın Müdürlüğü’nün ciddi bir hazırlığı var. Etkili bir tanıtım filmiyle açılış. Rakamlarla desteklenmiş basılı materyaller ve detaylı, veri odaklı bir sunum. Yaklaşık 10 dakikalık videoda sadece yapılan işler değil, aynı zamanda belediyenin “halkçı ve kamucu” yaklaşımı da özellikle vurgulandı. Ardından gazetecilere dağıtılan kitapçıklarla sözlü anlatım, somut verilerle desteklendi. İşin bir diğer kritik noktası ise sunumun kendisiydi. Ahmet Kaya’nın yaklaşık 1,5 saat süren anlatımını ayakta yapması, teknik bir detay gibi görünse de toplantının temposunu diri tutmak amacıla yapılan bir düzenleme olduğunu belirtelim.

Program 3 saat sürdü diyoruz ya burada risk, katılımcıların enerjisinin düşmesiydi.. Bu noktada da soru cevap bölümüne geçildi. Organizasyonun sahadaki koordinasyonunda ise Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Elif Çavuş ismi ön plana çıktı. Yine ön sunum ve ara sunumu da Çavuş gerçekleştirdi. Ama burada Özel kalem Müdürlüğünün de hakkını yememek lazım. Çünkü Özel Kalem Müdürü Temel Eyüboğlu ile Elif Çavuş, program başlamadan önce Başkan Ahmet Kaya ile akışı burada herhangi bir aksilik olmaması adına yeniden gözden geçirdi. Hatta kimi notlar üzerinde düzenlemeler de yapıldığını belirtelim. Yapılan hizmet kadar, o hizmetin doğru kurguyla anlatılması da en az onun kadar belirleyici.

BU BAŞARI TEK KİŞİLİK DEĞİL

Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın 2 yıllık değerlendirme toplantısından devam edelim. Ahmet Kaya’nın 2 yıllık performansını anlattığı toplantıda, dikkat çeken bir detay vardı: Soruların önemli bir bölümü doğrudan belediyenin yetki alanına girmeyen başlıklardan geldi.

Tam da burada o meşhur söz akla geliyor: “Çuvaldızı kendine, iğneyi başkasına…”

Çünkü tabloya bakıldığında, basın cephesinin de kendine dönüp bakması gereken bir durum ortaya çıktı. Projelerin içeriği, uygulama süreçleri ya da teknik detaylar yerine, daha genel ve farklı kurumların alanına giren soruların ağırlıkta olduğu görüldü. Ancak bazı sorular var ki, siyaseten kritik sorular arasına girebilir diyebiliriz. Mesela CHP’li Belediyelere yapılan operasyonlar ve farklı partiye geçen CHP’li Belediye Başkanları. Ama işin bir diğer tarafı da var…

Soruların niteliği ne olursa olsun, Ahmet Kaya hepsine rahat ve kontrollü yanıtlar verdi. Bu da tesadüf değil. İlçe başkanlığından milletvekilliğine, oradan belediye başkanlığına uzanan siyasi geçmiş, bu tür zeminlerde refleksi güçlü bir profil ortaya koyuyor. Asıl “ince hamle” ise soru-cevap bölümünde geldi. Normal şartlarda birçok yönetici, bu tür toplantılarda tek başına sahnede kalmayı tercih eder.

Ancak Kaya, sunumun ardından ekibini yanına alarak farklı bir mesaj verdi. Bu, sadece bir görüntü değil; bilinçli bir iletişim tercihiydi. Verilmek istenen mesaj netti: “Bu başarı tek kişilik değil.”

Siyasette bu tür jestler küçük gibi görünür ama etkisi büyüktür. Hem kurum içi motivasyonu artırır hem de kamuoyuna “ortak akıl” vurgusu yapar.

HEDEF TRABZON’DAN 2 GEMİ…

AK Parti Trabzon İl Başkanı Sezgin Mumcu, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamayla bir kez daha Filistin meselesine dikkat çekmişti. Özellikle Mescid-i Aksa başta olmak üzere bölgede yaşanan gelişmelere vurgu yapan Mumcu’nun, ikinci kez yola çıkmaya hazırlanan “Sumud Filosu”na destek mesajı vermesi, Trabzon’da da karşılık bulmuş durumda.

Ancak işin dikkat çeken kısmı sadece açıklama değil. Edinilen bilgilere göre, AK Parti İl Başkanlığı bu süreci sadece sözde bırakmak istemiyor. Trabzon’dan somut bir katkı sağlanması adına maddi destek kampanyası için hazırlıklar hızla ilerliyor. Hedef ise net: Sumud Filosu’na Trabzon’dan iki gemi ile katkı sunmak. AK Parti Trabzon il Başkanlığı 2 gemi için taahhütte bulunmuş ve onların karşılayacağı 2 gemi Sumud filosuna katılmış durumda. Tek bir geminin maliyetinin 100 bin dolar civarlarında olduğunu söyleyebiliriz. Şu an için ise 1 gemi tamamlanmış diğerinde de %20’lik bir oran geride kalmış. Bu noktada sürecin koordinasyonu için görevlendirilen isim de bu konuda hassasiyetiyle tanınan bir isim olan İl Başkan Yardımcısı Hüseyin Salimoğlu…

Başkan Mumcu’nun ve AK Parti kanadının bu konudaki hassasiyeti de kamuoyunda fazlasıyla da takdir topluyor.

TRABZON 12 ŞEHİR İÇİNDE…

Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde düzenlenen Doğu Karadeniz Kariyer Fuarı (DOKKAF’26), sadece bir organizasyon olmanın ötesine geçmiş durumda. Türkiye genelinde 7 bölge ve 12 şehirde planlanan bu büyük organizasyonun Trabzon ayağı, sahadaki tabloya bakıldığında farklı bir noktaya oturuyor. 21-22 Nisan tarihlerinde, Karadeniz Teknik Üniversitesi Prof. Dr. Osman Turan Kültür ve Kongre Merkezi ev sahipliğinde gerçekleşen fuar, gençlerle iş dünyasını doğrudan buluşturdu.

Ancak konuşulan asıl mesele, Trabzon’un bu organizasyondaki ağırlığı… 64 özel sektör temsilcisi ve kamu kurumlarının yer aldığı fuar, kağıt üzerinde diğer şehirlerle aynı görünse de sahadaki ilgi, katılım ve etkileşim Trabzon’u bir adım öne taşıdı diyebiliriz. Trabzonluların yanısıra çevre illerden de yoğun bir ilgi vardı. Özellikle gençlerin yoğun ilgisi, Trabzon’un bu tür organizasyonlarda artık sadece “ev sahibi” değil, aynı zamanda bir çekim merkezi haline geldiğini gösteriyor. Şehrin son dönemde artan organizasyon kabiliyeti de bu tabloyu destekliyor.

Ankara’daki Trabzon Günleri’nden sonra şimdi de DOKKAF… Trabzon’un adı, artık sadece bölgesel değil, ulusal çapta yapılan organizasyonlarla daha fazla anılıyor.
Kısacası, 12 şehir içinde yer almak önemli ama Trabzon’un verdiği mesaj daha net: “Ben sadece listede değilim, sahadayım.”

TRABZONSPOR’UN PROJESİNİ GS YAPIYOR!

Trabzonspor yönetiminin Aralık ayında gerçekleştirdiği kongrede gündeme getirdiği stadyum yanındaki AVM projesi, şehirden beklenen desteği bir türlü göremedi. O gün alkışlanan, “vizyon proje” olarak sunulan çalışma bugün adeta askıda.

Dikkat çeken nokta ise şu: Siyasi partilerin büyük bölümü projeye sahip çıkmak yerine, olası sorunları gündeme taşıyor. Kimi trafik yükünü işaret ediyor, kimi dolgu alan tartışmalarını… Elbette bu başlıklar önemli ama ortada bir gerçek var ki; Trabzonspor’un geleceğine katkı sunacak bir yatırım konuşulurken, çözüm üretmek yerine sorun saymak ön plana çıkmış durumda.

Açık konuşalım… Bu şehirde beklenti, projeyi yavaşlatacak gerekçeler değil, o gerekçeleri ortadan kaldıracak iradedir. Trafik mi sorun? Çözülür. Altyapı mı eksik? Planlanır. Ama bunları konuşmak yerine “olmaz” demek, Trabzon’un yıllardır yakalayamadığı ivmenin bir başka örneği olarak karşımıza çıkıyor.
Tam da bu noktada dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Galatasaray, Aslantepe projesiyle Trabzonspor’un ortaya koyduğu modele oldukça benzer bir adımı hayata geçirdi. Üstelik ciddi bir dirençle karşılaşmadan…

İşin en çarpıcı tarafı ise şu: Vizyon anlamında geri kalmadığı, hatta birçok konuda önüne geçtiği düşünülen Trabzonspor, kendi şehrinde aynı desteği bulamıyor.

Sonuç olarak ortaya çıkan tablo net: Trabzonspor bir proje ortaya koyuyor, ancak şehir henüz bu projeyi sahiplenme refleksini gösteremiyor. Bu da ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor: Trabzon, kendi değerine ne kadar sahip çıkıyor?

MUÇİ’DE KARAR TEKKE’DE

Trabzonspor’da Ernest Muci dosyası artık karar aşamasında. Sezon başında Beşiktaş’tan kiralanan oyuncu, sahada verdiği katkıyla “alınmalı mı?” sorusunu büyük ölçüde ortadan kaldırdı. Şimdi masada tek konu var: Bu iş yapılacak mı, yapılmayacak mı?

Tarih net: 10 Mayıs.
Şart net: 2.5 milyon Euro’ya yakın bir ödeme ve sürecin başlatılması.

Trabzonspor isterse bu transferi bitirebilir. Top tamamen yönetimde. Ama burada belirleyici olan isim Fatih Tekke. Tekke “alınsın” derse kaynak bulunur, süreç ilerler. “Bekleyelim” derse dosya rafa kalkar. Şu ana kadar net bir rapor yok. Ancak daha önce ufak ufak konuşmalar yapılmıştı.

Sahaya bakarsan cevap aslında verilmiş durumda. Muci bu sezon fark yarattı. Taraftarın gönlünü aldı, skor katkısı verdi, sorumluluk aldı. Böyle oyuncular için uzun uzun düşünülmez, hamle yapılır.

Ama işin diğer tarafı da var. Beşiktaş bu pazarlıkta geri adım atacak gibi durmuyor. “Tok satıcı” rolünde. Teknik tarafta ise Sergen Yalçın’ın oyuncuya mesafeli olduğu konuşuluyor. Bu da Trabzonspor için aslında bir fırsat penceresi.

Öte yandan gerçek şu: Trabzonspor önümüzdeki sezon 50’nin üzerinde maça çıkacak. Bu kadro derinliğiyle o yük taşınmaz. Orta saha başta olmak üzere takviye şart. Bu noktada Ruslan Malinovskyi ‘nin transfer edilmesi de boşuna değil.

Bu transfer bir tercih değil, bir test. Trabzonspor’da görüntü net şekilde gösteriyor ki, Fatih Tekke ne isterse ne talep ederse o oluyor ve olmaya devam edecek.