BAKAN TRABZON’DA…

AK Parti Trabzon İl Başkanlığı bugün teşkilatın en önemli istişare zeminlerinden biri olan İl Danışma Meclisi Toplantısını gerçekleştiriyor. Saat 14.30’da başlayacak toplantı, sadece teşkilat açısından değil, Ankara-Trabzon hattındaki temaslar açısından da dikkat çekici. Çünkü programa sıradan bir isim değil, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da dahil. Bayraktar’ın Trabzon programı ise oldukça yoğun. Bakan’ın ilk durağı İl Danışma Meclisi…

Saat 14.30’da teşkilatla buluşma var. Ardından klasik ama önemli bir adres… Trabzon Valiliği ziyareti… Sonrasında ise biraz daha “kapalı kapılar ardı” diyebileceğimiz bir bölüm başlıyor.

Mendirek Cafe’de kurum amirleri ve belediye başkanlarıyla toplantı yapılacak. Bu toplantı, sahadaki uygulamaların ve yerel yönetimlerin nabzının tutulacağı bir zemin olarak görülüyor. Günün finali ise siyasetten spora geçiş. Trabzonspor - Galatasaray maçı yani anlayacağınız; Hem teşkilat, hem bürokrasi, hem yerel yönetimler. Üstüne bir de derbi atmosferi, Trabzon bugün yine hareketli.

İKİ İSİM VE TRABZON SAHİLLERİ

Trabzon’da bir dönem sahil işgallerine karşı atılan adımlar yeniden hatırlanıyor. Şehirde uzun süre konuşulan iki isim var. Biri, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu. Diğeri ise eski Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu. Her iki isim de sahillerdeki kaçak ve izinsiz yapılara karşı sert bir tutum sergilemişti. Soylu döneminde, belediyelerin çeşitli nedenlerle müdahale edemediği yapılar valilik eliyle yıkılmıştı. Sahil hattındaki kaçak yapılar, siyasi ayrım gözetilmeksizin kaldırılmış, kıyılar yeniden halkın kullanımına açılmıştı. Yapılan işlemler nedeniyle farklı kesimlerden tepkiler gelse de geri adım atılmamıştı.

Benzer bir süreç Zorluoğlu döneminde de yaşandı. Özellikle Yalıncak ve Kaşüstü hattında, Ganita’da, halkın kullanımına ait alanlardaki işgaller kaldırılmış, sahil düzenlemeleriyle plajlar yeniden erişilebilir hale getirilmişti. Ancak planlanan bazı müdahaleler görev süresi tamamlanmadan hayata geçirilemedi. Bugün gelinen noktada ise sahillerle ilgili farklı bir tablo konuşuluyor. Daha önce kaldırılan ya da kaldırılması planlanan bazı yasa dışı yapıların belediyeye yakın isimlerin araya girmesi sonucu yasaya uydurulması için mücadele edildiği yeniden gündeme geldiği, kıyı hattında yeni tartışmaların başladığı iddia ediliyor.

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in bu alandaki yapılaşmaya karşı çıktığı ve yöneticilerine bu konuda bir rapor hazırlamaları gerektiği de ifade ediliyor. Yöneticiler her ne kadar bunlara göz yummasa da kendine bu yapıları hak görenler Sahillerin kullanımına ilişkin hassasiyet sürüyor. Gözler kıyılarda görevi olan tüm yerel yöneticilerde. Beklenti net: kıyıların korunması, işgallerin kaldırılması ve kamuya ait alanların yeniden herkesin erişimine açık tutulması. Konuları herkes biliyor, kimlerin devrede olduğunu da herkes biliyor, bunlar halktan kaçırılırsa tarihin bunları kara kalemle not edeceğini de. Trabzon’un sahillerine en başta valilik ve belediyeler olmak üzere gerçek sahipleri yani Trabzon halkını da sahip çıkmaya davet ediyoruz.

EKMEĞE NE KADAR ZAM OLACAK?

Trabzon’da ekmeğe zam gündemde. Aslında Türkiye’nin bir çok yerinde ekmeğe zam yapıldı. Bakıldığında Trabzon’da fırıncılar simite de zam yaptı. 75 gramlık simit, 15 TL oldu. Yani 200 gramlık ekmek ile aynı fiyat. Şimdi tekli ekmeğe de 15 TL veriliyor, simite de 15 TL. Doğal olarak bu durum ekmeğe de zam yapılacağının habercisi oldu. Ekmeğe en son zam geçen yıl yapıldı. O dönem tekli dediğimiz 200 gramlık ekmek 15 TL’ye, çiftli dediğimiz 400 gramlık ekmek ise 30 TL’ye çıkarılmıştı. Fırıncılara sorduğumuzda zammın eli kulağında olduğunu söylüyor. Hatta kimileri zam için başvuruda bulunulduğunu da ifade ediyor. Geçen sene ekmeğe yüzde 20 zam yapılmıştı.

Eğer bu sene de aynı simite yapılan zam gibi yüzde 20 zam yapılırsa ekmek bu kez 75 TL olan 1 kg’lık ekmek 90 TL’ye çıkacak. Bu durumda 200 gramlık ekmek de 18 TL’ye çıkacak. Bu durumda 2’lik ekmek de 30 TL’den 36 TL’ye çıkacak. Ancak konuşulan başka bir senaryoda ise 75 TL olan ekmeğin 87,5 TL’ye çıkacağı yönünde. Bu da yüzde 12,5’luk sam demek. Bu durumda 200 gramlık ekmeğin 17,5 TL’ye, 300 gramlık ekmeğin de 35 TL’ye çıkacağına işaret ediyor.

Bakalım hangi senaryo gerçekleşecek. Simite yapılan zam gibi yüzde 20 mi yoksa, daha düşük bir oranda mı? Ama zam haberi yakında geleceği net gibi duruyor.

BU KEZ SOHBET İÇİN KALDILAR…

Ortahisar Belediye Meclisi’nde dün öyle bir tablo vardı ki, “kısa ve öz” ifadesi bile yetersiz kalır. Toplamda 3 madde görüşüldü, sunumu da İmar Komisyonu Başkanı Can İhsan Bozbaş yaptı. Ama asıl dikkat çeken neydi biliyor musunuz? Toplantının süresi: 5,5 dakika. Evet yanlış okumadınız… Toplamda 5,5 dakika.

Hal böyle olunca mecliste bu kez gündem maddelerinden çok “ikram menüsü” konuşuldu. Çünkü klasikleşen kuru pasta bu kez yoktu. Yerine nostaljik bir dönüş yapıldı: Simit ve peynir. Ama orada da küçük bir “Zaman sorunu” yaşandı. Toplantının başında çaylar dağıtılmaya başlandı başlamasına ama meclis o kadar hızlı bitti ki, çaylar daha masalara tam ulaşamadan toplantı sona erdi. Yani özetle; Gündem bitti, kararlar alındı.

Ama çaylar yarı yolda kaldı. İşin ilginç tarafı ise şu. Meclis bittikten sonra kimse yerinden kalkmadı.
Bu kez meclis sıraları, resmi toplantı alanından çıkıp adeta bir “sohbet ortamına” dönüştü. Yani resmi gündem 5,5 dakika sürdü ama kulis kısmı daha uzun sürdü diyebiliriz. Bir başka detay. Ortahisar Meclisi Pazartesi günü devam edecek. Asıl yoğunluk ise Çarşamba günü başlayacak olan Büyükşehir Meclisi’nde olacak.

KİŞİLERİN DEĞİL KULÜBÜN YANINDA OLSAYDINIZ

Ve o gün geldi. Trabzonspor, ligdeki kader çizgisini belirleyecek maçta Galatasaray karşısına çıkıyor. Bu sadece bir maç değil; bir yol ayrımı. Ya “şampiyonluk yarışında ben de varım” denilecek ya da rota Avrupa’ya kırılacak. Ortası yok. Bu karşılaşma, sezonun özeti, hikâyenin düğüm noktası.

Ama sahadaki 90 dakikadan önce, saha dışı çoktan kaynadı. Başkan Ertuğrul Doğan çıktı ve açık açık konuştu. Eski kaptan Uğurcan Çakır konusunda kimsenin cesaret edemediği netliği ortaya koydu: “Bu ayrılık kulübün değil, oyuncunun tercihi.”

Bu cümle aslında tartışmanın fişini çekti. Çünkü o ana kadar bir “yumuşatma operasyonu” vardı. Camianın önde gelenleri, “tepki olmasın” dedi. Karşı cepheden, yani Galatasaray tarafı bile bu koroya dahil oldu. Şehir dışından fikir verenler, sosyal medya akıl hocaları, herkes konuştu… Ama sahaya çıkıp yük alan? Başkan ve taraftar.

Şimdi sorulması gereken soru şu: Uğurcan alkışlanmak zorunda mı? Milli takımda oynadı diye mi? Kulübe para kazandırdı diye mi? Peki o zaman aynı hassasiyet başka örneklerde neden yok?
Kerem Aktürkoğlu için aynı romantizm yapıldı mı? Ya da Volkan Demirel milli takım sürecinde nasıl uğurlandı, kimler alkışladı?

Futbol hafızası seçici çalışmaz. İşine geldiği gibi yazıp bozamazsın. Gerçek şu: Hiçbir oyuncu, hiçbir isim, hiçbir “kaptan” kulüpten büyük değildir. “Gitmese ne olurdu?” sorusu da boş bir romantizm. Trabzonspor bir oyuncuyla var olmadı, bir oyuncuyla yok olmaz. Bugün Uğurcan gider, yarın bir başkası çıkar. Bugün o yok diye boşluk oluşur, yarın Oulai Batagov doldurur. Çünkü mesele isim değil, sistem. Duygu değil, aidiyet. Ve en kritik nokta: Tepki, bu oyunun doğasında var.

Taraftar dediğin, sevdiğine de kızar, sahiplendiğine de hesap sorar. Hele ki “kaptan” dediği bir isim, gemiyi ilk terk edenlerden biri olursa… O tepkiyi “ayıp” diye etiketlemek, futbolun ruhunu hiç anlamamaktır. Keşke herkes bu süreçte tek bir yerde dursaydı: Kulübün yanında. Ama olmadı. Herkes kendi penceresinden konuştu. Kimisi duygusal, kimisi politik, kimisi tamamen hesap kitap…

Şimdi sahne sırası sahada. Eğer Trabzonspor kazanırsa? Dün konuşanların çoğu “yanlış anlaşıldık” diyecek. Klasik. Ama gerçek değişmez: Bu mücadeleyi veren iki taraf vardı — Başkan ve taraftar. Gerisi gürültü. Ve bazen… En net mesaj, en çok bağıranlardan değil, en dik duranlardan gelir.

ALGILARI BİTMEDİ

Başkan Ertuğrul Doğan, Galatasaray’ın Renato Nhaga transferinde “arkadan iş çevirme” iddiaları sonrası öyle bir hamle yaptı ki, bu artık sıradan bir rest değil; doğrudan bir kopuş ilanı. Trabzonspor yönetimi, Galatasaray ile tüm ilişkileri kestiğini net şekilde ortaya koydu. Bu sadece sözde kalan bir tepki değil, somut kararlarla desteklenen bir duruş haline geldi. Yıllardır gelenek haline gelen maç önü yemek organizasyonu iptal edildi. Yetmedi… “Nezaket” gereği tahsis edilen misafir locaları da kaldırıldı.
Protokolde yan yana olacaklar mı henüz belli değil. Bu da bugünkü maçın konusu.

Bu iki hamle, futbolun diplomasi kısmında ciddi bir kırılmaya işaret ediyor. Şimdi mesele şu: Bu bir “abartı” mı, yoksa gecikmiş bir refleks mi? Trabzonspor açısından bakıldığında bu kararlar, “biz artık eski Trabzonspor değiliz” mesajıdır. Yani sahada mücadele eden bir takımın, masa başında da edilgen olmayacağını ilan etmesidir. Ama tam bu noktada tanıdık bir senaryo devreye girdi…

Galatasaray cephesine yakın medya organları aynı anda düğmeye bastı. Ve servis edilen ortak söylem şu oldu: “Yemek daveti Trabzonspor’dan gelmişti.” Peki mantık? İlişkileri tamamen kopardığını açıklayan bir kulüp, neden aynı kulübe davet versin? Bu, futbol kamuoyunun zekâsıyla alay etmektir. Gerçek şu ki: Ortada bir kriz var ve bu krizin üstü, klasik yöntemlerle örtülmeye çalışılıyor. Gürültüyü artır, gerçeği boğ. Ama bazı gerçekler vardır ki değişmez: Trabzonspor bu kararı aldı. Net. Geri adım yok. Ve bu, sadece bir maçın değil, bir dönemin kırılma anı.