Eğer mutluluk, beklentilerimizle elde ettiklerimiz arasındaki mesafeyse; Trabzonspor taraftarının bugün bir kısmının mutlu, bir kısmının ise kızgın olması son derece normal.
Fakat son iki haftaya dönüp baktığımızda, hepimizin içinde ciddi bir hayıflanma var…
Söyleyeceklerim hiç kimsede hedef küçülttüğüm algısı yaratmasın; ne yalan söyleyeyim bir gözüm hâlâ şampiyonlukta. Dün akşam son saniyede yediğimiz golün yarattığı şoku, hayal kırıklığını ve taraftarlarımızın üzüntüsünü bir nebze dindirme çabasıdır benimkisi...
Bitime 4 hafta kala ligin 3. sırasında ve 4. ile 10 puan fark yaratmış birtakım olarak UEFA Avrupa Ligi’ne katılmayı henüz matematiksel olmasa da garantiledik diyebiliriz. Şampiyonlar Ligi’ne katılma yolunda, yani en azından 2. olma yarışında da oldukça iddialı bir konumdayız. İnanılmaz bütçe farklılıklarına, harcanan paralara rağmen...
Avrupa kupalarına katılabilmenin önemini bir yeterince idrak edemediğimiz kanaatindeyim. Avrupa’dan elde edilecek kazanımlar, çoğu zaman Türkiye Ligi şampiyonluğundan bile daha fazla olabilir.
Bir turnuvada elde edeceğiniz sıralamanın size kazandırdığı şey; marka değeri ve ekonomik güçtür. Açık konuşmak gerekirse bu iki unsur, Türkiye Süper Ligi’nde yıllardır ciddi şekilde örselenmiş durumda. Bu durumu ne kadar düzeltmeye çalışsak da dünya futbolunda yer edinmenin yolu, takımı uluslararası vitrine taşıyabilmekten geçiyor.
Bunu daha somut anlatmak gerekirse…
Geçtiğimiz sezon Norveç Ligi şampiyonunu sorsanız çoğu kişi cevap veremez. Ama Bodø/Glimt’i bugün herkes tanıyor. Neden? Çünkü son yıllarda Avrupa’da yaptıklarıyla herkesin odağında oldular.
Aynı şekilde Macaristan Ligi şampiyonunu sorsanız söyleyemem. Ama Ferencváros’un Avrupa’daki istikrarlı performansına herkes saygı duyar.
Futbol artık global bir sektör. Futbola yatırım yapan şirketler, scout ekipleri ve genç oyuncular tercihlerini yaparken sadece lig sıralamasına bakmıyor. Görünürlüğe, vitrine ve marka değerine bakıyor.
Bu sezon yaptığımız genç oyuncu transferlerimizin bizlere konuşturduğu ve hayal ettirdiği şeyler scout çalışmalarının önemini bir kez daha hatırlattı. Fakat siz bu alanda ne kadar güçlü olursanız olun, marka değerini yeterli seviyelere çekememişseniz, keşfettiğiniz genç oyuncu sizi tercih etmeyecektir.
İşte bu yüzden, yarışın hâlâ devam ettiği bu ligde, şu an cebimize ne koyduğumuzu iyi değerlendirmek zorundayız.
Ve şuna inanıyorum; Trabzon’un sınırları aşan futbol tutkusu, yeteneği ve enerjisi; doğru akıl, doğru planlama ve sağlam organizasyonla birleştiğinde, Trabzonspor, Avrupa’da da ciddi bir sıçrama yapabilecek potansiyele sahiptir.
Dün akşam özelinde Fatih Tekke, bazı oyuncular ve yönetim anlamında eleştirilecek noktalar elbette var. Bunları görmezden gelmek doğru olmaz.
Fatih Tekke geldiği gün ‘’Ben hiçbir zaman -mış gibi yapmayacağım.’’ Demişti. Maç sonu açıklamalarında yapılan hatayı kendi üzerine alarak bunu kanıtladı.
Şimdi önümüzdeki Türkiye Kupası maçı Samsunspor mücadelesine odaklanmak zorundayız.
İnşallah yıl sonunda müzemize en az bir kupa koyabiliriz…