Çocukluğumdan beri Tabansız Temel in yaptıkları anlatılır,heyecanla dinlerdik.Maçka liverada yıllarca yaşamış anne annem hem anlatır ,dinler hem ağlardı. Bunu derken ilave etmeden geçemeyeceğim bir husus Maçkali annem köyün ebesiydi ,ihtiyaç halinde diğer köylerede gider insanlara yardımcı olurdu. Kocakarı ilaçları dediğimiz bitkisel ilaçları yapar kırık çıkık her işe bakar tam bir Tabansız Temel kızıydı.Artık büyümüş Tabansız Temeli anladığım kadar dolaştığı hakim olduğu bölgeyi gezmek ,bastığı yerlere basmak ,lakabını aldığı kızılağaç kökünü görmek aldığı havayı, kokladığı çiçekleri ,yaslanıp uyuduğu kayayı görmek istiyordum.

İşe Armudun parça dediğimiz mezireden başladım. Klasik bir mezire evi her iki odada ateş yakmak için ocaklık (şömine değil) evde açık ateş yakmak için yer ocağı  duvarlarda bu gün niş dediğimiz duvar dolabı kapı ışıkları yüksek barastarları geniş kapıyı kapatınca hem mandal hemde duvara giren 10*10 kalınlığında kapı emniyeti olan bizim ev yeri dediğimiz bu günkü salon ama penceresiz bacalı ateş yanınca dumanı döne döne bacaya gidişini gördüğünüz, güneşin kiremit aralarından  dumana vurmasıyla şekil alan bir görüntü hala burnumda tütüyor. Siranderin sofasına çıktım . Karatavukların hışırtısı o ıssız yerde inanın insanı ürpertiyor. Sofadan hemen evin yan tarafındaki orak armudunu gördüm. Olgunlaşmış ballari akaydi yav.

Maçkali annemin sesini duyar gibiyim uşuğum silkema altina bi mislimanda geluda yer. (Ey gidi annem galdimi onlardan) Yan tarafta istavrit gariymişi etma oda ne siranderun altinda bileğder evet bu gün sırt çantası değil bileğder kullanmalıyım.Biraz karayemiş biraz armut sırtçantamı bırakıp bileğteri aldım.Mısır ekmeği ile istavrit gariymişi neda yenu yoğurtlan....Günlük çıkınımı hazırlamıştım . Evun başindan eski patikayı takip ederek ilk yerleşke olan mevlutun düze tabansız Temelin öldürüldüğü yere geldim. Hemen yan tarafta merek,köpek kulubeleri ahırı evi siranderi tam bir yaşam alanı . Beni komar gafullarının arasından izliyor hissine kapılmış kendimi dedesinin yanında ki torun yerine koymuştum. Yol boyu gomar ve gusbida gafulları manefter ifteri mavulluklardan geçerek mollanın mağara denen yere geldim. Saklanmak için çok uygun , sıkışınca kaçabileceğin attan çıkıp üstten inebileceğin korunaklı , Hohorların ve yarasaların yuvası,duvardan akan paslı su bana burada demir madeni olduğu hissi veriyor.

Mağarayı dolaştıktan sonra Güney meşeye Bir asırdan fazla zamandır ormanın bekcisi Gürgen ağacına doğru yola çıktım. Yol uzun süredir kullanılmadığından yer yer geçit vermiyordu. Biraz zorlansamda Anıt ağaca kadar gelebildim. Nescafe içmeliydim Jetboil icat olmamıştı ama olsun gara ateşin imanına gideyim. Ateş yakmaya uygun bir yer bulmak zor olmamıştı. Bakırdan özel yapım kahve pişiricim ne güne dururdu. Közün üstüne attım 10 dakikada sıcak su hazırdı. Bir taraftan kahvemi içerken bir taraftanda bu ağacın altında nice faniler gelmiş geçmiş oturmuş kaç tane nene arkasında ifderi yükü akşama ne pişireceğim diye düşünmüştür. Kahvem yarılamış terim kurumaya ve soğuğu hissetmeye başlamıştım. Kalkma zamanı bileğderumi sırtıma ben yola … Eski mezireler arasından geçip bir su gurnisunun yanına vardım. Burası her mavulposa giderken ve dönerken su içtiğimiz yer. Denizi görmeme az kalmıştı. Hızlı adımlarla Mavulpos boğazına çıktım. Dağın bir karafı alaca karanlık diğer tarafı ise aydınlık ……

Manzara görülmeye değer. Çocukluğumdaki simalar gözümün önünden geçiyor.Akşam olmaya başlamış denizin üzerindeki alaca karanlık kaybolmaya başlamıştı. Kendime yatacak bir yer bulmalıydım.Yürü git şeytan gözün kör olsun. Dışarıda sığınak yapmaya karar verdim. Bu günkü tarptent mantığı. Hem denizi hemde mesohor deresini tepeden görecek bir yer buldum. Çadır yok bir naylon parçası buldum. Ağaç dallarından yarım çatı yapıp üstüne naylonu attım. Arkamı kayaya dayadım önümde ateş yaktım. Artık oldukça güvenli bir korunak yapmıştım.Etraftan topladığım ifteri ve manefterlerden yatak yaptım. Çok da güzel olmuştu. Artık yemek(namna) zamanı.. Kuymak yapmak için malzemem hazırdı. Kaymak,mısır unu iki günlük imansız peynir. Ateş oldukça közlenmişti. Patatesleri köze gömdüm. Ama suyum bitmişti en yakın su 10 dakikalık yolda karanlık ve yabani hayvan sesleri arasında suyumu da tedarik etmiştim. Kuymak hazırdı. Suyuda kaynattım. Karayemiş mısır ekmeği..devam Yediğim en güzel akşam yemeklerinden biri idi. Hele orak armudunun sulanıp yerken kolumdan aşağı akmasıyla oluşturduğu reyha…….

Ateşin yansıttığı ışık dışında hiçbir ışık yoktu 23:00 da ay buluttan çıktı. Hava soğumuştu ateşe attığım gürgen odunları bir taraftan ısıtırken diğer taraftan üşüyordum. Sabaha doğru Kurt ulumalarıyla uyandım. Aynı zamanda sabah ezanı okunuyordu. Çok uyumamıştım ama kalkıp ateşi yakmak zorundaydım Fincanımı sıcak su duldurup ligarba yapraklarından çay yaptım. Eski sabuncigil zeytinyağları tenekesinden su kaynatma kabı yapmıştım. Dağda gügümden daha kullanışlıydı. Kahvaltım akşamdan kalma kuymak ve şigarba çayı buyursun dostlar. Toparlandım gitme zamanı çadır toplamamak ne güzel şey oluğu gibi bırakıp gidiyorsun. İlk durağım Tabansız Temelin topuğunu ayının yediği yer.

……O gün ayı avına çıkmıştı Temel dedem. Amacı ayı öldürmek değil ayı yağı ayı derisi ve tırnaklarını ilaç olarak kullanmak derisini giymek hayati idame yani. Bir kızılağaç gozotuna çıkıyor etrafta ayı var mı diye meğer ayının yuvası altında kütüğün.Ayı alttan çıkıp çaruktan Temelin topuğunu alıyor topuk ayının ağzında tüfek temelin elinde 5 li ender bulunan mavzer o güne kadar düşmana karşı sıkılan kurşun ayıya sıkılıyor. O anda bile kendini kurtarıyor 5 yavrusu ayıyı emiyor. Tabansız Temel lakabıda buradan geliyor. Ayı yavrularını alıyor ve armudun parçaya geliyor. Yıllarca bakıyor onlara Maçkalı annem . Mübadele yıllarına kadar Mecburi olarak köyü terk edince ayılardan bey haber…Tabansız Temel Hiçbir zaman bölgeyi terk etmemiş kanının son damlasına kadar bölgeyi savunmuş.Taki bedeni boynundan ayrılana kadar………

Bu anekdottan sonra ; Şana ırmağına inişe geçtim amacım goklizluk sırt dönüp beşik boğazına varmaktı. Şana ırmağından sonra orman içi patikadan cangıllar kuş sesleri meşe hışırtıları ve çayır biçip mani söyleyen ince sesliler arasından geçerek beşik boğazına vardım. Demene Rafet ağamun emeklerine uğramadan geçmek olmazdı.Kapının önünde horuldayan su gözesi küp armutları arasından geçerek markarun düze ulaştım Güneş tepeye varmış orman ağaçları arasından süzülerek ormana mistik bir hava veriyordu. Tameriza yaprakları büyümüş lahana kadar olmuştu. Biraz haşlasam fena olmaz tazelerinden topladım gürül gürül akan suda yıkayıp açık ateşte haşlayıp kavurdum. Değişik bir lezzet ama her damağa uygun değil. Gomar gafullarınun arkasında siesta zamanııııı.Ne kadar uyumuşum bilmiyorum ama çakalların oynaşmasıyla uyandım. Akşam yaklaşıyordu bileğderumi sırtıma atıp Temelun Sirt  denilen yere doğru hareket ettim. Temelin sirt Tabansız temelden adını almış hakim bir tepe. Neredeyse bütün Trabzon ayaklarının altında akşam olmadan kendime sığınak yapmalıyım. Ligarba gafulları arasında hakim bir köşede fazla uğraşmadan bir sığınak yaptım. Günün yorgunluğundan olacak hemen uyumak istiyordum istemediğim kadar ifteri vardı sağolsun Ahmet ağa hazırlamış. Ateşimide yaktım uyuya kalmışım . Sabah üşüyerek uyandım. Ligarba çayı ve kokmuş yayla peyniri bayat ekmekten oluşan kahvaltıdan sonra garanluk yataktan lapazaluğa doğru yetimlerun meziresi istikametinden indum. Zihni ağa kapıda kış soğanı hasatı ile uğraşıyordu. Biraz muhabbet ettik. Bana nasihat etti uşak bizden sonra dağlaraı yalnız bırakma tek umudum sensin ..Nur içinde yat  Zihni ağa….

Lapazaluğa geçtum .Hızlı adımlarla karaağaç meziresinden inerken Ahmet amcayı rasladım. Dağlara iz yapmış Trabzon'dan Erzincan'a yürüme gitmiş duayen anlayacağınız. Biraz konuştuk bana dedemi anlattı.  Böylecede bir keşif ve kampın sonuna gelmiş olduk.

Nur içinde yatsınlar. 

Yapmadan Dönme

*Mollanun mağara ve Tabansız Temel harabelerini ziyaret etmeden

*Mavulposda geceleyip sabaha karşı kurt sesi dinlemeden

*Markarun düzde tameriza kavurması yemeden

*Temelin sırtta ligarba çayı içmeden

*Karaağaçta armut yemeden
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Celal Kazanci 5 yıl önce

Temel benım dedemın babası ve benım maçkalı teysem hepisinin mekanı cennet olsun özledim bizim köylerı mezırelerı yaylaları

Avatar
suat öründü 5 yıl önce

imdatım güzel bir macera olmüş okurken sanki senınleydim bu gezilerin hiç durmadan devamını diliyom selamlar

Avatar
meftun 10 ay önce

heralde, tabansız temel hepimizin dedesi. bizde onun hikayelerinle büyüdük ama bi farklı hikayesini biliyoruz mackali değil yomrali olarak biliyoruz. belkide fazla var tabansız temellerden.. Allah yerlerinde dinlendirsin...